Yahya Kemal Beyatlı puan ver :
1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars6 Stars7 Stars8 Stars9 Stars10 Stars | 7,90 / 10 | 10 kisi / 79 puan verdi.
Loading ... Loading ...
Bu siteyi beğendinmi?

Yahya Kemal Beyatlının Hayatı
YAHYA KEMAL BEYATLI (1884 – 1958)
Yahya Kemal Beyatlı 1884 yılında doğdu. Birinci Dünya Savaşı yıllarından başlayarak 40 yılı aşan bir süre boyunca eserleri ve düşünceleriyle Türk sanatını kuvvetle etkiledi. Yahya Kemal Tanzimat ve Serveti Fünun şairlerinin Batı’yı geniş ölçüde taklit edişini, yüzeydeki örneklere bağlı kalışını eleştiriyor, divan şiiri ile halk şiirinin ise bütünlükten yoksun olduğunu, çağdaş zevke seslenemediğini ileri sürüyordu.

Fransız sembolistlerinin “öz şiir” anlayışı onda şiirini bütün fazlalıklarından arıtma, düzyazıdan uzaklaştırma eğilimi yarattı. Böylece, belli manzumlara bağlanan ve bütünlükten uzak kalan divan şiirinin bu eksiklerini tamamlamaya çalışan ürünler verdi. Paris’teki öğrenimi sırasında aldığı derslerin etkisinde kalarak Türk tarihini yeni bir açıdan değerlendirdi . Anadolu Türklüğünü, Anadolu toprağının 1071 den başlayan bir tarih süreci içinde yarattığını ileri sürerken bu tarihin parlak dönemlerini divan edebiyatına ait şiir aktardı. Divan şiirinden gelen etkilerle yazdığı şiirleri, ölümünden sonra eski şiirin Rüzgarıyla (1962) adlı kitapta derlendi. Yine ölümünden sonra şiirleri Kendi Gök Kubbemiz adlı kitapta toplnmıştır.

Başarılı bir nesir yazarı da olan Yahya Kemal’in kendi edebiyat anlayışını, Türk sanatı, Türk tarihi, vatan ve milliyetçilik konularındaki görüşlerini dile getiren yazıları yayımlanmıştır. Yahya Kemal işgal altındaki İstanbul’da Kurtuluş Savaşı’nı desteleyen etkileyici yazılar kaleme almıştı. Bunları toplayan eseri ( Eğil Dağlar 1966 ) ve kendi çağının Ziya Gökalp, Yakup Kadri, Ali Kemal vb. gibi sanat ve politika adamlarına ait portreleri (Siyasi ve Edebi Portreler, 1968) dikkati çeken nesir kitaplarındandır. Yahya Kemal’in şiiri İkinci Dünya Savaşı yıllarında günlük yaşayışa ve gerçekçi temele dayanan yeni şiir anlayışı karşısında eleştirilere uğramış; toplum sorunlarından uzak kalması en önemli eksiklerinden biri sayılmıştır. Yahya Kemal Beyatlı 1985 yılında öldü.

Yaşarken şiir kitabı yayınlamayan Yahya Kemal’in, ölümünden sonra Yahya Kemal Enstitüsünce yayınlanan şiir kitapları:
1961 Kendi Gök Kubbemiz
1962 Eski Şiirin Rüzgâriyle
1963 Rubailer ve Hayyam Rubailerini Türkçe Söyleyiş

Tarih, edebiyat, v.b. konularında deneme, makale ve konferansları da aynı enstitüce kitap olarak yayınlandı.

Yahya Kemal şiir yazmaya lise yıllarında başlamıştı. Bu şiirleri başta Tevfik Fikret olmak üzere Seryet-i Fünun şairlerinin etkisi altındaydı.

Kendi sözleriyle: “Kendi neslimin bütün çocukları üzerinde olduğu gibi, ruhumda, ahlâkımda, zevkimde lisanımda, sanatımda en büyük tesiri O (Fikret) icra etmiştir”.

Yeni şiir denemelerine Fransa’da bulunduğu yıllarda başladı. Fakat dönüşünde de bunları uzun süre yayınlamadı. Şiirleri ilk kez 1918′de Yeni Mecmua’da yayınlanmaya başladı. Oysa yeni şiirlerinin yazılış tarihi 1910 ve daha önceleridir. Yahya Kemal’in yazmada ve yayınlamada bu titizliğinin, günümüzdeki kültür, sanat hatta siyaset konulu tartışmalara da ışık tutacak önemli nedenleri vardır. Paris’te Siyasal Bilgiler Okulunda öğrenim gördüğü sırada Albert Sorel’in tarih dersleri “Ona tarih ortasında Türklüğü aramak ve bulmak gibi sonsuz bir heves vermişti…” Dönüşünde, gerek dil gerek Türklüğün kökenleri bakımından Ziya Gökalp’le tartışmaya girdi. Yahya Kemal’e göre “Türklüğün kökeni Anadoluda’dır…” Tarih (ulusal bilinç, ulusal sanat) konusunda yoğun araştırmalarını ve düşüncelerini ulusal dil konusunda da sürdürüyordu. Ona göre “Bir dilin yalnız kendine mahsus, süssüz, tabii, samimi, yalın ifade özellikleri” vardır…

Türkçede ise kendi ifade özellikleri yerine tesirinde kaldığı Arap ve özellikle Fars dilinin ifade özellikleri geçmiştir… Yahya Kemal’e göre “Servet-i Fünun nazmının dili, sözcük topluluğu, gramer ve hatta söz dizimi bakımından Türkçeden uzaklaşmış yapma bir dildi… Bu dil, Fransa dilinin güçlü etkisi altında bir tatlı su lehçesi haline gelmiştir… Ulusal bir çığır açabilmek için ne Servet-i Fünun diline, ne de Divan nazımının diline bağlanılabilir… Halk şiirinin dilini de fazla dar ve mahalli bulan şair, bu durum karşısında bütün milletin birden mal edineceği bir şiirin dili için tek imkân olarak konuşulan Türkçeyi görüyordu.”

Daha önce Tevfık Fikret, Rıza Tevfık, Mehmet Emin ve Mehmet Akif’te belirtileri görülen bir Türkçedir bu. Fakat Yahya Kemal’in dili “Fikret’in daha çok konuşmalarla sınırlı kalan, Rıza Tevfik’te bir düzen ve süreklilik sağlayamayan, Mehmet Emin’de İstanbul konuşmasının sınırlarını aşan ve kalıplaşan, Mehmet Âkifte fazla halklaşan ve bazen argolaşan Türkçelerden çok üstün niteliktedir… Aruz vezni ile Fikret kuvvetli bir dış musikisi ve ustalıklı bir manzume lisanı vücuda getirmişti. Bu vezni daha temiz, daha sade bir Türkçe ile dillendirmek kudretini de Mehmet Akif göstermişti. Fakat tam on asırlık bir atalar mirası olan bu güzel vezinle yalnız şiir söyleyen ilk büyük şair Yahya Kemal oldu… (Nihat Sami Banarlı, Resimli Türk Edebiyatı Tarihî). Yahya Kemal “ulusal ve Avrupacı sanatın sentezini” yaratmış, “Türk edebiyatında bir sair ilk defa şiirin Avrupai gelişimini yöntemsel bir görüşle incelemiştir” (bkz. ag.y.) “Türk şiiri bir yandan taklitçilikten kurtulup kendi kaynaklarına dönerek ulusallaşacak, öte yandan modern şiirin bütün özelliklerine sahip olacaktır…” (bkz. Kenan Akyüz, Batı Tesirinde Türk Şiiri Antolojisi).

Ulusal tarih, ulusal bilinç, ulusal dil konularındaki görüşlerinin yanısıra, Stephan Mallarmé’nin “Bir mısra, kelimelerin yanyana dizilmesinden meydana gelir” tanımını benimseyen Yahya Kemal’e göre, eski şiir anlayışında “..şair bir mevzuu, bir fikri, bir hayali, bir hissi pürüzsüz ve selis bir ifade ile söylerse işini görmüş, yani mısra söylemiş sayılırdı. Halbuki bu ikinci telâkkide lisan pürüzsüzlüğü, selaset ve belagatın bütün kaideleri şiirin söylenmesine kifayet etmiyordu… Şiir, ritmin lisan haline gelmesi, yani söyleyişin bir musiki cümlesi olabilmek sırrına erişmesiydi…” (N.S. Banarlı, Resimli Türk Edebiyatı Tarihi.) “Fransa’da, şiir, Yahya Kemal’i Parnas’cı şairlerin mükemmel manzumeleri ve sembolizmin derin musikisi ile karşıladı…

Fransız şiirinde ilk dikkat ettiği hadise, başlangıçtan en yeni sembolist şairlere kadar eski Yunan mısralarını Fransızca bir mısra haline getirmek için giriştikleri ve başardıkları tarihi faaliyet oldu… Bir aralık Türk şiirini ve zevkini asırlardan beri almış olduğumuz Arap ve Acem tesirlerinden uzaklaştırarak doğrudan doğruya Yunan ve Latin edebi terbiyesine bağlamak” eğilimini duydu. (a.g.y.). Bu eğilim onu, aynı mısraların Türkçedeki “ifade sırlarını” bulmak gibi bir çalışmaya (a.g.y.) ve antik şiirin “berrak, külfetsiz, samimi, aydınlık söyleyişine” yöneltti… (K.Akyüz, Batı Tesirinde Türk Şiiri Antolojisi.) Muazzam ve titiz bir çalışmaya koyuldu (a.g.y.). Şiir onun için “musikiden başka türlü bir musiki”, “içimizin ahengi”dir… (a.g.y.). “Sembolist şiirin büyük değer verdiği iç ahenkle parnasiyenlerin titizlikle temine çalıştıkları dış ahengi onda bağdaşmış olarak buluyoruz…” (a.g.y.). Buna karşılık, “Fransız nazmına ait şekilleri pek az kullanmış, Servet-i Fünunun en çok tercih ettiği sone tarzına hiç rağbet etmemiş… gazel, şarkı, mesnevi ve rubai tarzlarını kullanmıştır… Ahenk bakımından çok daha mükemmel bulduğu aruzu heceye daima tercih etmiştir…” (a.g.y.).

Yahya Kemal sağlam bir kültür ve dil bilinci üstüne kurduğu şiirlerindeki klasik yalınlık ve güçlülükle, sanatının özünde ve biçiminde ulusal ve modern olanın, bireysel ve toplumsal olanın, tarihsel ve çağdaş olanın sentezine ulaşmadaki çabaları ve başarılarıyla, modern şiirimizin, (Kendi Gök Kubbemiz’deki şiirleriyle) büyük bir kurucu ustası, klasiğidir. Bu özellikleriyle, XX. yüzyıl dünya şiirinin de önemli şairleri arasında bulunduğundan kuşku yoktur.

Yahya Kemal Beyatlı Eserleri
Kendi Gök Kubbemiz (1961)
Eski Şiirin Rüzgârıyle (1962)
Rubailer ve Hayyam Rubâilerini Türkçe Söyleyiş (1963)
Bitmemiş Şiirler (1976)
ÖDÜLLERİ
1948 İnönü Sanat Armağanı

Yahya Kemal Beyatlı Şiirleri
Açık Deniz Akıncılar -
Atik-Valde’den İnen Sokakta
Bir Başka Tepeden
Büyü Şiir
Deniz Türküsü
Duyuş ve Düşünüş
Düşünce
Endülüs’te Raks
Erenköyü’nde Bahar
Eylül Sonu
Gece
Gece Bestesi
Geçmiş Yaz
Güftesiz Beste
Hayâl Beste
Hayâl Şehir
Itrî
Kar Mûsıkîleri
Koca Mustâpaşa
Mehlika Sultan
Mohaç Türküsü
O Rüzgar
Özleyen
Rindlerin Akşamı
Rindlerin Ölümü – Rubai – Sessiz Gemi – Siste Söyleniş- Sonbahar –Telâkki- Uçuş-Vuslat

Biyografiler, Yahya Kemal Beyatlı, Yahya Kemal Beyatlının hayatı, Yahya Kemal Beyatlı hakkında bilgi, Yahya Kemal Beyatlı ile ilgili bilgi, Yahya Kemal Beyatlının eserleri, Yahya Kemal Beyatlı kimdir, Yahya Kemal Beyatlının yaşamı, Yahya Kemal Beyatlı hayatı, Yahya Kemal Beyatlı Şiirleri, Yahya Kemal Beyatlının Şiirleri, hakkında-bilgi-nedir,