Beşeri Coğrafya Nedir yazısına puan ver :
1 Puan2 Puan3 Puan4 Puan5 Puan6 Puan7 Puan8 Puan9 Puan10 Puan | 6,23 / 10 | 31 kisi / 193 puan verdi.
Loading ... Loading ...
Bu siteyi beğendinmi?

Beşeri Coğrafya Nedir
Beşeri Coğrafya Yeryüzündeki insan topluluklarının doğal ortamla olan ilişkilerini incelemektedir.
İnsanlara ait tüm özellikler beşeri coğrafyanın konusu içerisinde yer almaktadır. Örneğin İnsanların sayısı, yıldan yıla değişimi bu değişimde etkili olan faktörler, İnsanların yaş cinsiyet, medeni durum, çalışma koşulları, eğitim seviyesi gibi özellikleri beşeri coğrafyanın kapsamı içerisinde yer almaktadır .

Beşeri Coğrafya
TARIM
Geniş manada insanın toprağı işleyerek ürün yetiştirme faaliyetidir.
Tarımı etkileyen faktörler

1. İKLİM : Her tarım ürününün kendine has iklim isteği vardır. İklimi etkileyen faktörler:
- Yağış miktarı: Yılda 10 cm’lik yağış tarımsal faaliyetlerin alt sınırıdır.
- Yağış rejimi: Her ürün farklı rejime ayak uydurur. Pamuk, mısırın yetiştiği yerde yetişmez.
- Sıcaklık: Sıcaklık 10 derecenin altına düşerse bitkinin hayatı tehlikeye girer. Zeytin, incir gibi ürünler kış sıcaklığı isterken, elma, üzüm gibi ürünler soğuğa dayanabilir. Sıcaklık ortalaması da her yerde aynı olmadığı için aynı tür bitkiler farklı zamanlarda olgunlaşır.
- Yükselti: Sıcaklık ve nem oranı yükseltiye bağlı olarak değişir. Yükseklere çıkıldıkça nem oranı ve sıcaklık azalacağı için bitkilerin yetişmesi sınırlıdır. Yine Ekvator’dan Kutuplar’a gidildikçe tarımın yükselti sınırı azalır.

2. TOPRAK : Topraktaki humus, kireç ve minerallerin oranları tarımsal verimi arttırır. Bunların oranlarının belirlenmesinde iklim önemli rol oynar. Nemli iklim bölgelerinde toprak yıkanmış olduğundan mineral oranı düşüktür. Kurak bölgelerde ise toprakta çok miktarda tuz ve kireç birikir. Sonuçta her iki durumda tarımı olumsuz etkiler.

3. TARIM METOTLARI :
a) Nadas: Yağışın yetersiz, iklimin kararsız, sulama imkanlarının olmadığı sahalarda uygulanır. Tarım doğal koşullara bağlıdır. Yağışın bol olduğu zamanlarda iyi ürün alınırken, az olduğu zamanlarda az ürün alınır. Tarım alanlarından 1-2 yılda bir ürün alınır. Bu metot aynı zamanda gübre eksikliğini de gidermek için uygulanır. Ülkemizde Doğu ve Batı Karadeniz hariç diğer yerlerde sulama yapmadan tarım yapmak zordur. Bu yüzden en fazla İç ve Güney Doğu Anadolu’da yaygındır.
b) Ekstansif (Yaygın): Tarım topraklarının geniş, nüfusun ise topraklara göre az olduğu ülkelerde görülen bir metotdur. İnsan ve hayvan gücüne dayalı, kaba tarım metodu da denilen bu metot, ülkemizde her tarım bölgesinde uygulanır. BDT, ABD, Arjantin, Kanada gibi ülkelerde de görülür.
c) İntansif (Yoğun): Modern yada makineli tarım da denilen bu metotta teknolojinin bütün verim arttırıcı yöntemleri uygulanır. Birim alandan en yüksek verim elde edilen tarım metodudur. Tarım topraklarının sınırlı, nüfusun ise fazla olduğu gelişmiş ülkelerde yaygındır. Ör: Hollanda, Japonya, İsveç. . .
Tarımda Verimi Etkileyen Faktörler
1. Sulama: Tarımda verimin artması, yılda birden çok ürün alma, nadas alanlarının ortadan kaldırılması, tarımın doğal koşullardan kurtulması sulama ile mümkündür. Sulama yaygınlaşırsa;
- Nadasa bırakılan toprakların oranı azalır.
- Üretimde süreklilik sağlanabilir.
- Toprakların miras yoluyla bölünmesine bağlı olarak ortaya çıkan göçler önlenir.
- Üretimdeki dalgalanmalar önlenir.
Türkiye topraklarının ancak %40’ı sulanabilmektedir. Demek ki sulama tarımsal faaliyetler için çok önemlidir.
2. Gübreleme: Verimi arttıran önemli faktörlerdendir. Doğal ve yapay olmak üzere üretimi geniş çapta artmıştır. Ülkemizde hayvancılığın yaygın olması doğal gübrenin (tezek) artmasını sağlamıştır. Suni gübre ise pahalıdır. İlk suni gübre Karabük Demir-Çelik Fabrikası’nda üretilmiştir. Daha sonra Mersin, İzmir, Bandırma, Kütahya, Samsun, İstanbul ve Elazığ’da kurulmuştur. Gübrenin hammaddesi olan fosfat, güney Doğu Anadolu’da (Mazıdağı) çıkarılımaktadır. Suni gübre yeterli olmadığı için ithal edilmektedir.
3. Tohum Islahı: Bölgedeki iklim koşullarına bağlı olarak kullanılacak ve verimi en yüksek olan ürünü seçmeye denir. Bugün gen çalışmaları yoluyla yüksek verim kapasitesine sahip tohumluklar elde edilmektedir. Türkiye buğday üretiminde 100-150 kg. ürün elde ederken, gelişmiş ülkeler ise 400 kg. ürün almaktadır. 1985 yılında tohum ıslahı sayesinde üretimde büyük artışlar olmuştur. Örneğin, arpada tokak, pamuk da ise akala gibi.
4- Toprak analizi:Her bitkinin kendine has bir toprak isteği vardır. Bu durum toprak analizini ve toprağın cinsini belirlemeyi gerektirir. Örneğin, patates, havuç gibi bitkiler gevşek yapılı, kumlu toprak ister. Çay, mısır ve fındık gibi ürünler tuzlu, kireçli toprakları istemez. Toprak analizi için Toprak Su Teşkilatı kurulmuştur.
5- Makineleşme: Ürünün zamanında ekimi, hasadı ve yüksek verim için tarımda makineleşme gerekir. Ülkemizde makineleşme ancak 1950’den sonra artmaya başlamıştır. Ancak karabasan ihtiyacı devam etmektedir. Ülkemizde tarımın yeterince makineleşmemesinin sebepleri:
- Makine fiyatlarının pahalı olması,
- Yer yer işgücünün ucuza mal olması,
- Makineleşmeye elverişli olmayan arazilerin varlığıdır.
NOT: Doğu ve Batı Karadeniz başta olmak üzere bazı bölgelerimizde yerşekilleri makineleşmeyi olumsuz etkiler. Tarımda sulama kırsal kesimden kente göçü azaltırken, makineleşmeyi arttırır.
6- Zirai Mücadele: Hastalık ve haşereler zamanla üretimde verim düşüklüğüne sebep olmaktadır. Hatta yabani otlar bile verimi azaltmaktadır. Bu nedenle zirai mücadele verimi arttırma açısından önemlidir. Bu amaçla Zirai Mücadele Teşkilatı kurulmuştur. Yine zirai mücadele adına bitkinin yetişmeden önce tohumun ilaçlanmasından filizlenmesine, olgunlaşmasına ve hasat dönemine kadar zararlı böceklere ve çeşitli hastalıklara karşı ilaçlama yapılmalıdır.
7- Çiftçinin Eğitimi: Günümüzde tarım, modern aletler, kıymetli tohum, hassas ilaçlar kullanımıyla yürütülmektedir. Bütün bunlar çiftçinin eğitimini gerektirmektedir.
8- Tarımsal Kredi: Çiftçinin tarımsal alet ve ekipman, gübre, tohum, ilaç temini için sermaye ihtiyacının karşılanması gerekir. Bu amaçla Ziraat Bankası, Şeker, Pamuk Bank gibi bankalar ile Tarım Kredi Kooperatifleri kurulmuştur.
9- Destekleme Alımı ve Pazar: Çiftçinin ürettiği malını pazarda uygun fiyatla satması gerekir. Ürünün elinde kalması, bozulması durumunda devletin çiftçinin masraflarını karşılaması gerekir. Bu amaçla devlet bir taban fiyat belirler ve destekleme alımı yapar. Destekleme alımı tütün, kuru üzüm, incir, pamuk gibi ürünlerde uygulanırken soğan, patates gibi ürünlerde uygulanmaz. Destekleme alımı sayesinde üretimde yıllara göre görülen dalgalanmalar engellenir.

TÜRKİYEDE TARIMI ETKİLEYEN FAKTÖRLER
1- Doğal Faktörler ( Yağış azlığı, kuraklık )
2- Yeryüzü şekilleri ( Ürün çeşitliliği ve ürün sahasının daralması )
3- Eğimin Fazla Olması:
- Tarım yapılabilen alanların azlığı,
- Tarım alanlarının küçük parçalar halinde olması,
- %80 ‘inde erozyonun varlığı,
- Makineleşmenin tam sağlanamaması.
4- Karasal İklimin Olması: ( Sulama sorunu )
Türkiye’de Toprak Durumu:
Ekili-dikili arazi %30, ürün vermeyen yerler %17, çayır ve otlaklar %35, nadas %11, orman %14

ÜRÜNLER VE YETİŞME ŞARTLARI
İhraçta birinci sıradaki ürünler:
- Antep fıstığı %100
- Fındık %64
- Kuru üzüm
- Kuru incir
- Ayçiçeği

A) TAHILLAR
1. Buğday: Çimlenme döneminde ilkbaharda yağış, olgunlaşma döneminde yazın kuraklık ister. Dünyada ve Türkiye’de en geniş tabii ekim alanına sahiptir. Türkiye’de Karadeniz hariç her yerde yetişmesine rağmen en fazla İç Anadolu’da yetişir. İklime bağlı olarak üretimde dalgalanmalar olur. O zaman duruma göre buğday ithal edilir. Buğday yükselti arttıkça sınırlanır. Buğday tüketimi nüfus artışı ile doğru orantılı olduğu için ihraç edilmez. Dünyada buğday en fazla BDT, ABD, Hindistan, Kanada, Fransa ve Türkiye’de yetişir.
2. Arpa: Buğdaydan sonra en çok üretilen üründür. Türkiye’de en fazla İç Anadolu’da yetişir. Doğu Anadolu’da tahıllar içinde en fazla arpa yetişir. Arpa buğdaya göre soğuğa daha fazla dayanıklıdır ve buğdaydan daha önce olgunlaşır. Arpa genel olarak bira ve yem sanayinde kullanılır. Ayrıca besin olarak da tüketilir. Dünyada en fazla, BDT, Kanada, ABD, Fransa, Almanya ve Türkiye’de yetişir.
3. Çavdar: Arpa ve buğdayın yetişemediği düşük sıcaklıkta yetişir. Fazla sıcaktan zarar görür. Genellikle besin maddesi ve hayvan yemi olarak kullanılır. En çok İç ve Doğu Anadolu’da yetişir.
4. Pirinç: Büyüme döneminde bol su, olgunlaşma döneminde sıcaklık ve fazla emek isteyen bir üründür. Pirinç üretimi genelde vadi tabanları, akarsu boyları ve delta ovalarında fazladır. Çeltik tarımı sivrisineğe ve sıtma hastalığına sebep olduğu için şehir dışında yapılmaktadır. Türkiye’de pirinç üretiminin %70’i Edirne, Samsun, Çorum ve Sinop’ta yapılmaktadır. Dünyada en fazla, Çin, Hindistan, Endonezya, Bangladeş ve Japonya’da yetişir.
5. Mısır: Avrupalıların Türk Buğdayı dedikleri mısırın anavatanı Amerika’dır. Bol su, yüksek sıcaklık, nemli bir iklim ve çapalanma isteyen bir üründür. Mısır üretiminde yaz yağışları çok önemlidir. Bu yüzden Karadeniz iklimine uyum sağlar. Ülkemizde sulama yapılan her yerde yetiştirilebilir. En fazla Akdeniz’de yetişir. Sonra Karadeniz ve Marmara gelir. Dünyada birinci ABD, on ikinci Türkiye’dir.

B) ENDÜSTRİ BİTKİLERİ
Sanayi sektöründe hammadde olarak kullanılabilen tarım ürünlerine denir.
1. Tütün: Anavatanı Amerika’dır. Çimlenme döneminde bol su, yaprakların büyüme döneminde güneş ve sıcaklık ister. Hafif eğimli, kumlu, su geçiren kıraç topraklarda kaliteli tütün yetiştirilir. Alçak ovalarda daha çok yetişmesine rağmen kalitesi bozulduğu için devlet her yerde tütün yetişmesine izin vermemektedir. Türkiye’de en fazla Ege’de (Manisa), sonra Karadeniz’de (Samsun, Trabzon, Amasya, Tokat, Sinop, Bolu), daha sonra Marmara’da (Balıkesir), ayrıca Hatay, Isparta, Adıyaman, Siirt, Malatya, Bitlis gibi illerde yetişir. Dünyada en fazla Çin, ABD, Hindistan, Brezilya, Rusya ve Türkiye’de yetişir.
2. Pamuk: Çimlenme ve büyüme döneminde yağış veya sulama, olgunlaşma döneminde tam bir kuraklık ister. Alüvyal verimli ovaları sever. Pamuk, tekstil ve kağıt endüstrisinin temel hammaddesidir. Ülkemizde Karadeniz kıyılarında yetişmez. Türkiye’de birinci sırayı bazen Akdeniz, Bazen de Ege alır. Ancek Çukurova, Ege Ovaları, Antalya ve Amik Ovası üretimin %90’ını karşılar. Geri kalan ise Elazığ, Malatya, Balıkesir, Iğdır gibi yerlerden karşılanır. Pamuğun yarısı ihraç edilmektedir. Dünyada en fazla ABD, Hindistan, Brezilya, Brezilya, Rusya ve Türkiye’de yetişir.
3. Şekerpancarı: Ilık ve serin iklimleri seven, çeşitli toprak şartlarına uyan, soğuğa dayanıklı bir bitkidir. 30-35. derece enlemleri arasında yaygındır. Türkiye’de her yerde en çok İç Anadolu’da yetişir. Şeker fabrikaları genelde şekerpancarı üretimi yapılan yerlerin yakınına kurulmaktadır. Çünkü şekerpancarı çabuk bozulmaktadır. Şekerpancarından şeker, ispirto ve yem sanayinde yararlanılır. Ayrıca şeker fabrikalarının etrafında besi ve ahır hayvancılığı gelişmiştir. Türkiye’nin kıyı kesimlerinde yetişmemektedir. Dünyada en fazla Rusya, ABD, Fransa, Polonya, Almanya ve Türkiye’de yetişmektedir.
4. Çay: Sürekli yağışlı ve nemli bölgelerde yetişir. Yarı gölgeli ve eğimli arazileri sever. Ülkemizde 1940’tan sonra üretilmeye başlanmıştır. Sürekli yeşil kalabilen bir bitkidir. Tabi ekim alanı en dar olan bitkimizdir. Ülkemizde Ordu – Rize arasında yetişir. Endonezya, Seylan, Brezilya, Malezya, Çin başlıca çay üreticileridir.

C) YAĞLI BİTKİLER
1. Zeytin: Sıcaklığın 0 derecenin üzerinde olduğu Akdeniz iklim şartlarına uyar. Zeytin bir yıl ürün verir, diğer yıl ürün vermez. Yeşil kalabilen bir bitkidir. Yüksek yerlerde yetişmez. Ülkemizde sırasıyla en fazla Ege, Marmara, Akdeniz ve Güney Doğu Anadolu’da yetişir. En güzel yağlık zeytinler Edremit-Ayvalık’ta, sofralık zeytinler ise Gemlik’te yetişir. Dünyada İtalya, Yunanistan, İspanya, Türkiye ve Fransa gelir.
2. Ayçiçeği: Çimlenme ve büyüme döneminde yağış, olgunlaşma döneminde bol sıcaklık ister. Yağ ve çerezlik olarak kullanılır. Ülkamizde Karadeniz kıyıları hariç her yerde yetişir. En fazla sırasıyla Marmara ve İç Anadolu gelir.
3. Susam: Anayurdu Hindistan’dır. Tropikal, subtropikal ve ılıman iklim bölgelerinde yetişir. Yağ üretimi yapılır. Ülkemizde en fazla Ege, Akdeniz ve Marmara gelir.
4. Keten – Kenevir: Ilıman bir iklim ve nemli bir toprak ister. Dokuma sanayinin hammaddesidir. Bunların lifleri çuval, halat, kot kemeri yarımında kullanılır. Ayrıca tohumlarından “Bezir yağı” elde edilir. Bezir yağı boya yapımında kullanılır. Ülkemizde en fazla Sinop, Kastamonu, Zonguldak, Kocaeli çevresinde yetişir.
5. Haşhaş: Yazların sıcak ve orta derecede yağışların bulunduğu alanlarda yetişir. Üretimi devlet kontrolünde olduğu için sadece yedi ilde yetiştirilmektedir. Bunlar Afyon, Kütahya, Denizli, Uşak, Burdur, Isparta ve Konya’dır. Haşhaş yağ, ilaç, sabun ve uyuşturucu yapımında kullanılır.
6. Yerfıstığı: Sıcak ve nemli iklim şartlarında yetişir. Meyveleri toprak içerisindedir. Ülkemizde II. Dünya Savaşı’ndan sonra üretilmeye başlanmıştır. En fazla Akdeniz’de yetişir.

D) MEYVECİLİK
1. Fındık: Serin ve nemli iklimleri sever. Eğimli yamaçlarda ve topraklarda yetişir. Don olayı ve kurak yaz şartları verimi düşürür. Türkiye’de en fazla Karadeniz’de (Ordu), daha sonra en fazla Marmara’da yetişir. Dünyada en fazla Türkiye, İtalya, İspanya, İran ve ABD’de yetişir.
2. Üzüm: Soğuk iklim şartlarına uygunluk gösterir. Türkiye’nin her yerinde yetişebilir. Ekim alanı geniştir. Üzüm yaş, kuru, pekmez ve şarap olarak tüketilir. Ülkemizde en fazla Ege, Güney Doğu Anadolu, İç Anadolu ve Marmara’da yetişir. Dünyada yaş üzüm üretiminde yedinci, kuru üzüm üretiminde birinci sırada bulunmaktayız.
3. İncir: Akdeniz ikliminin bitkisidir. Soğuğa karşı hassastır. Yaz sıcaklığı ister. Tabii ekim alanı dardır. İncir üretimi en fazla Ege, daha sonra Akdeniz’de yapılır. Türkiye kuru incir üretiminde birinci, yaş incir üretiminde üçüncü sıradadır.
4. Turunçgiller: Portakal, limon, mandalina, greyfurt gibi meyvelere denir. Akdeniz ikliminin tipik meyvesidir. Bu yüzden kış sıcaklığı ister. Ülkemizde en fazla Akdeniz ve Ege kıyılarında yetişir. Ayrıca Rize ve çevresinde de yetişir. Dünyada Muson ve Akdeniz ülkelerinde, ABD, Brezilya, Avustralya ve Güney Afrika Cumhuriyeti’nde yetişir.
5. Elma: Düşük sıcaklıklara dayanıklıdır. Olgunlaşma döneminde güneş ve sıcaklık ister. Karadeniz Bölgesi hariç su ihtiyacı sulama ile karşılanır. Ülkemizde en fazla İç Anadolu Bölgesi’nde (Niğde, Nevşehir, Konya), Karadeniz’de (Amasya, Tokat) yetişir. Dünyada yedinci sırada bulunmaktayız.
NOT: Ülkemizde ayrıca ceviz, badem, kestane gibi kabuklu meyveler; armut, ayva, şeftali, kiraz, erik, vişne, kayısı gibi meyveler yetiştirilmektedir.
Meyveler arasında ticari değer taşıyanlar fındık, üzüm, incir ve turunçgillerdir.

E) SEBZECİLİK
Ülkemizde sebzecilik fazla gelişmemiştir. Sebze sıcaklık, sulama, gübreleme, iyi toprak ve çok emek ister. Sulama ile üretim artar. Ülkemizde en fazla Akdeniz, Ege, Marmara’da yetiştirilir. İç Anadolu’da yaz kuraklığının erken başlaması, Doğu Anadolu’da yetersiz olması sebzeciliği olumsuz etkiler. Üretilen sebzelerin bir kısmı taze, bir kısmı kurutularak tüketilir. En fazla üretilen sebzeler:
a) Yaprağı yenenler: Lahana, pırasa, ıspanak, enginar
b) Meyvesi yenenler: Patlıcan, kabak, domates, biber, bamya
c) Baklagiller: Fasulye, bezelye, bekle, nohut, mercimek
d) Yumrulu olanlar: Soğan, patates, havuç, sarımsak, turp
1. Patates: Ülkemizde buğdaydan sonra en fazla tüketilen üründür. Her türlü iklime ayak uydurur. Ülkemizde en fazla İç Anadolu’da (Niğde, Konya, Kayseri), Karadeniz’de (Samsun, Ordu, Gümüşhane, Kastamonu) yetiştirilir.
2. Soğan: Patatesten sonra en fazla üretilen sebzedir. En fazla İç Anadolu, Marmara ve Karadeniz’de yetiştirilir.

NOT: Patates, soğan gibi ürünlerde destekleme alımı uygulandığı için üretimde dalgalanmalar görülür. Ayrıca ülkemizde mercimek, fasulye, nohut da yetiştirilir.

F) SERACILIK
Sıcaklığın kontrol altına alınarak, intansif tarım metotları uygulanarak, mevsiminden önce veya sonra turfanda meyve ve sebze üretimi yapılan faaliyete denir. Ülkemizde seracılık Akdeniz, Ege, Marmara ve kısmen Karadeniz kıyılarında yapılır. Kış sıcaklığının fazla olması seracılık için önemlidir. Bu yüzden seracılık iç kesimlerde yapılmaz. Yine Güney Marmara’da, Yalova ve çevresinde çiçek seracılığı yapılmaktadır.

HAYVANCILIK
Ekonomik değer taşıyan hayvanların üretilmesi, beslenmesi ve pazarlanması gibi işlere hayvancılık denir. Ülkemizde hayvancılık halen tabiata bağlıdır.

Hayvancılığın gelişmesi için;
1. Hayvan soyları iyileştirilmeli: Hayvan sayısı fazla olmasına rağmen verim düşüktür. Türkiye’de bir inek yılda 150-500 kg. süt verirken gelişmiş ülkelerde 4000-5000 kg. vermektedir. Yine bir tavuk Türkiye’de 40-60 yumurta verirken gelişmiş ülkelerde 250 adedi bulmaktadır. Ülkemizde verimin ve kalitenin artması için hayvan soyları iyileştirilmelidir. Bunun için ya melezleştirme yapılmalı ya da kaliteli et, süt veren hayvanlar ithal edilmelidir. Hayvan soylarının iyileştirmesi haralarda gerçekleştirilir.
2. Otlakların korunması ve ıslahı: Otlak dediğimiz meralar, hayvanların otlandığı doğal otlaklardır. Ülkemizde 1950’den sonra makineleşmeyle birlikte otlaklarda daralma başlamıştır. Bu yüzden otlakların korunması için şunlar yapılmalıdır:
- Otlakların sürülmesi yasaklanmalı,
- Eğimli otlaklar erozyona karşı korunmalı,
- Otlaklara ek olarak yonca, burçak gibi otların ekimi yapılmalıdır.
3. Besi ve ahır hayvancılığının yaygınlaşması:
Mera hayvancılığı: Doğal otlaklarda yapılan hayvancılığa denir. Et ve süt verimi ahır hayvancılığına göre düşüktür. Süt verimi meraya düşen yağışlarla ve otların yeşermesine göre değişme gösterir.

Ahır hayvancılığı: Islah edilmiş veya iyi cins ithal hayvanlarla ahırda yapılan hayvancılığa denir. Besi ve ahır hayvancılığında et ve süt verimi daha yüksektir. Mera hayvanları günde 10-15 kg. süt verirken ahır hayvanları 30-45 kg. süt verir. Türkiye’de şeker fabrikalarının etrafında ahır hayvancılığı yaygınlaşmıştır. Tarımsal faaliyetle birlikte yürütülen hayvan besiciliği ülkemiz köylüsü için ek gelir kaynağıdır. Ülkemizde iklim şartlarının kötü gitmesi hayvancılığı olumsuz etkiler.

Hayvancılığın Türkiye Ekonomisine Katkıları
- Tarımsal üretimin %40’ını karşılar.
- Milli gelirin %20’sini oluşturur.
- Dış ticaretimizin %15’ini oluşturur.
- Halkın yaşamına katkıda bulunur.
- Halkın beslenme ve giyinme ihtiyacını karşılar.
- Taşımada yararlanılır.
- Tarım alanlarına gübre sağlanır.

Ülkemizde yetişen hayvanları iki gruba ayırabiliriz:
1. Küçükbaş Hayvancılık: Ülkemizde gerek sayı gerekse beslendiği alanların genişliği bakımından küçükbaş hayvancılık önde gelir. Küçükbaş hayvancılık Doğu Karadeniz haricinde her yerde yaygındır.
a) Koyun: Ülkemizde koyun en fazla İç ve Güney Doğu Anadolu, Doğu Anadolu güney ve batı bölgesi ile Marmara’nın iç kesimlerinde yaygındır. Başlıca koyun türleri ise şunlardır:
- Kıvırcık: Et verimi yüksektir.
- Dağlıç: Ege ve İç Anadolu’da yaygındır. Et verimi yüksektir.
- Karaman: Ege, İç, Doğu ve Güney Doğu Anadolu’da yaygındır. Kuyrukları uzundur.
- Merinos: Et verimi düşüktür. Yünü kalitelidir. En fazla Marmara’da vardır.
- Sakız: İnce kuyruklu olup, Ege ve İç Anadolu’da yaygındır.
b) Keçi: İkiye ayrılır;
- Kıl keçisi: Eti, sütü, derisi ve kılı için bakılır. Koyuna göre daha dayanıklıdır ve daha fazla süt verir. En fazla Akdeniz’de (Toroslar) ve Doğu Anadolu’da yaygındır. Ormanlara zarar verir. Bu yüzden sayısı azaltılmaktadır.
- Tiftik (Ankara) keçisi: Tüyleri ince, uzun ve parlaktır. Tüylerinin ekonomik değeri vardır. Tiftik ihraç ürünlerimizdendir. En fazla İç ve Güney Doğu Anadolu’da yaygındır. Dünyada ise en fazla Güney Afrika’da bulunmaktadır.
2. Büyükbaş Hayvancılık: Sığır, manda, at, katır, eşek gibi hayvanlara büyükbaş hayvan denir. Yağışlı bölgeler uzun boylu ot topluluklarına neden olduğu için, daha çok yağışı fazla olan yerlerde büyükbaş hayvancılık yapılır. Ör: Erzurum-Kars Bölümü.
a) Sığır: Daha çok nemli, yağışlı iklimlerde mera hayvancılığı şeklinde yetiştirilir. Örneğin, Karadeniz kıyıları ve Erzurum-Kars Bölümü’nde yetiştirilir. Son yıllarda Hollanda ve Danimarka’dan getirilen iyi cins montofon inekleri ile ahır hayvancılığı gelişmeye başlamıştır. Dünyada en fazla Rusya, ve ABD’de yetiştirilir.
b) Manda: Akarsu, göl kenarları yada bataklık alanlarda beslenir, suyu çok seven bir hayvandır. Sütü yağlı olduğu için kaymak yapımında kullanılır. Türkiye’de en fazla Karadeniz’de beslenir.
NOT: – Doğu Anadolu’da mera, Batı Anadolu’da ise ahır hayvancılığı yaygındır.
- Hayvancılık tarımın sigortasıdır. Tarımdan dolayı ortaya çıkan ekonomik açık hayvancılıkla kapatılır.
3. Kümes Hayvancılığı: Genelde köylülerimizin beslediği kümes hayvanları büyük ölçüde ekonomik değer taşımazlar. Ancak son yıllarda büyük şehirlerin yakınlarına kurulan tavuk çiftlikleri önem kazanmış, bu şehirlerin et ve yumurta ihtiyacını karşılamaktadır. Ülkemizde en fazla Marmara’da, sonra Ege’de yapılmaktadır.
4. İpek Böcekçiliği: İpek böceği denilen tırtıl, dut yaprağı ile beslenir. Salgıladığı sıvının katılaşması ile ipek telleri oluşur. En fzla Marmara’da (Bursa, Gemlik, İstanbul, Balıkesir, Bilecik) ve Denizli ile Elazığ’da yaygındır.
5. Arıcılık: Arıcılık her bölgemizde yapılmasına rağmen Ege’de diğer bölgelere nazaran daha yoğun bir şekilde yapılmaktadır. Karadeniz’de ise gezici arıcılık yapılmaktadır. Balı ile ünlü ileler; Hakkari, Şemdinli, Bitlis, Kars, Erzurum , Konya, Muğla ve Ege’de bazı illerdir.
6. Balıkçılık: Türkiye üç tarafı denizlerle çevrili ve sayısız göl ile akarsuları buluna bir ülkedir. Böyle olmasına rağmen balıkçılık gelişmemiştirTürkiye’de tutulan balığın %80’i Karadeniz’de kıyı balıkçılığı şeklindedir. En çok tutulan balık ise hamsidir. Bunun yanında istavrit, palamut, lüfer, kalkan, mezgit, kefal, uskumru gibi balık türleri bulunur. Türkiye’de balık tüketimi çok azdır. Balıkçılıkta ileri ülkeler İngiltere, Japonya ABD, Norveç, İzlanda, Almanya gibi ülkelerdir. Norveç ve Japonya’da yüzey şekillerinin engebeli oluşu ve akıntıların karşılaşma alanları olması gibi nedenlerle balıkçılık gelişmiştir. Balıkçılığın Türkiye’de gelişmesi için ;
- Açık deniz balıkçılığı yapılmalı,
- Zararlı balık avlama yöntemleri bırakılmalı ve modern yöntemlerin uygulanmalı,
- Depolama ve soğutucu araçlarla taşıma imkanları arttırılmalı,
- Kıyı kirlenmesi önlenmelidir.

ORMANCILIK
Ormanlarımızın coğrafik dağılımı şöyledir:
Karadeniz %27, Akdeniz %21, Marmara %19, Ege %16, İç Anadolu %9, Doğu Anadolu %7, Güney Doğu Anadolu %1

Ülkemizde ormanların az olmasının nedenleri:
a) Tarım alanlarının bilinçsizce kesimi,
b) Tarım alanı açmak için yapılan tahribatlar,
c) Bilinçli veya bilinçsiz yangınlar ve hayvanların verdiği zararlardır.

NOT: – Ormanların dağılımı neme bağlıdır. Nemli bölgelerde ormanların fazla olduğu görülür. Ayrıca bu gibi yerlerde orman yangınları çok az görülür.
- Ormanların ana ve yan ürünlerinden yararlanılır.
- Batı Karadeniz’de ormancılık önemli gelir kaynağıdır.

Ormanların Faydaları
- Erozyonu önler. – Havayı temizler.
- İklim üzerinde önemli etkiler yapar. – Nem sağlar.
- Akarsu rejimlerini düzenleyici rol oynar. – Kağıt üretiminde kullanılır.

MADENCİLİK
Ekonomik değeri olan mineral ve elementlere maden denir.
Türkiye’de madencilik faaliyetleri 1935 yılında kurulan MEA ve Etibank tarafından yürütülmektedir. MEA araştırma yapar, Etibank ise bulunan madeni işletir. Madenlerin oluşumu ile jeolojik devirler arasında ilişki vardır. Örneğin, volkanik olaylarla krom, kurşun, pirit, manganez, elmas gibi madenler, iklim değişmesiyle kayatuzu, jips gibi madenler ilişkilidir.
Bir madenin işletilmesi için;
- Rezervin yeterli olması, – Sermayenin yeterli olması,
- Kalifiye ve teknik elemanın bulunması. – Ulaşımın kolay olması,
- Maden rezervi içinde saf maden oranının yüksek olması gerekmektedir.
Maden rezervi: Toprak altında bulunan saf madendir.
Maden cevheri: Ekonomik değer taşıyan mineral ve elementlerdir.
Maden filizi: Toprağın altında diğer minerallerle bileşik oluşturan maden cevherine denir.
Maden tenoru: Madenin taş ve toprak içindeki yüzde olarak oranına denir.
Tuvanön cevheri: Topraktan çıkarılmış, fakat işlenmemiş madene denir.

Başlıca Madenlerimiz
1. Demir: Sanayinin en önemli madenidir. Türkiye’de çıkarılan demir madeni, Ereğli, Karabük ve İskenderun Demir Çelik Fabrikası’nda işlenir. Demir madeni çıkarılan yerler: Malatya çevresi (Hekimhan, Divriği, Çetinkaya), İç Anadolu’da (Kayseri, Sivas), Akdeniz’de (Adana-Saimbeyli, Hatay), ayrıca Edremit, Eymir, Doğu Karadeniz’de (Fundacık) çıkarılır. Dünyada ise BDT, ABD, Hindistan ve Avustralya önde gelir.
2. Bakır: Elektrik ve elektronik sanayinin hammaddesidir. Bir kısmı ihraç edilir. Çıkarılan yerler: Kastamonu (Küre), Artvin (Murgul), Elazığ’da (Ergani) çok miktarda çıkarılmaktadır. Bakırlar Samsun, Murgul ve Ergani’de işlenmektedir. Dünyada ise Türkiye, ABD, Rusya ve Şili önde gelir.
3. Krom: Demirin sertleşmesinde ve paslanmaz çelik üretiminde kullanılır. Çıkarılan yerler: Muğla (Fethiye, Köyceğiz, Dalaman), Mersin, Adana ve Elazığ (Guleman)’dır. Krom Antalya Ferra-Krom Tesislerinde işlenmektedir. Dünyada ise GAC, Rusya ve Türkiye önde gelir.
4. Alüminyum (Boksit): Otomobil ve uçak sanayinde, inşaat sektöründe, mutfak eşyalarının yapımında ve elektrikli araçlarda kullanılmaktadır. Çıkarılan yerler: Konya (Seydişehir), İskenderun (Islahiye), Muğla (Milas), Gaziantep, Antalya ve Adıyaman’dır. Dünyada en fazla Avustralya, Yeni Gine, Çin ve ABD’de çıkarılır.
5. Altın: Süs ve ziynet eşyası yapımında kullanılan altın, eskiden para olarak kullanılmaktaydı. Çıkarılan yerler: Antakya, Niğde, Balıkesir, Kütahya, Bursa, İzmir ve çevresidir. Dünyada ise Yeni Gine’de çıkartılır.
6. Bor Mineralleri: Jet ve roket yakıtı, emaye, porselen, cam üretiminde, fotoğrafçılıkta kullanılır. Çıkarılan yerler: Balıkesir (Bigadiç, Sandıklı, Susurluk), Eskişehir (Seyitgazi), Kütahya (Emet) ve Bursa’dır. Dünyada ise Türkiye, ABD ve BDT önde gelir. Kullanım alanının yaygın olmaması nedeniyle ekonomimize katkısı azdır.
7. Civa: Tek sıvı madendir. Zirai ilaçların yapımında, altın çıkarımında, kağıt ve suni gübre üretiminde, boya ve asit sanayinde kullanılır. Dünya üretiminde birinci sırada bulunmaktayız. Çıkarılan yerler: İzmir (Karaburun-Ödemiş), Manisa-Alaşehir ve Konya (Sarayönü)’dür.
8. Kükürt: Zirai ilaçların yapımında, sülfürik asit üretiminde ve muhtelif kimya sanayinde kullanılır. Çıkarılan yerler: Isparta (Keçiborlu), Kütahya (Simav), Denizli (Sarayköy)’dür.
9. Kurşun-Çinko: İkisi karışık halde bulunur. Silah sanayi ve paslanmaz metal üretiminde kullanılır. En fazla Giresun, Sivas, İzmir, Kayseri ve Elazığ’da (Keban) çıkarılır.
10. Antinom: Cephane yapımında, cam ve seramik sanayinde, renklendirme işlerinde kullanılır. En fazla Balıkesir, Kütahya, Bursa, İzmir ve Tokat’ta çıkarılır.
11. Asbest (Amyant): Öz ısıya dayanıklı eşyaların yapımında kullanılır. Kansorejen olması nedeniyle kullanımı sınırlıdır. En fazla Erzincan, Kars, Ağrı, Malatya, Sivas ve Uşak’ta çıkarılır.
12. Barit: Çeşitli boyaların yapımında ve sondaj çalışmalarında kullanılır. Isıyı emme ve soğutma özelliği taşır. Cam sanayinde kullanılır. En fazla Antalya, Mersin, Adana ve Elazığ’da çıkarıtılır.
13. Fosfat: Suni gübrenin hammaddesidir. Dünyada Fas, Tunus ve Cezayir’de çıkartılır. Ülkemizde Mardin’den (Mazıdağı) çıkartılır. Yeterli olmadığı için ithal edilir.
14. Wolfram: Sert olduğu özel sanayi çeliği olarak kullanılır. Demiryolu, iş makineleri, uçak, gemi ve uzay araçları yapımında kullanılır. En fazla Bursa (Uludağ), Kırıkkale (Keskin), Elazığ (Keban) ve Niğde’de çıkartılır.
15. Lüle taşı: Pipo ve süs eşyası yapımında kullanılır. Dünyada ve Türkiye’de sadece Eskişehir’de çıkarılır.
16. Manganez: Çeliğin sertleştirilmesinde kullanılır. Ray ve karayolu araçları, köprülerin yapımında kullanılır. En fazla Uşak, Afyon, Burdur, Muğla, Artvin, Adana, Antep, Sivas, Erzincan ve Trabzon’da çıkarılır.
17. Nikel: Sanayide demir, bakır, alüminyum ile alaşım yapımında kullanılır. Tuzlu suya dayanıklıdır. Bu nedenle gemi yapımında kullanılır. Ülkemizde Manisa ve Turgutlu’da çıkarılır.
18. Oltu taşı: Tesbih ve süs taşı olarak kullanılır. Erzurum’un Oltu ilçesinde çıkarılır.
19. Zımpara taşı: Zımpara yapımında kullanılır. Ülkemizde İzmir (Karaburun, Urla, Çeşme, Ödemiş) ve Muğla’da (Milas) çıkarılır.
20. Tuz: Kayalardan, göl ve deniz gibi durgun sulardan elde edilir. Tuz üretiminin %30’u Tuz Gölü’nden, %10’u kayalardan, geri kalanı da İzmir Çamaltı Tuzlası’ndan elde edilir.
21. Mermer: Heykel yapımında, inşaat işleri ve süslemede kullanılır. Ülkemiz mermer bakımından zengindir. Afyon, Kütahya, Marmara Adaları, Kırşehir, Tokat, Bitlis ve İzmir’de çıkarılır.

ENERJİ KAYNAKLARIMIZ
1. Taş kömürü: I. zamanda oluşmuştur. Enerjisi yüksektir. Demir-çelik sanayinin hammaddesidir. Ülkemizde Zonguldak’ta (Ereğli, Kozlu, Kilim) çıkarılır. Dünyada en fazla ABD, BDT, Polonya, G. Afrika, Avustralya ve İngiltere’de çıkarılır. İngiltere, Fransa ve Almanya bugünkü kalkınmışlık seviyesine gelmesini taşkömürüne borçludur.
2. Linyit: Kalorisi düşüktür. En zengin enerji kaynağıdır. III. zamanda oluşmuştur. Evlerin ısıtılmasında kullanılır. En çok elektrik enerjisi linyit ile çalışan termik santrallerden elde edilir. Çıkarılan yerler: Kütahya (Tunçbilek, Değirmisaz, Tavşanlı, Seyitömer), Muğla (Yatağan), Manisa (Soma), Afşin, Elbistan, Amasya (Çeltek), Ankara (Çayırhan) ve Çanakkale (Çan)’dır.
Termik Santraller:
- Kahramanmaraş (Afşin-Elbistan)- Kütahya (Seyitömer-Tunçbilek)
- Zonguldak (Çatalağzı)- Muğla (Yatağan)
- Manisa (Soma)- İstanbul (Ambarlı)
3. Doğalgaz: Geleceğe yönelik önemli enerji kaynağıdır. Ülkemizde az da olsa Trakya’da (Kırklareli, Babaeski, Lüleburgaz) çıkarılır. Ülkemizde son yıllarda büyük kentlerde doğalgaz kullanımı artmıştır. Rusya ithal etmekteyiz.
4. Petrol: Ülkemizde ilk petrol 1940 yılında Raman’da bulunmuştur. Petrol üretimimiz tüketimimizin sadece %25’ini karşılamaktadır. Çıkarılan yerler: Raman, Mardin, Adıyaman ve Diyarbakır çevresidir. En fazla ithalatta bulunduğumuz ülkeler İran, Irak, Arabistan, ABD, Rusya ve Venezuella’dır. Ülkemizde petrol arama işlerini TPAD yürütmektedir. En fazla petrol üreten ülkeler: Orta Doğu Ülkeleri, Orta Asya Ülkeleri, ABD, Çin, İngiltere, Kanada ve Meksika’dır.
5. Uranyum ve Toryum: Nükleer enerji kaynağıdır. MTA’nın belirlediğine göre ülkemiz uranyum yönünden zengindir. Manisa-Gördes’te toryum, Aydın-Söke, Yozgat-Sorgun, Giresun ve Rize’de ise uranyum çıkartılır. Dünyada 600 civarında nükleer santral vardır. Örneğin komşularımızdan Bulgaristan, Ermenistan, Ukrayna ve BDT’de bulunmaktadır.
6. Jeotermal enerji: Buhardan elde edilen enerjidir. Ülkemizde Denizli (Sarayköy), Aydın (Germencik) ve Afyon’da (Göcek) bulunmaktadır.
7. Hidroelektrik enerji: Akarsular üzerinde barajlar yapılarak elde edilen enerjidir. Avrupa’da Norveç’ten sonra ikinci sırada bulunmaktayız. Doğu Anadolu enerji potansiyeli açısından birinci sıradadır. Yapımı tamamlanmış doksan kadar barajımız vardır.
- Enerji üretiminde termik santrallerde üretilen enerjinin payı hidroelektrik santrallerinkinden daha fazladır.
- Termik santrallerin çalıştırılmasında kullanılan yakıt taşkömürü, fuel-oil, motorin ve linyittir.
- Hamitabat ve Ambarlı Termik Santralleri doğal gazla çalışmaktadır.

ENDÜSTRİ
Hammaddenin mamul ve yarı mamul durumuna getirilmesi faaliyetlerine üretim, üretim tekniğine de endüstri denir. Sanayileşmede şu faktörler önemlidir:
1. Hammadde: Hammaddeler tarımsal, hayvansal yada madensel olarak gruplandırılır.
2. Enerji: Petrol, elektrik, kömür, nükleer ve jeotermal kaynaklardır.
3. Sermaye: Ülkemiz sanayisi için çok önemlidir.
4. İş gücü:
5. Ulaşım ve Pazar:

NOT: Sanayi yada endüstri Want’ın buharlı kazanı bulmasıyla başlamıştır. Buharlı kazanın 1775’te dokuma endüstrisinde kullanılması, 1804’te buharlı lokomotiflerin icadı, 1807’de gemilerin yardımı ile günümüz sanayinin temeli atılmıştır.
Türkiye’de Endüstri
Türkiye 1983 yılına gelinceye kadar dış

beşeri coğrafya, beşeri coğrafya nedir, beşeri coğrafya ne demek, beşeri coğrafya hakkında, beşeri coğrafya ile ilgili bilgiler, beşeri coğrafya hakkında bilgi, beşeri coğrafya ne demektir, beşeri coğrafya anlamı,

Bu yazıda aradığınız konu yoksa soruyu yazın paylaşılsın ve eklensin

  1. sevgi
    10 Ekim 2012 | Cevapla

    beşeri cografyanın dallarını öğrenmek istiyorum

  2. meral
    20 Eylül 2011 | Cevapla

    beşeri coğrafyalar nelerdir. örnek istiyorum