<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Hakkında Bilgi &#187; Atatürk</title>
	<atom:link href="http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/category/egitim/ataturk/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com</link>
	<description>Hakkında Bilgiler</description>
	<lastBuildDate>Mon, 06 Feb 2012 11:38:10 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Atatürkün Askerlik Dönemi</title>
		<link>http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/ataturkun-askerlik-donemi-nedir+ataturkun-askerlik-donemi-hakkinda-bilgi</link>
		<comments>http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/ataturkun-askerlik-donemi-nedir+ataturkun-askerlik-donemi-hakkinda-bilgi#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 29 Jan 2012 00:08:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Hakkında Bilgi Nedir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Asker Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk askerlik dönemi]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk askerlik dönemleri]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürkün Askerliği]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürkün Askerlik Dönemi]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürkün askerlik dönemleri]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürkün Askerlik Yılları]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürkün ve askerlik]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal Atatürk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/?p=30910</guid>
		<description><![CDATA[Atatürkün Askerlik Dönemi 1905-1907 yılları arasında Şam&#8217;da 5. Ordu emrinde görev yaptı. 1907&#8242;de Kolağası (Kıdemli Yüzbaşı) oldu. 19 Nisan 1909&#8242;da İstanbul&#8217;a giren Hareket Ordusu&#8217;nda Kurmay [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Atatürkün Askerlik Dönemi</strong><br />
1905-1907 yılları arasında Şam&#8217;da 5. Ordu emrinde görev yaptı. 1907&#8242;de Kolağası (Kıdemli Yüzbaşı) oldu. 19 Nisan 1909&#8242;da İstanbul&#8217;a giren Hareket Ordusu&#8217;nda Kurmay başkanı olarak görev aldı. 1910 yılında Fransa&#8217;ya gönderildi. Picardie Manevraları&#8217;na katıldı. 1911 yılında İstanbul&#8217;da Genel Kurmay Başkanlığı emrinde çalışmaya başladı.</p>
<p>1911 yılında İtalyanların Trablusgarp&#8217;a hücumu ile başlayan savaşta, Mustafa Kemal bir grup arkadaşıyla birlikte Tobruk ve Dernede görev aldı. İtalyanlara karşı Tobruk Savaşını kazandı. 1 yıl sonra Derne Komutanlığına getirildi.</p>
<p>Ekim 1912&#8242;de Balkan Savaşı başlayınca Mustafa Kemal Gelibolu ve Bolayır&#8217;daki birliklerle savaşa katıldı. Dimetoka ve Edirne&#8217;nin geri alınışında büyük hizmetleri görüldü.  Sofya Ateşemiliterliğine atandı. Bu görevde iken 1914 yılında yarbaylığa yükseldi. Mustafa Kemal 19. Tümeni kurmak üzere Tekirdağ&#8217;da görevlendirildi.</p>
<p>I. Dünya Savaşı&#8217;nda, Mustafa Kemal Çanakkale&#8217;de bir kahramanlık destanı yazıp İtilaf Devletlerine &#8220;Çanakkale geçilmez! &#8221; dedirtti.</p>
<p>Mustafa Kemal Çanakkale Savaşları&#8217;dan sonra 1916&#8242;da Edirne ve Diyarbakır&#8217;da görev aldı. 1 Nisan 1916&#8242;da tümgeneralliğe yükseldi. Rus kuvvetleriyle savaşarak Muş ve Bitlis&#8217;in geri alınmasını sağladı. Mustafa Kemal 9. Ordu Müfettişi olarak 19 Mayıs 1919&#8242;da Samsun&#8217;a çıktı. 22 Haziran 1919&#8242;da Amasya&#8217;da yayımladığı genelgeyle &#8220;Milletin istiklâlini yine milletin azim ve kararının kurtaracağını &#8221; ilan edip Sivas Kongresi&#8217;ni toplantıya çağırdı.</p>
<p>Mustafa Kemal yönetimindeki Türk Kurtuluş Savaşının önemli aşamaları şunlardır:<br />
Sarıkamış (20 Eylül 1920), Kars (30 Ekim 1920) ve Gümrü&#8217;nün (7 Kasım 1920) kurtarılışı.<br />
Çukurova, Gazi Antep, Kahraman Maraş Şanlı Urfa savunmaları (1919- 1921).</p>
<p>I. İnönü Zaferi (6 -10 Ocak 1921)<br />
II. İnönü Zaferi (23 Mart-1 Nisan 1921)<br />
Sakarya Zaferi (23 Ağustos-13 Eylül 1921)<br />
Büyük Taarruz, Başkomutan Meydan Muhaberesi ve Büyük Zafer (26 Ağustos 9 Eylül 1922)<br />
Sakarya Zaferinden sonra 19 Eylül 1921&#8242;de Türkiye Büyük Millet Meclisi Mustafa Kemal&#8217;e Mareşal rütbesi ve Gazi unvanını verdi.</p>
<p>Meclisin Türk Kurtuluş Savaşı&#8217;nı başarıyla yönetmesi, yeni Türk devletinin kuruluşunu hızlandırdı.13 Ekim 1923&#8242;te Cumhuriyet idaresi kabul edildi, Atatürk oybirliğiyle ilk cumhurbaşkanı seçildi. </p>
<h6>Atatürkün askerlik dönemleri, Atatürkün askerlik dönemi, Atatürkün askerliği, Atatürk askerlik dönemleri, Atatürk askerlik dönemi, Atatürkün askerlik yılları, Atatürkün ve askerlik, Asker Atatürk, Mustafa Kemal Atatürk,</h6>
<p><a href="www.hakkinda-bilgi-nedir.com"><img alt="" src="http://t0.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcRCrmVh6yNUZPAjMhxPIP1I09Dp0Hc5o7Kfr-i2EusiQPaMIOrd" class="alignnone" width="254" height="198" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/ataturkun-askerlik-donemi-nedir+ataturkun-askerlik-donemi-hakkinda-bilgi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Atatürk&#8217;ün Anıları</title>
		<link>http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/ataturkun-anilari-nedir+ataturkun-anilari-hakkinda-bilgi</link>
		<comments>http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/ataturkun-anilari-nedir+ataturkun-anilari-hakkinda-bilgi#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 28 Jan 2012 10:31:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Hakkında Bilgi Nedir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün anıları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/?p=31073</guid>
		<description><![CDATA[Atatürk&#8217;ün Anıları Ölümünden otuz altı gün önce, birinci komutan, sonra Başvekil Celal Bayar, hastalığı süresince yaptığı hafta sonu ziyaretinde, beraberinde hazırlığı tamamlanmış üçüncü beş yıllık [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Atatürk&#8217;ün Anıları </strong><br />
Ölümünden otuz altı gün önce, birinci komutan, sonra Başvekil Celal Bayar, hastalığı süresince yaptığı hafta sonu ziyaretinde, beraberinde hazırlığı tamamlanmış üçüncü beş yıllık plan dosyasıyla gelir. Hekimler, zaman alan ciddi konularla meşgul olmasını yasaklamışlardı. Başvekil, bir-iki temel konuda fikrini öğrenme ihtiyacındadır. En çok beş dakika için evet derler. Bundan sonrasını Celal Bayar şöyle anlatır : -&#8221;Sanki hasta değil, rahat bir uykudan yeni kalkmış gibiydi. Elimdeki dosyanın ne olduğunu sordu : -&#8221;Üçüncü beş yıllık planın son şekli Atatürk dedim. Eliyle işaret etti. -&#8221;Şöyle, yanıma otur anlat Şezlongunu yükseltmelerini ve arkasına bir yastık konulmasını istedi. Göreceği yakınlıkta oturdum. Dinledikçe alakası artıyordu. Verilen beş dakika geçmişti. Genel sekreteri Hasan Rıza nın bana bunu hatırlatmak için içeri girdiğini hissetti: -&#8221;Gel Soyak, sen de dinle, başbakan çok güzel şeyler anlatıyor dedi. Sadece başlıkları okuyor, birkaç cümle ile o bahsi tamamlıyordum. Öğrenmek istediklerimi de öğrenmiştim. Yakın gelecekleri okurcasına: -&#8221;Ufukta yeni bir dünya harbinin bulutları var. Acele edin. Bunların çoğu ordu ve halk ihtiyaçları için şart olan tesisler, Allah muvaffak etsin acele edin dedi. Bunları söyleyen insan birkaç gün önce komadan çıkmıştı. Sağlığı ile ilgili bir tek kelime etmedi.</p>
<p>Cemal Kutay, Atatürk Olmasaydı<br />
Atatürk&#8217;ün Anıları </p>
<p><strong>HAPI YUTARDI</strong><br />
Atatürk Galatasaray Lisesi&#8217;nde öğrencilerden birine sordu:<br />
-Nil olmasaydı, Mısır ne olurdu?<br />
Öğrenci,çabuk yanıt vermek için boş bulunup:<br />
-Hapı yutardı&#8230;dedi.<br />
Bu yanıt Atatürk&#8217;ün hoşuna gitti.Öğrenciye on numara verdi.</p>
<p><strong>YURDUMUN TOPRAĞI TEMİZDİR</strong><br />
Kral Edvard İstanbul&#8217;a geldiği zaman,yatından bir motora binerek Dolmabahçe Sarayına yanaştı.<br />
Atatürk rıhtımda onu bekliyordu.Deniz dalgalıydı.Kralın bindiği motor,inip çıkıyordu.<br />
İmparator rıhtıma çıkmak istediği bir sırada,eli yere değerek tozlandı.<br />
O sırada Atatürk elini uzatmış bulunuyordu.<br />
Bunu gören Kral bir mendille elini silmek istediği zaman Atatürk:<br />
-Yurdumun toprağı temizdir,o elinizi kirletmez,diyerek Kralı elinden tutup rıhtıma çıkardı.</p>
<p><strong>DEVRİM BİR ANDA OLUR YA DA OLMAZ</strong><br />
Atatürk yazı devrimini gerçekleştirmişti.<br />
Yaşlı,genç,kadın,erkek tüm yurttaşlar yeni harfleri öğrenmek için gece gündüz kurslara gidiyorlardı.<br />
Devrimi izleyen iki yıl içinde bir buçuk milyon vatandaş okur yazar olmuştu.<br />
yazı devriminin en dikkate değer yanı,Atatürk&#8217;ün bu devrimin yerleşmesinde en ufak bir ihmali bile kabul etmemiş olmasıdır.<br />
Örneğin bazı kimseler kendisine:<br />
-Paşam,ilkokulların ilk sınıflarından itibaren yeni harflerle öğretime başlayalım.<br />
O kuşakla birlikte ortaokulu,liseyi ve üniversiteyi izletelim,diyorlardı.<br />
Atatürk bu görüş ve düşüncelerin hiçbirisine yanaşmadı. -Devrim ya bir anda olur,yada hiç olmaz,dedi.</p>
<p><strong>YAPACAKLARIMDAN SÖZ EDİN</strong><br />
Bir soruşturma dolayısıyla,Atatürk&#8217;ün başardığı işlerden Vasıf Çınar söz açmıştı.<br />
Kendisine Sordu:<br />
-Sizin en büyük eseriniz hangisidir?<br />
Atatürk&#8217;ün kısa cevabı şu olmuştu:<br />
-Benim yaptığım işler,biri ötekine bağlı gerekli olan işlerdir.Fakat,bana yaptıklarımdan değil,<br />
Yapacaklarımdan söz edin.</p>
<p><strong>BAŞÖĞRETMEN ATATÜRK</strong><br />
Yazı devriminden sonra(1928),Atatürk&#8217;ün kara tahta başındaki resmi görülünce,O&#8217;na &#8220;başöğretmen&#8221; denilmeye başlanmıştı.<br />
Aslında,adlandırmada geç kalınmıştı.<br />
Kurtuluş Savaşı&#8217;ndan hemen sonra,bir İstanbul gazetecisi kendisine şöyle bir soru yöneltmişti:<br />
-Yurdu kurtardınız.Şimdi ne yapmak istrerdiniz?<br />
Hiç duraklamadan şu cevabı vermişti:<br />
-Milli Eğitim Bakanı olarak Türk Kültürünü Yükseltmeye çalışmak,en büyük amacımdır.<br />
Ondan sonra Atatürk nerede görünse,mutlaka orada bir okula girer,öğretmen ve öğrencilerle konuşurdu.<br />
Birgün Atatürk&#8217;ün yolu köy okuluna düştü.Tek sınıflı okulda bir genç öğretmen ders veriyordu.<br />
Atatürk sınıfa girince,öğretmen kürsüsünü terk etti.<br />
Atatürk:<br />
-Hayır,yerinizde oturunuz ve dersinize devam ediniz,dedi.Eğer izin verirseniz,bizde sizden faydalanmak isteriz.Sınıfa girdiği zaman,Cumhurbaşkanı bile öğretmenden sonra gelir&#8230;</p>
<h6>Atatürk, Atatürk&#8217;ün Anıları, Atatürk Anıları,</h6>
<p><a href="www.hakkinda-bilgi-nedir.com"><img alt="" src="http://t3.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcTLK-ByQGt8PMc-43x6tFMfH8lx803LC3K0NTmzimFHJ_03CQqzqg" class="alignnone" width="200" height="252" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/ataturkun-anilari-nedir+ataturkun-anilari-hakkinda-bilgi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Atatürk Özdeyişleri</title>
		<link>http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/ataturk-ozdeyisleri-nedir+ataturk-ozdeyisleri-hakkinda-bilgi</link>
		<comments>http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/ataturk-ozdeyisleri-nedir+ataturk-ozdeyisleri-hakkinda-bilgi#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 28 Jan 2012 10:22:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Hakkında Bilgi Nedir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk Özdeyişleri]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürkün Özdeyişleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/?p=31075</guid>
		<description><![CDATA[Atatürk Özdeyişleri Milli mücadelelere şahsî hırs değil, milli ideal, milli onur sebep olmuştur. Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Atatürk Özdeyişleri</strong><br />
Milli mücadelelere şahsî hırs değil, milli ideal, milli onur sebep olmuştur.</p>
<p>Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır.</p>
<p>Milli his ile dil arasındaki bağ çok kuvvetlidir. Dilin milli ve zengin olması, milli hissin gelişmesinde başlıca etkendir. Türk dili, dillerin en zenginlerindendir. Yeter ki, bu dil şuurla işlensin. Ülkesini, yüksek bağımsızlığını korumasını bilen Türk milleti, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır.</p>
<p>Bir dinin tabiî olması için akla, fenne, ilme ve mantığa uygun olması lazımdır.</p>
<p>Her fert istediğini düşünmek, istediğine inanmak, kendine mahsus siyasi bir fikre sahip olmak, seçtiği bir dinin icaplarını yapmak veya yapmamak hak ve hürriyetine sahiptir. Kimsenin fikrine ve vicdanına hakim olunamaz.</p>
<p>Türk Milletinin istidadı ve kesin kararı medeniyet yolunda, durmadan, yılmadan ilerlemektir.</p>
<p>Medeni olmayan insanlar, medeni olanların ayakları altında kalmaya mahkumdurlar.</p>
<p>Büyük dinimiz çalışmayanın insanlıkla hiç ilgisi olmadığını bildiriyor. Bazı kimseler çağdaş olmayı kâfir olmak sayıyorlar. Asıl küfür onların bu zannıdır. Bu yanlış tefsiri yapanların maksadı İslâmların kâfirlere esir olmasını istemek değil de nedir? Her sarıklıyı hoca sanmayın, hoca olmak sarıkla değil, dimağladır.</p>
<p>Arkadaşlar, efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz. En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır.</p>
<p>Medeniyetin emir ve talep ettiğini yapmak insan olmak için yeterlidir.</p>
<p>Biz dünya medeniyeti ailesi içinde bulunuyoruz. Medeniyetin bütün icaplarını tatbik edeceğiz.</p>
<p>Bizim devlet idaresinde takip ettiğimiz prensipleri, gökten indiği sanılan kitapların dogmalarıyla asla bir tutmamalıdır. Biz, ilhamlarımızı, gökten ve gaipten değil, doğrudan doğruya hayattan almış bulunuyoruz.</p>
<p>Milletimiz her güçlük ve zorluk karşısında, durmadan ilerlemekte ve yükselmektedir. Büyük Türk Milletinin bu yoldaki hızını, her vasıtayla arttırmaya çalışmak, bizim hepimizin en kutlu vazifemizdir.</p>
<p>İnsan topluluğu kadın ve erkek denilen iki cins insandan mürekkeptir. Kabil midir ki, bu kütlenin bir parçasını ilerletelim, ötekini ihmal edelim de kütlenin bütünlüğü ilerleyebilsin? Mümkün müdür ki, bir cismin yarısı toprağa zincirlerle bağlı kaldıkça öteki kısmı göklere yükselebilsin?</p>
<p>Ey kahraman Türk kadını, sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın.</p>
<p>Anaların bugünkü evlatlarına vereceği terbiye eski devirlerdeki gibi basit değildir. Bugünün anaları için gerekli vasıfları taşıyan evlat yetiştirmek, evlatlarını bugünkü hayat için faal bir uzuv haline koymak pek çok yüksek vasıflar taşımalarına bağlıdır. Onun için kadınlarımız, hattâ erkeklerimizden çok aydın, daha çok feyizli, daha fazla bilgili olmaya mecburdurlar; eğer hakikaten milletin anası olmak istiyorlarsa.</p>
<p>Ben icap ettiği zaman en büyük hediyem olmak üzere, Türk Milletine canımı vereceğim.</p>
<p>Gençler cesaretimizi takviye ve idame eden sizlersiniz. Siz, almakta olduğunuz terbiye ve irfan ile insanlık ve medeniyetin, vatan sevgisinin, fikir hürriyetinin en kıymetli timsali olacaksınız. Yükselen yeni nesil, istikbal sizsiniz. Cumhuriyeti bir kurduk, onu yükseltecek ve yaşatacak sizsiniz.</p>
<p>Yüksek Türk! Senin için yüksekliğin hududu yoktur. İşte parola budur.</p>
<p>Benim naçiz vücudum nasıl olsa bir gün toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ebediyen yaşayacaktır.</p>
<p>Biz cahil dediğimiz zaman, mektepte okumamış olanları kasdetmiyoruz. Kasdettiğimiz ilim, hakikati bilmektir. Yoksa okumuş olanlardan en büyük cahiller çıktığı gibi, hiç okumak bilmeyenlerden de hakikati gören gerçek alimler çıkabilir. Sizler, yani yeni Türkiye&#8217;nin genç evlatları! Yorulsanız dahi beni takip edeceksiniz&#8230; Dinlenmemek üzere yürümeye karar verenler, asla ve asla yorulmazlar. Türk Gençliği gayeye, bizim yüksek idealimize durmadan, yorulmadan yürüyecektir.</p>
<p>Müsbet bilimlerin temellerine dayanan, güzel sanatları seven, fikir terbiyesinde olduğu kadar beden terbiyesinde de kabiliyeti artmış ve yükselmiş olan erdemli, kudretli bir nesil yetiştirmek ana siyasetimizin açık dileğidir.</p>
<p>Mualimler! Yeni nesli, Cumhuriyetin fedakâröğretmenleri ve eğiticileri, sizler yetiştireceksiniz. Ve yeni nesil sizin eseriniz olacaktır. Eserin kıymeti, sizin maharetiniz ve fedakârlığınız derecesiyle mütenasip bulunacaktır.</p>
<p>Milleti kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir. Öğretmenden, eğiticiden yoksun bir millet, henüz millet namını almak istidadını kesfetmemiştir.</p>
<p>Dünyanın her tarafından öğretmenler insan topluluğunun en fedakâr ve muhterem unsurlarıdır.</p>
<p>Okul sayesinde, okulun vereceği ilim ve fen sayesindedir ki, Türk milleti, Türk sanatı, Türk iktisadiyatı, Türk şiir ve edebiyatı bütün güzellikleriyle gelişir.</p>
<p>Türkiye&#8217;nin asıl sahibi ve efendisi, gerçek üretici olan köylüdür. O halde, herkesten daha çok refah, saadet ve servete müstahak ve layık olan köylüdür. Onun için, Türkiye Büyük Millet Meclisi&#8217;nin iktisadi siyaseti bu aslî gayeye erişmek maksadını güder.</p>
<p>Ekonomik kalkınma, Türkiye&#8217;nin hür, müstakil, daima daha kuvvetli, daima daha refahlı Türkiye idealinin belkemiğidir.</p>
<h6>Atatürk, Atatürk Özdeyişleri, Atatürkün Özdeyişleri, </h6>
<p><a href="www.hakkinda-bilgi-nedir.com"><img alt="" src="http://t0.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcSniyO3Ryjq1j_R18fI3PNi8wOSi1rK-5Usl4V5tJoy151Lv-Tb4g" class="alignnone" width="189" height="170" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/ataturk-ozdeyisleri-nedir+ataturk-ozdeyisleri-hakkinda-bilgi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Atatürkün bize kazandırdığı hak ve özgürlükler</title>
		<link>http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/ataturkun-bize-kazandirdigi-hak-ve-ozgurlukler-nedir+ataturkun-bize-kazandirdigi-hak-ve-ozgurlukler-hakkinda-bilgi</link>
		<comments>http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/ataturkun-bize-kazandirdigi-hak-ve-ozgurlukler-nedir+ataturkun-bize-kazandirdigi-hak-ve-ozgurlukler-hakkinda-bilgi#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 26 Jan 2012 15:43:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Hakkında Bilgi Nedir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürkün bize kazandırdığı hak ve özgürlükler]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürkün bize kazandırdığı hak ve özgürlükler nelerdir]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürkün kazandırdığı hak ve özgürlükler]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürkün kazandırdığı haklar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/?p=36747</guid>
		<description><![CDATA[Alt Ba&#351;l&#305;klar Cumhuriyet Cumhuriyetin İlanı Saltanatın kaldırılması Cumhuriyetin ilanı Halifeliğin kaldırılması Medeni Kanunun kabulü Laikliğin kabulü Kadın haklarının tanınması Şapka ve kıyafet devrimi Takvim, saat [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="mehmet_genc" style="position: relative; float: right; width: 180px; font-size:11px;"><h3>Alt Ba&#351;l&#305;klar</h3><ul id="yukari"><li> <a href="#cumhuriyet" title="Cumhuriyet">Cumhuriyet</a> </li><li> <a href="#cumhuriyetin-ilani" title="Cumhuriyetin İlanı">Cumhuriyetin İlanı</a> </li><li> <a href="#saltanatin-kaldirilmasi" title="Saltanatın kaldırılması">Saltanatın kaldırılması</a> </li><li> <a href="#cumhuriyetin-ilani" title="Cumhuriyetin ilanı">Cumhuriyetin ilanı</a> </li><li> <a href="#halifeligin-kaldirilmasi" title="Halifeliğin kaldırılması">Halifeliğin kaldırılması</a> </li><li> <a href="#medeni-kanunun-kabulu" title="Medeni Kanunun kabulü">Medeni Kanunun kabulü</a> </li><li> <a href="#laikligin-kabulu" title="Laikliğin kabulü">Laikliğin kabulü</a> </li><li> <a href="#kadin-haklarinin-taninmasi" title="Kadın haklarının tanınması">Kadın haklarının tanınması</a> </li><li> <a href="#s" title="Şapka ve kıyafet devrimi">Şapka ve kıyafet devrimi</a> </li><li> <a href="#takvim-saat-ve-olculerde-degisiklik" title="Takvim, saat ve ölçülerde değişiklik">Takvim, saat ve ölçülerde değişiklik</a> </li><li> <a href="#soyadi-yasasinin-kabulu" title="Soyadı yasasının kabulü">Soyadı yasasının kabulü</a> </li><li> <a href="#egitim-ve-ogretim-devrimi" title="Eğitim ve öğretim devrimi">Eğitim ve öğretim devrimi</a> </li><li> <a href="#harf-devrimi" title="Harf devrimi">Harf devrimi</a> </li><li> <a href="#dil-devrimi" title="Dil devrimi">Dil devrimi</a> </li></ul></div><p><strong>Atatürkün bize kazandırdığı hak ve özgürlükler</strong></p>
<p><a name="cumhuriyet"></a><code><a href="#yukari" title="Basliklara geri don" rel="nofollow"><img src="http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/wp-content/plugins/mehmet-genc/yukari.gif" alt="Basliklara geri don" /></a> Cumhuriyet</code>

<br />
<strong>Cumhuriyet Nedir</strong><br />
Cumhuriyet, başta devlet başkanı olmak üzere, devletin başlıca temel organlarının belli aralıklarla yinelenen seçimlerle göreve getirildiği bir “yönetim biçimi”dir. </p>
<p>Cumhuriyet adı verilen yönetim biçimlerinde halk, yönetimini beğenmediği yöneticileri, belli aralıklarla yinelenen seçimlerde değiştirebilmek olanağına sahiptir.Bu nedenle yöneticiler, toplumu k eyfi biçimde yönetemezler; halkın isteklerini ve beğenilerini gözönünde tutmak zorunda kalırlar. Bir başka deyişle, yöneticilerin iradesi mutlak değil, halk iradesi ile sınırlıdır.</p>
<p>Aslında cumhuriyet bir yönetim biçimidir.Türk insanı için cumhuriyet, bir rejim ama Atatürkçü düşünce sistemine dayanan bir rejimi ifade etmektedir. Bugün her Türk&#8217;ün sorumluluğu, Türkiye Cumhuriyetinin niteliklerini iyi bilerek onu korumak ve geliştirmek olmalıdır. Eskiden ülkeleri tek kişi yönetirdi. Ülkelerini diledikleri gibi yöneten bu kişilere padişah, şah, kral, hakan, sultan denirdi. Yönetim çoğu zaman babadan oğula geçerdi. Cumhuriyet yönetiminde söz ulusundur. Cumhuriyet; yurttaşların seçme ve seçilme hakkının olduğu bir yönetimdir. Ulus temsilcilerinin kabul ettiği yasalarla ülkenin yönetilmesidir.Atatürk kurulan Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin ilk Cumhurbaşkanı oldu. Cumhuriyet&#8217;i korumak, kollamak, yaşatmak her yurttaşın ödevidir.</p>
<p><a name="cumhuriyetin-ilani"></a><code><a href="#yukari" title="Basliklara geri don" rel="nofollow"><img src="http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/wp-content/plugins/mehmet-genc/yukari.gif" alt="Basliklara geri don" /></a> Cumhuriyetin İlanı</code>

<br />
Türkiye&#8217;de Cumhuriyet yönetimine, 29 Ekim 1923 tarihinde geçilmiştir; ancak 23 Nisan 1920 tarihinin, Cumhuriyet yönetiminin de fiilî başlangıcı olduğunu söylemek gerekir. 23 Nisan 1920&#8242;de “egemenliğin kayıtsız şartsız ulusa ait olduğu” ilân edilmiş; ulusun seçtiği TBMM&#8217;nin denetimindeki hükümet, ulusun kaderini belirlemek üzere çalışmaya başlamıştır. Bu gelişmelere karşın, Padişahlık ve Saltanatın hukuken kaldırılması için 1922 yılına kadar beklemek gerekmiştir. TBMM, 1 Kasım 1922 gecesi verilen bir kararla, “Halifelik”le “Saltanatı” birbirinden ayırmış; Saltanatı kaldırmıştır.</p>
<p><strong>B)KAZANDIRDIĞI HAKLAR</strong><br />
Yapmış Olduğu İnkilaplar’ı Örnek Verebiliriz.</p>
<p><strong>I-Siyasi alanda yapılan inkılaplar:</strong><br />
1- Saltanatın Kaldırılması (1 Kasım 1922)<br />
2- Cumhuriyet’in ilanı (29 Ekim 1923)<br />
3- Halifeliğin Kaldırılması (3 Mart 1924)</p>
<p><strong>II-Toplumsal yaşayışın düzenlenmesi:</strong><br />
1- Şapka İktisası (giyilmesi) Hakkında Kanun (25 Kasım 1925)</p>
<p>2- Tekke ve Zaviyelerle Türbelerin Seddine (kapatılmasına) ve Türbedarlıklar ile Birtakım Unvanların Men ve İlgasına Dair Kanun (30 Kasım 1925)</p>
<p>3- Beynelmilel Saat ve Takvim Hakkındaki Kanunların Kabulü (26 Aralık 1925). Kabul edilen bu kanunlarla Hicri ve Rumi Takvim uygulaması kaldırılarak yerine Miladi Takvim, alaturka saat yerine de milletlerarası saat sistemi uygulaması benimsenmiştir.</p>
<p>4- Ölçüler Kanunu (1 Nisan 1931). Bu kanunla ölçü birimi olarak medeni milletlerin kullandıkları metre, kilogram ve litre kabul edilmiştir.</p>
<p>5- Lakap ve Unvanların Kaldırıldığına Dair Kanun (26 Kasım 1934)</p>
<p>6- Bazı Kisvelerin Giyilemeyeceğine Dair Kanun (3 Aralık 1934). Bu kanunla din adamlarının, hangi dine mensup olurlarsa olsunlar, mabet ve ayinler dışında ruhani kisve (giysi) taşımaları yasaklanmıştır.</p>
<p>7- Soyadı Kanunu (21 Haziran 1934)</p>
<p>8- Kemal Öz Adlı Cumhurreisimize Atatürk Soyadı Verilmesi Hakkında Kanun (24 Kasım 1934)</p>
<p>9- Kadınların medeni ve siyasi haklara kavuşması:<br />
a- Medeni Kanun’la sağlanan haklar<br />
b- Belediye seçimlerinde kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanıyan kanunun kabulü (3 Nisan 1930)<br />
c- Anayasa’da yapılan değişiklerle kadınlara milletvekili seçme ve seçilme hakkının tanınması (5 Aralık 1934)</p>
<p><strong>III- Hukuk alanında yapılan inkılaplar:</strong><br />
1- Şeriye Mahkemelerinin kaldırılması ve Yeni Mahkemeler Teşkilatının Kurulması Kanunu (8 Nisan 1934) </p>
<p>2- Türk Medeni Kanunu (17 Şubat 1926)Dini hukuk sisteminden ayrılarak laik çağdaş hukuk sisteminin uygulanmasına başlanmıştır.</p>
<p><a name="saltanatin-kaldirilmasi"></a><code><a href="#yukari" title="Basliklara geri don" rel="nofollow"><img src="http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/wp-content/plugins/mehmet-genc/yukari.gif" alt="Basliklara geri don" /></a> Saltanatın kaldırılması</code>

 <strong>(1 Kasım 1922)</strong><br />
Kurtuluş Savaşı&#8217;nın ilk yıllarında kurulan (23 Nisan 1920) Türkiye Büyük Millet Meclisi, halktan kopuk Osmanlı yönetiminin yanında, halkın içinden seçilen temsilcileriyle &#8220;halk iradesi&#8221;nin gerçek temsilcisi olmuş, iyice eskimiş ve yıpranmış kişisel saltanatsa, TBMM&#8217;yi, yani ulusun egemenliğini tanımamasının yanı sıra, Sevr Antlaşması&#8217;nı imzalamış, düşmanla işbirliği yapıp, çıkarttığı ayaklanmalarla Ulusal Kurtuluş Savaşı&#8217;nı engellemeye çalışmıştı. 23 Nisan 1920&#8242;den başlayarak ulusal egemenliğe dayalı devletin kurulmasıyla kişisel saltanata kalkmış gözüyle bakan Mustafa Kemal, İtilaf Devletleri&#8217;nin Lozan Barış Konferansı&#8217;na Ankara Hükümetinin yanı sıra Osmanlı Hükümeti temsilcilerini de çağırmaları üstüne, 1 Kasım 1922&#8242;de TBMM&#8217;de yaptığı konuşmada ulusa, akla aykırı olduğunu belirterek, saltanatın kaldırılmasını istedi. Milletvekillerinin ateşli konuşmalarla Atatürk&#8217;ü desteklemelerinden sonra, saltanatın İstanbul&#8217;un işgal tarihinden (16 Mart 1920) başlayarak kalkmış olduğu oybirliğiyle kabul edildi. Saltanatın kaldırılmasıyla Padişahlık Sıfatı kalkan Mehmet VI Vahdettin de, 17 Kasım günü İngiliz Komutanlığına başvurarak, bir İngiliz zırhlısıyla İstanbul&#8217;dan ayrıldı. </p>
<p><a name="cumhuriyetin-ilani"></a><code><a href="#yukari" title="Basliklara geri don" rel="nofollow"><img src="http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/wp-content/plugins/mehmet-genc/yukari.gif" alt="Basliklara geri don" /></a> Cumhuriyetin ilanı</code>

 <strong>(29 Ekim 1923)</strong><br />
Saltanatın kaldırılmasının ve Lozan Barış Anlaşması&#8217;nın ardından TBMM&#8217;de en çok tartışılan konulardan biri, yeni devletin niteliği sorunuydu. Kendisi bir hükümet olan TBMM&#8217;nin ayrı bir hükümeti ve bu hükümeti yönetecek bir başbakanı bulunmaması, meclis içinden bakanların seçiminde adayların gerekli oyu sağlamakta güçlük çekmeleri, sürekli sorunlara yol açmaktaydı. 27 Ekim 1923&#8242;te Ali Fethi (Okyar) Bey başkanlığındaki hükümetin istifası ve Cumhuriyet Halk Partisi grubunun yeni hükümet listesi üstünde anlaşmaya varmaması üstüne, Atatürk 28 Ekim gecesi arkadaşlarını toplayarak sorunun gerçek çözümüyle ilgili düşüncesini açıkladı ve İsmet İnönü&#8217;yle o gece, devletin niteliğinin cumhuriyet olduğunu saptayan bir yasa tasarısı hazırladı. Ertesi gün TBMM, yapılan işin &#8220;çoktan doğmuş olan çocuğun adını koymak&#8221; olduğunun milletvekillerine açıklanmasından sonra, saat 20.30&#8242;da Anayasa değişikliğini kabul ederek cumhuriyeti ilan etti ve oybirliğiyle alınan bu karardan sonra cumhurbaşkanı seçimine geçerek, gene oybirliğiyle Gazi Mustafa Kemal Paşa&#8217;yı Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin ilk cumhurbaşkanı seçti. </p>
<p><a name="halifeligin-kaldirilmasi"></a><code><a href="#yukari" title="Basliklara geri don" rel="nofollow"><img src="http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/wp-content/plugins/mehmet-genc/yukari.gif" alt="Basliklara geri don" /></a> Halifeliğin kaldırılması</code>

 <strong>(3 Mart 1924)</strong><br />
Saltanatın kaldırılmasından ve Mehmet VI Vahdettin&#8217;in İstanbul&#8217;dan ayrılmasından sonra, TBMM&#8217;nin 18 Kasım 1922&#8242;de halife seçmiş olduğu Abdülmecit Efendi, eski rejim yanlılarının tek umudu haline gelmiş, bundan güç alan Abdülmecit Efendi de, yeniden törenler düzenlemeye, demeçler vermeye bazı İslâm ülkelerinin kendisine bağlılık bildirmeleri üstüne, İslâm dünyasının önderi tavrı takınmaya başlamıştı. Bu durumun yeni kurulmuş cumhuriyet yönetimi için tehlikeli olabileceğini kavrayan Atatürk, İzmir&#8217;deki ordu tatbikatları sırasında ordu komutanlarına hilafetin kaldırılması konusunda düşüncesini açıklayıp, yasanın meclis gündemine getirilmesini kararlaştırdı. 1 Mart 1924&#8242;teki bütçe görüşmelerinde halifeye ve Osmanlı hanedanına verilecek ödenek konusunun gündeme getirilmesinden sonra, 3 Mart 1924&#8242;te kabul edilen yasayla, halifelik kaldırılıp, ilerde saltanat ve halifelik iddiasında bulunmamaları için Osmanlı hanedanı üyelerinin de yurt dışına çıkarılmaları kabul edildi.</p>
<p><strong>Şeriye ve Evkaf Vekâleti&#8217;nin kaldırılması (3 Mart 1924)</strong><br />
Şeriat hükümlerine dayalı Osmanlı hukuk düzeninin yeni Türk toplumuna uyarlanamayacağının anlaşılması sonucunda, TBMM&#8217;nin hilafetin kaldırıldığı gün Şeriye ve Evkaf Vekâletini&#8217;ni de kaldırmasıyla (3 Mart 1924), Türk hukuk sisteminde yeni düzenlemeler yapılması gereği de açıkça ortaya konmuş oldu. 20 Nisan 1924 tarihli ikinci Anayasa&#8217;yla birlikte, hukuka ilişkin bir dizi yasa yürürlüğe girdi. </p>
<p><a name="medeni-kanunun-kabulu"></a><code><a href="#yukari" title="Basliklara geri don" rel="nofollow"><img src="http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/wp-content/plugins/mehmet-genc/yukari.gif" alt="Basliklara geri don" /></a> Medeni Kanunun kabulü</code>

 <strong>(17 Şubat 1926)</strong><br />
Osmanlı İmparatorluğu döneminde hukuk işleri din kurallarına göre yönetilmekte olduğundan, çağdaş toplumlar düzeyine erişmek isteyen Türk toplumunun temel gereksinmelerinin, söz konusu hukuk yapısıyla karşılanamayacağı anlaşılmıştı. Tanzimat Dönemi&#8217;nde hazırlanan Mecelle, bazı yenilikler getirmekle birlikte, kişilerin hak ve borçları, aile kurumu, işleyişi ve sona ermesi, mülkiyet ilişkileri, miras sorunları, kiralama, satın alma, ödünç verme vb. ilişkiler açısından, gerçek bir Medeni Kanun sayılamazdı. Bu nedenle İsviçre Medeni Kanunu örnek alınarak hazırlanan Medeni Kanun, 17 Şubat 1926&#8242;da TBMM&#8217;de kabul edilerek, yürürlüğe kondu. Bunu, öbür temel yasalar ile, ceza hukuku alanındaki boşlukları gideren Ceza Kanunu&#8217;nun kabul edilip (1 Mart 1926) yürürlüğe konması izledi. </p>
<p>Tarikatların kaldırılması, tekke ve zaviyelerin kapatılması (30 Kasım 1925)<br />
Başlangıçta yalnızca din konularıyla ilgilenen, farklı düşünce sistemleri geliştirerek taraftarlarını çoğaltmaya çalışan tarikatlar, zaman içinde siyasal olaylarda etkili rol oynamaya, çıkarılan tehlike ye düştükçe halkı ayaklandırmaya koyulmuşlardı. Bu etkinliklerini cumhuriyetin ilanından sonra da sürdürmeye kalkışmaları ve Menemen Olayı, Şeyh Sait Ayaklanması gibi şeriattan yana ayaklanmalara yol açmaları üstüne &#8220;Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler memleketi olamaz. Türkiye Cumhuriyeti her alanda doğru yolu gösterecek, uyaracak güçtedir. Biz uygarlığın bilim ve fenninden güç alıyoruz ve ona göre yürüyoruz. Başka bir şey tanımayız&#8221; diyen Atatürk&#8217;ün sözleri ışığında harekete geçilerek, 30 Kasım 1925&#8242;te çıkarılan yasayla tekkeler ve zaviyeler kapatıldı. </p>
<p><a name="laikligin-kabulu"></a><code><a href="#yukari" title="Basliklara geri don" rel="nofollow"><img src="http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/wp-content/plugins/mehmet-genc/yukari.gif" alt="Basliklara geri don" /></a> Laikliğin kabulü</code>

 <strong>(1928-1937)</strong><br />
Saltanatın kaldırılması, hilafetin kaldırılması, Şeriye ve Evkaf Vekâleti&#8217;nin kaldırılarak yalnızca din işleriyle uğraşacak Diyanet İşleri Başkanlığı&#8217;nın kurulması, tarikat ve zaviyelerin kapatılması aşamalarından geçen laikliğin tam anlamıyla yasal tabana oturtulması için, 1924 Anayasası&#8217;nda yeralan &#8220;Türkiye devletinin dini İslâm&#8217;dır&#8221; deyimini tartışmaya koyulan TBMM, 10 Nisan 1928&#8242;de Anayasa&#8217;nın ikinci maddesini değiştirip, 16. ve 38. maddeler gereğince milletvekilleri ile cumhurbaşkanının ant içerken söylemek zorunda oldukları &#8220;vallahi&#8221; sözcüğünü maddelerden çıkardı. Ayrıca, 26. maddedeki &#8220;ahkâmı şeriyenin tenfizi&#8221; (şeriat hükümlerinin yürütülmesi) sözcükleri de Anayasa&#8217;dan çıkarıldı. İnananların ibadetlerini kendi dilleriyle yapmalarını doğal bir hak olarak gören Mustafa Kemal&#8217;in, aydın din adamlarıyla yaptığı görüşmelerden sonra, 3 Şubat 1928&#8242;de hutbelerin Türkçe okunmasının kabul edilmesini, dualar ve ezanın Türkçeye çevrilmesi alışmaları izledi. 5 Şubat 1937&#8242;de Anayasa&#8217;nın ikinci maddesinde laiklik ilkesine yer verilmesi ve Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin laik bir devlet olduğunun yazılmasıyla, laiklik devrimi tamamlanmış oldu. </p>
<p><a name="kadin-haklarinin-taninmasi"></a><code><a href="#yukari" title="Basliklara geri don" rel="nofollow"><img src="http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/wp-content/plugins/mehmet-genc/yukari.gif" alt="Basliklara geri don" /></a> Kadın haklarının tanınması</code>

 <strong>(1930-1933 ve 1934)</strong><br />
Osmanlı toplumunda hemen hiçbir toplumsal ve siyasal hakkı bulunmaya kadınlara Medeni Kanun&#8217;la bazı haklar tanınmış olmakla birlikte, siyasal haklar açısından bir değişiklik yapılmamıştı. Atatürk&#8217;ün girişimiyle kadınların iktisadi ve siyasal yaşama katılmaları yönünde bir dizi değişiklik yapılarak, 1930&#8242;da belediye seçimlerinde seçme, 1933&#8242;te çıkarılan Köy Kanunu&#8217;yla muhtar seçme ve köy heyetine seçilme, 5 Aralık 1934&#8242;te Anayasa&#8217;da yapılan bir değişiklikle de milletvekili seçme ve seçilme haklarının tanınmasıyla, Türk kadını o yıllarda Avrupa devletlerinin çoğundaki kadınlardan daha ileri haklar elde etti ve çok geçmeden toplumda erkeklerin çalıştığı her alanda yerini aldı. </p>
<p><a name="s"></a><code><a href="#yukari" title="Basliklara geri don" rel="nofollow"><img src="http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/wp-content/plugins/mehmet-genc/yukari.gif" alt="Basliklara geri don" /></a> Şapka ve kıyafet devrimi</code>

 <strong>(25 Kasım 1925)</strong><br />
Ülke halkını her alanda çağdaş ve uygar düzeye çıkarabilmek için değişiklikler tasarlarken, dış görünüşüyle de bunu vurgulaması gerektiğine inanan Mustafa Kemal&#8217;in, 25 Ağustos 1925&#8242;te Kastamonu&#8217;ya yaptığı bir gezide başına şapka giyip, &#8220;Buna şapka derler&#8221; diye halkı şapka giymeye özendirmesinden sonra, 25 Kasım 1925&#8242;te Şapka Giyilmesi Hakkındaki Kanun çıkarılıp, dinsel giysilerle sokakta gezilmesi yasaklandı. </p>
<p><a name="takvim-saat-ve-olculerde-degisiklik"></a><code><a href="#yukari" title="Basliklara geri don" rel="nofollow"><img src="http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/wp-content/plugins/mehmet-genc/yukari.gif" alt="Basliklara geri don" /></a> Takvim, saat ve ölçülerde değişiklik</code>

 <strong>(1925 ve 1931)</strong><br />
Cumhuriyet döneminden önce Batı uluslarından ayrı takvim, saat, sayı ve ölçülerin kullanılması, hafta tatillerinin cuma günü olması, takvimin başlangıcı olarak Hazreti Muhammet&#8217;in Mekke&#8217;den Medine&#8217;ye göç ettiği tarih olan 622 yılının alınması (hicri takvim), sayı olarak eski sayıları, ölçü olarak da okka, dirhem, arşın, endaze vb. ölçülerin kullanılması, Türk toplumu ile Batı toplumları arasındaki ilişkilerde büyük karışıklık ve güçlüklere yol açmaktaydı. 26 Aralık 1925&#8242;te miladi takvimin kabul edilip, alaturka saat yerine Batı&#8217;da kullanılan alafranga saatin kabul edilmesiyle, 23 Mart 1931&#8242;de çıkarılan yasayla da gram, kilogram, ton, metre, kilometre gibi ölçülerin benimsenmesiyle, bir yandan Batı ülkeleriyle ilişkiler kolaylaştırılırken, bir yandan da yurdun her yerinde tutarlı bir ölçü ve ağırlık düzeni kurulmuş oldu. </p>
<p><a name="soyadi-yasasinin-kabulu"></a><code><a href="#yukari" title="Basliklara geri don" rel="nofollow"><img src="http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/wp-content/plugins/mehmet-genc/yukari.gif" alt="Basliklara geri don" /></a> Soyadı yasasının kabulü</code>

 <strong>(21 Haziran 1934)</strong><br />
Soyadı bulunmamasının günlük yaşamda yarattığı güçlük ve karışıklıkların önüne geçmek amacıyla 21 Haziran 1934&#8242;te çıkarılan yasayla, her Türk kendine uygun bir soyadı almakla yükümlü kılındı. 24 Kasım 1934&#8242;te çıkarılan bir yasayla da TBMM Mustafa Kemal&#8217;e Atatürk soyadını verdi. Aynı yıl çıkarılan bir başka yasayla ayrıcalıkları belirten eski unvanların yasaklanmasıyla, yasalar önünde eşitlik ilkesinin gerçekleştirilmesinde önemli bir adım atılmış oldu. </p>
<p><a name="egitim-ve-ogretim-devrimi"></a><code><a href="#yukari" title="Basliklara geri don" rel="nofollow"><img src="http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/wp-content/plugins/mehmet-genc/yukari.gif" alt="Basliklara geri don" /></a> Eğitim ve öğretim devrimi</code>

 <strong>(3 Mart 1924)</strong><br />
Osmanlı toplumundaki medreseler ile iptidai, rüştiye, idadî türünde okulların toplumun gereksinme duyduğu elemanları yetiştirme açısından özellikle sayı bakımından yetersiz kaldığını gözleyen, eğitimin önemini yaptığı konuşmalarda sık sık vurgulayan Atatürk&#8217;ün yol göstericiliği altında TBMM, eğitim ve öğretim işlerini Milli Eğitim Bakanlığı&#8217;na verip, 3 Mart 1924&#8242;te çıkardığı Öğretimin Birleştirilmesi yasasıyla, mahalle mektepleri ve medreseleri kaldırdı. Anadolu&#8217;nun çeşitli kentlerinde meslek okulları, teknik okullar, öğretmen okulları, ortaokul ve liseler açılırken, çıkarılan Üniversiteler Kanunu&#8217;yla Darülfünun kaldırılıp, yerine İstanbul Üniversitesi kuruldu. </p>
<p><a name="harf-devrimi"></a><code><a href="#yukari" title="Basliklara geri don" rel="nofollow"><img src="http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/wp-content/plugins/mehmet-genc/yukari.gif" alt="Basliklara geri don" /></a> Harf devrimi</code>

 <strong>(1 Kasım 1928)</strong><br />
Öğrenilmesi son derece güç olan Arap abecesinin okuryazar sayısının artmasını engellediğini, ayrıca Türkçe sesleri dile getirmede güçsüz kaldığını anlayan Atatürk&#8217;ün, 1926&#8242;dan başlayarak yaptırdığı araştırmalar sonucunda, Türkçe&#8217;nin yapısına en uygun abece olduğuna karar verilen Latin abecesi alınıp, yeniden düzenlenerek, 1 Kasım 1928&#8242;de çıkarılan Türk Harfleri Hakkında Kanun&#8217;la yürürlüğe kondu ve Atatürk&#8217;ün kendisinin de katıldığı yaygınlaştırma çalışmaları sonucunda, kısa süre içinde benimsendi. </p>
<p><strong>Tarih anlayışında gerçeğe dönüş (12 Nisan 1931)</strong><br />
Osmanlı döneminde tarihçilerin aşağı yukarı yalnızca yaşadıkları dönemin olaylarını yazıya geçirmekle yükümlü olmalarından ötürü, Türklerin eski tarihlerine ilişkin çalışmalar yok denecek kadar azdı. Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin &#8220;önceki bütün Türk devletleriyle tarihsel bağı&#8221; olduğu, &#8220;dünya uygarlığının oluşma ve gelişmesinde Türk uygarlığının önemli payı bulunduğu&#8221; görüşünden yola çıkan Atatürk&#8217;ün öncülüğünde yapılan çalışmalar, 12 Nisan 1931&#8242;de, sonradan Türk Tarih Kurumu adını alan Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti&#8217;nin kurulmasıyla sonuçlandı. </p>
<p><a name="dil-devrimi"></a><code><a href="#yukari" title="Basliklara geri don" rel="nofollow"><img src="http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/wp-content/plugins/mehmet-genc/yukari.gif" alt="Basliklara geri don" /></a> Dil devrimi</code>

 <strong>(12 Temmuz 1932)</strong><br />
Osmanlılar döneminde aydınların büyük ölçüde farsça ve arapça sözcük ve dilbilgisi kuralı içeren Osmanlıca&#8217;yı kullanmalarından ötürü, aydınlar ile halkın dil bakımından birbirlerinden kopmuş olmaları, cumhuriyetöncesindeki dönemde de bazı aydınları rahatsız etmiş, Selanik&#8217;te çıkarılan (1911) Genç Kalemler dergisinde &#8220;Yeni Dil&#8221; hareketi başlatılmış, ama dilde yabancı sözlüklerden yeterli bir arınma sağlanamamıştı. Türkçe&#8217;nin özleştirilerek yeni Türk abecesiyle dünyanın en zengin dillerinden biri haline getirilmesini amaç alan Atatürk, 12 Temmuz 1932&#8242;de, sonradan Türk Dil Kurumu adını alan Türk Dili Tetkik Cemiyeti&#8217;ni kurdurarak, Türkçe&#8217;nin gerçek bir bilim, edebiyat ve sanat diline dönüşmesi çalışmalarını hızlandırdı. </p>
<p><strong>Atatürk&#8217;ün Bize Kazandırdığı Hak ve Özgürlüklerle İlgili Sözleri</strong><br />
Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir.</p>
<p>Türk Milleti yeni bir iman ve kesin bir milli azim ile yeni bir devlet kurmuştur bu devletin dayandığı esaslar &#8220;Tam Bağımsızlık&#8221; ve &#8220;Kayıtsız Şartsız Milli Egemenlik&#8221;ten ibarettir. Yeni Türkiye devletinin yapısının ruhu Milli Egemenliktir. Milletin Kayıtsız Şartsız Egemenliğidir&#8230;</p>
<p>Ey yükselen yeni nesil, istikbal sizindir. Cumhuriyet&#8217;i biz kurduk, O&#8217;nu yükseltecek ve sürdürecek sizlersiniz.</p>
<p>Biz büyük bir inkılap yaptık. Memleketi bir çağdan alıp yeni bir çağa götürdük.</p>
<p>Milli egemenlik öyle bir nurdur ki, onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar batar, mahvolur. Milletlerin esirliği üzerine kurulmuş müesseseler her tarafta yıkılmaya mahkumdurlar.</p>
<p>Türk milletinin karakter ve adetlerine en uygun olan idare, cumhuriyet idaresidir. </p>
<p>Hürriyet olmayan bir memlekette ölüm ve çöküş vardır. Her ilerleyişin ve kurtuluşun anası hürriyettir.</p>
<p>Toplumdaki başarısızlığın sebebi, kadınlarımıza karşı gösterdiğimiz ihmal ve kusurdan doğmaktadır. </p>
<p>Ey kahraman Türk kadını, sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın.</p>
<p>Biz Türkler, bütün tarihimiz boyunca hürriyet ve istiklâle timsal olmuş bir milletiz.</p>
<h6>Atatürk, Atatürkün bize kazandırdığı hak ve özgürlükler, Atatürkün bize kazandırdığı hak ve özgürlükler nelerdir, Atatürkün kazandırdığı hak ve özgürlükler, Atatürkün kazandırdığı haklar,</h6>
<p><a href="www.hakkinda-bilgi-nedir.com"><img alt="" src="http://t3.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcSa-HNk48nlC6Jxmw3A7Kud0-XmbEzfU4uJxbaKw1yGWz5LjR1KKg" class="alignnone" width="259" height="194" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/ataturkun-bize-kazandirdigi-hak-ve-ozgurlukler-nedir+ataturkun-bize-kazandirdigi-hak-ve-ozgurlukler-hakkinda-bilgi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Atatürkün Eserleri</title>
		<link>http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/ataturkun-eserleri-nedir+ataturkun-eserleri-hakkinda-bilgi</link>
		<comments>http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/ataturkun-eserleri-nedir+ataturkun-eserleri-hakkinda-bilgi#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 23 Jan 2012 23:26:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Hakkında Bilgi Nedir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk Eserleri]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürkün eserleri]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürkün Eserleri hakkında bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürkün Eserleri nelerdir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/?p=36655</guid>
		<description><![CDATA[Alt Ba&#351;l&#305;klar TAKIMIN MUHAREBE EĞİTİMİ TAKTİK VE TATBİKAT GEZİSİ GEOMETRİ SUBAY VE KOMUTAN İLE KONUŞMALAR Atatürkün Eserleri TAKIMIN MUHAREBE EĞİTİMİ Bu kitap; Berlin Askeri Üniversitesi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="mehmet_genc" style="position: relative; float: right; width: 180px; font-size:11px;"><h3>Alt Ba&#351;l&#305;klar</h3><ul id="yukari"><li> <a href="#takimin-muharebe-eg" title="TAKIMIN MUHAREBE EĞİTİMİ ">TAKIMIN MUHAREBE EĞİTİMİ </a> </li><li> <a href="#taktik-ve-tatbikat-gezisi" title="TAKTİK VE TATBİKAT GEZİSİ">TAKTİK VE TATBİKAT GEZİSİ</a> </li><li> <a href="#geometri" title="GEOMETRİ ">GEOMETRİ </a> </li><li> <a href="#subay-ve-komutan-ile-konus" title="SUBAY VE KOMUTAN İLE KONUŞMALAR ">SUBAY VE KOMUTAN İLE KONUŞMALAR </a> </li></ul></div><p><strong>Atatürkün Eserleri</strong><br />
<a name="takimin-muharebe-eg"></a><code><a href="#yukari" title="Basliklara geri don" rel="nofollow"><img src="http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/wp-content/plugins/mehmet-genc/yukari.gif" alt="Basliklara geri don" /></a> TAKIMIN MUHAREBE EĞİTİMİ </code>

<br />
Bu kitap; Berlin Askeri Üniversitesi eski müdürlerinden General Litzmann&#8217;ın &#8220;Seferber Mevcudunda Takım, Bölük ve Taburun Muharebe Talimleri&#8221; adlı eserinin ilk bölümünü oluşturmakta olup, Selanik&#8217;te 3.Ordu Karargahı&#8217;nda görevli, Kurmay Kıdemli Yüzbaşı Mustafa Kemal tarafından Almanca&#8217;dan Osmanlıca diline çevrilmiş ve 1908 yılında Selanik Asır Matbaasında basılmıştır. </p>
<p>Kitabın özü; seferi tam mevcutlu bir takımın, değişik hava şartları ve çeşitli arazide, basit bir mesele içinde muharebe yöntemlerinin uygulaması, avcı hattı teşkiliyle bir avcı hattının ateş muharebesi üzerinde toplanmaktadır. </p>
<p>Mustafa Kemal Paşa, subayların arazide yetiştirilmesini amaçlayan tatbikatın, önemini vurgulayan bu eserini, 1911 yılında 5. Kolordu Harekat Şube Müdürü iken yazmıştır. Bu eserde, karşılıklı olarak kırmızı ve mavi muharebe birliklerinin Selanik-Kılkış arasında yaptıkları savunma ve taarruz uygulamalarının değerlendirilmesi yapılmıştır. </p>
<p><a name="taktik-ve-tatbikat-gezisi"></a><code><a href="#yukari" title="Basliklara geri don" rel="nofollow"><img src="http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/wp-content/plugins/mehmet-genc/yukari.gif" alt="Basliklara geri don" /></a> TAKTİK VE TATBİKAT GEZİSİ</code>

<br />
Bu eserinde, bir muharebeyi sevk ve idarede belirli kuralların olamadığını vurgulaması yanında, komutan olan kişinin nitelikleri üzerinde de durmuştur. Bunlar ise; birliğini barışta ve savaşta eğitmek, yönetmek ve gözetmekteki üstün başarı, elindeki kuvvetin eksikliğini giderecek düşünce gücü ve astlarından her konuda üstünlüğü sağlamaktır. Bunun yanında, kişisel cesaret, başkalarının hareketini önceden seziş ve harekatını en uygun zamanda yapabilme yeteneği olmalıdır. Ortak amacın gerçekleştirilebilmesi için birliklerini başarılı bir şekilde yönetmeli, astları üzerinde etkili olmalı ve otoritesini kurabilmelidir. </p>
<p>Bu eserde ayrıca bir komutanın başarılı olabilmesi için bu kuralları sadece okumuş ve öğremiş olmanın yeterli olamadığı, bunların tatbikatının da önemi belirtilmiştir </p>
<p><a name="geometri"></a><code><a href="#yukari" title="Basliklara geri don" rel="nofollow"><img src="http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/wp-content/plugins/mehmet-genc/yukari.gif" alt="Basliklara geri don" /></a> GEOMETRİ </code>

<br />
Atatürk bu kitabı ölümünden birbuçuk yıl önce III. Türk Dil Kurultayından hemen sonra 1936-1937 yılı kış aylarında Dolmabahçe Sarayında kendi eliyle yazmıştır. Atatürk Arapça ve Farsça terimlerle dolu ders kitaplarının öğrenciler açısından öğrenimi geciktireceğini düşünmüştü. </p>
<p><a name="subay-ve-komutan-ile-konus"></a><code><a href="#yukari" title="Basliklara geri don" rel="nofollow"><img src="http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/wp-content/plugins/mehmet-genc/yukari.gif" alt="Basliklara geri don" /></a> SUBAY VE KOMUTAN İLE KONUŞMALAR </code>

<br />
&#8220;Subay ve Komutan ile Konuşmalar&#8221; Atatürkün askerliğe ilişkin eserlerinin en önemlilerinden birisidir. Bu eser, Atatürk, 1914 yılında Kurmay Yarbay rütbesiyle Sofya askeri Ataşesi olarak bulunduğu sırada, Nuri conker&#8217;in &#8220;Zabit ve Kumandan (Subay ve Komutan)&#8221; adlı kitabına karşılık olarak yazılmıştır. </p>
<p>Genç subayın, içinde bulunduğu ordudaki aksaklıkları, hataları nasıl sezdiğini; bunlara karşı tepkisiz kalmayarak üst makamlara hatalar ve çözüm yollarını nasıl sunduğunu; ülkenin içinde bulunduğu askeri ve siyasal durumdan duyduğu acıları kitabın birinci bölümünde bulmaktayız. </p>
<p>Atatürk, bir subayın taşıması gereken özveri, ölümü göze alma, emri altındakileri sevk ve idare edebilme, taarruz ruhu, insiyatif özellikleri hakkında, Nuri Conker&#8217;in görüşlerine katılmış ve kendi düşüncelerini de çeşitli örneklerle destekleyerek açıklamıştır. </p>
<p>Bunların yanı sıra, Türk kadınının, aslında toplumu yaratmada çok etkili olabilecekken, suskunluğu seçtiğini bütün açıklığıyla ortaya koymaktan kendini alamamıştır. Türk ulusu hakkında ise &#8220;kuşkusuz bizim ulusumuzun karakteri de bütün karakterler gibi yükselmeye ve istenen şekle girmeye elverişlidir. Fakat kendi kendisine olmak koşuluyla&#8230;&#8221;dedikten sonra, dışardan ulusumuzun karakterine yapılmak istenen etkilerin amacına ulaşamayacağını vurgulamıştır. </p>
<p>Subaylarda ve erlerdeki inisiyatif özelliğine eserinde geniş bir bölüm ayıran Atatürk, kendi dönemindeki ile daha önceki dönemlerde Osmanlı ordusunu kıyaslamıştır. Özellikle Trablusgarp Savaşı&#8217;nda edindiği deneyimler ile kendiliğinden hareket ve iş görme özelliğinin, olması gereken sınırını göstermiştir. </p>
<p>Atatürk, eserin son bölümünde, Kuzey Afrika&#8217;da birlikte çarpıştığı korkusuz ve yiğit silah arkadaşlarını anmış ve onları &#8220;yüksek askerlik niteliklerine&#8221; sahip insanlar olarak tanımlamıştır. Bu davranışı O&#8217;nun diğer bütün üstünlüklerinin yanı sıra insancıl yönünede tanıklık eder.<br />
                                                                                                                     Atatürk&#8217;ün en büyük Eseri Türkiye Cumhuriyeti&#8217;dir.</p>
<h6>Atatürk, Atatürkün Eserleri, Atatürkün Eserleri nelerdir, Atatürkün Eserleri hakkında bilgi, Atatürk Eserleri,</h6>
<p><a href="www.hakkinda-bilgi-nedir.com"><img alt="" src="http://t2.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcRzpPyiopn9nUFJ8Tu5LmSKphUIxN8R8izdX2CmYh0y81FnAKnh" class="alignnone" width="270" height="187" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/ataturkun-eserleri-nedir+ataturkun-eserleri-hakkinda-bilgi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Atatürk olmasaydı</title>
		<link>http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/ataturk-olmasaydi-nedir+ataturk-olmasaydi-hakkinda-bilgi</link>
		<comments>http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/ataturk-olmasaydi-nedir+ataturk-olmasaydi-hakkinda-bilgi#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 23 Jan 2012 23:15:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Hakkında Bilgi Nedir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk olmasaydı]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk olmasaydı ne olurdu]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk olmasaydı neler olurdu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/?p=36650</guid>
		<description><![CDATA[Atatürk olmasaydı Atatürk olmasaydı, Çanakkale Zaferi olmazdı. Çanakkale Zaferi olmasaydı İngiliz, Fransız, Ruslardan oluşan itilaf devletleri, savaşı planladıkları üzere en çok 17 ayda zaferle bitirir. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Atatürk olmasaydı</strong><br />
Atatürk olmasaydı, Çanakkale Zaferi olmazdı.<br />
Çanakkale Zaferi olmasaydı İngiliz, Fransız, Ruslardan oluşan itilaf devletleri, savaşı planladıkları üzere en çok 17 ayda zaferle bitirir. Rus çarlığı haşmetle sürer, İstanbul / Boğazlar Rusların eline geçer, Sevr antlaşmasının şartları gerçek olurdu.</p>
<p>Trablusgarp ve Balkan harpleri yenilgilerinden sonra morali sıfır benliği yok olmuş ezik ve bitik Türklük için destan devri kapanır.</p>
<p>Dünyanın hiçbir esir milletinde emperyalizmin baskısı altında, milli kurtuluş fikri oluşamaz ve hareket gelişemez. Çarlık Rusya yıkılmasaydı Orta Asya ve Kafkasya’daki Türkler kısa süreli de olsa bağımsız devlet kuramazdı.<br />
Çanakkale savunması dominyon sömürgelerde bağımsızlık ve haysiyet şuurunu uyandırdı</p>
<p>Atatürk olmasaydı orduyu politika dışında tutmak mümkün olmazdı. İkinci büyük Millet Meclisinde bu prensip tatbik edildi. Bu durumda olanlar ya asker ya Milletvekili oldular. Atatürk olmasaydı üzerinde çağın damgası olan hiçbir hareket ve müesseseyi maziden koparıp kuramazdık. Ya hep ya hiç aydınlığını onda bulduk.</p>
<p>Milliyetçilik duygusundan yoksun kalmaya devam edecek, eşiğinde olduğumuz ümmetçilik kazanına düşecek, hiçbir zaman sağlam olamamış bir din kardeşliği kisvesi altında ya Arap ya Acem şoven milliyetçiliği potasında kaynayacaktık. Araplaşma – araplaştırma düzeni (URUBE)’nin hammaddesi olacaktık.</p>
<p>Atatürk olmasaydı, Türkiye zamanın şartları içinde Bolşevik rejimini kabul edebilirdi.</p>
<p>Atatürk olmasaydı, kadın hak ve hürriyetleri öteki işlam ülkelerinin şartları içinde kalacaktı.</p>
<p>Atatürk olmasaydı, Devlet, hayat idare-i maslahat (yaşanılan günü kurtarma) Maslahat-amiz illetinden kurtarılamazdı.</p>
<p>Atatürk olmasaydı, Kurtuluş mücadelesi süreci içerisinde gerçek hürriyet ve istiklâllimizi imkansız kılan tatbik, safhasındaki bütün dünyanın Ermenilerle ilgili almış olduğu kararı hak-adalet-tarih hakikatleri içinde lehimize sonuçlanması asla mümkün olmayacaktır.</p>
<p>Atatürk olmasaydı, sanat ve sanatçının değeri bugünkü değerine gelemezdi. Toplum içinde sanatkarı özlenen mevki, makamların üstünde görmek ve bunu tescil ettirmek o günlerde ancak ona has bir özellikti.</p>
<p>Atatürk olmasaydı bizler ve bizden sonrakiler, şahsi tercihini bir tarafa iterek, milleti için değişmesi şart bir çağ sanatı anlayışı adına fedakarlık örneği gösteremezdi.</p>
<p>Atatürk olmasaydı, bizi benliğimize kavuşturan gerçek tarihimizden de cehaleti yenmek için tek dayancımız olan Türk alfabemizden mahrum kalırdık.</p>
<p>Atatürk olmasaydı, bugün ülkemizdeki hümanizm kuruluşları ya hiç olmaz, olsalar bile yasal statüyü koruyamaz, içe açık dışarı kapalı kalmaya mahkum ve mecbur olurduk.</p>
<p>Milletin imkanlarının devlet hayatında daima göz önünde tutulması, lüks- gösteriş-şatafattan uzak, aynı zamanda vakarlı haysiyetli- zevkli, güzel-asil-cazibe olabilme yapısı devlet varlığına hakim onunla beraber gelmiştir.<br />
Osmanlı İmparatorluğunun kaybettiği topraklar üzerinde bağımsız ve manda ferliği kabullenmiş 13 Devlet kurulur. Atatürk sayesinde bunlar ile “Yurtta Sulh Cihanda Sulh” ilkesine uygun olarak dostluklar kuruldu.</p>
<p>Atatürk olmasaydı, yaşanılan şartlar ne olursa olsun, İstiklal ve hürriyet için açıkça ifadesi şart gayeleri devlet literatürüne o sokamazdık.</p>
<p>Atatürk olmasaydı, din ve maneviyatı akıl ve mantıkla böylesine bağdaştıran bir başka insan bulamazdık.</p>
<p>Atatürk olmasaydı, ülkemiz ve milletimiz üzerinde asırlarca oynanmış haksız, ahlaksız senaryoların tortularından kurtulamazdık.</p>
<p>Atatürk olmasaydı, Türk milleti için kusur olarak gösterilen haksız-yersiz-kasıtlı- mantıksız iddia ve kanaatler sonuna kadar yerinde kalacaktı.</p>
<h6>Atatürk, Atatürk olmasaydı, Atatürk olmasaydı ne olurdu, Atatürk olmasaydı neler olurdu, </h6>
<p><a href="www.hakkinda-bilgi-nedir.com"><img alt="" src="http://t3.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcS8wE4LojxXodM_S_zTTrzRCqQ0ENLlJ56fjttAmVChuwyXkWTa" class="alignnone" width="230" height="220" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/ataturk-olmasaydi-nedir+ataturk-olmasaydi-hakkinda-bilgi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Atatürkün Önderliği</title>
		<link>http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/ataturkun-onderligi-nedir+ataturkun-onderligi-hakkinda-bilgi</link>
		<comments>http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/ataturkun-onderligi-nedir+ataturkun-onderligi-hakkinda-bilgi#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 23 Jan 2012 23:09:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Hakkında Bilgi Nedir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk Önderliği]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürkün Liderliği]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürkün Önderliği]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/?p=36646</guid>
		<description><![CDATA[Atatürkün Önderliği Atatürk&#8217;ü gerçek manada anlayabilmek için onun hayatına bakmak, neler yaptığını, neyi hangi düşünceyle yaptığını iyi analiz edebilmek gerekir. Onun düşünce ve devrimlerinin temelini [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Atatürkün Önderliği</strong><br />
Atatürk&#8217;ü gerçek manada anlayabilmek için onun hayatına bakmak, neler yaptığını, neyi hangi düşünceyle yaptığını iyi analiz edebilmek gerekir. Onun düşünce ve devrimlerinin temelini araştırdığımızda, bunun herşeyden önce &#8220;tam bağımsızlık ve özgürlük&#8221; ihtiyacına dayandığı gerçeği karşımıza çıkmaktadır. </p>
<p>Atamızın &#8220;Kurtuluş Savaşı&#8221;yla vermiş olduğu büyük mücadelesi, genç Türk Devleti için en acil ve önemli ihtiyacın, &#8220;tam bağımsız ve özgür bir cumhuriyet düzeni&#8221; olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Türk Milleti&#8217;yle omuz omuza verdiği savaş, Atatürk&#8217;ün başka ülkelere bağımlı, adeta onların kuklası olmuş bir milletin zamanla tarih sahnesinden silineceğini bilmesinden kaynaklanmaktadır. Böyle bir sona asla razı olmayan Ulu Önder Atatürk &#8220;Ben yaşayabilmek için mutlaka müstakil bir milletin evladı kalmalıyım. Milli istiklal bence bir hayat meselesidir.&#8221; demiş ve mücadelesine temel teşkil eden unsurlardan birini bu ifadesiyle dile getirmiştir. </p>
<p><strong>Zihinlerde ve Sosyal Hayatta Çağdaş Reform Hareketleri</strong><br />
Atatürk&#8217;ün anladığı manada tam bağımsız yapı, sadece uluslararası hukuk içerisinde kağıt üzerindeki bir devleti öngörmüyordu. O, tam bağımsızlıkla, kendi kendine yetebilen, savunmasından, teknolojisine, tarımından, ekonomisine kadar her alanda dışarıya muhtaç olmadan, hiçbir ödün vermek zorunda kalmadan ayakta durabilen bir yapıyı kastederek şöyle diyordu: </p>
<p>Tam bağımsızlık demek, elbette siyasal, maliye, iktisat, adalet, askerlik, kültür&#8230; gibi alanlarda tam bağımsızlık ve tam özgürlük demektir. Bu saydıklarımın herhangi birinde bağımsızlıktan yoksunluk ulusun ve ülkenin gerçek anlamıyla bütün bağımsızlığından yoksunluğu demektir. </p>
<p>Burada doğru anlaşılması gereken bir diğer nokta, Atatürk&#8217;ün çağdaş medeniyetler seviyesine çıkma ideali ve bu yöndeki direktiflerinin     -kimilerinin sandığı gibi- &#8220;Batıya olan bir hayranlık&#8221;tan kaynaklanmadığıdır. Atatürk gayet iyi biliyordu ki, Türk Milleti&#8217;nin refah içinde yaşayan, aydın, uygar bir millet olabilmesi için gerekli bilgi ve deneyim Batı ülkelerindeydi. Batı&#8217;nın teknolojik atağa kalktığı yıllarda ülke, koyu bir bağnazlık ve yönetim zaaflarıyla olduğu yerde saymıştı. </p>
<p>İşte böyle bir ortamda harekete geçen Atatürk, yeni cumhuriyeti kurduktan sonra hiç vakit kaybetmeden, ülkenin gelişmesini durduran bağnazlıklarla savaşa başlamış ve her biri devrim niteliğinde, toplumun yapısını tamamen değiştirmeye, uygar medeniyetler seviyesine ulaştırmaya yönelik köklü reform hareketlerini gerçekleştirmiştir. Günlük yaşayış ve sosyal hayatı düzenleyen sayısız reformu cesurca uygulamış ve gerekçesini şöyle açıklamıştır:<br />
Yaptığımız ve yapmakta olduğumuz inkilapların gayesi Türkiye Cumhuriyeti halkını tamamen modern ve bütün mana ve şekliyle olgun bir topluluk haline getirmektir, inkılaplarımızın esas gayesi budur. (Atatürk, Mehmet Özel, Milliyet Yayınları. s.260) </p>
<p>Atatürk&#8217;ün kişisel çabaları ve üstün dehasıyla Türk Milleti, kendi kimliğinden hiçbir ödün vermeden o günün şartlarında inanılmaz bir hamle yaparak adeta kabuk değiştirmiş ve Batı medeniyetleri seviyesine doğru hızla yaklaşabilmiştir. Atatürk aydın, çağdaş, uygar bir Türkiye yaratma mücadelesinin gerekliliğini şu sözleriyle açıklamıştır: </p>
<p>Medeniyet yolunda yürümek ve muvaffak olmak hayat şartıdır. Bu yol üzerinde duranlar veya bu yol üzerinde ileriye değil, geriye bakmak cehalet ve gafletinde bulunanlar umumi medeniyetin coşkun seli altında boğulmaya mahkumdurlar. </p>
<p><strong>Sanayileşmede Patlama</strong><br />
Önce zihinlerdeki bağnazlıkları kıran Atatürk, yukarıda da belirttiğimiz gibi ülkemizin güçlenmesi ve insanlarımızın refah içinde yaşayabilmesi için sanayileşmenin şart olduğuna inanmıştı.</p>
<p>Kendi toprağını süremeyen, kendi şekerini işleyemeyen, kendi demir-çeliğini üretemeyen kısacası her yönden dışa bağımlı kalmış bir ülkenin tam bağımsız olması elbette düşünülemezdi. Bu nedenle Atatürk&#8217;ün çağdaşlaşma hamlesinin önemli çıkış noktalarından biri de sanayileşme hamlesi olmuştur. Ulu Önder bakın bu adımı nasıl değerlendiriyor:<br />
Ekonomik kalkınma, Türkiye&#8217;nin, hür, müstakil, daima daha kuvvetli, daima daha refahlı Türkiye idealinin bel kemiğidir. </p>
<p>Oysa cumhuriyetin ilk yıllarında ekonomik açıdan ülkenin durumu hiç de parlak değildi. Bir yandan savaşın yaraları sarılmalı, öte yandan da kalkınma gerçekleştirilmeliydi. Üstelik Lozan Anlaşması&#8217;nın getirdiği sınırlamalar kalkınmanın önünde önemli birer engel olarak duruyordu. </p>
<p>Tüm bu olumsuzluklara rağmen Atatürk&#8217;ün bizzat şekillendirdiği kalkınma hamlesiyle, 1923-1929 yılları arasında sanayinin gelişme hızı yüzde 8.5 gibi yüksek bir rakama ulaştı. Türk ekonomisinin lokomotifi görevini uzun yıllar görecek dev ölçekli tesis ve işletmeler arka arkaya kuruldu. 1933 yılında Beş Yıllık Sanayi Planı hazırlandı ve planlı sanayileşmeye geçildi. Bu dönemde dünyada yaşanan büyük ekonomik buhrana rağmen yüzde 11.6 gibi oldukça yüksek bir sanayileşme hızı elde edildi. Böylesine önemli bir başarıya, ülkemizin zengin kaynakları ve halkımızın Atatürk&#8217;ün gösterdiği hedef ve ilkeler doğrultusunda fedakarca çalışması sayesinde kısa zamanda ulaşıldı. </p>
<p><strong>Milli ve Manevi Değerlerimizin Muhafazası</strong><br />
Atatürk, ülkemize yepyeni bir çehre kazandırıp tarihe geçen çağdaşlaşma hareketlerini gerçekleştirirken, bir noktayı daima gözönünde bulundurmuştur. O da Türk&#8217;ün kendi öz benliğini kaybetmeden, kendi kimliğini, kültürünü unutmadan yeniliklere adapte olabilmesi, onları kendi milli kültürü içinde sindirebilmesidir. Aksi bir durumun milletimizi içten içe çürüteceğini bilen Atatürk, Türk Milleti&#8217;ni millet yapan unsurları; tarihini, dilini, dinini yani kısaca kültürünü her zaman yaşatacak köklü tedbirler almıştır. </p>
<p>&#8220;Dilin milli ve zengin olması, milli hissin inkişafında başlıca müessirdir. Türk dili, dillerin en zenginlerindendir. Yeter ki bu dil şuurla işlensin.&#8221;(Atatürk, Mehmet Özel, Milliyet Yayınları. s.259) diyen Atatürk, Türk Dil ve Tarih Kurumu&#8217;nun kurulmasına öncülük etmiştir. Milli benliğimizin önemli bir parçası olan dilimizin ve tarihimizin kökenine inilerek araştırılmasını, bunların bilimsel bir temele oturtularak daha da geliştirilmesini ve sonraki nesillere sağlıklı bir şekilde ulaşmasını sağlamıştır. </p>
<p>Laik devleti kurup savunurken, dinin önemini ve dine saygısını vurgulamış diğer yandan Türk Milleti&#8217;nin vicdan, din ve ibadet özgürlüğünü sağlamış ve korumuştur. </p>
<p>Atatürk &#8220;Din lüzumlu bir müessesedir. Dinsiz milletin devamına imkan yoktur&#8221; diyerek dinin milletimizin sürekliliğini sağlayacak önemli bir unsur olduğuna dikkat çekmiş ve &#8220;en mükemmel din&#8221; dediği İslam dinini milletimizin en doğru şekilde yaşaması yönünde çalışmıştır. Bu doğrultuda Kuran&#8217;ın Türkçeleştirilmesini sağlamış ve halkın dinin özüne dönmesinde ilk adımları atmıştır. </p>
<p><strong>Atatürkçülüğe Sarılmak</strong><br />
Atatürk&#8217;ün gerek sosyal gerekse ekonomik alanda yapmış olduğu bütün bu reformlarla ölmekte olan bir millet adeta yeniden doğmuştur. İçindeki coşkun vatan sevgisi ve her zaman yokluk içinde dahi başarıyı hedefleyen &#8220;Kuvayı Milliye Ruhu&#8221;, yukarıda da açıkladığımız üzere, ülkeye önce askeri sonra da sosyal ve ekonomik alanlarda birçok zafer kazandırmıştır. </p>
<p>Atatürk, ülke sorunlarını çözerken daima aklın ve ilmin gereklerine göre hareket etmiştir. Olayları geniş ve detaylı düşünmüş, basit hedefler peşinde değil, gelecek nesilleri bile rahat ve huzur içinde yaşatacak köklü çözümler peşinde olmuştur. Her zaman vatanın ve milletin menfaatlerini gözetmiştir. </p>
<p>Bugün, vatanın ve milletin hayrı adına yola çıkanlardan, yalnızca Atatürk&#8217;ün açtığı yolda yürüyenlerin başarıya ulaştıkları da üzerinde durulması gereken bir gerçektir. Ülkemizin meselelerine en gerçekçi yaklaşımlar ve üretilen en sağlıklı çözümler, yine Atatürk&#8217;ün çizdiği çerçevede şekillenmektedir. Bu tablo, Atatürk&#8217;ün üstün dehasının ve ileri görüşlülüğünün yanısıra, sorunlara ne derece akılcı yaklaştığını göstermesi açısından da oldukça dikkat çekicidir. </p>
<p>Atatürk&#8217;ün belki de en önemli vasfı bir eylem insanı olmasıdır. Yani düşündüklerini sadece lafta bırakmaması, onu gerçekleştirmek için derhal harekete geçip ortaya somut birşeyler koymuş olmasıdır. O halde biz Atatürkçülere düşen, Ulu Önderimizin fikir ve düşüncelerini eksiksiz olarak uygulamak ve başta gençlik olmak üzere tüm halkımızın bu bilince sahip olması için çalışmaktır. </p>
<p>Bu nedenle Atatürk&#8217;ü anlamak, onu sadece birtakım süslü sözlerle övmek değil, onun fikir ve düşüncelerini eyleme geçirebilmek, Atatürkçülüğe sarılmaktır. </p>
<p><strong>Atatürk&#8217;ü Anlamak</strong><br />
Cumhuriyet Tarihi boyunca tüm yanlış bilgilendirmelerin ve kasıtlı propagandaların oluşturduğu etkiyi ortadan kaldırmak için, Büyük Önder&#8217;in şahsiyetini, fikriyatını, hayat tarzını iyi tanıtmak şarttır. </p>
<p>Bu, Atatürk&#8217;ü gerçeklere dayanarak doğru, objektif ve samimi bir şekilde tanıtmak misyonudur. Bu görev çerçevesinde, Atatürk&#8217;ün kişilik özellikleri, zevkleri, yaşayışı muhakkak anlatılmalıdır. Kılık, kıyafetiyle, görgüsüyle, sanat, müzik zevkiyle ve kültürüyle önder bir insan olan Atatürk&#8217;ün tam olarak tanıtılması, bu vasıflarının da anlatılması, şüphesiz ona duyulan sevgiyi, saygıyı ve samimiyeti arttıracaktır. Ayrıca bu çalışma, &#8220;Örnek bir Müslüman Türk nasıl olur?&#8221;, sorusunun cevabı olan insan modelini de açıkça gözler önüne serecektir. Bu çalışmanın öncelikle de genç nesiller, hatta çocuklara yönelik biçimde organize edilmesi şarttır. </p>
<p>Çünkü, bugün gençlerimizin bir kısmının milli kimliğinden uzaklaşarak dejenere olmaya başlamasının belki de en önemli sebebi, Atatürk&#8217;ün örnek alınacak bir lider, bir Osmanlı beyefendisi, bir halk adamı olarak değil, adeta ulvi, erişilmez bir kişilik olarak tanıtılmasıdır. Oysa Müslüman Türk Milleti, içinden nice Atatürkler çıkaracak kadar yüce bir millettir. Bu gerçek, bizzat Atatürk&#8217;ün dilinden şöyle ifade edilmiştir: </p>
<p>İki Mustafa Kemal vardır. Biri ben, fani Mustafa Kemal; diğeri milletin içinde yaşattığı Mustafa Kemaller idealidir. Ben onu temsil ediyorum. Herhangi bir tehlike anında ber ortaya çıktımsa, beni bir Türk anası doğurmadı mı, Türk anaları daha nice Mustafa Kemaller doğurmayacaklar mı? Feyz milletindir, benim değildir. </p>
<p>Aziz Atamızı böyle bir üslupla anlatmak, sadece Atatürk&#8217;ün doğru tanıtılması yolunda iyi bir başlangıç olmakla kalmayacak, hem bugün kimilerince atalete sürüklenmek istenen Atatürkçülüğü, tekrar aktif hale getirecek, hem de anti-Atatürk propagandalarına karşı verilmiş güzel bir cevap olacaktır. </p>
<h6>Atatürk, Atatürkün Önderliği, Atatürk Önderliği, Atatürkün Liderliği,</h6>
<p><a href="www.hakkinda-bilgi-nedir.com"><img alt="" src="http://t2.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcQIbAE1ZfrsfTjsExoN60TI7Z35w9lyCsw9fe2BTWOOu-DlpUxZCg" class="alignnone" width="240" height="174" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/ataturkun-onderligi-nedir+ataturkun-onderligi-hakkinda-bilgi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Atatürkün yazılı eserleri</title>
		<link>http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/ataturkun-yazili-eserleri-nedir+ataturkun-yazili-eserleri-hakkinda-bilgi</link>
		<comments>http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/ataturkun-yazili-eserleri-nedir+ataturkun-yazili-eserleri-hakkinda-bilgi#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 23 Jan 2012 23:03:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Hakkında Bilgi Nedir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürkün eserleri]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürkün yazılan eserleri]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürkün yazılı eserleri]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürkün yazılmış eserleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/?p=36644</guid>
		<description><![CDATA[Alt Ba&#351;l&#305;klar NUTUK BÖLÜĞÜN MUHAREBE EĞİTİMİ CUMALI ORDUGAHI TAKIMIN MUHAREBE EĞİTİMİ TAKTİK VE TATBİKAT GEZİSİ GEOMETRİ SUBAY VE KOMUTAN İLE KONUŞMALAR Atatürkün yazılı eserleri Mustafa [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="mehmet_genc" style="position: relative; float: right; width: 180px; font-size:11px;"><h3>Alt Ba&#351;l&#305;klar</h3><ul id="yukari"><li> <a href="#nutuk" title="NUTUK">NUTUK</a> </li><li> <a href="#bolug" title="BÖLÜĞÜN MUHAREBE EĞİTİMİ">BÖLÜĞÜN MUHAREBE EĞİTİMİ</a> </li><li> <a href="#cumali-ordugahi" title="CUMALI ORDUGAHI">CUMALI ORDUGAHI</a> </li><li> <a href="#takimin-muharebe-eg" title="TAKIMIN MUHAREBE EĞİTİMİ">TAKIMIN MUHAREBE EĞİTİMİ</a> </li><li> <a href="#taktik-ve-tatbikat-gezisi" title="TAKTİK VE TATBİKAT GEZİSİ">TAKTİK VE TATBİKAT GEZİSİ</a> </li><li> <a href="#geometri" title="GEOMETRİ">GEOMETRİ</a> </li><li> <a href="#subay-ve-komutan-ile-konus" title="SUBAY VE KOMUTAN İLE KONUŞMALAR">SUBAY VE KOMUTAN İLE KONUŞMALAR</a> </li></ul></div><p><strong>Atatürkün yazılı eserleri</strong><br />
Mustafa Kemal Atatürk, yaşamının her döneminde kitapla bütünleşmiştir. Bu okuma sevgisinin kendisine sağladığı bilgi birikimini zaman zaman yazmaya dönüştüren Atatürk, yaşamının farklı dönemlerinde farklı konularda kitaplar yazmıştır. Yazdıkları gerek güncelliği, gerekse yol göstericiliği açısından bu gün dahi tartışmasız greçekleri içermektedir. </p>
<p>O&#8217;nun günümüzde hala geçerliliğini koruması ileri görüşlülüğünün ve akılcılığının göstergelerinden biridir. Mustafa Kemal, özellikle II. Meşrutiyet&#8217;in (23 Temmuz 1908) ilanından sonra tüm dikkat ve çalışmasını askerlik üzerine yoğunlaştırılmıştır. O,mesleki bilgileri artıracak yayınların yapılmasını gerkli görüyordu. Bu amaçla mesleğinin ilk yıllarından itibaren askerlikle ilgili birikimlerini aşağıda isimleri belirtilen kitaplarda toparlanmıştır : </p>
<p>a) Takımın Muharebe Talimi<br />
b) Cumalı Ordugahı<br />
c) Tabiye Tatbikat ve Seyahati<br />
d) Bölüğün Muharebe Talimi<br />
e) Zabit ve Kumandan ile Hasbihal (Subay ve Komutan ile Konuşmalar)<br />
f) Tabiye Meselesinin Halli ve Emirlerin Sureti Tahririne Dair Nesayih </p>
<p><a name="nutuk"></a><code><a href="#yukari" title="Basliklara geri don" rel="nofollow"><img src="http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/wp-content/plugins/mehmet-genc/yukari.gif" alt="Basliklara geri don" /></a> NUTUK</code>

<br />
Yurdumuzun parçalanıp, işgal edildiği günlerden başlayarak, Türk tarihinde bir dönüm noktası olan İstiklal Savaşı&#8217;nı, Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin kuruluşunu ve inkılapların yapılışını anlatan Nutuk, siyasi ve milli tarihimizin birinci elden, değerli bir kaynak eseridir. </p>
<p>Atatürk&#8217;ün kendi kaleminden çıkan bu eser, yine Atatürk tarafından, Cumhuriyet Halk Partisi&#8217;nin 15-20 Ekim 1927 tarihleri arasında Ankara&#8217;da toplanan İkinci Kurultayı&#8217;nda 36,5 saat süren ve altı günde okunan tarihi bir hitabeye dayandığı için Nutuk adını almıştır. </p>
<p>Nutuk, yalnız geçmiş devrin bir hikayesi olarak dünümüzü anlatmakla kalmayıp, yakın tarihimizden alınan ibret dolu tecrübelerle, milli varlığımızın bugününe de yarınına da ışık tutabilen bir değer taşımaktadır. Nutuk, milleti ülkenin geleceğini belirleyecek olan milli birlik ilkesi etrafında bilinçlendirip, kenetlendirerek, milli irade ve milli hakimiyet kavramlarının harekete dönüştürülmesi yoluyla, Türkiye Büyük Millet Meclisi&#8217;nin kuruluşundan Cumhuriyetin ilanına kadar uzanan başarılı bir tarihi akışın hikayesidir. </p>
<p>Nutuk ilk defa 1927 yılında, biri asıl metin, diğeri belgeler olmak üzere Arap harfleriyle iki cilt olarak yayınlanmıştır. Aynı yıl, tek cilt halinde lüks bir baskısı da yapılmıştır. Yazı inkılabından sonra, bu ilk metnin okunması güçleştiğinden, 1934 yılında, Milli Eğitim Bakanlığınca üç cilt olarak yeniden basılmıştır. Nutuk, Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Atatürk Araştırma Merkezince yeniden basılmıştır. </p>
<p><a name="bolug"></a><code><a href="#yukari" title="Basliklara geri don" rel="nofollow"><img src="http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/wp-content/plugins/mehmet-genc/yukari.gif" alt="Basliklara geri don" /></a> BÖLÜĞÜN MUHAREBE EĞİTİMİ</code>

<br />
&#8220;Bölük Muharebe Eğitimi&#8221; olarak yayınlanan eser, meskun yerlerde muharebe, savunma ve taarruz konularını kapsamaktadır. Meskun yerlerin sınırlayıcı durumlarının muharebeye etkisi, savunma mevziinin seçimi, savunma mevziinin hazırlanması, ateş sahalarının temizlenmesi, ateş taksimi, ateş tutmayan ölü bölgelerin kapatılması ve mevziin işgali gibi savunmanın esasını oluşturan konular işlenmiştir. </p>
<p>Ayrıca taarruzda birliğin aldığı tertip ve düzen, ilerleme, ateş üstünlüğü, ihtiyatların kullanılması gibi taarruz harekatında her zaman karşılaşılacak konular ele alınmıştır. Genç Kurmay Önyüzbaşı Mustafa Kemal (Atatürk) tarafından, Almanca aslından tercüme edilen ve bağlı olduğu ordunun eğitimine katkısı olan bu eserden yeni nesillerin de faydalanabilmeleri için bugünkü Türkçe&#8217;ye çevrilmiştir. </p>
<p><a name="cumali-ordugahi"></a><code><a href="#yukari" title="Basliklara geri don" rel="nofollow"><img src="http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/wp-content/plugins/mehmet-genc/yukari.gif" alt="Basliklara geri don" /></a> CUMALI ORDUGAHI</code>

<br />
Cumalı Ordugahı; Makedonya bölgesinde, Köprülü &#8211; İştip yolu üzerinde bulunmaktadır. Bu ordugahta, 3. Süvari Tümen Komutanı Tuğgeneral Suphi Paşa&#8217;nın komutası altında kurulan bir süvari tugayına eğitim ve manevra yaptırılmıştır. Bu manevraya katılan Mustafa Kemal, &#8220;Cumalı Ordugahı&#8221; adlı eserini yazmış; süvari, bölük, alay, tugay eğitim ve manevralarını anlatmıştır. </p>
<p>Mustafa Kemal bir kurmay subay olarak teorik bilgilere önem vermekte, ancak askeri tatbikat ve manevralardan sadece katılanların yararlanmasını yeterli görmemektedir. Bu yüzden, 10 gün süren bu tatbikat sırasında tututuğu gözlem notlarını, hazırlanan meseleleri ve komutanların yaptıkları eleştirileri yazmış, bol kroki ile küçük bir broşür haline dönüştürmüştür. </p>
<p>12 Eylül 1909&#8242;da tamamladığı bu eseri, Selanik&#8217;te 1909 yılında matbaa harfleriyle basılmıştır. Eser; 39 sayfa metin ve 7 adet krokiden oluşmaktadır. </p>
<p><a name="takimin-muharebe-eg"></a><code><a href="#yukari" title="Basliklara geri don" rel="nofollow"><img src="http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/wp-content/plugins/mehmet-genc/yukari.gif" alt="Basliklara geri don" /></a> TAKIMIN MUHAREBE EĞİTİMİ</code>

<br />
Bu kitap; Berlin Askeri Üniversitesi eski müdürlerinden General Litzmann&#8217;ın &#8220;Seferber Mevcudunda Takım, Bölük ve Taburun Muharebe Talimleri&#8221; adlı eserinin ilk bölümünü oluşturmakta olup, Selanik&#8217;te 3.Ordu Karargahı&#8217;nda görevli, Kurmay Kıdemli Yüzbaşı Mustafa Kemal tarafından Almanca&#8217;dan Osmanlıca diline çevrilmiş ve 1908 yılında Selanik Asır Matbaasında basılmıştır. </p>
<p>Kitabın özü; seferi tam mevcutlu bir takımın, değişik hava şartları ve çeşitli arazide, basit bir mesele içinde muharebe yöntemlerinin uygulaması, avcı hattı teşkiliyle bir avcı hattının ateş muharebesi üzerinde toplanmaktadır. </p>
<p>Mustafa Kemal Paşa, subayların arazide yetiştirilmesini amaçlayan tatbikatın, önemini vurgulayan bu eserini, 1911 yılında 5. Kolordu Harekat Şube Müdürü iken yazmıştır. Bu eserde, karşılıklı olarak kırmızı ve mavi muharebe birliklerinin Selanik-Kılkış arasında yaptıkları savunma ve taarruz uygulamalarının değerlendirilmesi yapılmıştır. </p>
<p><a name="taktik-ve-tatbikat-gezisi"></a><code><a href="#yukari" title="Basliklara geri don" rel="nofollow"><img src="http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/wp-content/plugins/mehmet-genc/yukari.gif" alt="Basliklara geri don" /></a> TAKTİK VE TATBİKAT GEZİSİ</code>

<br />
Bu eserinde, bir muharebeyi sevk ve idarede belirli kuralların olamadığını vurgulaması yanında, komutan olan kişinin nitelikleri üzerinde de durmuştur. Bunlar ise; birliğini barışta ve savaşta eğitmek, yönetmek ve gözetmekteki üstün başarı, elindeki kuvvetin eksikliğini giderecek düşünce gücü ve astlarından her konuda üstünlüğü sağlamaktır. Bunun yanında, kişisel cesaret, başkalarının hareketini önceden seziş ve harekatını en uygun zamanda yapabilme yeteneği olmalıdır. Ortak amacın gerçekleştirilebilmesi için birliklerini başarılı bir şekilde yönetmeli, astları üzerinde etkili olmalı ve otoritesini kurabilmelidir. </p>
<p>Bu eserde ayrıca bir komutanın başarılı olabilmesi için bu kuralları sadece okumuş ve öğremiş olmanın yeterli olamadığı, bunların tatbikatının da önemi belirtilmiştir. </p>
<p><a name="geometri"></a><code><a href="#yukari" title="Basliklara geri don" rel="nofollow"><img src="http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/wp-content/plugins/mehmet-genc/yukari.gif" alt="Basliklara geri don" /></a> GEOMETRİ</code>

<br />
Atatürk bu kitabı ölümünden birbuçuk yıl önce III. Türk Dil Kurultayından hemen sonra 1936-1937 yılı kış aylarında Dolmabahçe Sarayında kendi eliyle yazmıştır. Atatürk Arapça ve Farsça terimlerle dolu ders kitaplarının öğrenciler açısından öğrenimi geciktireceğini düşünmüştü. </p>
<p><a name="subay-ve-komutan-ile-konus"></a><code><a href="#yukari" title="Basliklara geri don" rel="nofollow"><img src="http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/wp-content/plugins/mehmet-genc/yukari.gif" alt="Basliklara geri don" /></a> SUBAY VE KOMUTAN İLE KONUŞMALAR</code>

<br />
&#8220;Subay ve Komutan ile Konuşmalar&#8221; Atatürkün askerliğe ilişkin eserlerinin en önemlilerinden birisidir. Bu eser, Atatürk, 1914 yılında Kurmay Yarbay rütbesiyle Sofya askeri Ataşesi olarak bulunduğu sırada, Nuri conker&#8217;in &#8220;Zabit ve Kumandan (Subay ve Komutan)&#8221; adlı kitabına karşılık olarak yazılmıştır. </p>
<p>Genç subayın, içinde bulunduğu ordudaki aksaklıkları, hataları nasıl sezdiğini; bunlara karşı tepkisiz kalmayarak üst makamlara hatalar ve çözüm yollarını nasıl sunduğunu; ülkenin içinde bulunduğu askeri ve siyasal durumdan duyduğu acıları kitabın birinci bölümünde bulmaktayız. </p>
<p>Atatürk, bir subayın taşıması gereken özveri, ölümü göze alma, emri altındakileri sevk ve idare edebilme, taarruz ruhu, insiyatif özellikleri hakkında, Nuri Conker&#8217;in görüşlerine katılmış ve kendi düşüncelerini de çeşitli örneklerle destekleyerek açıklamıştır. </p>
<p>Bunların yanı sıra, Türk kadınının, aslında toplumu yaratmada çok etkili olabilecekken, suskunluğu seçtiğini bütün açıklığıyla ortaya koymaktan kendini alamamıştır. Türk ulusu hakkında ise &#8220;kuşkusuz bizim ulusumuzun karakteri de bütün karakterler gibi yükselmeye ve istenen şekle girmeye elverişlidir. Fakat kendi kendisine olmak koşuluyla&#8230;&#8221;dedikten sonra, dışardan ulusumuzun karakterine yapılmak istenen etkilerin amacına ulaşamayacağını vurgulamıştır. </p>
<p>Subaylarda ve erlerdeki inisiyatif özelliğine eserinde geniş bir bölüm ayıran Atatürk, kendi dönemindeki ile daha önceki dönemlerde Osmanlı ordusunu kıyaslamıştır. Özellikle Trablusgarp Savaşı&#8217;nda edindiği deneyimler ile kendiliğinden hareket ve iş görme özelliğinin, olması gereken sınırını göstermiştir. </p>
<p>Atatürk, eserin son bölümünde, Kuzey Afrika&#8217;da birlikte çarpıştığı korkusuz ve yiğit silah arkadaşlarını anmış ve onları &#8220;yüksek askerlik niteliklerine&#8221; sahip insanlar olarak tanımlamıştır. Bu davranışı O&#8217;nun diğer bütün üstünlüklerinin yanı sıra insancıl yönünede tanıklık eder. </p>
<h6>Atatürk, Atatürkün yazılı eserleri, Atatürkün eserleri, Atatürkün yazılmış eserleri, Atatürkün yazılan eserleri,</h6>
<p><a href="www.hakkinda-bilgi-nedir.com"><img alt="" src="http://t3.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcTdYAxQ2jUXFk0PK09asxarNBujMtzKK73atD_c45gUtRGoTTgWLg" class="alignnone" width="331" height="152" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/ataturkun-yazili-eserleri-nedir+ataturkun-yazili-eserleri-hakkinda-bilgi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Atatürkün Edebiyat Görüşü</title>
		<link>http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/ataturkun-edebiyat-gorusu-nedir+ataturkun-edebiyat-gorusu-hakkinda-bilgi</link>
		<comments>http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/ataturkun-edebiyat-gorusu-nedir+ataturkun-edebiyat-gorusu-hakkinda-bilgi#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 23 Jan 2012 22:30:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Hakkında Bilgi Nedir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Edebiyat Görüşü]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Edebiyat Hakkındaki Düşünceleri]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürke göre Edebiyat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/?p=36640</guid>
		<description><![CDATA[Atatürk&#8217;ün Edebiyat Görüşü &#8220;Osmanlı devrinde ve bugüne kadar geçen Cumhuriyet çağında ve bundan evvelki Türk kültürel çağlarında ve hatta bütün kültürlü medeni cemiyetlerde edebiyat denildiği [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Atatürk&#8217;ün Edebiyat Görüşü</strong><br />
&#8220;Osmanlı devrinde ve bugüne kadar geçen Cumhuriyet çağında ve bundan evvelki Türk kültürel çağlarında ve hatta bütün kültürlü medeni cemiyetlerde edebiyat denildiği zaman şu anlaşılır: </p>
<p>Söz ve manayı, yani insan dimağında yer eden her türlü bilgileri ve insan karakterinin en büyük duygularını, bunları dinleyenleri veya okuyanları, çok alakalı kılacak surette söylemek ve yazmak sanatı. Bunun içindir ki edebiyat ister nesir halinde olsun, ister nazım şeklinde olsun, tıpkı resim gibi, heykeltraşlık gibi, bilhassa musiki gibi, güzel sanatlardan sayılagelmektedir…</p>
<p>Bu itibarla, edebiyatın her insan cemiyeti ve bu cemiyetin hal ve istikbalini koruyan ve koruyacak olan, her teşekkül için, en esaslı eğitim vasıtalarından biri olduğu kolaylıkla anlaşılır&#8230;</p>
<p>Türk çocuğu konuşurken, onun beyan ve anlatış tarzı, Türk çocuğu yazarken, onun ifade üslubu, kendisini dinleyenleri, onun yürüdüğü yola götürebilecek bu kabiliyeti sayesinde Türk çocuğu kendisini dinleyen veya yazısını okuyanları, peşine takarak yüksek Türk ülküsüne iletebilecek, ulaştırabilecektir.&#8221; </p>
<p>Atatürk&#8217;ün her türüyle üzerinde durduğu bir sanat dalı da edebiyattır. </p>
<p>Edebiyatın tanımını yapan Atatürk der ki:<br />
Edebiyat denildiği zaman şu anlaşılır: Söz ve manayı, yani insan dimağında yer eden her türlü bilgileri ve insan karakterinin en büyük duygularını, bunları dinleyenleri veya okuyanları çok alakalı kılacak surette söylemek ve yazmak sanatı.Bugün içindir ki edebiyat, ister nesir halinde olsun, ister nazım şeklinde olsun, tıpkı resim gibi, heykeltıraşlık gibi, bilhassa musiki gibi, güzel sanatlardan sayıla gelmektedir.<br />
Bu tanımdan sonra edebiyatın amaç ve hedefini çizmiş.</p>
<p>beşeriyette en müspet ilim ve en ince teknik esaslarına dayanan hayatla ve kanla karşılaşmak kendileri için alında yazılı olan askerlik gibi yüksek bir idealist meslek dahi, kendini içinde bulunduğu topluma anlatabilmek ve bu büyük insanlık ve kahramanlık yolculuğuna hazırlayabilmek için, uyandırıcı, hedefleyici, yürütücü ve nihayet fedakar ve kahraman yapıcı vasıtayı edebiyatta bulur.</p>
<p>Bu cümlede, üzerinde kısaca da olsa durulması gereken bazı önemli konulara yer verilmiştir. Bir kere Atatürk için, edebiyat, geçirilmesi güç zamanlarda uyandırıcı, hedeflendirici ve yürütücü bir vasıtadır. Ancak dikkat olunacak husus, bu vasıtanın yıkıcı değil, fedakar, kahraman ve yapıcı bir vasıf taşımasıdır. Sonra Atatürk&#8217;ün milli, daha dorusu hamasi bir edebiyat zevk ve anlayışı olduğu ortaya çıkmaktadır.</p>
<p>Yine bu cümlenin devamında Atatürk&#8217;ün, edebiyatı, cemiyetin hal ve istikbalini koruyan ve daima koruyacak olan bir terbiye ve eğitim aracı saydığı da ortaya çıkmaktadır.</p>
<p>Şair Halit Fahri Ozansoy&#8217;a 29 Ağustos 1928 akşamı Dolma bahçe Sarayı&#8217;nda Türk inkılabı şairinin nasıl olması gerektiğini şu şekilde açıklamıştır.</p>
<p>Mutlak dahil olduğun parlak Türk devrinde şair olduğunu ispat edeceksin. Şiirlerin şen, şatır fakat Türk milletinin sürur, şetaret, faaliyet, his ve hareketlerini terennüm edecektir. Buna mevcudiyetini hasredeceksin.</p>
<hr />
<p><strong>ATATÜRK&#8217;E GÖRE EDEBİYAT</strong><br />
Atatürk; hayatı boyunca edebiyatla yakında ilgilenmiş, edebiyatı toplum faydasına yöneltmek için direktifler vermiş, okullarda öğretim programlarını bu yönde düzenletmiştir. Edebi sanatların bir fikrin, özellikle inkılapların yayılması ve kökleşmesinde en etkili araç olduğuna daima inanmıştır. </p>
<p>Bir akşam toplantısında (1937), söz edebiyattan açılınca, bu konuda çeşitli konuşmalar yapılır. &#8220;Edebiyat nedir? Osmanlı devrinde ve cumhuriyet rejiminde edebiyat denilince ne anlaşılıyor?&#8221; gibi sorular sorulur.<br />
Osmanlı devrinde ve bugüne kadar geçen cumhuriyet çağında ve bundan evvelki Türk kültürel çağlarında ve hatta bütün medeni toplumlarda edebiyat denildiği zaman şu anlaşılır: </p>
<p>Söz ve anlamı, yani insan aklında yer eden her türlü bilgileri ve insan kudretinin en büyük duygularını, bunları dinleyenleri veya okuyanları çok alakalı kılacak surette söylemek ve yazmak sanatı.<br />
Bu itibarla, edebiyatın, her insan ve cemiyeti, bu cemiyetin hal ve geleceğini koruyan ve koruyacak olan her kuruluş için esaslı eğitim araçlarından biri olduğu kolayca anlaşılır.</p>
<p>Bunun içindir ki Türkiye Cumhuriyeti Milli Eğitim Bakanlığı, edebiyat öğretiminde şu noktalar bilhassa önem ve kıymet vermelidir:<br />
A) Türk çocuğunun kafasını, yaratılıştaki dikkat ve itinaya göre geliştirmek. Bu, cumhuriyetin sağlık düzeniyle ilgilenen bakanlığa da düşen bir görevdir.</p>
<p>B) Güzel muhafaza edilen, Yürek kafa ve zekalarını açmak, yaymak, genişletmek. Bu bilhassa, Milli Eğitim Bakanlığının görevidir. Bununla birlikte, Türk çocuklarının kafalarına müspet ilim ve maddi teknik mefhumlarını, yalnız nazari olarak değil aynı zamanda pratik vasıtalarla da yetiştirmek.</p>
<p>C) Bir taraftan da Türk kafalarındaki kabiliyetleri, Türk karakterindeki sağlamlıkları, Türk duygularındaki yükseklik ve genişlikleri, kendileri hiç zorlanmadan, doğal bir halde ve olduğu gibi ifadeye onları alıştırmak.<br />
Bunlar yapılınca netice şu olacaktır: Türk çocuğu konuşurken, onun beyan ve anlatış tarzı; Türk çocuğu yazarken, onun ifade üslubu kendisini dinleyenleri, onun yürüdüğü yola gösterebilecek kabiliyeti sayesinde; Türk çocuğu kendisini dinleyen veya yazısını okuyanları peşine takarak yüksek Türk ülküsüne iletebilecek, ulaştırabilecektir</p>
<h6>Atatürk, Atatürk&#8217;ün Edebiyat Görüşü, Atatürk ve Edebiyat, Atatürk&#8217;ün Edebiyat Hakkındaki Düşünceleri, Atatürk&#8217;ün Edebiyat, Atatürke göre Edebiyat,</h6>
<p><a href="www.hakkinda-bilgi-nedir.com"><img alt="" src="http://t2.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcRixVzzwxWQOZvMaQo47A6F-64WPdgR7Yokwd7o_KHpkzu6kusT" class="alignnone" width="267" height="188" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/ataturkun-edebiyat-gorusu-nedir+ataturkun-edebiyat-gorusu-hakkinda-bilgi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Atatürkün Askeri Hayatı</title>
		<link>http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/ataturkun-askeri-hayati-nedir+ataturkun-askeri-hayati-hakkinda-bilgi</link>
		<comments>http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/ataturkun-askeri-hayati-nedir+ataturkun-askeri-hayati-hakkinda-bilgi#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 23 Jan 2012 22:24:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Hakkında Bilgi Nedir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ün Askeri Hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Askerlik]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürkün Askeri Hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürkün Askeri Hayatı Kısa]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürkün Askerliği]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürkün Askerlik Hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürkün Kısa Askeri Hayatı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/?p=36636</guid>
		<description><![CDATA[Atatürk&#8217;ün Askeri Hayatı Şam&#8217;da 5. Ordu&#8217;nun emrinde kaldığı üç yıl içinde Suriye&#8217;nin hemen her yerini görevle dolaşmış, memleket idaresindeki aksaklıkları, ordunun eğitim ve öğretimindeki eksiklikleri [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Atatürk&#8217;ün Askeri Hayatı</strong><br />
Şam&#8217;da 5. Ordu&#8217;nun emrinde kaldığı üç yıl içinde Suriye&#8217;nin hemen her yerini görevle dolaşmış, memleket idaresindeki aksaklıkları, ordunun eğitim ve öğretimindeki eksiklikleri daha da yakından görmüştü. Mustafa Kemal, burada 1906 yılı Ekim ayı içinde güvendiği bazı arkadaşlarıyla gizli olarak &#8220;Vatan ve Hürriyet Cemiyeti&#8221;ni kurdu. Bu arkadaşlarıyla beraber Beyrut, Yafa ve Kudüs&#8217;te de kurdukları cemiyeti genişletti. Bir ara gizli olarak Mısır ve Yunanistan yoluyla Selânik&#8217;e geçerek burada da &#8220;Vatan ve Hürriyet Cemiyeti&#8221;nin bir şubesini açtı ve tekrar Şam&#8217;a döndü. Şam&#8217;dan ayrılması hükûmetçe duyuldu ise de âmirleri kendisini koruduğundan bir ceza yoluna gidilmedi. Bir süre daha Şam&#8217;da kaldı. Bu sıralarda 20 Haziran 1907 tarihinde Kolağası (kıdemli yüzbaşı) oldu ve Şam&#8217;daki Ordunun Kurmay Başkanlı&#8217;ğında bir göreve getirildi. </p>
<p>Mustafa Kemal, 13 Ekim 1907&#8242;de merkezi Manastır&#8217;da bulunan 3. Ordu Karargâhına atandı. Bu Karargâhın Selânik&#8217;teki şubesinde çalışmak üzere Selânik&#8217;e geldi. Bu sıralarda Selânik&#8217;teki &#8220;Vatan ve Hürriyet Cemiyeti&#8221; üyelerini de içine almış olan ittihat ve Terakki Cemiyeti&#8221; faaliyet halinde idi. Mustafa Kemal de Selânik&#8217;e gelişini takiben bu cemiyete dahil olarak hizmet görmeye başladı. Memleketin istibdat idaresinden kurtarılması, yapılacak yenilikler onun da temel düşüncesiydi. Selânik&#8217;e gelişini takiben kısa bir süre sonra 22 Haziran 1908 de Üsküp-Selânik arasındaki demiryolu müfettişliği de 3. Ordu Karargâhındaki görevine ek olarak kendisine verildi. Bu esnada Rumeli&#8217;de büyük faaliyet gösteren &#8220;İttihat ve Terakki Cemiyeti&#8221; Abdülhamit&#8217;i,1876 Anayasasını yeniden yürürlüğe koymaya ve kapatılan Meclis-i Mebusan&#8217;ı tekrar toplantıya çağırmaya zorlamaktadır. &#8220;Ittihat ve Terakki Cemiyeti nin bu girişimleri adım adım II. Meşrutiyetin ilânına uzandı. </p>
<p>23 Temmuz 1908 tarihinde İkinci Meşrutiyet ilân edildiği zaman Mustafa Kemal, Kolağası rütbesiyle Selânik&#8217;te askerî görevini sürdürmekte, bir yandan da &#8220;İttihat ve Terakki Cemiyeti&#8221; içinde çalışarak İstanbul&#8217;daki siyasi gelişmeleri yakından izlemektedir. O, II. Meşrutiyet gibi büyük bir inkılâbı takiben yapılanları kâfi görmüyor; bu fırsattan yararlanılarak memlekette daha büyük ve daha köklü değişikliklerin gerçekleştirilmesi gereğine inanıyordu. Fakat kendisinin görüşleri &#8220;İttihat ve Terakki Cemiyeti ileri gelenlerinin görüş ve düşüncelerine uymadı. Buna rağmen fikirleriyle zamanın söz sahibi kişilerini uyarmaktan da çekinmiyordu.</p>
<h6>Atatürk, Atatürkün Askerliği, Atatürkün Askeri Hayatı, Atatürkün Askerlik Hayatı, Atatürkün Askeri Hayatı Kısa, Atatürkün Kısa Askeri Hayatı, Atatürk ün Askeri Hayatı, Atatürk ve Askerlik,</h6>
<p><a href="www.hakkinda-bilgi-nedir.com"><img alt="" src="http://t3.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcQXtzaU0y3ZjjpBQYd5OxBpBNW52uSuV49fWMIKYyb4VACtZbQzaw" class="alignnone" width="206" height="245" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/ataturkun-askeri-hayati-nedir+ataturkun-askeri-hayati-hakkinda-bilgi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

