Atletizm Hakkında Bilgiler yazısına puan ver :
1 Puan2 Puan3 Puan4 Puan5 Puan6 Puan7 Puan8 Puan9 Puan10 Puan | 8,00 / 10 | 96 kisi / 768 puan verdi.
Loading ... Loading ...
Bu siteyi beğendinmi?

Atletizm Sporu Hakkında Bilgiler
İnsanoğlunun yaptığı en eski spor dallarından biri. Fiziksel güç, dayanıklılık, çeviklik, hız gibi nitelikler gerektiren; koşu, yürüyüş, atma ve atlamalardan oluşan çalışmalar, etkinlikler, oyun ve yarışmaları ifade eder. Antropologlar, sosyologlar ve spor araştırmacılarının belirlediklerine göre, insanoğlu çok eski çağlarda yaşama mücadelesi verirken atletizme başladı, Vahşi hayvanların saldırısından kaçmak ya da karnını doyurmak üzere avlayacağı hayvanları kovalamak için koşmayı öğrendi. Kendisini korumak için önce taş, daha sonra mızrak atma tekniklerini geliştirdi. Antik çağda düzenlenen olimpiyat oyunlarının ana yarışma dalını da atletizm oluşturdu. Bilinen ilk olimpiyat şampiyonu M.Ö. 776′da yapılan ilk olimpiyatın 200 metre birincisi Elisle Corebus oldu. Buna paralel olarak KIR KOŞULARI, YOL KOŞULARI, PİST KOŞULARI’dır.

ATLETİZM :
Atletizm dünyanın en eski sporu ve bütün öteki sporların temelidir. İnsanın koşma, yürüme, atma ve atlama gibi en doğal hareketlerindeki gücünü, dayanıklılığını, süratini, çabukluğunu, hünerlerinin geliştirmek ve artırmak için yaptığı çalışmalara, kurallara bağlanmış spor yarışmalarının tümüne ATLETİZM denir.

Bir başka deyişle ; insanın tabii hareketlerinden olan koşu, atlama, atma ve yürüyüşe dayalı olan fiziki performansı devam ettirme ve geliştirme gayesini güden beden çalışmalarının bütününe ATLETİZM denir.

Atletizmin bütün diğer spor dallarında olduğu gibi, insanın mükemmel yaratılış özellikleri ile varolmuştur. Bu ekonomik, anatomik yapı sayesinde atletizm dünyanın en popüler branşlarından biri olma özelliğini elde etmiştir. Zaman, mesafe ve yükseklik gibi unsurlar atletizmi diğer spor dallarından ayırmıştır. Sınırlayıcı faktörler günden güne aşıldıkça, daha kısa zamanda, daha uzağa ve daha yükseğe ulaştıkça yeni rekorlar kırılmakta ve atletizm dünyada daha cazip ve daha popüler hale gelmektedir.

Atletizm, günümüzde Uluslararası Amatör Atletizm Federasyonu (IAAF) tarafından düzenlenen kurallara göre erkeklerde 23 (dekatlon hariç) , bayanlarda ise 21 (Üç adım atlama, çekiç atma ve sırıkla yüksek atlama dahil ; heptatlon hariç) branş üzerinden yapılır.

ATLET : Atletizm yarışmalarına katılan bütün sporculara verilen isimdir. Yunanca yarışma anlamını taşıyan ATHLOS sözcüğünden gelmektedir.

IAAF : Uluslar arası Amatör Atleztim Federasyonu
EAA : Avrupa Atletizm Birliği
TAAF : Türkiye Amatör Atletizm Federasyonu
IOC : Uluslar arası Olimpiyat Komitesi

ATLETİZMİN TARİHİ VE GELİŞİMİ :
Antropologlar, sosyologların ve spor araştırmacılarının belirlediklerine göre insanoğlu çok eski çağlarda yaşama mücadelesi verirken atletizme başladı. Atletizmin temel branşı olan koşularla, atmalarda ve ilkel sıçramalardan oluşan atlamalarda giderek beceri kazandı. Vahşi ve av hayvanlarına karşı kazandığı bu becerilerini kendi kabilesinin diğer üyelerine karşı da göstermek istemesi, ilk yarışma düşüncesini yaratmıştır.

Olimpiyat oyunlarının ana vatanı olan Yunanistan’da, eski çağlarda ANTİK OLİMPİYATLAR (olimpia oyunları) vücut kültürünün gelişmesinde en yüksek noktayı oluşturmuştur. İlk olimpiyatların (M.Ö. 776) yarışma programlarına, bugünkü atletizm yarışma dallarının birçoğunun da girdiğini görmekteyiz.

Antik Olimpiyat Oyunlarında atletler pentatlon biçiminde 5 (beş) yarıştan oluşan disk atma, cirit atma, uzun atlama ve sürat koşusu ( DROMOS KOŞUSU : Bir stadyum boyu koşu , 192.27 m ) dallarında mücadele ediyordu. Eldeki bilgilere göre ilk olimpiyatların programında stade diye adlandırılan spor sahasının uzunluğu olan 192 metreyi kapsayan tek bir sprint koşusu bir bakıma, Olimpiyatların temelini oluşturduğundan dolayı, her olimpiyat, bu koşunun galibinin adını alırdı. Bu nedenle de I. Olimpiyat Oyunları’nın adı COROEBUS olarak da geçer.

Önceleri yarışmalara soylu kişiler amatörce katılmaktaydı. Ancak M.Ö. VI. Asırdan itibaren maddi değerler yer almaya başlamış, galiplere sağlanan çıkarlardan ötürü bir meslek durumuna gelmiştir.

Modern atletizm 19. yy da İngiltere’de özellikle okullar çevresinde gelişti ( Oxford ve Cambridge ). Necton Loncası 1817 de Atletizm yarışlarını kurallar ve sınırlamalar koyarak düzenlemeye başladı. 1861 de ilk atletizm kulübü , Mincing Lane Athletic kuruldu. 1866 da kurulan Amateur Athletic clup ilk atletizm şampiyonalarını düzenledi. Atletizm aynı yıllarda Amerika, Kanada ve yavaş yavaş diğer ülkelere yayıldı.

1896 da Atina’da düzenlenen modern olimpiyat oyunlarının ilkinde atletizm de yer aldı. Bayan atletler 1928 yılında Amsterdam Olimpiyatlarından itibaren yarışlara kabul edildiler. Atletizm , olimpiyat oyunlarının en yaygın spor dalı ve ağırlık noktasını temsil etmektedir. Günümüzde bütün dünyada uygulanan atletizm kuralları 1912 de Stockholm’de kurulan ve 150 den fazla ülkenin üye olduğu INTERNATIONAL ATHLETIC FEDERATION – IAAF- tarafından saptanmıştır.

TÜRKİYE’DE ATLETİZM
Atletizm, ülkemize 19.yy’ ın sonlarına doğru girdi. İstanbul’da Kurtuluş Kulübü’nde (Tatavla Kulübü,1896) atletizm faaliyetleri başladı. Galatasaray Lisesi’ne öğretmen olarak gelen Curel , Kağıthane’de öğrencileri arasında yarışmalar düzenledi ve bu spor dalını ilk tanıtan kişi oldu. Meşrutiyetten sonra (1908) canlanan spor ortamı, atletizmin gelişmesine de yol açtı. Galatasaray’lı Ahmet Robenson, okulda atletizm takımını kurdu. Rumelihisarı’nda düzenlenen yarışmalarda Galatasaray ve Robert Koleji öğrencileri mücadele ettiler. Galatasaraylı atletlerin en önemlileri Ruşen EŞREF, Namık Bey, Kyrıl DOUPKOF, Zeen BİBESCU idi. Robert Kolejinde ise Kurucuyan, Papazyan, Küçük Aleko sayılabilir (1911). Aynı yıllarda Silifkeli Şükrü Bey’ in bahçivan poturu ile 100 metreyi 12 saniyede koşması şaşkınlık yaratmıştır.

26 Ekim 1913’te Fenerbahçe Klübü’nün düzenlediği ilk atletizm bayramı azınlıkların başlattığı bu spor dalının, Türk sporcular arasında da beklenen ilgiyi görmesini sağladı. Uninon Clup sahasındaki yarışlarda 100m ve 800m koşuldu. Fenerbahçeli Bedri YILDIRIM ile aynı zamanda futbolda oynayan TRİPO birinci oldular. 1 Mayıs 1914 ‘te İstanbul Jimnastik Kulübünün düzenlediği yarışlarda atletizm ile ilgili merak daha da arttı. Bu yarışmalar atletizme olan ilgiyi artırdı. Mahmut Bey’ in gülleyi 9.64 m atması hayranlık uyandırdı.

Atletlerimiz uluslar arası alanlarda ilk kez Atina’da düzenlenen 1906 Olimpiyatlarında kendi kişisel çabaları ile katılıp yarıştılar.

1896 Atina Olimpiyatları’nın 10. Yıldönümünü kutlama nedeniyle düzenlenen yarışlara Mikail Efendi disk ; Celepoğlu 400m ; Murmuris yüksek atlama ; Devacis 100 m ve 110m engelli dallarında katıldılar. 1912 Stockholm Olimpiyatları’nda ise Vahram PAPAZYAN 1500 metrede , Mıgıryan da gülle ve disk atmada yarışmalara kişisel çabaları ile katıldılar.

1918’ de Fenerbahçe Kulübü atletizm şubesini kurdu. Selahattin TURSEN, Osman NURİ, Asım UÇAR, Hayri NUBAR, Nurettin SAVCI gibi isimler sarı-lacivertli kulübün ilk atletleri idi.

Türk atletizminin asıl gelişme sürecine Cumhuriyet Dönemi’nde girdi. Türkiye İdman Cemiyeti İttifakı’nın çabaları ve Cumhuriyet Hükümetinin tahsis ettiği para ile sporcularımız 1924 Paris Olimpiyatları’na katıldılar. Bu kafileye atletlerimizde alındı. Yurt dışından getirilen iki antrenör Prag ve Abraham yönetimindeki çalışmalar sonucunda Fenerbahçeli Tarık Tarık ve Sait ; Galatasaraylı Ömer Besim (KOŞALAY) , Rauf , Enver, Şekip , Hilalli Ekrem, Ankaralı Lütfü , Trabzonlu Rıza’dan oluşan takımımız önemli bir başarı gösteremedi, tecrübe kazanmakla yetindi. Abrahams’ın çalışmaları ülke çapındaki başarılı atlet sayısını artırdı.

Balkan Şampiyonaları ise uluslar arası alanda ülkemizin madalya kazandığı ilk organizasyonlardı. 1931’de 4×100 m bayrak takımımız ülkemize ilk altın madalyayı getirdi. Bunu 1933’de Veysi EMRE’nin güllede ; Haydar AŞAN’ın yüksek atlamada kazandığı altın madalyalar izledi. Daha sonraki yıllarda atletlerimizin başarısı öteki dallara da yansıdı. Cahit ÖNEL, Muharrem DALKILIÇ, Mehmet YURDADÖN, Veli BALLI, Gül Çıray AKBAŞ balkanların sivrilen atletleri arasında yer aldılar.

Türk atletlerinin en büyük başarısı ; 1948 Londra Olimpiyatları’nda Ruhi SARIALP’in Üçadım Atlamada kazandığı Bronz Madalya ile 1948 Meksika Olimpiyatları’ndaki İsmail AKÇAY ‘ın maratondaki 4.lüğüdür.

Türkiye Atletizm Federasyonu 1922’de TİCİ (Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı) bünyesinde kuruldu ve aynı yıl IAAF üyeliğine kabul edildi.

AVRUPA ATLETİZM ŞAMPİYONASI :
Avrupa ülkeleri arasında düzenlenen amatör atletizm şampiyonasının ilki 1934 yılında Torino’da (İtalya) düzenlendi. Şampiyonaya 1938’den sonra bayan atletlerde katıldı. Her 4 yılda bir değişik ülkelerde bu şampiyona yapıldı.

ATLETİZMİN DALLARA GÖRE SINIFLANDIRILMASI
Atletizm yarışmalarına bayanlar ve erkekler ayrı ayrı katılır. Yarışlar şu bölümlerden oluşur;

Koşular
Atlamalar
Atmalar
Yürüyüş
Çoklu yarışmalar

KOŞULAR

A – Kır Koşuları
Arazi Koşuları (kros)
Yol (sokak) Koşuları
B – Pist Koşuları

A – KIR KOŞULARI
1 – Arazi Koşuları (kros) : Yarışları kırsal alanlarda, tarlalarda, boş saha ve orman patikalarında yapılır. Böylece atletler hem meyilli hem yüzeyi sürekli değişen zorlu yarışma alanlarında yarışmak zorunda kalırlar.

Çoğu uluslar arası yarışmalar erkekler için 8-12 km lik ; bayanlar için 3-6 km lik mesafelerde yapılır. Kır koşusu bir kış sporudur. Her yıl mart ayında Dünya Şampiyonaları vardır. Pist yarışları mevsiminden itibaren kış ayları boyunca devam eder.

Kros yarışmalarında bireysel birincilik yanı sıra takım birinciliği şeklinde değerlendirme yapılrı. Her takım ya da ülke 6 atleti ile yarışmaya katılırlar ve tertip komitesinin kararları doğrultusunda takımların 4- veya 5 sporcularının dereceleri değerlendirilir. Takımlardan önde gelen 4 veya 5 sporcunun puanları toplanarak o takımın toplam puanı bulunur.

Örneğin 1+3+12+17=33 puan. En az puanı toplayan takım yarışı kazanır. Puanları sayılamayacak olan sporcularda rakiplerini geçerek karşı takımın puanlarını yükseltmiş olurlar.

Parkur sol tarafına kırmızı flama , sağ tarafına da beyaz flamalar koymak sureti ile açık bir şekilde işaretlenir. Kestirmeden gitmek diskalifiye nedenidir. Yarış sonunda çit ya da iple belirlenen bir finiş tünelinden geçilir ve hakemler tarafından geliş sırasına göre numaraları ve bitirme dereceleri yazılır.

2 – Yol (sokak) Koşuları : 800 metre ile 25 kilometre arasındaki mesafelerde yapılır. Yollar üzerinde yapılan yarışmalardır. Yolun trafiğe kapatılmış kısmında güvenlik önlemleri , trafik önlemleri, gezici sağlık ekipleri önlemleri koordineli olarak çalışıp yarışmanın sağlıklı bir biçimde gerçekleşmesini sağlarlar. Yol boyu hakemleri yarışı ve atletleri izleler ve varış hakemlerine kadar yarışı getirirler.

B – PİST KOŞULARI
5 gruba ayrılır. Bu gruplar yarışların mesafesıne , bıcımlerıne ve kullanılan malzemeye göre ayrılırlar

1- Kısa Mesafe Koşuları
2- Orta Mesafe Koşuları
3- Uzun Mesafe Koşuları
4- Engelli Koşular
5- Bayrak Koşuları
6- Maraton Koşusu

PİST : Standart pist uzunluğu 400 metredir. 1 mil yarışı dışındaki dünya rekorları metre esasına göre belirlenir. Yeni pistlerin büyük çoğunluğunda ve uluslar arası yarışmalar için kullanılanların hemen hepsinde yapay zeminler vardır. Bu genellikle TARTAN lastiksi bir bileşkedir ve her iklimde kullanılabilir. Koşu pistinin genişliği 7.32 metreden az olmayıp eğer mümkünse iç kenarı beton veya benzer bir malzemeden yapılmış 50 mm yükseklikte ve en az 50mm genişlikte bir bordürle yükseltilmiş olmalıdır.

NOT : Bordür ; pist yüzeyinde birikebilecek suyun tahliye edilmesinin engellememek amacı ile en çok 65 mm yükseklikte olmalıdır. Yarış pistinin iç kenarına bordur yapılma olanağının yapılma olanağının bulunmadığı durumlarda bu kenar 50 mm genişlikte çizgilerle işaretlenmelidir. Çim yarış pistlerinde pistte 5 m de bir bayrak dikilmelidir. Bayrak yarışmacıların koşmalarını engellemeyecek şekilde yerden pist dışına doğru 60 o lik açı ile dikilmelidir. Bu iş kullanılacak olan bayraklar 0.25 metreye 0.2 metre büyüklüğünde olup 2.45 metrelik bir direğe çekilmelidir.

KULVAR : Pist üzerinde müsabaka süresince 1 atletin koşmak zorunda olduğu ve yarışmacıları ayıran 8 kulvar işaretlenmiştir. Bir kulvarın genişliği 1.22 m olup , çizgi kalınlığı 5 cm olarak beyaz boya ile çizilir. Ayrıca çeşitli yarışların başlangıç yerleri de çizgilerle belirlenmiştir. Tüm yarışlar için aynı bitiş çizgisi kullanılır.

Tüm yarışlar, dönüşler koşucunun soluna gelecek şekilde saat yönünün tersinde koşulur. Yalnız, 100m , 110m engelli gibi kısa yarışlar ana tribün (şeref tribünü) önündeki düz parkurda koşulur.

Kulvar uzunlukları ve Kulvar Farkları : Bir dönemeçte başlayan yarışlarda 200 ve 400m gibi bazı atletlerin diğerlerine kıyasla önde başlayarak avantaj elde ettikleri sanılır. Ama dönemeçler dönülürken dıştakilerin daha fazla koştuğu düşünülecek olursa böyle bir avantajın bulunmadığı anlaşılabilir.

Pist dışındaki kulvarların uzunlukları daima içteki kulvarlardan büyüktür.

1. Kulvar : 400 m; 2. Kulvar: 407.04 m; 3. Kulvar : 414.70 m; 4. Kulvar : 422.37m; 5. Kulvar : 430.03 m ; 6. . Kulvar : 437.70 m ; 7. Kulvar : 445.36 m 8. Kulvar : 453.03 m uzunluğundadır.

ÇIKIŞ TAKOZU : Kısa mesafe sürat koşuları (sprint) için atletler çıkış takozları (starting blocks) kullanırlar. Çıkış takozları ; başlangıç çizgisinin ardına vidalanan veya çivilenen yarışmacının ayaklarını basarak ilk hız almasına çıkışta kaymamasını sağlayan genellikle metal bir alAyakların konulduğu düz kısımlar ettir. atletin fizik yapısına ya da tercihine göre çeşitli açılara göre ayarlanabilir. Bu gün büyük ve önemli yarışlarda kullanılan çıkış takozları atletlerin erken çıkışını saptayan elektronik mekanizmayı içerir.

KRONOMETRE VE FOTO-FİNİŞ : Yarışlarda zamanın saptanmasını sağlayan elektronik kronometreler kullanılır. Artık yarışın başında ve sonunda kronometreye basan kişilerin yerine yarışmayı başlatan tabancaya otomatik olarak bağlanmış elektronik kronometreler almıştır.

Tabanca patladığı anda kronometre çalışmaya başlar. Elektronik kronometrelerle tespit edilen dereceler saniyenin 1/100 üne kadar okur. Yarışmalarının sona erdiği çizgiye VARIŞ (foto-finiş çizgisi) denir. Saniyenin 1/100 ünü saptayabilen foto-finiş aleti ile ipi birlikte göğüsleyen atletlerin sıralaması kolayca yapılabilmekte ve izlenebilmektedir. Varış çizgisinde birinci olan atletin baş–boyun-kollar-bacaklar-eller ve ayaklar hariç gövdesinin herhangi bir kısmının çizgiye ulaşması gerekmektedir. Bu gün 400 m ye kadar olan koşularda sadece bu elektronik aletlerle saptanan rekorlar geçerlidir.

GİYSİ : Bayan ve erkek sporcular tişört , şorttan oluşan giysi giyerler. Atletleri belirleyen numaralar kolayca görülebilecek şekilde iğnelenir. Bazı yarışmacılar özellikle afrikalı uzun mesafeciler yalın koşmalarına rağmen çoğunlukla çivili veya özel koşu ayakkabıları kullanılır.

ÇIKIŞ (start) : Bütün koşucuların startı sporcuların yerlerini alıp hareketsiz vaziyette beklemesinden sonra bir tabancanın patlaması veya buna benzer bir aletin patlaması ile verilir. Çıkış Hakeminin 400 m ye kadar olan koşularda söyliyeceği YERLERİNİZE-DİKKAT komutları ile bütün atletler dikkat durumunu aldıkatan sonra tabanca ateşlenir.

400 m den daha uzun mesafeli koşularda ise çıkış hakemi “yerlerinize” der, bütün atletler hareketsiz hale geldikten sonra tabanca ateşlenerek çıkış yapılır. Uluslar arası yarışmalarda komutlar çıkış hakeminin kendi ana dili ile söyleyeceği kelimelerle yapılır.

SÜRAT :
Atletizmde her disiplinin sürat ile ilişkisi vardır. Bir başka deyişle alçak çıkış , sprint, sıçrama, atış veya tüm koşular hız ile gerçekleşir. Bu hızın zamanı ve şiddeti farklı olarak hazırlanabilir. Doğal olan disipline özel harekettir. Sporda sürat bir uyaran ya da sinyale en kısa zamanda reaksiyon gösterebilme yeteneğidir. Bir başka ifade ile farklı dirençlerle olabildiğince yüksek hızla uygulanan harekettir.

Hız en küçük zaman birimi içerisinde sprinterin en fazla mesafeyi kat etmesidir. Hız , adım uzunluğu ve adım frekansının uyumuna bağlıdır. Bunların korunabilmesi için kalça,diz ve ayak bileği eklemlerinin en üst düzeyde hareketlilik özelliklerini gelişim kazanması ve kas gruplarının istemler ölçüsünde kuvvet kazanmış olması gerekir. Sürat doğuştandır ve az geliştirilebilir.

Sürati etkileyen faktörler şunlardır ;

Kas kuvveti
Kas liflerinin viskozite yapısı (iç sürtünme)
Reaksiyon zamanı (kasların tepkisi)
Kasların kansantrksiyon (kasılma) hızı
Koordinasyon (beceri ve akıcılık)
Antropometrik özellikler (anatomik yapı)
Genel anaeorobik (oksijensiz solunum) dayanıklılık
Psikolojik güç ve sağlam sinir sistemi

A – 100 m Koşusu : 100 m koşu 4 kısımdan oluşur.

Çıkış
Toplanış
Fule (adım uzunluğu)
Varış
B – 200 m Koşusu : 100 m koşusun devamı niteliğinde olup , kişilerin maksimal oksijen kapasitesinin biraz daha fazla olması ve koşu tarzının daha yumuşak ve seri olması gerekir. İnatçılık ve dayanıklılık ön plana çıkar.

C – 400 m Koşusu : Sürat ve mukavemet ön planda olup en iyi sonuç her 100 m nin eşit zamanlarda koşulması ile alınır. Kasların ; rahat ve seri , solunumun ise ritmik olması şarttır. Kullanılan enerji sistemi aneorobik laktik asittir. Kaslarda Glikojen yakılarak yan ürün olarak laktik asit çıkar.

ORTA MESAFE KOŞULARI :
A – 800 m Koşusu : Bu mesafeye 3 unsur hakimdir.

Dayanıklılık
Sürat
Zeka
Adımları serbest uzunca ve yumuşaktır. Koşu tekniğinin kusursuz olması gerekir. Atlet rakiplerini kontrol altında tutmalı ve yapacağı ataklardan emin olmalı , kendisine bir atak yapıldığında buna , viraja kadar karşı koymalı tamamen taktik,zeka gerektyiren bir mesafedir.

B – 1500 m Koşusu : 800 metrenin devamı niteliğinde olup , kondüsyonel özellik koordinatif kabiliyet teknik beceri ve taktik kabiliyeti zorunlu kılar ayrıca , yüksek verime ulaşmada sürat ve dayanıklılığın seviyesi ve oluşum derecesinin önemi büyüktür.

BAYRAK KOŞULARI :
A – 4 x100 m Bayrak Koşusu : Bekleyen koşucu, bayrak değiştirme sahasının 20 m gerisinde çıkış pozisyonundadır. Arkadaşının hızını bildiği için durduğu yerin gerisine bir işaret koyar. Arkadaşı o işarete geldiğinde yumuşak ve dengeli olarak çıkış yapar. O hızı alana kadar arkadaşı ona yetişir. Seslenir , sesi duyan koşucu anlaşmış oldukları elini arkaya uzatır. Hız düşürülmeden bayrağı alır. Atletler her 100 metrenin her 10m öncesi ve sonrası bayrağı değiştirmek zorundadır. Çıkış yapan atlet bayrağı sağ eliyle taşır. İkinci atlet sol eli ile üçüncü atlet sağ ve dördüncü atlet sol eliyle alır ve taşır.

Taktik :
1 – 1. ve 4. koşucular 110-120 metre , 2. ve 3. koşucular 120-130 metre koşarlar. Dolayısıyla 2. ve 3. atletin mukavemeti iyi olmalıdır.

2 – İlk çıkış yapan atletin çıkış tekniği en iyi olandan seçilir.

3 – Son koşucunun en hızlı ve mücadeleci olmalıdır.

4 – 4 x 100 metrede 2 kavis olduğundan 1. ve 3. Atletlerin kısa boylu olması gerekmektedir.

B – 4 x400 m Bayrak Koşusu : Bayrak değiştirme alanı 20 m dir. Bunun 10 metresi 400 m çıkış çizgisi önünde , 10 metresi gerisindedir. 1. Koşucu bayrağı sağ elinde tutarak çıkış yapar. 2. ve 3. Koşucular bayrağı sol elleriyle aldıktan sonra sağ ele geçirirler. 400 metrede atletler yorgun geldiği için bayrak alanlar acele etmemelidir. 1. Koşucu 400m den az ; 2 ve 3. Koşucu 406 m ; 4. Koşucu 410 metre koşar.

Taktik :
1.atlet en zayıf olanı son atlet ise en süratli ve en mücadeleci ve süratte devamlılığı iyi olandan seçilir.

YÜRÜYÜŞ :
Yürüyüş yarışları hem pistte , hem de yolda yapılabilir. Uluslar arası yürüyüş yarışmalarında ve olimpiyatlarda erkeklerde 20-50km ; bayanlarda 10km üzerinden yapılır. 20km den daha uzun mesafeli uluslar arası yarışmalarda 5 km aralı su istasyonları bulunur. Böylece yürüyüşçülerin terleme sonucu fazla su kaybetmelerinden doğacak sakıncalar önlenmiş olur. Yürüyüşçüler nasırlara karşı kalın çorap giyerler. Sağlam dayanıklı ayakkabı kullanırlar.

Yürüyüş , adımların yerle bağlantıyı sürekli tutacak şekilde atıldığı bir ilerleme şeklidir. Başka bir deyişle arkadaki ayağın baş parmağı öndeki ayağın topuğu yere değmeden yerden kalkmaz. Bu bağlantıyı sağlamak ya da sağlamamak arasındaki ayrım çok küçük olduğundan hakemler yarışın belirli zamanlarında yarışçıların ayaklarını gözlerler. Ayrıca her adımda bacak dizden düzleştirilmelidir. Hakemler kurallara aykırı yürüyen yarışmacıları diskalifiye etme yetkisine sahiptir.

Yürüyüşçülerin kalça hareketi biraz garip görünse de belirli bir amacı vardır. Wiggle denen hareketle kalçalar kıvrılarak normal yürüyüşte mümkün olandan daha uzun adımlar elde edilir. Gövde dik durmalıdır. Öne eğilmek adım uzunluğunu engeller. Bütün hareketler yumuşak olmalıdır. Sert hareketli bir yürüyücü her adımda boşuna enerji harcar. Kilometrede 1100 adım atıldığı düşünülürse sertlik yüzünden büyük bir enerjinin boşa harcandığı kolayca anlaşılır.

Spor Çeşitleri, Basketbol Nasıl Oynanır, Basketbol Kaç Kişi Oynanır, Basketbol Ne Demek, Basketbol Nedir, Basketbol Sporu Hakkında, Basketbol Sporunun Tarihi, Atletizm Hakkında Geniş Bilgi, atletizm sporu nedir, atletizm sporu, atletizm spor, atletizm sporu hakkında bilgi,

Bu yazıda aradığınız konu yoksa soruyu yazın paylaşılsın ve eklensin

1 3 4 5
  1. furkan
    18 Şubat 2014 | Cevapla

    çokj işime yaradı birinci oldum samsunun sağolll

  2. ilknur
    04 Ocak 2014 | Cevapla

    cok güzel işime yaradı valla

  3. halil
    15 Aralık 2013 | Cevapla

    uzun mesafe koşular nelerdir