1961 Anayasası yazısına puan ver :
1 Puan2 Puan3 Puan4 Puan5 Puan6 Puan7 Puan8 Puan9 Puan10 Puan | 8,00 / 10 | 13 kisi / 104 puan verdi.
Loading ... Loading ...
Bu siteyi beğendinmi?

1961 Anayasası
27 Mayıs 1980 da başta bulunan iktidarı bir askeri hareketle deviren subaylar grubu örgütlenerek, kendilerine Millî Birlik Komitesi adını vermişlerdir. Millî Birlik Komitesi; kısa bir süre sonra, bir kanun yaparak, 1924 Anayasası’nın bazı hükümlerini değiştirmiş veya yürürlükten kaldırmıştır. 12 Haziran 1960 tarihli ve sayılı bu kanuna ”Geçici Anayasa” da denilmiştir. Bu geçici Anayasa’ya göre, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne ait hak ve yetkiler, bu kanundan sonra, Millî Birlik Komitesi’ne geçmiştir. Millî Birlik Komitesi, 27 maddelik bu kanun uyarınca, bir bakanlar kurulu oluşturmuştur. Bu sıralarda, yeni bir Anayasa yapılması çalışmalarına başlanmıştır.
Milli Birlik Komitesi bir takım üniversite öğretim üyelerinden bir komisyon oluşturmuş ve onu yeni Anayasa’yı hazırlamakla görevlendirmiştir. Bu komisyon bir anket hazırlıyarak, çeşitli kuruluşlara gönderip, yeni Anayasa hakkında görüşlerini almıştır. İstanbul Komisyonu adı verilen bu komisyonun çalışması uzayınca, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi öğretim üyeleri kendi aralarında bir Anayasa komisyonu kurarak, bir Anayasa tasarısı hazırlamaya başlamışlardır. Daha önce bitirilen bu tasarı, Millî Birlik Komitesi’ne sunulmuştur.
Bu sırada, memleketimizde ”Kurucu Meclis” adıyla bir meclisin kurulması ve Anayasa’yı bu meclisin hazırlaması görüşü ortaya atılmıştır. 13 Aralık 1960 tarih ve 157 sayılı yasayla Kurucu Meclis oluşturulmuştur. Bu oluşturulan Kurucu Meclis, iki meclisten meydana getirilmiştir: Birincisi meclis 27 Mayıs 1960 hareketini yapan subayların oluşturduğu Milli Birlik Komitesi, ikincisi ise Temsilciler Meclisi’dir.

Temsilciler Meclisi halk tarafından seçilmemiş, bir takım kuruluşların, içlerinden seçip gönderdikleri temsilcilerden oluşmuştur. Bu Meclis 6 Ocak1961tarihinde Ankara’da toplanarak çalışmalarına başlamıştır. Meclisin içerisinden seçilen bir Anayasa Komisyonu, bir Anayasa tasarısı hazırlamış ve bu tasarı, Temsilciler Meclisinde görüşülmeye başlanmıştır. Burada kabul edilen tasarı Millî Birlik Komitesi’ne gönderilmiş, fakat Temsilciler Meclisi’nin kabul ettiği tasarının bir çok maddeleri, Millî Birlik Komitesi tarafından reddedilerek, tasarı geri yollanmıştır. Sonuçta yeniden tartışılan tasarı 4 Nisan 1961de kesin şeklini almıştır. 9 Temmuz 1961 de halk oylamasına sunulan bu tasarı, oylamaya katılanların % 61,5 inin olumlu oylarıyla kabul edilmiştir. 20 Temmuz 1961 tarihli Resmi Gazete’de Türkiye Cumhuriyeti Anayasası adıyla yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.

1961 Anayasası’nın Özellikleri
6 kısım, 157 madde ve 22 geçici maddeden oluşan 1961 Anayasası bir takım yeni düzenlemeler getirmiştir. 1924 Anayasası’nda bulunmayan bu yeniliklerin başlıcaları şöylece özetlenebilir:

a) Siyasal Partiler: Türk tarihinde ilk kez 1961 Anayasasının 56 ve 57. Maddelerinde siyasal partilerle ilgili hükümler getirilmiştir. Buna göre, siyasal partiler, ister iktidarda, ister muhalefette olsunlar, demokratik siyasal yaşamın vazgeçilmez unsurlarıdırlar. Partiler, önceden izin almadan kurulur ve serbestçe çalışırlar. Vatandaşlar, siyasal parti kurma, partilere girme ve çıkma hakkına sahiptirler. Yalnız, kurulacak siyasal partilerin tüzükleri, programları ve çalışmaları, insan hak ve hürriyetterine dayanan, demokratik ve laik cumhuriyet ilkelerine devletin, ülkesi ve milletiyle bölünmezliği temel hükmüne uygun olmak zorundadır. Bunlara uymayan partiler Anayasa Mahkemesi’nce temelli kapatılır.

b) Kanun hükmünde kararname: Anayasa madde 64, fıkra 2-6 belli konularda, kanunla Bakanlar Kurulu’na kanun hükmünde kararnameler çıkarma yetkisinin verilebilmesini öngörmüştür. Bu kanuna dayanılarak çıkarılan kararnameler, daha sonra Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulurlar. Yayınlandıkları gün Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulmayan kararnameler ile Türkiye Büyük Millet Meclisi’nce reddedilenler, bu karar Resmî Gazete’de yayınlandığı gün yürürlükten kalkar.

c) Milli Güvenlik Kurulu: 1961 Anayasası 111. maddesiyle millî güvenlik ile ilgili kararların alınmasında ve koordinasyonun sağlanmasında gerekli temel görüşleri Bakanlar Kurulu’na tavsiye etmekle görevli bir organ kurmuştur. Milli Güvenlik Kurulu adıyla anılan bu organ Başbakan, Genel Kurmay Başkanı, kanunun gösterdiği Bakanlar ile Kuvvet Komutanları’ndan oluşur. Kurula Cumhurbaşkanı, onun bulunmadığı zamanlar Başbakan başkanlık eder.

d) Yönetmelikler: Anayasa 113. maddeye göre, bakanlıklar ve kamu tüzel kişileri, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla yönetmelikler çıkarabilirler. Yönetmelikler Resmi Gazete’de yayınlanır. Yürütme organının çalışmasını kolaylaştıracak normlar olan yönetmeliklere içinde yer vermekle 1961 Anayasası bir yenilik getirmiştir.

e) Üniversiteler: Önceki Anayasa’da yer almıyan üniversiteler, bir özerk kamu tüzel kişisi olarak, bu Anayasa’nın 120. maddesiyle düzenlenmiştir.

f) Türk Radyo Televizyon Kurumu: Türk Radyo Televizyon Kurumu (TRT) ve haber ajansları Anayasa’nın 121: maddesinde, devlet eliyle kurulan ve yönetimleri tarafsız bir kamu tüzel kişiliği şeklinde, yasayla düzenlenen kuruluşlar olarak tespit edilmiştir.

g) Kalkınma Plânı ve Devlet Plânlama Teşkilatı: Anayasa’nın yapılmasından önce 30 Eylül 1960 tarihli yasayla kurulan Devlet Plânlama Teşkilâtı’na Anayasa’nın 129. maddesiyle Anayasa içerisinde yer verilmiştir. Böylece, gerek Kalkınma Planı ve gerekse Devlet Plânlama Teşkilâtı anayasal kurumlar haline gelmiştir.

h) Doğal zenginlik kaynaklarının aranması ve işletilmesi: Anayasa madde 130 petrol, doğal gaz, çeşitli madenler gibi doğal zenginlik kaynaklarının devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğunu, bunların arama ve işletme hakkının devlete ait olduğunu tespit etmiştir. Bu konularda özel teşebbüsün çalışabilmesi, kendilerine devlet tarafından izin verilmesine bağlı kılınmıştır.

i) Ormanlara ve orman köylüsünün korunması ve geliştirilmesi: Anayasa madde 131 e göre, devlet ormanların korunması için gerekli tedbirleei alır. Bütün ormanların gözetimi devlete aittir. Devlet ormanları, kanuna göre devletçe yönetilir ve işletilir. Devlet ormanlarının mülkiyeti, yönetimi ve işletilmesi özel kişilere devrolunamaz. Yanan ormanların yerinde yeni orman yetiştirilir ve bu yerlerde başka çeşit tarım ve hayvancılık yapılamaz.

j) Yüksek Savcılar Kurulu: Anayasa madde 137 fıkra 2, savcıların özlük işleriyle ve disiplin cezaları hakkında karar verme yetkisine sahip Yüksek Savcılar Kurulu oluşturmuştur. Yüksek Savcılâr Kurulu Adalet Bakanının başkanlığında Cumhuriyet Başsavcısı, Yargıtay Ceza Daireleri Genel Kurulunca seçilen üyeler ile Adalet Bakanlığı Müsteşarı ile Özlük İşleri Genel Müdüründen kurulur.

k) Askeri Yüksek İdare Mahkemesi: Anayasanın Danıştayla ilgili 140. maddesinde 22 Eylül 1971 tarihinde yapılan bir değişiklikle eklenen son fıkra Askeri Yüksek İdare Mahkemesi adı altında, asker kişilerle ilgili idarî eylem ve işlemlerin yargı denetimini yapmak üzere bir yüksek mahkeme kurulmuştur.

I) Yüksek Hâkimler Kurulu: Anayasa madde 143 ve 144 yeni bir organ olan Yüksek Hâkimler Kurulu’nu düzenlemektedir: Bu Kurul, Yargıtay tarafından, kendi üyeleri arasından seçilen 11 asıl va 3 yedek üyeden oluşur. Kurul adliye mahkemelerinin hakimlerinin özlük işleri hakkında kesin karar verir. Bir mahkemenin , veya hâkimin kadrosunun kaldırılması veya mahkemenin yargı çevresinin değiştirilmesi Kurul’un uygun görmesine bağlıdır.

m) Anayasa Mahkemesi: Anayasa’nın 145-152. maddelerinde yeni bir yargı organı olan Anayasa Mahkemesi düzenlenmiştir. Kanunların ve Türkiye Büyük Millet Meclisi içtüzüklerini Anayasaya, Anayasa değişikliklerinin de Anayasa’da gösterilen şekil şartlarına uygunluğunun denetlemek üzere kurulan bu yüksek mahkeme 1961 Anayasası’nın getirdiği önemli yeniliklerden biridir.

Sonuç
Türkiye’nin 1808 den başlayıp, 1961 e kadar gelen, 153 yıllık bir siyasal gelişme süreci vardır. Bu gelişme, 1961 Anayasası ile o zamana kadar özlenen hedefine varmıştır. Özlenen hedef, Atatürk’ün de özlemi olan: çoğulcu, özgürlükçü, demokratik rejimdir. Bununla beraber, Anayasa’nın kabulünden kısa bir süre sonra bir kesimin yeni Anayasa’ya karşı durum aldığı görülmüştür. Bu kesim 27 Mayıs 1960 hareketiyle iktidardan devrilen Demokrat Parti’nin temsil ettiği kesimdir. Ülkenin iki ana partisinden biri olan Demokrat Parti’nin yandaşlarının, 1961 Anayasası’nın yapımında dışlanmış olmalarının, bu tutumda payı bulunduğu inkar edilemez. Çoğulcu, özgürlükçü, demokratik rejimlerin işleyebilmesi, Anayasa’dan çok konsensüse dayanır. Ülkenin belli başlı siyasal güçlerinin, temel ilkelerinde birleşmedikleri bir sistem, nasıl Anayasa yapılırsa yapılsın işletilemez.

Daha yukarıda da değindiğimiz gibi, 1961 Anayasası’nın ifrata kaçan düzenlemeleri, aksayan yönleri vardır. Bu noktalar düzeltilerek Anayasa’ya işlerlik kazandırılabilir. Türkiye’nin 12 Eylül 1980 arefesindeki perişan duruma gelmesinin tek sorumlusu Anayasası değildir. O halde, yeni sistemler, yeni formüllerle sorunların çözümleneceğini sanmak, bunları çok basite indirgemek olur. En önemli nokta, ülkenin belli başlı sosyo-politik güçlerinin üzerinde anlaşacakları bir metni ortaya koyabilmektir. Bu grupları dışlayarak, konsensüs aramadan, hazırlanacak bir Anayasa ne denli mükemmel olursa olsun, uzun ömürlü olamaz.

1961 Anayasası, 1961 Anayasası Hakkında Bilgi, 1961 Anayasası ile ilgili bilgi, 1961 Anayasasının Özellikleri, 1961 Anayasasının Özellikleri Nelerdir, 1961 Anayasasının Özellikleri Nedir,

Bu yazıda aradığınız konu yoksa soruyu yazın paylaşılsın ve eklensin