Ankaranın Başkent Olmasının Nedenleri yazısına puan ver :
1 Puan2 Puan3 Puan4 Puan5 Puan6 Puan7 Puan8 Puan9 Puan10 Puan | 4,33 / 10 | 3 kisi / 13 puan verdi.
Loading ... Loading ...
Bu siteyi beğendinmi?

Ankaranın Başkent Olmasının Nedenleri
Merkez olarak Ankara’nın seçilmesi sadece o zamanki müdafaa durumunun bir neticesi değil, Misakı Millî prensiplerine göre gerçekleşmesine çalıştığımız yeni ülke için en uygun merkez oluşudur. Bugünkü konferansın da esas konusu budur.

Başta da belirttiğimiz gibi siyasi iktidar nüfus topluluğu ile yakından ilgilidir. Devlet merkezinin nüfus topluluğunun çekirdek teşkil ettiği yerde, yahut da toplulukları birbirine bağlayan bir noktada da bulunması gerekir.

Bir nüfus dağılışı haritasına baktığımız zaman ülkemizde nüfusun bazı yerlerde sık, bazı yerlerde seyrek olduğunu görürüz. Kuzey Anadolu’da devamlı bir kesafet göze çarpar. Doğuda kıyı boyuna sıkışan bu kesafet ortada Yeşil ve Kızılırmak havzasında içerilere sokulur. Bu kesafet bölgesinde köy kalabalığı hâkimdir.

Marmara çevresi de ülkemizin kalabalık bölgelerinden sayılır. Burada kesafet kıyılara inhisar etmez, İç Anadolu’ya doğru sokulur, İstanbul gibi karışık unsurları ihtiva eden en kalabalık şehrimiz buradadır. Marmara kesafeti güneyde Ege kesafetiyle birleşir. Bu kesafet de kıyı boyundan ziyade iç ovalarda kendini gösterir ve İç Anadolu’ya doğru sokulur.

Ankara, bu devamlı kesafetlerin ortasında ve Kuzey Anadolu kesafet bölgesinin hemen yakınındadır. Diğer kesafet bölgelerinden Adana, Hatay, Diyarbakır Mardin ve Erzurum Kars kesafetlerine de nisbeten yakın durumdadır.

Kurum Başkanımız Profesör Şevket Aziz Kansu’nun vaktiyle yapmış olduğu “Tefekkür Coğrafyası” araştırmasında da Osmanlı fikir hayatında da Kuzey Anadolu’nun bu mühim rolü belirtilmişti. Onu burada hatırlatmak isterim.

Ankara’nın Yol Bakımından Durumu
Şüphesiz devlet merkezinin büyük vazifelerinden biri bu toplulukları birbirine yaklaştırmak, sıkı bağlarla bağlamaktır. Meselâ Fransa’da bu merkezi bulmak pek kolaydır; fakat ülkemizde bu merkezi bulmak için esaslı incelemelere lüzum vardır.

Bu hususta bir karara varmak için her şeyden önce ana yolları incelememiz gerekir. Yolları mütalâa ederken de yeryüzü şekillerini gözönünde bulundurmalıyız. Ülkemizin kıyı boyları dağlıktır; Ancak kenar dağlarının içe bakan kısımlarında tabiat bize iyi yol yapma imkânını vermiştir. Sahil boyları, yolların geçmesine pek elverişli değildir. Hususiyle karlı ve yağmurlu mevsimlerde bu yollarda gidiş ve geliş güçleşir.

Orta Anadolu hafif dalgalı ve yağışı az olan bir sahadır. Buranın bir hususiyeti de büyük kesafet bölgelerine tabiî kapılarla bağlanmasıdır; Eskişehir kapısiyle Marmara çevresine, Afyon kapısiyle de Ege’ye açılır, İnönü ve Dumlupınar harpleri bu kapıları elde etmek için yapılmıştır.

Orta Anadolu Gülek boğaziyle Adana ve Hatay topluluğiyle, Doğuda da Diyarbakır Mardin kesafetine, ayrıca Erzurum ve Kars kesafetine de çeşitli yollarla bağlıdır. Orta Anadolu aynı zamanda Amasya üzerinden Samsun ve Karadeniz’e de bağlanmış bulunmaktadır.

Türkiye, devlet merkezini kalabalık sahalardan birinin ortasında kurmuş olsaydı diğer kesafetlerle bağlılığı güçleşecekti. Hele İstanbul, İzmir gibi sahil şehirleri bu aralık hiç bahis mevzuu olamazdı, çünkü bu devirde bütün devletler merkezini kıyıdan iç bölgeye çekiyordu. Sovyetler Birliği merkezini Leningrad’dan Moskova’ya, Avustralya Sydney’den Kanberra’ya, Hindistan Calcutta’dan Yeni Delhi’ye çekmişlerdi. Devlet merkezinin kıyıda olması, denizden gelecek tecavüzlere açık bulunması hiçbir ülkede caiz görülmüyordu.

Ankara’nın İklimi
Coğrafî durum ve yol bağlılığından sonra devlet merkezi için ehemmiyetli bir vasıf iklimdir, insan enerjisi birçok şartların neticesidir ve iklim bu şartların en önemlisidir. Bugün orta iklimde, uzun süren sıcak veya soğuk devreler yoktur. Bu bölge üzerinde çeşitli rüzgârlar eser, yağış getirir, ferahlatıcı değişikliklere sebep olur. Bu iklimde yaşıyanlar yer yüzünün enerjik insanları sayılır. Bunlar uygarlıkta başta geldikleri gibi kuvvetli devletler de kurmuşlardır.

Türkiye dar bir enlem çerçevesi içinde bulunmakla beraber ülkemizde İskenderiye’den Moskova’ya kadar uzanan geniş sahadaki iklim özellikleri bulunur. Çeşitli iklimlere sahip olmak bir ülke için büyük kazanç sayılır. Ankara iklimi insan enerjisi üzerinde iyi tesir yapan bir iklimdir. Sıcak yaz ayları hariç Ankara iklimi Viyana iklimine benzetilebilir. Sadece benzerlik.. yoksa yer yüzünde bir iklimin aynı, başka bir yerde bulunmaz.

Devlet Merkezi ve Deniz
Payitaht deniz kenarında bulunmasına ve zaman zaman Ak ve Karadeniz’e hâkim olmasına rağmen Osmanlı devleti esaslı şekilde denizci olamamıştır. Fakat başkent Ankara olduktan sonra milletin ve devletin denizle ilgisi artmıştır. Son zamanlarda kıyı şehirleri iç şehirlerimiz kadar gelişmemekle beraber başkent halkının denizle yakından ilgisine şahit olmaktayız. Hemen bütün plajların onlar tarafından veya onlar için kurulmuş olduğunu görürüz. Bunu balıkçılık hareketleri, ondan sonra da denizyolları faaliyetinin geliştirilmesi beklenir. Başkent halkındaki deniz, hasretinin Türkiye halkının denizle ilgisini daha da arttıracağına inanıyorum.

Mustafa Kemal Paşa, Erzurum, Sivas Kongrelerinden sonra 27 Aralık 1919 günü Temsilciler Kurulu üyeleriyle birlikte Ankara’ya geldi.

O zamana kadar Osmanlı İmparatorluğu’nun başkenti İstanbul idi. Osmanlı Mebusan Meclisi son kez 12 Ocak 1919′da İstanbul’da toplandı. 16 Mart 1919 günü İngilizler İstanbul’a girdi. Önce meclisi bastılar. Bu olay üzerine birçok milletvekili Anadolu’ya geçti. Yakalananlardan çoğu tutuklandı. Artık Osmanlı Mebusan Meclisi’nin İstanbul’da toplanma olasılığı kalmamıştı. Milletvekillerinin toplanacağı ve ülkenin yönetileceği bir başkent gerekiyordu.

Ankara, Anadolu’nun ortasında, savaş cephelerine eşit uzaklıkta bir kentti. Savaşın yönetimi ve haberleşme, Ankara’dan kolaylıkla yürütülürdü. Dağılan Osmanlı Mebusan Meclisi üyeleri ile Sivas ve Erzurum Kongreleri’nde seçilen temsilcilerin bir yerde toplanması gerekiyordu. Bu nedenle 19 Mart 1919 günü Mustafa Kemal Paşa kimi illere ve komutanlıklara bir genelge gönderdi. Bu genelgede özetle; “Osmanlı Devletinin yaşamı ve egemenliğinin sona erdiği” bildiriliyor, “Türk ulusu kendi yaşamını ve bağımsızlığını koruyacaktır.” deniliyordu. Bu genelgeden sonra temsilcilerle Osmanlı Mebusan Meclisi’nden gelen üyeler Ankara’da toplanmaya başladılar. Ankaralılar onları coşkuyla, sevinçle, sevgiyle karşıladı.

Türkiye Büyük Millet Meclisi 23 Nisan 1920 günü, Ankara’da açıldı. Meclis, ilk oturumunda Mustafa Kemal Paşa’yı başkan seçti. Mustafa Kemal Paşa bundan sonra ülkeyi kurtarma çalışmalarını Anadolu’nun bu küçük kentinde sürdürdü. Ulusal Kurtuluş Savaşı’mızın planları bu yoksul kentte hazırlandı. Savaşın başarıya ulaşması için düzenli ordular kuruldu. Bu ordular İnönü’de, Sakarya’da, Dumlupınar’da düşmanı bozguna uğrattı. 30 Ağustos 1922′de kazanılan Başkomutanlık Savaşı ile Kurtuluş Savaşı’mız tamamlandı.

Yurdumuz düşmanlardan kurtulduktan sonra 13 Ekim 1923 günü İsmet Paşa ve dört arkadaşı Ankara’nın başkent olması için Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne yasa önerisi verdiler. Öneri mecliste oylandı, kabul edildi. Böylece Ankara yeni Türkiye Devleti’nin başkenti oldu.

Başken, ülkenin yönetim merkezidir. Büyük Millet Meclisi, devlet başkanı, başbakanlık, bakanlıklar, yüksek yargı organları, başkentte bulunur.

Ankara başkent olduktan sonra gelişti. Modern yapılar, büyük apartmanlar yapıldı. Yüksek okullar, üniversiteler açıldı. Fabrikalar, yeni iş yerleri kuruldu. Kent kısa sürede büyüdü, genişledi.
Ankara bugün nüfus yoğunluğu bakımından yurdumuzun ikinci büyük kentidir.

Her yıl 13 Ekim günü Ankara’nın başkent oluşu, düzenlenen büyük törenlerle kutlanır. Ankara Kalesi’nde başlayan bu törene özel giysileri içinde seymenler, öğrenciler, çeşitli dernek temsilcileri katılırlar. Törende yapılan konuşmalarda Ankara’nın başkent oluşunun anlam ve önemi belirtilir.

Ankaranın Başkent oluşu, Ankaranın Başkent olması, Ankaranın Başkent olmasının nedenleri, Ankaranın Başkent olmasının sebepleri nelerdir, Neden Ankara Başkent olmuştur, Ankara ne zaman başkent olmuştur,

Bu yazıda aradığınız konu yoksa soruyu yazın paylaşılsın ve eklensin