Atatürkün eğitime verdiği önem yazısına puan ver :
1 Puan2 Puan3 Puan4 Puan5 Puan6 Puan7 Puan8 Puan9 Puan10 Puan | 8,37 / 10 | 175 kisi / 1.465 puan verdi.
Loading ... Loading ...
Bu siteyi beğendinmi?

Atatürkün eğitime verdiği önem
Atatürk, kurduğu modern devletin devamlılığının, modern ve çağdaş bir eğitimle mümkün olabileceğini düşünüyordu. Bu nedenle Birinci Dünya Savaşı yıllarından başlayarak, çeşitli vesilelerle öğretmenlere ve halka seslenmiş, eğitimle ilgili konuşmalar yapmıştır. Okulları ziyaret etmiş, derslere girip öğretmenleri izlemiş ve onların kendilerini geliştirmesine önem vermiştir. Atatürk ün eğitime verdiği önem ve bununla gerçekleşen olumlu gelişmeler, diğer milletlere de örnek olmuştur.

Atatürk ün de bizzat içinde bulunduğu eğitim seferberliğinde çok kısa sürede önemli gelişmeler sağlandı. Halkın okuma-yazma seviyesini yükseltmek ve halka yeni harfleri öğretmek için millet mektepleri açıldı. Böylece, topyekun bir okuma yazma seferberliği başlatıldı. Bunlara bağlı olarak, askerliklerini onbaşı ve çavuş olarak yapanların eğitici olarak katıldıkları eğitmen kursları ve köy öğretmen okulları açıldı. Bu okullarda, temel eğitimin yanı sıra, köylümüzün temel ihtiyacı olan tarım bilgileri ve marangozluk, demircilik, duvarcılık gibi el sanatlarının öğretilmesine önem verildi.

Ayrıca 19 Şubat 1932 de yine bu eğitim seferberliğine bağlı olarak, büyük merkezlerde Halkevleri, küçük merkezlerde ise Halkodaları kuruldu. Bu kurumlar, çalışmalarına 9 ayrı alanda faaliyet göstererek başlamışlardır.
Halkevlerinin Çalışma Alanları
1- Dil, edebiyat, tarih
2- Güzel sanatlar
3- Temsil
4- Spor
5- İçtimai yardım
6- Halk dersaneleri
7- Kütüphane ve neşriyat
8- Köycülük
9- Müze ve sergi alanlarıdır.

Halkevleri;
okullarını bitiren vatandaşlarımızın, okul sonrası da kültür seviyelerini yükseltmek, Atatürk ilke ve inkılaplarını halka anlatmak için de görev yapmıştır. Sonraki yıllarda bir siyasi partinin etkisiyle faaliyetlerini sürdürmeye başlayan Halkevleri, çok partili hayata geçişten sonra kapatılır. 1960 yılından sonra, özel izinle yeniden açılan Halkevleri, eski işlerliğini bir daha yakalayamaz.

Sürdürülen milli eğitim faaliyetleri neticesinde;
1927 yılında okuma yazma bilenlerin oranı %10.6 iken bu oran 1935 yılında %19.2 ya yükselmiştir.
Okuma yazma bilenlerin nüfusa göre kadın ve erkek oranları 1935 yılında, kadın: %8.2, erkek: %29.3 ve toplamda %19.2 olarak tespit edilmiştir.

Yukarıdaki tablolardan, Atatürk ün milli eğitime vermiş olduğu önem açıkça belli olmaktadır.
Atatürk ün öğrenime verdiği önemi, aşağıdaki sözlerine bakarak da anlamaya çalışabiliriz:
En mühim ve feyizli vazifelerimiz millî eğitim işleridir. Millî eğitim işlerinde mutlaka muzaffer olmak lâzımdır. Bir milletin hakikî kurtuluşu ancak bu suretle olur.

İlim ve fenle ilgili teşebbüslerin faaliyet merkezi ise mekteptir. Bu sebeple mektep lazımdır. Mektep adını hep beraber hürmetle, saygıyla analım! Mektep genç beyinlere, insanlığa hürmeti, millet ve memlekete sevgiyi, şerefi bağımsızlığı öğretir… Bağımsızlık tehlikeye düştüğü zaman onu kurtarmak için izlenmesi uygun olan en doğru yolu belletir… Memleket ve milleti kurtarmağa çalışanların aynı zamanda mesleklerinde birer namuslu uzman ve birer çalışkan bilgin olmaları lâzımdır. Bunu temin eden mekteptir. Ancak bu şekilde her türlü teşebbüslerin mantıkî neticelere erişmesi mümkün olur.

Memleketimizi, topluluğumuzu gerçek hedefe mutluluğa eriştirmek için iki orduya ihtiyaç vardır: Biri vatanın hayatını kurtaran asker ordusu, diğeri milletin istikbalini yoğuran kültür ordusu. Bu iki ordunun her ikisi de kıymetlidir, yücedir, verimlidir, saygıdeğerdir…Bu iki ordunun ikisi de hayatidir. Yalnız siz, kültür ordusu mensupları, sizlere bağlı olduğunuz ordunun kıymet ve kutsiyetini anlatmak için size şunu söyleyeyim ki, sizler ölen ve öldüren birinci orduya niçin öldürüp niçin öldüğünü öğreten bir ordunun fertlerisiniz.

Memleketimizi, toplumumuzu gerçek hedefe, mutluluğa eriştirmek için iki orduya ihtiyaç vardır. Biri vatanın hayatını kurtaran asker ordusu, diğeri milletin geleceğini yoğuran kültür ordusu…

Bir millet irfan ordusuna sahip olmadıkça, muharebe meydanlarında ne kadar parlak zaferler elde ederse etsin, o zaferlerin kalıcı sonuçlar vermesi ancak irfan ordusuna bağlıdır. 1923

Öğretmenler her fırsattan yararlanarak halka koşmalı, halk ile beraber olmalı ve halk, öğretmenin çocuğa yalnız alfabe okutan bir varlıktan ibaret olmayacağını anlamalıdır. 1927

Milli eğitimde süratle yüksek bir seviyeye çıkacak olan bir milletin, hayat mücadelesinde maddi ve manevi bütün kudretlerinin artacağı muhakkaktır. 1928

Milli eğitim ışığının memleketin en derin köşelerine kadar ulaşmasına, yayılmasına özellikle dikkat ediyoruz. 1924

En önemli ve verimli vazifelerimiz milli eğitim işleridir.
Milli eğitim işlerinde kesinlikle zafere ulaşmak lazımdır. Bir milletin gerçek kurtuluşu ancak bu şekilde olur. Bu zaferin sağlanması için hepimizin tek vücut ve tek düşünce olarak bir program üzerinde çalışması lazımdır. Bence, bu programın iki esaslı noktası vardır:
(a) Sosyal hayatımızın ihtiyaçlarına uygun olması
(b) Çağın gereklerine uymasıdır. 1922

Milli Eğitim programımızın, Milli Eğitim siyasetimizin temel taşı, cahilliğin yok edilmesidir.

Cahillik yok edilmedikçe, yerimizdeyiz… Yerinde duran bir şey ise geriye gidiyor, demektir. Bir taraftan genel olan cahilliği yok etmeye çalışmakla beraber, diğer taraftan toplumsal yaşamda bizzat faal ve faydalı, verimli elemanlar yetiştirmek lazımdır. Bu da ilk ve orta öğretimin uygulamalı bir şekilde olmasıyla mümkündür. Ancak bu sayede toplumlar iş adamlarına, sanatkarlarına sahip olur. Elbette milli dehamızı geliştirmek, hislerimizi layık olduğu dereceye çıkarmak için yüksek meslek sahiplerini de yetiştireceğiz. Çocuklarımızı da ayni öğretim derecelerinden geçirerek yetiştireceğiz. 1922

Gelecek için yetiştirilen vatan çocuklarına, hiçbir güçlük karşısında baş eğmeyerek tam sabır ve dayanıklılık ile çalışmalarını ve öğrenimdeki çocuklarımızın anne ve babalarına da yavrularının öğrenimlerini tamamlaması için her fedakarlığı göze almaktan çekinmemelerini tavsiye ederim. Büyük tehlikeler önünde, uyanan milletlerin kararlarında ne kadar ısrarlı olduklarını tarih doğrulamaktadır. Silahı ile olduğu gibi kafasıyla da mücadele mecburiyetinde olan milletimizin, birincisinde gösterdiği kudreti ikincisinde de göstereceğine asla şüphem yoktur. 1921

İlk ve orta öğretim mutlaka insanlığın ve medeniyetin gerektirdiği ilmi ve fenni versin, fakat o kadar pratik bir şekilde versin ki, çocuk okuldan çıktığı zaman aç kalmaya mahkûm olmadığına emin olsun. 1922

Milli Eğitimin gayesi yalnız hükümete memur yetiştirmek değil, daha çok memlekete ahlaklı, karakterli, cumhuriyetçi, inkılâpçı,olumlu, atılgan, başladığı işleri başarabilecek kabiliyette, dürüst, düşünceli, iradeli, hayatta rastlayacağı engelleri aşmaya kudretli, karakter sahibi genç yetiştirmektir. Bunun için de öğretim programları ve sistemleri ona göre düzenlenmelidir. 1923

Okullarda öğretim vazifesinin güvenilebilir ellere teslimini, memleket evladının, o vazifeyi kendine hem bir meslek, hem bir ideal sayacak üstün ve saygıdeğer öğretmenler tarafından yetitirilmesini sağlamak için öğretmenlik, diğer serbest ve yüksek meslekler gibi, derece ilerlemeye ve her halde refah sağlamaya uygun bir meslek haline getirilmelidir. Dünyanın her tarafında öğretmenler insan toplumunun en fedakar ve saygıdeğer unsurlarıdır. 1923

Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir. Öğretmenden, eğiticiden yoksun bir millet henüz millet adını almak kabiliyetini kazanmamıştır. Ona basit bir kitle denir, millet denemez. Bir kitle millet olabilmek için mutlaka eğiticilere, öğretmenlere muhtaçtır. 1925

Yeni nesil, en büyük Cumhuriyetçilik dersini bugünkü öğretmenler topluluğundan ve onların yetiştirecekleri öğretmenlerden alacaktır. 1924

Türkiyenin birkaç yıla sığdırdığı askeri, siyasi, idari inkılâplar sizin, sayın öğretmenler, sizin sosyal ve fikri inkılâptaki başarılarınızla pekiştirilecektir. Hiçbir zaman hatırlarınızdan çıkmasın ki, Cumhuriyet sizden fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller ister. 1924

(Öğretmenler) Ordularımızın kazandığı zafer, sizin ve sizin ordularınızın zaferi için yalnız zemin hazırladı…gerçek zaferi siz kazanacak ve devam ettireceksiniz ve mutlaka başarılı olacaksınız. Ben ve sarsılmaz imanla bütün arkadaşlarım, sizi takip edeceğiz ve sizin karşılaşacağınız engelleri kıracağız. 1922

Öğretmenler; yeni nesli Cumhuriyetin fedakâr öğretmen ve eğitimcileri, sizler yetiştireceksiniz, yeni nesil sizin eseriniz olacaktır. Eserin kıymeti, sizin beceriniz ve fedakarlığınızın derecesiyle orantılı olacaktır.Cumhuriyet; fikren, ilmen, fennen, bedenen kuvvetli ve yüksek karakterli koruyucular ister. Yeni nesli, bu özellik ve kabiliyette yetiştirmek sizin elinizdedir…Sizin başarınız, Cumhuriyetin başarısı olacaktır. 1924

Hedefe yalnız çocukları yetiştirmekle ulaşamayız! Çocuklar geleceğindir. Çocuklar geleceği yapacak adamlardır. Fakat geleceği yapacak olan bu çocukları yetiştirecek analar, babalar, kardeşler hepsi şimdiden az çok aydınlatılmalıdır ki, yetiştirecekleri çocukları bu millet ve memlekete hizmet edebilecek, yararlı ve faydalı olabilecek şekilde yetiştirsinler! Hiç olmazsa yetiştirmek lüzumuna inansınlar! Okullardan başka gazeteler, küçük dergiler köylere kadar yayınlanıp dağıtılmalıdır. Bizim köylümüz ne gazete ne dergi v.s. okumaz. Bilenler bilmeyenleri toplayıp, okutmayı, onlara okumayı anlatmayı bir vazife bilmelidir. 1923

Hayatın her çalışma safhasında olduğu gibi özellikle öğretim hayatında sıkı disiplin başarının esasıdır. Müdürler ve öğretim kadroları disiplini sağlamaya, öğreci ise disipline uymaya mecburdur.

EĞİTİM KURUMLARININ OLUŞMASINDA ATATÜRK’ÜN ROLÜ
Ulusal Kurtuluş Savaşımızın büyük önderi Atatürk ‘ün eğitimci özelliğini bilmek onun büyüklüğünü anlamak açısından önemlidir. Kurtuluş Savaşımızın bütün şiddetiyle sürdüğü, Ankara ‘dan nerdeyse top seslerinin duyulduğu bir durumda Atatürk ‘ün cepheden gelerek 16 Temmuz 1921 ‘de Maarif Kongresini toplaması ve açılış konuşmasını yapması çok anlamlıdır.

Atatürk bu ortamda toplanan Maarif kongresinde; devlet yapısındaki yaraları sarmak için gerekli çabaların en büyüğünün eğitim alanında gösterilmesi gerektiğini söylemiştir. Ülkemizin o anki durumunda o zamana kadar izlenen eğitim politikasının da etkili olduğunu belirterek; yeni eğitim sisteminde Türklük anlayışına ters düşen yabancı kültür ögelerine yer verilmemesi gerektiğini önermiştir.

Atatürk’ ün kişiliğinde büyük bir eğitimci olduğu yatmaktadır. İlk eğitim bilimcimiz Farabi, Devlet başkanının milletin eğitimcisi olması gerektiğini onun öğretme ve öğrenmeyi sevmesini, herşeyi kolayca öğretmeyi bilmesi gerektiğini söylemiştir. Atatürk’ün baş öğretmen ünvanı ile yeni Türk harflerini halka öğretmek için giriştiği çabalar onun gerçek bir öğretmen olduğunu ortaya koymuştur. Atatürk 1936 larda bir gün Florya Köşkünde bir toplantıda, Behçet Kemal ÇAĞLAR’a dönerek, “sen çabuk şiir yazarsın, şu içerdeki odaya çekil, bende hangi nitelikleri görüyorsan hepsini anlatan bir şiir yaz, emrini verdi. Şair istenileni yaptı. Yarım saat sonra uzun bir şiirle geldi. Atatürk oku bakalım dedi, Şair hakkını vererek okudu. Atatürk ün zaferleri, devrimleri bir bir dile getirilmişti. Fakat Atatürk olmamış dedi, benim bir niteliğim var ki, onu hiç yazmamışsın. Herkes şaşırmıştı. Bu yazılmayan nitelik ne olabilirdi? Atatürk dinleyenleri fazla bekletmeden, “benim asıl kişiliğim öğretmenliğimdir, ben milletimin öğretmeniyim, bunu yazmamışsın” dedi (İnan, 1983).

Atatürk eğitim alanındaki düşüncelerini önce söylevleri ile belirtmiş ve bu şekliyle halkını eğitmiş, eğitimcilere yön vermiştir. Daha sonra bu fikirleri doğrultusunda yapısal devrimlerini gerçekleştirmiştir.

Atatürk’ün Eğitim Savaşının Temel İlkeleri
• Eğitim milli olmalıdır.
• Eğitim bilime dayanmalıdır.
• Eğitim işe yarar ve üretici olmalıdır.
• Eğitim halkı cehaletten kurtarmalı onun bilgi ve ahlak düzeyini yükseltmeli yeteneklerini ortaya çıkarıp geliştirmelidir.
• Eğitim karma olmalıdır.
• Eğitim laik olmalıdır.
• Eğitim fırsat eşitliği sağlamalıdır.
• Eğitim modern fakat disiplinli olmalıdır.
• Eğitim sisteminde halk eğitimine önem verilmelidir.
Atatürk döneminde eğitim kurumlarmız yeniden yapılandırılarak, devletinin amaçlarına hizmet edecek şekilde düzenlenmiştir. Atatürk’ün eğitim düzeylerine ilişkin görüşleri ise şöyledir.

I. İLK ÖĞRETİM
Atatürk’e göre yaygın bir bilgisizlik vardır ve bunu süratle ortadan kaldırmak gerekir. O “bir milletin yüzde onu-yirmisi okuma yazma bilir, yüzde sekseni okuma yazma bilmezse bu ayıptır, bundan insan olarak utanmak lazımdır” der. Görüldüğü gibi çağdaş eğitim anlayışının sloganı olan “eğitimde fırsat eşitliği” Atatür’ün öncelikli hedefleri arasında idi.

4-11 eylül 1919 tarihleri arasında gerçekleştirilen Sivas kongresin’de, “Türk halkı iyi bir eğitim görmeli ve iyi bir hükümete sahip olmalıdır. Eğitim okul demektir. Türk köylüsünün pek azı okur-yazardır. Ama bu köylüler gelişmeye isteklidirler. Çocuklarımızın iyi bir eğitim almasını, müslümanlığın yüksek değerleri ile kuşanmasını isterler” şeklindeki sözleriyle de Atatürk, öğretimin yaygınlaştırılması fikrini daha işin başında savunmuştur.
Eğitim alanındaki ilk köklü yasal devrim 3 mart 1924′de “Tevhid-i Tedrisat Kanunu” ile başlar bu kanunla medrese, mektep ikiliği ortadan kaldırılmış, öğretim birliğine geçilmiştir. Bu şekliyle Türk Eğitim Sistemi Milli Eğitim Bakanlığının denetimine alınmıştır. Bu değişikliğin sonucu olarak okullarda dini eğitime son verilmiş ve laiklik ilkesi uygulanmıştır. Medreseler kapatılmış ve eğitim kurumları modern eğitime göre yeniden düzenlenmiştir. Diğer taraftan yabancı okulların kontrölsüz davranışları engellenmiş ve bu okulların da Türk Milli Eğitiminin amaçları doğrultusunda öğretim yapmaları sağlanmıştır.

Dünyaca ünlü modern eğitimcilerden Amerikalı J. Dewey, Alman Kühne ve Belçikalı Omer Buyse Türkiye’ye çağrılarak eğitim yapımızın modernleştirilmesi konusunda görüşlerinden istifade edilmiştir. 1926′da modern eğitim anlayışına göre hazırlanmış Eğitim Programları uygulamaya konulmuştur. Bu yeni programlarda güncellik, yöresellik, hayatilik ve çocuğa görelik ilkelerine uyulmuştur ve çocuğun yaparak-yaşayarak öğrenmesi esas alınmıştır.

1 Kasım 1928 de yeni harf kanunu ile %0′a inmiş olan okuma yazma oranı hızlı bir okuma-yazma seferberliği başlatılarak bu oran 1936′da %17′lere yükseltilmiştir. Atatürk, çocukların serbestçe konuşmaya düşündüklerini duyduklarını, olduğu gibi ifade etmeye teşvik edilmesi gerektiğini, böylece onların hem hatalarını düzeltme imkanı bulacaklarını hem de ileride yalancı ve riyakar olmalarının önüne geçilmiş olacağını vurgulamıştır (Akyüz, 1994).

II. ORTA ÖĞRETİM
Atatürk dönemide orta öğretimde de pek çok gelişme sağlanmıştır. Ortaokul öğretmenliği yasalarla bir esasa bağlanmış ve hangi niteliklere sahip kişilerin öğretmen olabileceği belirlenmiştir. 13 Mart 1924′de kabul edilen 439 sayılı yasa ile orta dereceli okul öğretmenlerinin mesleki güvenceleri sağlanmıştır. 1926-1927 yılından itibaren orta eğitim kurumlarında karma eğitim yapılması kararlaştırılmış, böylelikle kız ve erkek öğrencilerin bir arada eğitim görmeleri gerçekleştirilmiştir. 1929-30 ders yılı başından itibaren Arapça ve Farsça dersleri kaldırılarak bunların yerine Almanca, İngilizce ve Fransızca derslerinin getirilmesi sağlanmıştır.

1923-1938 yılları arasında orta okullardaki öğrenci sayısında %1463, liselerde ise %2015′lik bir artış olmuştur. İlk okulu tamamlayıp orta okula devam etmek isteyenlere yeni imkanlar sağlanmıştır.

III. Mesleki Eğitim
Atatürk, Osmanlı Türklerinin memur olma hevesini eleştirmiştir. Memur olma hevesi; ticaret, sanayi ve iş dünyasının Rum, Ermeni, Yahudi ve diğer yabancıların elinde kalmasını sağladığını söylemektedir. Bu nedenle ilk ve orta öğretimin insanlığın ve medeniyetin gerektirdiği ilmi vermesi için önlemler alınmalıdır. Fakat bu o kadar pratik tarzda olmalıdır ki çocuk okuldan mezun olduğu zaman bir iş yapabileceğine inanmalıdır.

Atatürk, teknik eğitim konusunda sürekli söylevleri ile yol gösterici olmuştur. Örneğin “sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir.” sözü ile sanatın önemini vurgulamaktadır. Ayrıca Atatürk, sık sık sanat okullarını ziyaret ederek çalışmaları teşvik ederdi. İzmir’e iki ay arayla gitmesine rağmen her iki gidişinde de İzmir Sanat Okulu’nu ziyaret etmiş yetkililerden bilgi almıştır.

Modern Türk kadınının bilgi, beceri ve davranış yönünden gelişmesini amaçlayan Kız Enstitüleri (bu günkü Kız Meslek Liseleri) açılmıştır. 1923-1938 yılları arasında teknik öğretimdeki kız öğrencilerinin sayısında %225′lik bir artış sağlanmıştır (Karagözoğlı 1985).

IV. Yüksek Öğretim
Ataürk’ün amacı; yüksek öğretim gençliğinin milli şuura sahip ve modern kültürlü olarak yetişmesi idi.
Atatürk 1 Ekim 1937′de meclis açış konuşmasında “yurdu şimdilik üç kültür bölgesi durumunda düşünürsek, Batı bölgesi için İstanbul Üniversitesi’nde başlamış olan programı daha da köklü bir biçimde uygulayarak Cumhuriyete gerçekten modern bir üniverisite kazandırılmalıdır. Orta Bölgesi için Ankara Üniversitesini az zamanda kurmak gerektir. Doğu bölgesi için Van gölünün en güzel kıyısında her alanda eğitim veren bir üniversite kurmak için şimdiden girişimlere geçilmelidir.” (İnan 1993) şeklinde bir plan sunmaktadır. Ne yazık ki doğumunun 100. yılında ancak Van’da bir üniversite kurulabilmiştir.

Atatürk döneminde pek çok fakülte eğitim-öğretim yaşamımıza girmiştir. Bunlar:
• 1925′de daha sonra Ankara Üniversitesinin fakültelerinden biri olacak Ankara Hukuk Fakültesi,
• 1927′deorta dereceli okullara öğretmen yetiştirmek amacıyla Gazi orta Öğretmen Okulunu,
• 1933′de İstanbul Darülfununu kaldırılarak yerine kurulan İstanbul Üniversitesi, 1933′de ileride Ankara Ziraat Fakültesi’ni oluşturacak Yüksek Ziraat Enstirüsü 1934′de Milli Musiki ve Temsil Akademisi (bugünkü Devlet Konservatuvarları), 1935′de Ankara Dil Tarih Coğrafya Fakültesi,
• 1936′da Siyasal Bilgiler Fakültesi (Mülkiye Mektebini),
• 1937′de İstanbul’da İktisat Fakültesi dir.
Atatürk döneminde fakülte ve yüksek okul sayısında %111′lik bir artış sağlanmıştır. 1923′de yüksek öğretim kurumlarımızda hiçbir bayan öğretim elemanı yokken 1938′de 99 kadın öğretim üyesinin olması önemli bir gelişmedir.

Atatürkün eğitime verdiği önem, atatürk ün eğitime verdiği önem, atatürkün eğitime verdiği önem, atatürkün eğitim ve öğretime verdiği önemi, atatürkün eğitim ve öğretime verdiği önem, atatürkün eğitime verdiği önem hakkında, atatürkün eğitimle ilgili sözleri, atatürkün eğitim ile ilgili sözleri, atatürkün eğitimle ilgili söylediği sözler, atatürk ün eğitimle ilgili sözleri, Atatürkün eğitime verdiği önem sonucu türk toplumunun kazandıkları, atatürkün eğitime verdiği önem özet, Atatürk ve eğitim,

Bu yazıda aradığınız konu yoksa soruyu yazın paylaşılsın ve eklensin

1 4 5 6 7 8 10
  1. ibrahim
    20 Nisan 2012 | Cevapla

    Atatürk en özelliği nelerdi

  2. ibrahim
    20 Nisan 2012 | Cevapla

    Atatürk Yan özellikleri nelerdi

  3. burak
    20 Nisan 2012 | Cevapla

    çok işime yaradı teşekkürler