<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Hakkında Bilgi &#187; İcatlar &#8211; Buluşlar</title>
	<atom:link href="http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/category/egitim/icatlar-buluslar/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com</link>
	<description>Hakkında Bilgiler</description>
	<lastBuildDate>Mon, 06 Feb 2012 11:38:10 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Bisikletin Tarihçesi</title>
		<link>http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/bisikletin-tarihcesi-nedir+bisikletin-tarihcesi-hakkinda-bilgi</link>
		<comments>http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/bisikletin-tarihcesi-nedir+bisikletin-tarihcesi-hakkinda-bilgi#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 18 Aug 2011 13:25:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Hakkında Bilgi Nedir</dc:creator>
				<category><![CDATA[İcatlar - Buluşlar]]></category>
		<category><![CDATA[Bisiklet]]></category>
		<category><![CDATA[Bisiklet hakkında bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Bisiklet nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Bisikletin Bölümleri]]></category>
		<category><![CDATA[Bisikletin Gelişimi]]></category>
		<category><![CDATA[Bisikletin İcadı]]></category>
		<category><![CDATA[Bisikletin Özellikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Bisikletin Parçaları]]></category>
		<category><![CDATA[Bisikletin tarihçesi]]></category>
		<category><![CDATA[Bisikletin tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Bisikletin Tarihi Gelişimi]]></category>
		<category><![CDATA[İcatlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/?p=34335</guid>
		<description><![CDATA[Bisikletin Tarihçesi Bisiklet, motorsuz, iki tekerlekli, pedallı, insan gücü ile ilerleyen bir ulaşım aracı. Bisiklet sporunda da kullanılır. Yarış bisikleti, dağ bisikleti, şehir bisikleti, motorlu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bisikletin Tarihçesi</strong><br />
Bisiklet, motorsuz, iki tekerlekli, pedallı, insan gücü ile ilerleyen bir ulaşım aracı.<br />
Bisiklet sporunda da kullanılır. Yarış bisikleti, dağ bisikleti, şehir bisikleti, motorlu bisiklet, BMX, yatay bisiklet, çift kişilik bisiklet gibi türleri vardır. Vitesli ve vitessiz türleri bulunmaktadır. İlk bisiklet 1791&#8242;de Sivrac&#8217;ın bisikletiydi. Bunun bir direksiyonu (gidonu) bile yoktu. 1818&#8242;de ilk defa gidonlu bisiklet bulundu (Karl Drais) ve 1839&#8242;da Mac Millan&#8217;ın ilk pedallı bisikleti buluşu bu günkü bisikletlerin taslağını oluşturdu.</p>
<p>İlk bisiklet çok ilkel biçimde 12. yüzyılda Çin&#8217;de görülmüştür. Fransız Sirvac yaptığı sağ ve sol ayakların itmesiyle yürüyen bisiklet yapmıştır. &#8220;Celerifere&#8221; adını taşıyan bu alet 1791 tarihlidir. Baron Karl Von Drais de Senerbol&#8217;un yaptığı bisikleti geliştirmiş ve bisiklete gidon eklemiştir. Bu bisiklet 1816 yılında yapılmıştır. Bu bisiklet tahtadan imal edilmiştir. 1818&#8242;de bisiklette metal kullanılmaya başlanmıştır.<br />
Leonardo Da Vinci&#8217;nin çizimleri kullanarak ilk pedallı bisikleti üreten Kirkpatrick Mac Millan&#8217;dır. 1839-1840 yılları arasında İskoçya&#8217;da yapılan bu bisiklet, halen Londra Science Museum&#8217;da sergilenmektedir. 1855&#8242;te Fransız Ernest Michaux&#8217;un bisikleti pedalı etkin olarak kullanmıştır. 1870ten sonra geliştirilen yeni bisikletlere &#8220;Bicyole&#8221; denilmiştir. Bu modelde ön tekerliğin çapı bir ila 1,5 metre arasında değişmiştir.<br />
İlk seri üretim bisiklet &#8220;Michaux Company&#8221; tarafından yapılmıştır. Şirket, yılda yüz kırk bisiklet üretiyordu. Bisikletin ilgi görmesi dönemin devletlerinin de dikkatini çekmiştir. 1800&#8242;lerin ikinci yarısında Fransa Savunma Bakanlığı bisiklet üretimini destek vermiş ve 1871&#8242;de imal edilen bisikletler Almanya ile yapılan savaşta kullanılmıştır.</p>
<p>Trufaut, içi boş kauçuk lastiğini bulmuş, bunu İngiltere&#8217;de eşit tekerlekli komple kadrolu, balyalı ve milli bisikletlerin yapılması ve ardından ortadan katlanan portatif bisikletler izlemiştir.</p>
<p>İrlanda&#8217;da 1888 yılında havalı plastik bisikletler piyasaya sürülmüştür. Bu durum, bisiklet endüstrisini geliştirmiştir. Bisiklet üretiminde kullanılan malzemenin fiyatının yüksekliği, işçilik maliyetlerinin yüksekliği nedeniyle halka inememiştir. 1800&#8242;lerin sonundan fabrikaların artması ve seri üretimin hızlanmasıyla maliyetlerde yaşanan düşüş bisikletin geniş kitlelere ulaşmasını sağladı. Özellikle Fransa, Belçika, İngiltere, İtalya ve İspanya&#8217;daki bisiklet fabrikaları bisikletin bu ülkelerde yaygınlaşmasına ve bisiklet sporunu gelişmesine önayak olmuştur.<br />
Dünya Savaşı&#8217;nda Avrupa ülkeleri bisikleti askeri amaçla (ordu süratinin artırılması) kullanmışlardır.</p>
<p><strong>BİSİKLET DONANIMI </strong><br />
Bisiklet çeşitli donanımın bir araya gelmesinden oluşur.</p>
<p><strong>Kadro </strong><br />
Çatı da denir. Farklı maddelerden (karbon, çelik, titanyum gibi) yapılabilir. Sağlamlık açısından daha çok tercih edilen ve DownHill, Trial gibi alanlarda kullanılacak bisikletlerde çelik ve karbon kadrolar, DownHill veya Trial gibi alanlarda kullanılmayacak bisikletlerde daha çok alüminyum kadro tercih edilir. Alüminyum kadroların en büyük özelliklerinden birisi hafif olması ve darbeleri emmesidir.Günümüzde Karbon Fiber MTB ve Road Tipi Bisiklet Kadroları için Tercih Sebebi Olmuştur.</p>
<p><strong>Çatal </strong><br />
Amortisörlü ya da düz olabilir ön ve arkada bulunur. amortisörlüler yüksekten inerken yardımcı olur ama normal çatal ise yardımcı olmaz çünkü yaylanma bolumu yoktur o yüzden en çok tercih edilen çatal amortisörlü olanıdır.eğer şehirde sürecekseniz amortisörsüzde olabilir..</p>
<p><strong>Frenler</strong><br />
Frenler ön ve arka olmak üzere kolla idare edilir, tel ya da bir yerden sıkar veya hidrolik disk olabilir.</p>
<p><strong>Tekerler</strong><br />
Bisiklette tekerlek 2, 3 veya 4 tane bulunabilir. Önde bir, arkada iki tane de olabilir. Tek tekerlekli olanlar ise genellikle sirklerde gösteri ve akrobasi amaçlı olarak kullanılmaktadır.</p>
<p><strong>Vites Donanımı </strong><br />
Bisiklette 6, 18 ve 21,24,27,30 vites seçenekleri olabilir. Sporcular yaygın olarak 30 vites seçeneğini kullanmaktadır. Vitesler eğime göre verimlik artışı sağlamak, bisikletin süratini arttırmak ve rampaları daha kolay çıkmak içindir.<br />
Vites sistemi iki bölümden oluşur, ön vites ve ayna dişlileri ile ön vites ve arka vites dişlilerinden oluşur, bunları kontrol etmek için gidon çevresinde 2 vites kontrol kolu bulunur biri sağ kol arka vitesi diğeri sol kol ise ön vites dişlilerini kontrol etmenizi sağlar, pedal devrinize göre ( 70-90 dk.devir) devir arttıkça vites düşürülür, devir düştükçe vites büyütülür.</p>
<p>Ön vitesteki 3 dişli setinden küçük dişli (1.), yokuş için gerekli ana vitestir. Ön-orta vites (2.) düz yol için idealdir. ön-büyük dişli (3.) ise sürat için ana vitestir.<br />
Arka viteslerde ise en büyük dişli yokuş dişlisidir, küçüldükçe düz yol viteslerine ulaşılır, en küçük dişli ise sürat dişlisidir, diğer bir bakışla öndeki ana viteslerin arkadaki dişli kadar farklı seçeneği vardır, kısaca 3 ana dişlinin arkada 7 vites dişlisi olan bir bisiklette 3 x 7 = 21 vitesi vardır. Sistemde ön küçük vites ( yokuş vites ana dişlisi ) 1. vites ana dişlisidir. Sistemde arka viteste en büyük dişli ( yokuş vitesi ) 1. vitestir. Dik bir yokuş için ön 1 x arka 1 kullanılırken Düz yol için ön 2 x arka 3-4 ideal dişlilerdir. Sürat için ön 3 x arka 6-7 ideal dişliler olabilir.</p>
<p><strong>TEKER ÇAPLARINA GÖRE </strong><br />
Bisiklet tipleri birkaç farklı şekilde sınıflandırılabilirler. Bunlardan birisi tekerlek çaplarına göre sınıflandırmadır. 3 teker çapı şu anda çok yaygın olarak kullanılmaktadır. Bunlar: 622mm (28¨), 559mm (26¨), 406mm (20¨). Bunların dışında 27¨ çapındaki tekerlekler uzun yıllar boyunca yol bisikletlerinde kullanılmıştır. 584mm çaplı 650B olarak tanımlanan tekerlekler de son zamanlarda bazı üreticiler tarafından kullanılmaya başlanmıştır.</p>
<p>Teker çapı sınıflandırmasına göre 28¨ teker çapına sahip bisikletler yol bisikleti, 26¨ teker çapına sahip bisikletler dağ bisikleti olarak kabaca tanımlanır. 20¨ tekerlere sahip bisikletler BMX bisikletleri 19¨ hacı bisikleti olabildikleri gibi, farklı 3 tekerlekli hatta 4 tekerlekli bisikletlerde ve yatay bisikletlerde sıklıkla kullanılırlar.</p>
<h6>bisiklet, bisiklet nedir, bisiklet hakkında bilgi, bisikletin tarihi, bisikletin tarihçesi, bisikletin tarihi gelişimi, bisikletin icadı, bisikletin gelişimi, bisikletin özellikleri, bisikletin bölümleri, bisikletin parçaları, </h6>
<p><a href="http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com"><img alt="" src="http://t1.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcS_N13nvHJxWQNrY6tJBg5RJPcQZWGT0kuTA6GHtd1n0z3pJkkDlQ" class="alignnone" width="291" height="173" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/bisikletin-tarihcesi-nedir+bisikletin-tarihcesi-hakkinda-bilgi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çamaşır makinesinin icadı</title>
		<link>http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/camasir-makinesinin-icadi-nedir+camasir-makinesinin-icadi-hakkinda-bilgi</link>
		<comments>http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/camasir-makinesinin-icadi-nedir+camasir-makinesinin-icadi-hakkinda-bilgi#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 18 Aug 2011 13:11:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Hakkında Bilgi Nedir</dc:creator>
				<category><![CDATA[İcatlar - Buluşlar]]></category>
		<category><![CDATA[Buluşlar]]></category>
		<category><![CDATA[Çamaşır makinası]]></category>
		<category><![CDATA[Çamaşır makinasının icadı]]></category>
		<category><![CDATA[Çamaşır Makinesi]]></category>
		<category><![CDATA[Çamaşır makinesi ne zaman icad oldu]]></category>
		<category><![CDATA[Çamaşır makinesinin icadı]]></category>
		<category><![CDATA[Çamaşır makinesinin icadı hakkında bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[İcadlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/?p=34334</guid>
		<description><![CDATA[Alt Ba&#351;l&#305;klar Çamaşır makinası Çamaşır makinası 1906&#8242;da Ala Fischer, çamaşır makinesini icat etti. Makinenin içine yatay olarak yerleştirilmiş metal tambura kirli çamaşırlar konuluyordu. Tambur, elektrik [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="mehmet_genc" style="position: relative; float: right; width: 180px; font-size:11px;"><h3>Alt Ba&#351;l&#305;klar</h3><ul id="yukari"><li> <a href="#camasir-makinasi" title="Çamaşır makinası">Çamaşır makinası</a> </li></ul></div><p><a name="camasir-makinasi"></a><code><a href="#yukari" title="Basliklara geri don" rel="nofollow"><img src="http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/wp-content/plugins/mehmet-genc/yukari.gif" alt="Basliklara geri don" /></a> Çamaşır makinası</code>

<br />
1906&#8242;da Ala Fischer, çamaşır makinesini icat etti. Makinenin içine yatay olarak yerleştirilmiş metal tambura kirli çamaşırlar konuluyordu. Tambur, elektrik yardımıyla döndürülüyor ve hareket sırasında çamaşırlar sürekli suyla temas ederek temizlenmiş oluyordu. İlk kurutuculu çamaşır makinesi ise 1924&#8242;te üretildi. Çamaşır makineleri sürekli gelişerek günümüzdeki halini aldı</p>
<h6>Çamaşır makinası, Çamaşır Makinesi, Çamaşır makinesinin icadı, Çamaşır makinesi ne zaman icad oldu, Çamaşır makinesinin icadı hakkında bilgi, İcadlar, Buluşlar, Çamaşır makinasının icadı,</h6>
<p><a href="http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com"><img alt="" src="http://t3.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcTUGytn-uXAggjgJM1uF1Vk1PKU4mh7QGZ-w3cR-Yp3pR11wyh7" class="alignnone" width="194" height="259" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/camasir-makinesinin-icadi-nedir+camasir-makinesinin-icadi-hakkinda-bilgi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İcadlar ve Tarihleri</title>
		<link>http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/icadlar-ve-tarihleri-nedir+icadlar-ve-tarihleri-hakkinda-bilgi</link>
		<comments>http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/icadlar-ve-tarihleri-nedir+icadlar-ve-tarihleri-hakkinda-bilgi#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 31 Mar 2011 19:35:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Hakkında Bilgi Nedir</dc:creator>
				<category><![CDATA[İcatlar - Buluşlar]]></category>
		<category><![CDATA[İcad]]></category>
		<category><![CDATA[İcadlar]]></category>
		<category><![CDATA[İcadlar ve Tarihleri]]></category>
		<category><![CDATA[İcadların Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[İcadların Tarihleri]]></category>
		<category><![CDATA[Kim Tarafından İcad Edildi]]></category>
		<category><![CDATA[Ne Zaman İcad Edildi]]></category>
		<category><![CDATA[Yapılan İcadlar]]></category>
		<category><![CDATA[Yapılan İcadların Tarihleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/?p=32521</guid>
		<description><![CDATA[İcadlar ve Tarihleri 1867 ABD Christopher SHOLES gerçek anlamda ilk daktiloyu icad etti 1863 İngiltere Londrada ilk metro çalışmaya başladı 1869 Rus Dimitriy MENDELEYEV Periyodik [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İcadlar ve Tarihleri</strong><br />
1867 ABD Christopher SHOLES gerçek anlamda ilk daktiloyu icad etti<br />
1863 İngiltere Londrada ilk metro çalışmaya başladı<br />
1869 Rus Dimitriy MENDELEYEV Periyodik elementler tablosunu yayımladı<br />
1865 İsveç Alfred NOBEL dinamiti icad etti<br />
1876 ABD EDİSON tarafından dünyanın ilk Endüstriyel Araştırma Laboratuvarı kuruldu.<br />
(Edison bu laboratıvarda 1093 adet patentli icadda bulunmuştur.)<br />
1876 Alman Nikolaus OTTO 4 zamanlı motoru yaptı<br />
1876 ABD İskoç asıllı Alexander Graham BELL ilk telefonu icad etmiştir. (Tarihteki İlk uzaktan<br />
konuşma denilen Tele-Phone konuşması 10 Mart 1876 BELL ile yardımcısı Watson arasında<br />
yapılmışır)<br />
1877 ABD Thomas EDİSON Fonograf denilen ses kayıt cihazını icad etti<br />
1878 İngiliz Joseph SWAN elektrik ampulünü icad etti<br />
1879 Alman Ernst von SİEMENS ilk elektrikli treni icad etti<br />
1880 ABD Thomas EDİSON elektrikli ampulü güvenli hale getirerek satışa sundu<br />
1882 Alman Robert KOCH Kolera virüsünü tanımladı<br />
1884 Hiram MAXIM tam otomatik makinalı tüfeği yaptı<br />
1885 Alman Karl BENZ 14,5 Km hız yapabilen satış amaçlı ilk arabayı üretti<br />
1885 Alman Heinrich HERTS Elektromanyetik dalgalarının varlığını keşfetti<br />
1885 Fransız Louis PASTEUR kuduz aşısını buldu<br />
1887 ABD Emile BERLİNER Gramafonu (Plak) icad etti ve patentini aldı<br />
1888 ABD George EASTMAN ilk taşınabilir fotograf makinasını yaptı<br />
1894 ABD Jesse RENO ilk yürüyen merdiveni tasarladı<br />
1894 Fransız LİMUERE kardeşler ilk sinama makinasını icad ettiler<br />
1895 Alman Wilhelm RONTGEN X ışınlarını keşfetti<br />
1896 İtalyan Guglielmo MARCONİ Radyo dalgalarıyla ilk yayını yaptı<br />
1896 Fransız Antoine BECQUEREL Uranyumun radyoaktif madde olduğunu keşfetti<br />
1898 Danimarkalı Valdemer POULSEN İlk teybi icad etti<br />
1900 Norveç VAALER Kağıt tutturmada kullanılan Ataç ı geliştirdi<br />
1901 ABD GİLETTE ve NİCKERSON körlenince atılan traş bıçağının patentini aldı<br />
1901 İngiliz Hubert BOOTH ilk elektrikli süpürgeyi icad etti<br />
1901 İlk kez okyanus aşırı radyo yayını yapıldı<br />
1902 Polonya Marie CURİEve kocası Pierre CURİE Radyumu keşfetiler1903 ABD WRIGHT kardeşler ilk motorlu uçağı tasarladılar<br />
1903 Fransız Gustave LİEBAU ilk emniyet kemerini tasarladı ve patentini aldı<br />
1903 Hollanda Dr Willem EİNTHOVEN Elektro kardiografi cihazını icat etti<br />
1904 İngiliz John FLEMİNG ilk elektronik vakum tüpü (Diyot) icad etti<br />
1905 ABD Albert EINSTEIN (Musevi asıllı Alman) görecelik kuramını yayınladı. Bu yazısını 1915 ve<br />
1919 da tamamladı<br />
1906 ABD Alva FİSHER ilk çamaşır makinasını icad etti<br />
1907 Kanada Reginald FESSENDEN radyo aracılığıyla ilk insan sesini iletti<br />
1907 Fransız Paul CORNU ilk motorlu helikopteri uçurdu<br />
1908 Alman GEIGER kendi adını verdiği ve Radyasyonun varlığını saptayan cihazı geliştirdi<br />
1908 ABD Henry FORD T modeli adındaki ilk seri üretim otomobili yaptı. İlk üretim bandı<br />
fikrinin de babası olan Ford 1913 de günde 1000 araba üretebiliyordu<br />
1911 Norveç Roald AMUNDSEN Güney kutbunu keşfetti<br />
1913 ABD Elmer SPERRY ilk Robotu yaptı (ROBOT kelimesi Çek dilinde &#8220;zorunlu emek&#8221; anlamındadır<br />
ve deyim tarlada köle gibi sürekli çalışan işçiler için kullanılmıştır)<br />
1913 İngiliz Sheffield Paslanmaz çeliği buldu<br />
1914 ABD Ohio kentinde ilk trafik lambaları kullanıldı<br />
1914 I Dünya savaşı başladı ve 1918 de bitti<br />
1915 Isıya dayanıklı Pyrex cam üretildi<br />
1918 Fransız Pierre LANGEVIN ve ekibi ilk kez SONAR sistemini icad ettiler (SONAR : SOund<br />
Navigation and Ranging: Ses yardımıyla yer belirleme ve mesafe ölçme anlamına gelmektedir)<br />
1921 Almanya İlk otoyol hizmete girdi<br />
1922 Alman Arthur KORN radyo dalgalarıyla fotoğraf gönderebilen Fax tasarladı ve Amerikaya<br />
gönderdi<br />
1922 Kanada İlk kez bir şeker hastasına Ensülin tedavisi uygulandı<br />
1923 İsveç Platen ve Munters adlı iki mühendis ilk elektrikli buzdolabını tasarladı<br />
1926 İskoç John Logie BAİRD ilk kez insan yüzünün görüntüsünü Televizyonda elde etti<br />
1926 ABD Robert GODDART ilk sıvı yakıtlı roketi başarıyla fırlattı<br />
1928 ABD li Richard DREW genel amaçlı yapışkan bandı üretti (Avrupada seloteyp diye bilinir)<br />
1928 İskoç Alexander FLEMING penisilini buldu<br />
1929 ABD AT&#038;T Laboratuarlarında Coaxial kablonun patenti alındı<br />
1930 ABD ilk elektronik cihaz yaratıldı<br />
1930 Wallace CAROTHERS naylonu üretti<br />
1930 ABD Clyde TOMBAUGH Plüton u keşfetti<br />
1933 Almanya ilk Telex kullanıldı<br />
1934 İngiliz Percy SHAW kedi gözü adını verdiği yansıtıcı tasarladı ve çok para kazandı<br />
1935 İskoç Robert Watson-Watt, Radarı icat etti Bu radar uçakları 65 Km den tanıyabiliyordu<br />
1935 Rus asıllı Amerikan İgor SKORSKY VS 300 adlı ilk modern helikopteri yaptı<br />
1936 İngiltere BBC siyah beyaz TV yayınına başladı<br />
1937 İngiltere Frank WHITTLE ilk jet motorunu tasarladı<br />
1938 Macar Lazla BİRO tükenmez kalemi icad etti<br />
1938 ABD Chester CARLSON ilk fotokopi makinasını icad etti<br />
1939 İngiltere İlk Çamaşır makinası üretildi<br />
1939 ABD de HP şirketi Analog verileri digitale çeviren Pulse-code modulation systemini geliştirdi<br />
1939 II Dünya savaşı başladı ( 1945 de sona erdi )<br />
1942 ABD Von BRAUN (Alman göçmeni) V-2 adlı uzun menzilli roketi tasarladı<br />
1942 İtalyan Enrico FERMİ ilk Nükleer Reaktörü tasarladı<br />
1943 Holanda Wilhelm KOLFF ilk yapay böbreği tasarladı<br />
1945 ABD Robert OPPENHEİMER ilk atom bombasını geliştirdi ve denedi. Ayni yıl Japonyanın<br />
Nagazaki ve Hirosima şehirlerine atıldı ve binlerce sivil öldürüldü. II dünya savaşı sona erdi<br />
1945 ABD Percy SPENCER ilk Mikro dalga fırının patentini aldı<br />
1946 ABD J.MAUCHLY ve J.ECKERT askeri amaçlı balistik hesaplamalarda kullanılmak üzere ENIAC<br />
adlı ilk elektronik bilgisayar sayılan aleti tasarladılar<br />
1947 ABD Sesten hızlı uçuş denemesi başarıldı<br />
1947 ABD li Edvin LAND poloroid fotoğraf makinasını icad etti<br />
1947 ABD Transistörün teorisi geliştirildi<br />
1948 ABD BARDEEN, BRATTAIN ve SCHOCKLEY adlı üç bilim adamı Transistörü icad ettiler<br />
1951 ABD IBM şirketi tarafından ilk ticari bilgisayar yaratıldı<br />
1951 ABD john ECKERT ve John MAUCHLY ilk sayısal bilgisayar olan UNIVAC ı yaptılar<br />
1953 ABD İlk Renkli TV yayını yapılmaya başladı<br />
1953 İngiliz Francis CRİCK ve ABD James WATSON DNA moleküllerinin yapısını keşfettiler<br />
1957 SSCB uzaydaki ilk insan yapımı cisim olan SPUTNİK 1 adlı uyduyu fırlattı<br />
1958 ABD Fizikçiler TOWNES ve SCHAWLOW LAZER kuramını ortaya koydular<br />
1958 ABD Silisyum yonga / Mikro Chip icad edildi<br />
1958 ABD Alman asıllı von BRAUN tasarladığı roket sistemleriyle uzaya ilk uydunun fırlatılmasını<br />
sağladı<br />
1960 ABD Theodor MAIMAN ilk LAZER tabancasını gerçekleştirdi<br />
1961 SSCB Yuri GAGARİN uzaya giden ilk insan oldu<br />
1962 ABD ilk TV uydusu olan Telstarı fırlattı<br />
1964 ABD IBM şirketi ilk kelime işlemciyi üretti<br />
1966 ABD Tek transistörlü hafıza yongası yaratıldı<br />
1967 G.Afrika Christian BERNARD İlk kalp nakini gerçekleştirdi<br />
1969 ABD Bilgisayar platformlarında UNIX İşletim sistemi çalıştırılmaya başlandı<br />
1969 ABD Neil ARMSTRONG ve Edwin ALDRIN Aya ayak basan ilk insanlar oldular<br />
1970 ABD IBM firması ilk Floopy denilen esnek disketi üreti<br />
1971 SSCB ilk uzay istasyonu olan Solyut 1 fırlatıldı ve dünya yörüngesine oturtuldu.<br />
1972 İngiliz Godfrey HOUNSFIELD Bilgisayarlı Tomografi cihazını üretti<br />
1973 SSCB Lunokhod adlı robot aya iniş yapan insansız ilk araç oldu<br />
1974 ABD Değişik bilgisayarların kominikasyonu için TCP/IP protokolu geliştirildi<br />
1974 ABD Bar Code uygulaması başlatıldı<br />
1975 ABD MicroSoft adlı yazılım şirketi kuruldu<br />
1976 ABD İntel tarafından 4.77 MHz hızında 8086 koduyla Mikro işlemci gerçekleştirildi<br />
1981 ABD IBM firması IBM-PC with MS DOS adıyla kişisel bilgisayar yaratıldı<br />
1982 Hollanda şirketi olan PHILIPS ilk kompact diski (CD) üretti ( Sony ile ayni zamanda)<br />
1982 ABD İlk yapay kalp nakli gerçekleştirilir.<br />
1983 ABD de MicroSoft firması Windows işletim sistemini yarattı<br />
1984 ABD Milyon bitlik hafıza yongası yapıldı<br />
1984 ABD Apple firması MACİNTOSH adlı bilgisayarı anons etti<br />
1985 ABD ARPA nın adı INTERNET olarak değiştirildi<br />
1985 Avrupada Mobil telefonlar kullanılmaya başlanır.<br />
1986 SSCB Çernobil Nükleer kazası meydana geldi<br />
1986 ABD National Instruments firması LabVIEW adı altında GUI tabanlı bir endüstri yazılımı<br />
geliştirdi<br />
1990 ABD World Wide Web anons edildi<br />
1991 ABD Avrupanın ilk çevre uydusu ERS-1 yörüngeye oturtuldu<br />
1992 ABD Sanal gerçeklik tasarlandı<br />
1992 Ozon tabakasındaki delik Güney amerika sahillerine kadar genişlediği saptandı<br />
1997 ABD NASA tarafından fırlatılan Pethfinder Robotu Marsa iniş yaptı<br />
1997 ABD Genetik kopyalamada ilk somut başarı sağlandı. DOLLY adı verilen bir koyun kopyalandı<br />
1997 ABD IBM tarafından gerçekleştirilen DEEPER BLUE adlı bilgisayar Satranç ustası Kasparovu<br />
yendi<br />
2000 ABD Bilim adamları ortak bir projede genetik şifrenin çok büyük oranda çözüldüğünü<br />
açıkladılar.</p>
<h6>icad, icadlar, icadlar ve tarihleri, icadların tarihleri, yapılan icadların tarihleri, ne zaman icad edildi, yapılan icadlar, icadların tarihi, kim tarafından icad edildi, </h6>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/icadlar-ve-tarihleri-nedir+icadlar-ve-tarihleri-hakkinda-bilgi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kağıdın Tarihçesi</title>
		<link>http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/kagidin-tarihcesi-nedir+kagidin-tarihcesi-hakkinda-bilgi</link>
		<comments>http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/kagidin-tarihcesi-nedir+kagidin-tarihcesi-hakkinda-bilgi#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 27 Mar 2011 15:31:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Hakkında Bilgi Nedir</dc:creator>
				<category><![CDATA[İcatlar - Buluşlar]]></category>
		<category><![CDATA[İcatlar]]></category>
		<category><![CDATA[Kağıdın İcad Edilmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kağıdın İcadı]]></category>
		<category><![CDATA[Kağıdın Tarihçesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kağıdın Tarihçesi Hakkında Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Kağıdın Tarihçesi ile ilgili bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Kağıdın Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Kağıdın Tarihi Gelişimi]]></category>
		<category><![CDATA[Kağıdın Tarihi Hakkında Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Kağıdın Tarihi ile ilgili bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Kağıt]]></category>
		<category><![CDATA[Kağıt Kim Tarafından Bulundu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/kagidin-tarihcesi-nedir+kagidin-tarihcesi-hakkinda-bilgi</guid>
		<description><![CDATA[Kağıdın Tarihçesi Aslında M.Ö. 4000 yıllarında Mısır&#8217;da bulunan Cyperius (papirüs) denilen bitkinin sapı uygun boyutlarda kesilip bir tahta üzerine dizilip, sulu vaziyette tokmaklanarak bir çeşit [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kağıdın Tarihçesi </strong><br />
Aslında M.Ö. 4000 yıllarında Mısır&#8217;da bulunan Cyperius (papirüs) denilen bitkinin sapı uygun boyutlarda kesilip bir tahta üzerine dizilip, sulu vaziyette tokmaklanarak bir çeşit kağıt üretilmekdeydi. Yapılışı ve özelliği bakımından bugünkü kağıttan farklı olmakla beraber, kağıt ismi bu papirüs kağıdından kalmıştır.</p>
<p>Papirüsle beraber, çeşitli hayvan derilerinden yapılan pergament (parşumen) kağıdı da tarih boyunca kullanılmıştır. Parşumen, bugün bile kullanılan, yazı yazmaya ve resim yapmaya çok elverişli, uzun ömürlü bir kağıt çeşididir.</p>
<p>Kağıt, ilim ve kültürün yayılıp gelişmesinde çok büyük bir rol oynamıştır.ve ilk para mantığının birseyler satın alma . degiş tokus.gibi parasl seylerein baslangıcı olmustur.. Yazma, taşıma ve muhafazasındaki kolaylıklar, herhangi bir yerdeki ilim ve bilginin çok kısa bir zamanda dünyanın her tarafına kolayca yayılmasını temin etmiş, böylece bugünkü medeniyete ulaşılmasının başlıca vasıtalarından birisi olmuştur. Bugünkü dünyada kağıt, en başta gelen sanayi mamüllerinden biridir ve günlük hayatta en çok ihtiyaç duyulan bir maddedir. İlmi çalışmalar, eğitim ve öğretim müesseseleri, her türlü basın, yayın faaliyetlerinin yanısıra para basımında, ambalaj işlerinde, mutfakta ve daha pekçok yerde kağıt kullanılmaktadır.</p>
<p>Eskiden kağıt üretimi az yapıldığı için, dünyanın her yerinde kıymetli tutulurdu. Sonradan üretimin bollaşması ve yaygınlaşması ile eski itibarını kaybetti. Ancak son yıllarda kağıt yapımında kullanılan hammaddenin tükenmeye yüz tutması, artan maliyetler ve diğer sebeplerle günden güne kıymetlenmektedir.</p>
<p>Kağıdın kimin tarafından bulunduğu bugün kesin bilinmemektedir. Ancak bugünkü kağıt hamuru ile elde edilen kağıdın ilk modeli milattan sonra 105&#8242;te Çin&#8217;de Ts&#8217;ai Lun adında bir saray görevlisi tarafından yapıldığı kabul edilmektedir. Ts&#8217;ai Lun Ağaç kabukları, bez parçaları ve diğer lifli malzemeleri özlü ve yumuşak bir hamur haline gelinceye kadar dövüp, elde ettiği hamuru geniş bir tekne içinde suyla karıştırarak ilk mekanik odun hamurunu elde etti. Daha sonra gözenekli bir kalıbı, hamurun içine daldırılıp yukarıya kaldırıldığında, su gözeneklerden süzülerek aşağıya akıyor, kalıbın yüzeyinde lifli bir tabaka kalıyordu. Bu tabaka kalıp üzerinden alınıp kurutulduğunda ve üzerinden el yapımı silindirlerle ilkel kalenderlemeden sonra kullanıma hazır hale geliyordu.Keşfinden bugüne kadar 2000 yıl geçmiştir. Orta Asya&#8217;da yapılan araştırma ve kazılarda, üçüncü ve yedinci yüzyıllar arasında kullanılan kağıtların dut ağacı kabukları, kendir, kenevir ve pamuktan yapılmış olduğu anlaşılmıştır.</p>
<p>Kağıt, Çin&#8217;den, Orta Asya&#8217;ya oradan da İran&#8217;a geçti. 751 senesinde yapılan Talas Meydan Muharebesinden sonra, Çin&#8217;den alınan esirlerden kağıt yapımı öğrenildi. Çin&#8217;in dışında ilk defa Semerkand&#8217;da kağıt yapım merkezi kuruldu.</p>
<p>Yakın Doğuda ilk defa Abbasi hükümdarı Harun Reşid zamanında 754 senesinde Bağdat&#8217;ta kurulmuştur. Batı alemi ise Müslümanlardan 400 yıl gibi uzun bir zaman sonra yine Müslümanlar sayesinde kağıdın varlığından haberdar oldular. Bundan sonra Şam, Trablusşam, Yergen ve Mısır&#8217;da kağıt fabrikaları kurulmuştur.</p>
<p>Kuzey Afrika&#8217;nın Müslümanlar tarafından fethedilmesi ve daha sonra İspanya&#8217;ya geçilmesi üzerine, kağıt fabrikaları da oraya taşınmıştır. Müslümanlar tarafından kurulması ve Avrupa&#8217;nın ilk kağıt fabrikası olması bakımından bu fabrikalar çok önemlidir.</p>
<p>Böylece Çin&#8217;de binlerce yıl önce imalatına başlanan kağıt, zamanla daha yeni metodlarla üretilmiş ve 18. yüzyılda Fransa&#8217;da ilk defa kağıt makinası yapılmıştır. Kağıt makinalarında da sürekli olarak teknolojik gelişmelere paralel olarak değişiklikler olmuş ve bugünkü çok motorlu tahrik sistemli, Hamurun kesafet (yoğunluk), sıcaklık, pH, gramaj ve rutubet gibi özelliklerini kontrol altında tutabilen otomatik kağıt makinaları ortaya çıkmıştır.</p>
<h6> kağıt, kağıdın tarihçesi, kağıdın tarihi, kağıdın tarihçesi hakkında bilgi, kağıdın tarihi hakkında bilgi, kağıdın tarihi ile ilgili bilgi, kağıdın tarihçesi ile ilgili bilgi, kağıdın tarihi gelişimi, kağıdın icadı, kağıt kim tarafından bulundu, kağıdın icad edilmesi, </h6>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/kagidin-tarihcesi-nedir+kagidin-tarihcesi-hakkinda-bilgi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bisikletin İcadı</title>
		<link>http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/bisikletin-icadi-nedir+bisikletin-icadi-hakkinda-bilgi</link>
		<comments>http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/bisikletin-icadi-nedir+bisikletin-icadi-hakkinda-bilgi#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 30 Jan 2011 13:51:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Hakkında Bilgi Nedir</dc:creator>
				<category><![CDATA[İcatlar - Buluşlar]]></category>
		<category><![CDATA[Bisiklet]]></category>
		<category><![CDATA[Bisiklet hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Bisiklet hakkında bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Bisiklet ile ilgili bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Bisiklet ne demek]]></category>
		<category><![CDATA[Bisiklet ne demektir]]></category>
		<category><![CDATA[Bisiklet ne zaman icad oldu]]></category>
		<category><![CDATA[Bisiklet nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Bisiklet özellikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Bisikleti Kim buldu]]></category>
		<category><![CDATA[Bisikleti Kim icad etti]]></category>
		<category><![CDATA[Bisikletin Bulunuşu]]></category>
		<category><![CDATA[Bisikletin İcadı]]></category>
		<category><![CDATA[Bisikletin tarihçesi]]></category>
		<category><![CDATA[Bisikletin tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[İcatlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/?p=31911</guid>
		<description><![CDATA[Alt Ba&#351;l&#305;klar Bisiklet Nedir Bisikletin Tarihi Bisiklet Nedir Bisiklet, motorsuz, iki tekerlekli, pedallı, insan gücü ile ilerleyen bir ulaşım aracı. Bisiklet sporunda da kullanılır. Yarış [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="mehmet_genc" style="position: relative; float: right; width: 180px; font-size:11px;"><h3>Alt Ba&#351;l&#305;klar</h3><ul id="yukari"><li> <a href="#bisiklet-nedir" title="Bisiklet Nedir">Bisiklet Nedir</a> </li><li> <a href="#bisikletin-tarihi" title="Bisikletin Tarihi">Bisikletin Tarihi</a> </li></ul></div><p><a name="bisiklet-nedir"></a><code><a href="#yukari" title="Basliklara geri don" rel="nofollow"><img src="http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/wp-content/plugins/mehmet-genc/yukari.gif" alt="Basliklara geri don" /></a> Bisiklet Nedir</code>

<br />
Bisiklet, motorsuz, iki tekerlekli, pedallı, insan gücü ile ilerleyen bir ulaşım aracı.<br />
Bisiklet sporunda da kullanılır. Yarış bisikleti, dağ bisikleti, şehir bisikleti, motorlu bisiklet, BMX, yatay bisiklet, çift kişilik bisiklet gibi türleri vardır. Vitesli ve vitessiz türleri bulunmaktadır. İlk bisiklet 1791&#8242;de Sivrac&#8217;ın bisikletiydi. Bunun bir direksiyonu (gidonu) bile yoktu. 1818&#8242;de ilk defa gidonlu bisiklet bulundu (Karl Drais) ve 1839&#8242;da Mac Millan&#8217;ın ilk pedallı bisikleti buluşu bu günkü bisikletlerin taslağını oluşturdu.</p>
<p><a name="bisikletin-tarihi"></a><code><a href="#yukari" title="Basliklara geri don" rel="nofollow"><img src="http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/wp-content/plugins/mehmet-genc/yukari.gif" alt="Basliklara geri don" /></a> Bisikletin Tarihi</code>

<br />
İlk bisiklet çok ilkel biçimde 12. yüzyılda Çin&#8217;de görülmüştür. Fransız Sirvac yaptığı sağ ve sol ayakların itmesiyle yürüyen bisiklet yapmıştır. &#8220;Celerifere&#8221; adını taşıyan bu alet 1791 tarihlidir. Baron Karl Von Drais de Senerbol&#8217;un yaptığı bisikleti geliştirmiş ve bisiklete gidon eklemiştir. Bu bisiklet 1816 yılında yapılmıştır. Bu bisiklet tahtadan imal edilmiştir. 1818&#8242;de bisiklette metal kullanılmaya başlanmıştır.</p>
<p>Leonardo Da Vinci&#8217;nin çizimleri kullanarak ilk pedallı bisikleti üreten Kirkpatrick Mac Millan&#8217;dır. 1839-1840 yılları arasında İskoçya&#8217;da yapılan bu bisiklet, halen Londra Science Museum&#8217;da sergilenmektedir. 1855&#8242;te Fransız Ernest Michaux&#8217;un bisikleti pedalı etkin olarak kullanmıştır. 1870ten sonra geliştirilen yeni bisikletlere &#8220;Bicyole&#8221; denilmiştir. Bu modelde ön tekerliğin çapı bir ila 1,5 metre arasında değişmiştir.</p>
<p>İlk seri üretim bisiklet &#8220;Michaux Company&#8221; tarafından yapılmıştır. Şirket, yılda yüz kırk bisiklet üretiyordu. Bisikletin ilgi görmesi dönemin devletlerinin de dikkatini çekmiştir. 1800&#8242;lerin ikinci yarısında Fransa Savunma Bakanlığı bisiklet üretimini destek vermiş ve 1871&#8242;de imal edilen bisikletler Almanya ile yapılan savaşta kullanılmıştır.</p>
<p>Trufaut, içi boş kauçuk lastiğini bulmuş, bunu İngiltere&#8217;de eşit tekerlekli komple kadrolu, balyalı ve milli bisikletlerin yapılması ve ardından ortadan katlanan portatif bisikletler izlemiştir.</p>
<p>İrlanda&#8217;da 1888 yılında havalı plastik bisikletler piyasaya sürülmüştür. Bu durum, bisiklet endüstrisini geliştirmiştir. Bisiklet üretiminde kullanılan malzemenin fiyatının yüksekliği, işçilik maliyetlerinin yüksekliği nedeniyle halka inememiştir. 1800&#8242;lerin sonundan fabrikaların artması ve seri üretimin hızlanmasıyla maliyetlerde yaşanan düşüş bisikletin geniş kitlelere ulaşmasını sağladı. Özellikle Fransa, Belçika, İngiltere, İtalya ve İspanya&#8217;daki bisiklet fabrikaları bisikletin bu ülkelerde yaygınlaşmasına ve bisiklet sporunu gelişmesine önayak olmuştur.</p>
<p>I. Dünya Savaşı&#8217;nda Avrupa ülkeleri bisikleti askeri amaçla (ordu süratinin artırılması) kullanmışlardır.</p>
<p><strong>BİSİKLET DONANIMI </strong><br />
Bisiklet çeşitli donanımın bir araya gelmesinden oluşur.</p>
<p><strong>Kadro </strong><br />
Çatı da denir. Farklı maddelerden (karbon, çelik, titanyum gibi) yapılabilir. Sağlamlık açısından daha çok tercih edilen ve DownHill, Trial gibi alanlarda kullanılacak bisikletlerde çelik ve karbon kadrolar, DownHill veya Trial gibi alanlarda kullanılmayacak bisikletlerde daha çok alüminyum kadro tercih edilir. Alüminyum kadroların en büyük özelliklerinden birisi hafif olması ve darbeleri emmesidir.Günümüzde Karbon Fiber MTB ve Road Tipi Bisiklet Kadroları için Tercih Sebebi Olmuştur.<br />
<strong><br />
Çatal </strong><br />
Amortisörlü ya da düz olabilir ön ve arkada bulunur. amortisörlüler yüksekten inerken yardımcı olur ama normal çatal ise yardımcı olmaz çünkü yaylanma bolumu yoktur o yüzden en çok tercih edilen çatal amortisörlü olanıdır.eğer şehirde sürecekseniz amortisörsüzde olabilir..<br />
<strong><br />
Frenler </strong><br />
Frenler ön ve arka olmak üzere kolla idare edilir, tel ya da bir yerden sıkar veya hidrolik disk olabilir.<br />
<strong><br />
Tekerler</strong><br />
Bisiklette tekerlek 2, 3 veya 4 tane bulunabilir. Önde bir, arkada iki tane de olabilir. Tek tekerlekli olanlar ise genellikle sirklerde gösteri ve akrobasi amaçlı olarak kullanılmaktadır.<br />
<strong><br />
Vites Donanımı </strong><br />
Bisiklette 6, 18 ve 21,24,27,30 vites seçenekleri olabilir. Sporcular yaygın olarak 30 vites seçeneğini kullanmaktadır. Vitesler eğime göre verimlik artışı sağlamak, bisikletin süratini arttırmak ve rampaları daha kolay çıkmak içindir.</p>
<p>Vites sistemi iki bölümden oluşur, ön vites ve ayna dişlileri ile ön vites ve arka vites dişlilerinden oluşur, bunları kontrol etmek için gidon çevresinde 2 vites kontrol kolu bulunur biri sağ kol arka vitesi diğeri sol kol ise ön vites dislilerini kontrol etmenizi sağlar, pedal devrinize göre ( 70-90 dk.devir) devir arttıkça vites düşürülür, devir düştükçe vites büyütülür.</p>
<p>Ön vitesteki 3 dişli setinden küçük dişli (1.), yokuş için gerekli ana vitestir. Ön-orta vites (2.) düz yol için idealdir. ön-büyük dişli (3.) ise sürat için ana vitestir.</p>
<p>Arka viteslerde ise en büyük dişli yokuş dişlisidir, küçüldükçe düz yol viteslerine ulaşılır, en küçük dişli ise sürat dişlisidir, diğer bir bakışla öndeki ana viteslerin arkadaki dişli kadar farklı seçeneği vardır, kısaca 3 ana dişlinin arkada 7 vites dişlisi olan bir bisiklette 3 x 7 = 21 vitesi vardır. Sistemde ön küçük vites ( yokuş vites ana dişlisi ) 1. vites ana dişlisidir. Sistemde arka viteste en büyük dişli ( yokuş vitesi ) 1. vitestir. Dik bir yokuş için ön 1 x arka 1 kullanılırken Düz yol için ön 2 x arka 3-4 ideal dişlilerdir. Sürat için ön 3 x arka 6-7 ideal dişliler olabilir.</p>
<p><strong>TEKER ÇAPLARINA GÖRE </strong><br />
Bisiklet tipleri birkaç farklı şekilde sınıflandırılabilirler. Bunlardan birisi tekerlek çaplarına göre sınıflandırmadır. 3 teker çapı şu anda çok yaygın olarak kullanılmaktadır. Bunlar: 622mm (28¨), 559mm (26¨), 406mm (20¨). Bunların dışında 27¨ çapındaki tekerlekler uzun yıllar boyunca yol bisikletlerinde kullanılmıştır. 584mm çaplı 650B olarak tanımlanan tekerlekler de son zamanlarda bazı üreticiler tarafından kullanılmaya başlanmıştır.<br />
Teker çapı sınıflandırmasına göre 28¨ teker çapına sahip bisikletler yol bisikleti, 26¨ teker çapına sahip bisikletler dağ bisikleti olarak kabaca tanımlanır. 20¨ tekerlere sahip bisikletler BMX bisikletleri 19¨ hacı bisikleti olabildikleri gibi, farklı 3 tekerlekli hatta 4 tekerlekli bisikletlerde ve yatay bisikletlerde sıklıkla kullanılırlar.</p>
<h6>bisiklet, bisiklet nedir, bisiklet ne demek, bisiklet hakkında, bisiklet ile ilgili bilgiler, bisiklet hakkında bilgi, bisiklet ne demektir, bisiklet özellikleri, bisikletin tarihi, bisikletin tarihçesi, bisikletin icadı, bisikletin bulunuşu, bisikleti kim buldu, bisiklet ne zaman icad oldu, bisikletin icatı, bisikleti kim icad etti</h6>
<p><a href="http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com"><img alt="" src="http://t1.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcS_N13nvHJxWQNrY6tJBg5RJPcQZWGT0kuTA6GHtd1n0z3pJkkDlQ" class="alignnone" width="291" height="173" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/bisikletin-icadi-nedir+bisikletin-icadi-hakkinda-bilgi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Uçurtma Nedir &#8211; Uçurtmanın Tarihi</title>
		<link>http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/ucurtmanin-tarihi-ucurtma-nedir+ucurtmanin-tarihi-ucurtma-hakkinda-bilgi</link>
		<comments>http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/ucurtmanin-tarihi-ucurtma-nedir+ucurtmanin-tarihi-ucurtma-hakkinda-bilgi#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 24 Jul 2010 09:52:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Hakkında Bilgi Nedir</dc:creator>
				<category><![CDATA[İcatlar - Buluşlar]]></category>
		<category><![CDATA[Uçurtma]]></category>
		<category><![CDATA[Uçurtma Anlamı]]></category>
		<category><![CDATA[Uçurtma Hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Uçurtma Hakkında Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Uçurtma İle İlgili Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Uçurtma Ne Demek]]></category>
		<category><![CDATA[Uçurtma Ne Demektir]]></category>
		<category><![CDATA[Uçurtma Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Uçurtma Neye Denir]]></category>
		<category><![CDATA[Uçurtmalar]]></category>
		<category><![CDATA[Uçurtmanın Bulunuşu]]></category>
		<category><![CDATA[Uçurtmanın İcadı]]></category>
		<category><![CDATA[Uçurtmanın Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Uçurtmanın Yapılışı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/?p=29349</guid>
		<description><![CDATA[Alt Ba&#351;l&#305;klar Uçurtma Nedir Uçurtma Tarihi Uçurtma Nedir Uçurtmanın, her ülkenin kendi dilinde bir adı olmasına rağmen ( Uçurtma, Drachen, Vlager, Kite gibi ) genelde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="mehmet_genc" style="position: relative; float: right; width: 180px; font-size:11px;"><h3>Alt Ba&#351;l&#305;klar</h3><ul id="yukari"><li> <a href="#ucurtma-nedir" title="Uçurtma Nedir">Uçurtma Nedir</a> </li><li> <a href="#ucurtma-tarihi" title="Uçurtma Tarihi">Uçurtma Tarihi</a> </li></ul></div><p><a name="ucurtma-nedir"></a><code><a href="#yukari" title="Basliklara geri don" rel="nofollow"><img src="http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/wp-content/plugins/mehmet-genc/yukari.gif" alt="Basliklara geri don" /></a> Uçurtma Nedir</code>

<br />
Uçurtmanın, her ülkenin kendi dilinde bir adı olmasına rağmen ( Uçurtma, Drachen, Vlager, Kite gibi ) genelde bilinen adı kite’dir bu da İngilizcede adı kite olan zarif bir yırtıcı kuştan ( Çaylak ) gelmektedir.</p>
<p>Bir ipe bağlı olarak uçurulan oyuncak, üstü kâğıt, naylon ya da ipekle kaplı tahta bir iskeletle bunun ucunda dengeyi sağlayan bir kâğıt kuyruktan oluşur. Ancak denge düzeneği uygun düzenlenmişse kuyruksuzda uçabilir.</p>
<p>Eşkenar üçgen, altıgen, dörtgen gibi geometrik şekillerde ya da balık, kuş, yılan, ejderha, kelebek lamba veya yöresel şekillerde yapılabilir.</p>
<p>Uçurtma, rüzgârda havalanır yönünü rüzgâr ve uçurtmanın ipini elinde bulunduran ayarlar, yapacağı hız, varacağı yükseklik, havada çizeceği şekiller, düşmesi, kalkması onu idare edenin yeteneğine ve uçurtmanın yapılış şekline bağlıdır.</p>
<p><a name="ucurtma-tarihi"></a><code><a href="#yukari" title="Basliklara geri don" rel="nofollow"><img src="http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/wp-content/plugins/mehmet-genc/yukari.gif" alt="Basliklara geri don" /></a> Uçurtma Tarihi</code>

<br />
İlk uçurtmanın nerede ve nasıl yapıldığı kesin olarak bilinmiyorsa da, 2000 yıl önce ilk kez Çin&#8217;de uçuruldukları sanılıyor. Bir efsaneye göre rüzgarlı bir havada bir çinli şapkasının uçmasını önlemek için ona bir ip bağlar ve böylece de ilk uçurtmayı yapmış olur.</p>
<p>Uçurtma Çin&#8217;den, Kore ve Hindistan&#8217;a giden tüccarlar tarafından tüm Asya kıtasına yayılmıştır. Asyadaki memleketlerin her biri kendi stillerini katarak yaptıkları uçurtmaları farklı amaçlarla uçurmuşlardır…</p>
<p>Uçurtmanın Japonya&#8217;ya budist rahipler vasıtasıyla 7. yy&#8217;da ulaştığı söylenir. Rahipler uçurtmaları kötü ruhların yönlerini değiştirmek için ve o sene hasatın bereketini arttırmak için kullanırlardı.</p>
<p>Japonya&#8217;da uçurtmanın popülerlik kazanması ise Edo dönemine rastlar. O dönemde ilk kez samuray sınıfının altındaki insanlara da uçurtma uçurmaları için izin verilmiştir.</p>
<p>Yine bir hikayeye göre, 300 yıl önce, Nagoya Kalesi&#8217;nin çatısındaki altın bir heykeli çalmak isteyen bir hırsızın çatıya çıkmak için kendisini bir uçurtmaya bağladığına inanılır. Hırsız sadece heykelin az sayıda küçük parçalarını çalabilmiş ama daha sonra yakalanarak cezalandırılmıştır. Uçurtmalara dair Hindistan&#8217;daki ilk kayıtlara ise 1500′lü yıllarda Mogul Dönemindeki minyatürlerde rastlanmıştır. Bu resimlerde genç bir adamın görüşmesine izin verilmeyen sevgilisine mesaj ulaştırmak için uçurtmayı beceriyle kullandığını görürüz.</p>
<p>Uçurtmalara ait hikayeler Avrupa&#8217;ya 13.yy sonlarına doğru Marco Polo tarafından taşınmıştır. Ayrıca 16. ve 17.yy larda Japonya ve Malezya&#8217;dan Avrupa&#8217;ya dönen gemicilerin de yanlarında uçurtma getirdiklerini görüyoruz. Uçurtmanın Avrupa&#8217;ya geldiği bu ilk dönemlerde insanlarda bir merak uyandırdığını ama Avrupa kültürüne çok az etkisi olduğunu söyleyebiliriz.</p>
<p>18. ve 19. yylarda ise uçurtma bilimsel araştırmalarda kullanılan aletlerin arasında yer almaya başlamıştır. Benjamin Franklin, Alexander Wilson uçurtmaları rüzgar ve hava akımları üzerindeki bilgilerini arttırmakta kullanmışllardır. Sir George Caley, Samuel Langley, Lawrence Hargrave, Alexander Graham Bell ve Wright Kardesler uçurtmalarla deneyler yapmış ve bu deneyler uçakların yapılmasında çok faydalı olmuştur.</p>
<p>Uçurtmanın kullanıldığı belki de en garip yerlerden biri, bir at arabasını çekmek için ondan yararlanılmasıydı. George Pocock adlı bir öğretmen 1822de bir at arabasını, uçurtma yardımıyla saatte hızını 20 mile ulaştırarak çekmeyi başarmıştı.</p>
<p>I. Dunya Savaşı sırasında, İngiliz Fransız, İtalyan ve Rus orduları düşmanların yerlerini belirlemek ve işaretleşmek için uçurtmalardan yararlanmışlardır.</p>
<p>II. Dunya Savaşında ise, Harry Saul&#8217;un Hücum Uçurtması(Barrage Kite) uçakların hedeflere yakın olabilecek kadar alçaktan uçmalarını önlemiştir. Denizde kaybolan pilotlar bir Gibson Girl-box uçurtması uçurmuşlar ve böylece yerleri tespit edilmiştir. Uçaklardan yararlanılan yerler arttıkça, uçurtmalar daha az kullanılır olmuş ve daha çok eğlence maksatlı uçurulmaya başlanmışlardır.</p>
<p>Son 50 yılda ise uçurtmalara duyulan ilgi artmıştır. Uçurtma yapımında ripstop naylon, fiberglas ve karbon grafit gibi yeni materyaller kullanılmış ve bu da uçurtmaların daha sağlam daha hafif daha renkli ve daha dayanıklı olmasını sağlamıştır. Francis Rogallonun -kanatlı uçurtması ve Domina Jalbert&#8217;in Parafoil uçurtması gibi önemli buluşlar, modern Delta Kanatların ve spor yapmakta kullanılan paraşütlerin gelişimine faydalı olmuşlardır.</p>
<p>1972de Peter Powell iki kumandalı stunter adlı bir oyuncağın tanıtımını yapmış ve insanlar uçurtmayı sadece eğlence için değil aynı zamanda da bir spor aracı olarak kullanmaya başlamıştır. Meraklıları manevra yapabilen, daha hızlı uçabilen ya da karmaşık numaralar yapan yeni modeller üretmeye başlamışlardır. Daha buyuk ve daha güçlü uçurtmalar yapılmış ve 1980′lerde Yeni Zellandalı Peter Lynn bu uçurtmaların çekebileceği, ismine buggy denen üç tekerlekli bir araç yapmıştır. 1990′larda tekerlekler üstünde, su kayağı yaparken ya da buz üstünde kayarken uçurtma uçurmak çok populer hale gelmiştir. 1999da bir grup insan, Kuzey Kutbunda kızaklarını çekmek için uçurtma kuvvetinden yararlanmıştır.</p>
<h6>uçurtma, uçurtma nedir, uçurtma ne demek, uçurtma neye denir, uçurtma hakkında, uçurtma ile ilgili bilgiler, uçurtma hakkında bilgi, uçurtma ne demektir, uçurtma anlamı, uçurtmanın tarihi, uçurtmanın yapılışı, uçurtmalar, uçurtmanın icadı, uçurtmanın bulunuşu, uçurtman yapma</h6>
<p><a href="http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com"><img alt="" src="http://t0.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcQRT0p6CbfDohLR9XA1gybF3Hpu-Bj0b1U93_zYg_g0ZUI5bsz3sQ" class="alignnone" width="235" height="215" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/ucurtmanin-tarihi-ucurtma-nedir+ucurtmanin-tarihi-ucurtma-hakkinda-bilgi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gramofon Nedir &#8211; Plak Nasıl Doldurulur</title>
		<link>http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/plak-nasil-doldurulur-gramofon-nedir+plak-nasil-doldurulur-gramofon-hakkinda-bilgi</link>
		<comments>http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/plak-nasil-doldurulur-gramofon-nedir+plak-nasil-doldurulur-gramofon-hakkinda-bilgi#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 21 Jun 2010 08:05:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Hakkında Bilgi Nedir</dc:creator>
				<category><![CDATA[İcatlar - Buluşlar]]></category>
		<category><![CDATA[Gramofon]]></category>
		<category><![CDATA[Gramofon Hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Gramofon Nasıl Çalınır]]></category>
		<category><![CDATA[Gramofon Nasıl Çalışır]]></category>
		<category><![CDATA[Gramofon Ne Demek]]></category>
		<category><![CDATA[Gramofon Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Gramofonu Kim İcat Etti]]></category>
		<category><![CDATA[Gramofonun Çalışması]]></category>
		<category><![CDATA[Gramofonun İcadı]]></category>
		<category><![CDATA[Gramofonun Tarihçesi]]></category>
		<category><![CDATA[Gramofonun Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Plak]]></category>
		<category><![CDATA[Plak Nasıl Doldurulur]]></category>
		<category><![CDATA[Plak Nedir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/?p=28722</guid>
		<description><![CDATA[Alt Ba&#351;l&#305;klar Gramofon Nedir Plâk nasıl doldurulur Gramofon Nedir Gramofon veya fonograf kelimelerinden kaynaklanıyor. Bu makine ile ses ve müzik kayıtı veya dinleme olanakları bulunmaktadır. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="mehmet_genc" style="position: relative; float: right; width: 180px; font-size:11px;"><h3>Alt Ba&#351;l&#305;klar</h3><ul id="yukari"><li> <a href="#gramofon-nedir" title="Gramofon Nedir">Gramofon Nedir</a> </li><li> <a href="#plack-nasil-doldurulur" title="Plâk nasıl doldurulur">Plâk nasıl doldurulur</a> </li></ul></div><p><a name="gramofon-nedir"></a><code><a href="#yukari" title="Basliklara geri don" rel="nofollow"><img src="http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/wp-content/plugins/mehmet-genc/yukari.gif" alt="Basliklara geri don" /></a> Gramofon Nedir</code>

<br />
Gramofon veya fonograf kelimelerinden kaynaklanıyor. Bu makine ile ses ve müzik kayıtı veya dinleme olanakları bulunmaktadır. Ilk patenti , 29 Eylül 1887  Alman bilim adamı Emil Berliner  tarafından alındı.</p>
<p>Gramofon bir yuvarlak ince taş plak ile, fonograf ise bir silindir ile çalışır. Fonografı ilk tasarlayanlardan biri ünlü Thomas Alva Edison dir. İlk müzik çalar kutusu. Günümüzde hala dinlenmektedir.</p>
<p>Plaklar üzerine tespit edilmiş olan esasları tekrarlamaya yarayan alet. Gramafon iki bölümden ibarettir: Plâk ve makine.</p>
<p>Plâk, gomalaka ve mumlu maddelerle (son yıllarda plâstik maddelerle) yapılan bir disktir.İki yüzünde helezon şeklinde oyuklar vardır. Bu oyuklar, girintili çıkıntılıdır, özel olarak yapılmış olan gramafon iğnesi, bu oyuklar arasında dolaşırken, meydana gelen titreşimler, plâğa alınan sesin tekrar duyulmasını sağlar.</p>
<p>Makine, plâğın devamlı olarak ve aynı hızda dönmesini sağlayan bir motor ile, sesi yansıtan bir bölümden ibarettir. Motor, zemberek ya da elektrikle çalıştırılabilir. Her iki şekilde de dakikada ortalama olarak 78 devir yapılır. Elektrikle çalışan gramafonlara pikap adı verilir.</p>
<p>İğne, plâk üzerinde dolandıkça, oyukların girinti ve çıkıntısına göre meydana gelen titreşimler, iğnenin bağlı bulunduğu diyagrama yansır, ses titreşimleri, diyagram ve ses kutusu yardımı ile büyütülerek aksettirilmiş olur.</p>
<p>Gramafon 1877 yılında Edison tarafından icat edilmiş olan fonografın geliştirilmiş şeklidir.</p>
<p><a name="plack-nasil-doldurulur"></a><code><a href="#yukari" title="Basliklara geri don" rel="nofollow"><img src="http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/wp-content/plugins/mehmet-genc/yukari.gif" alt="Basliklara geri don" /></a> Plâk nasıl doldurulur</code>

?<br />
Balmumundan yapılmış düz ve daire biçimli kalıplar, gramafona benzeyen bir makineye konur. Bu makine, balmumundan kalıbı, belli bir hızla döndürür. Kalıbın üzerine bir iğne konmuştur. Bu iğ ne bir diyaframa bağlıdır.</p>
<p>Makinenin karşısında yapılan bir konuşma ya da söylenen bir şarkı, havayı titreştirir, hava da diyagramda titreşimler meydana getirir. Bunun sonucu olarak, diyagrama bağlı olan iğnede de titreşmeler olur. iğne, titreşerek, dönmekte olan balmumu kalıbı üzerinde, titreşme durumuma göre inişli çıkışlı çizgiler çizer. Böylece, bir kalıp elde edilmiş olunur. Bu kalıptan nikel kalıplar çıkarılır. Sonra da bu nikel kalıptan, bildiğimiz gramafon plâkları çoğaltılır.</p>
<p>İlk müzik çalar kutusu. Günümüzde hala dinlenmektedir.Ancak bu bilindiği gibi EDİSON’un icadı değildir.Gramafon EDİSON’dan yaklaşık 50 sene öncesinde dedesi tarafından tasarlanmıştır.!</p>
<h6>gramofon, gramofon nedir, gramofon ne demek, gramofon hakkında, gramofon nasıl çalınır, gramofonun icadı, gramofonun çalışması, gramofonun tarihi, gramofonun tarihçesi, plak, plak nedir,, plak nasıl doldurulur, gramofon nasıl çalışır, gramofonu kim icat etti, </h6>
<p><a href="http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com"><img alt="" src="http://t3.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcTeIag7-wBUAs9yyuUraGIgwdseo8p-sxRlCn4XdOvboUT5gmw0XA" class="alignnone" width="225" height="225" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/plak-nasil-doldurulur-gramofon-nedir+plak-nasil-doldurulur-gramofon-hakkinda-bilgi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Uzay Mekiğinin Tarihi</title>
		<link>http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/uzay-mekiginin-tarihi-nedir+uzay-mekiginin-tarihi-hakkinda-bilgi</link>
		<comments>http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/uzay-mekiginin-tarihi-nedir+uzay-mekiginin-tarihi-hakkinda-bilgi#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 16 May 2010 09:23:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Hakkında Bilgi Nedir</dc:creator>
				<category><![CDATA[İcatlar - Buluşlar]]></category>
		<category><![CDATA[Kullanılan Uzay Mekikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Roket]]></category>
		<category><![CDATA[Uzay aracı]]></category>
		<category><![CDATA[Uzay Mekiği]]></category>
		<category><![CDATA[Uzay Mekiği Adları]]></category>
		<category><![CDATA[Uzay Mekiği Hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Uzay Mekiği Ne Demek]]></category>
		<category><![CDATA[Uzay Mekiği Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Uzay Mekiğini Kim Ne Zaman Buldu]]></category>
		<category><![CDATA[Uzay Mekiğinin Buluşu]]></category>
		<category><![CDATA[Uzay Mekiğinin Çalışma Sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[Uzay Mekiğinin İcadı]]></category>
		<category><![CDATA[Uzay Mekiğinin Özellikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Uzay Mekiğinin Tarihçesi]]></category>
		<category><![CDATA[Uzay Mekiğinin Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Uzay Mekiğinin Yapısı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/?p=27950</guid>
		<description><![CDATA[Alt Ba&#351;l&#305;klar Roketlerin Tarihçesi Uzay Mekiğinin Tarihi ve Özellikleri Uzay mekikleri ilk defa 1981&#8242;de NASA tarafından kullanılmaya başlanan uzay araçlarıdır. Amacı uzaya gönderilen aracın tekrar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="mehmet_genc" style="position: relative; float: right; width: 180px; font-size:11px;"><h3>Alt Ba&#351;l&#305;klar</h3><ul id="yukari"><li> <a href="#roketlerin-tarihcesi" title="Roketlerin Tarihçesi">Roketlerin Tarihçesi</a> </li></ul></div><p><strong>Uzay Mekiğinin Tarihi ve Özellikleri</strong><br />
Uzay mekikleri ilk defa 1981&#8242;de NASA tarafından kullanılmaya başlanan uzay araçlarıdır. Amacı uzaya gönderilen aracın tekrar tekrar kullanılarak maliyetini azaltmaktı. Zira ABD Uzay Mekiği 120&#8242;den fazla uçuş yapmıştır. Fakat daha sonra yapılan araştırmalar tekrar kullanılabilir uzay mekiklerinin eski tip roketlere göre daha maliyetli olduğunu gösterdi.</p>
<p>ABD Uzay Mekikleri tasarımlarının hatalı olduğu ve güvenli olmadıkları gerekçesiyle eleştirilmiştir. Mekiklerde bir kaza durumunda personeli kurtaracak bir tahliye sistemi yoktur (bu sistem Soyuz, Apollo ve diğer insanlı uzayaraçlarında vardır). Hizmete alınan beş Uzay Mekiği&#8217;nden ikisi kazalar sonucunda yok olmuş ve personelleri hayatlarını kaybetmiştir. Bunun sonucunda Uzay Mekikleri, uzay tarihinin en riskli projesi halini almıştır. Bu nedenle yeni mekikler üretilmemekte olup, var olanlar 2010 yılından itibaren kullanımdan kaldırılacaktır.</p>
<p>Şu ana kadar ABD uzay mekikleri şunlardır:<br />
* Columbia (2003 &#8211; kazada tahrip oldu)<br />
* Challenger (1986 &#8211; kazada tahrip oldu)<br />
* Discovery (1984)<br />
* Atlantis (1985)<br />
* Endeavour (1991</p>
<p><strong>1.Katı Yakıt İticiler ( Solid Rocket Booster&#8217;s SRB)</strong><br />
Bunlar yandaki resimde uzay mekiğinin iki yanında bulunan roketlerdir. Kalkışta kullanılırlar; çünkü kalkış sırasında ilk hareketin verilmesi için büyük bir itme gerekir ve bu da katı yakıtlı roketlerle yapılabilir. Roketler bırakıldıktan sonra baş kısımlarında bulunan paraşüt açılır ve yavaşça okyanusa düşerler. Okyanustan alınıp tekrar kullanılırlar.</p>
<p><strong>2.Dış Yakıt Tankı ( External Tank ET)</strong><br />
Bu da resimde kırmızı olarak görünen objedir. İçerisinde mekiğin belli bir hız ve yüksekliğe ulaşıncaya kadar kullandığı hidrojen bulunur. Mekik atmosferden çıkıncaya ve yörüngeye oturma hızına gelinceye kadar kendi içindeki yakıtı kullanmaz. Hidrojen tankı roketler gibi tekrar kullanılmaz. Düştüğü yerde parçalanır.</p>
<p><strong>3.Yörüngeci (Orbiter)</strong><br />
Uzay mekiğinin kullanılma amacı sadece uydu taşımak değildir. Aynı zamanda içerisinde bulunan laboratuarlarda yerçekimsiz ortamda deneyler yapılır. Ayrıca mekiklerin sıradan roketlere üstünlüğü uzaktan kumandalı kol ile kargosunda bulunan bir yükü istediği yüksekliğe bırakabilmesidir</p>
<p><strong>4.Ana Motorlar (SSME&#8217;s)</strong><br />
Uzay mekiklerinin 3 adet ana motoru vardır. Bunlar dış yakıt tankından gelen hidrojeni oksijen ile yakmaktadır ve uzay mekiğinin atmosferden çıkmasına yardımcı olmaktadır. Bugüne kadar tasarlanan en verimli motorlardır. Bir ana motorum ömrü 7 saattir ve her bir görevde yaklaşık 8 dakika kullanılırlar. Mekiğin bölümlerine gelince:</p>
<p><strong>a. Ön kontrol iticileri</strong><br />
Mekiği yörüngeye oturtmak için geri gitmesi gerektiğinde kullanılırlar.</p>
<p><strong>b. Yıldız takipçisi(Yıldızlara göre yön)</strong><br />
Yıldızların yeri ve aralarındaki açı değişimine göre mekiğin uzaydaki yerini kesin bir şekilde belirler. Bir nevi pusuladır.</p>
<p><strong>c. Uzaktan kumandalı kol</strong><br />
Mekiğin kargosunda bulunan uyduyu gereken yörüngeye taşıyan mekanik koldur.</p>
<p><strong>d. Elevonlar(Kanat parçaları)</strong><br />
Mekiğin Dünya&#8217;ya dönüşü sırasında yukarı aşağı haraketini sağlayan kanat parçalarıdır.</p>
<p><strong>e. Dümen</strong><br />
Mekiğin Dünya&#8217;ya dönüşü sırasında sağ sol haraketini sağlayan parçadır.</p>
<p><strong>f. Gövde flapları</strong><br />
Mekiğin Dünya&#8217;ya dönüşü sırasında gerektiğinde yavaşlamasını sağlayan (aerodinamik fren) parçadır.</p>
<p>Mekik uzaydaki görevini bitirdikten sonra normal bir uçak gibi yere iner. İndiği yerden büyük Boeing jetleriyle alınır ve tekrar fırlatma üssüne getirilir. Burada da büyük paletlerle fırlatma rampasına taşınır.</p>
<hr />
<p>Farklı bir kaynaktan<br />
<a name="roketlerin-tarihcesi"></a><code><a href="#yukari" title="Basliklara geri don" rel="nofollow"><img src="http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/wp-content/plugins/mehmet-genc/yukari.gif" alt="Basliklara geri don" /></a> Roketlerin Tarihçesi</code>

<br />
Roketler genellikle ucu hava sürtünmesini azaltacak şekilde yapılmış, yakıt, motor ve eksozdan oluşan silindir şeklinde kaplardır. Roketler çalışmaları sırasında havaya gereksinim duymayan, hareket yönünün ters yönünde sıcak gaz püskürterek hareket eden cihazlardır.</p>
<p>Roketlerin görevi, astronotik açıdan bir uyduyu atmosfer dışına çıkarmaktır. Yani roketlerin işlev gördüğü yer atmosferin içidir. Ancak bazı uydularda yörünge değişimini sağlayan kimyasal yakıt kullanan küçük roketlerde vardır. Ancak biz bunlara motor adını vereceğiz. Roket motorları ile jet motorları arasında büyük farklar vardır. Jet motorları yanıcı maddeyi beraberinde taşırken, yakıcı madde olan oksijen gazını atmosferden tedarik etmektedir. Halbuki roketler (özellikle astronotik amaçlı olanlar) hem yanıcı hem de yakıcı maddeyi beraberinde taşırlar. Bu nedenle bir jet motorunun uzayda çalışması mümkün değildir.</p>
<p>Yüksek hızlarından dolayı askeri amaçlarla da kullanılırlar. Örneğin karadan havaya, havadan havaya, denizden kara ve havaya atılan roketler yapılmıştır. Bir roket astronotik amaçla kullanılıyorsa taşıyıcı veya fırlatıcı adını alır. Askeri amaçla kullanılıyorsa yani taşıdığı yük tahrip amaçlı ise füze adını alır. Füzeler hem saldırı hem de savunma amacıyla kullanılabilirler. Örneğin alçak irtifa hava savunma gayesiyle geliştirilmiş sistemler mevcuttur. SPARROW, ASPIDE, STINGER, ADATS, ROLAND ve CHAPPARAL gibi. Ayrıca orta ve yüksek irtifalar için geliştirilmiş SCUD, FROG, PATRIOT ve ASRAAM gibi saldırı ve savunma amaçlı füze sistemleri geliştirilmiştir. Astronotik açıdan bakıldığında ise TITAN, ARIANE, SATURN gibi fırlatıcılar ile karşılaşmaktayız. Askeri ve astronotik roketler arasındaki en belirgin fark büyüklükleri ve kanat yapılarıdır.</p>
<p>Uzaya, bir zıpkın gibi fırlayıp giden insanlı ve insansız araçlar gönderme hayali ve uygulaması ilk uçakların yapılışından da eskiye dayanıyor. Roketlerde kullanılan ilk katı yakıt baruttur. Barutun ilk kullanımına ilişkin kayıtlar, İsa’dan önce 3. yüzyılın sonlarına, Çin’e işaret ediyor. İlk barut türüyle doldurulan bambu borucukları, kötü ruhları korkutup kaçırmak amacıyla dini törenlerde patlatılıyordu. Büyük olasılıkla, iyice kapatılmamış olan bazı borucuklar, oldukları yerde gürültüyle patlamak yerine ateş saçarak fırlayıp gidiyordu. Adını tarih sayfalarında kaybettiğimiz bir veya birkaç gözlemci mucidin ilk roketleri keşfetmesi güç olmamıştır. Bugün, Çinliler’in ilk roketleri 1045 yılından önce keşfettikleri kesin olarak biliniyor. Ne yazık ki bu tarihten önce &#8216;ateş oku&#8217; adıyla kaydedilen roketlerin gerçek roketler mi yoksa yanıcı madde taşıyan oklar mı oldukları konusu belirsiz. 13. yüzyılın başında, Sung Hanedanı hüküm sürerken Moğol baskısını hissetmeye başlayan Çin, savaş teknolojisine ağırlık vermişti. Bu çalışmaların ilk meyveleri ise el bombası ve toplardı. İlk güçlü roketler, yine Moğol istilacılara karşı MS.1232 yılında, Kaifung-fu savaşında kullanılmıştı. Kayıtlara göre bu roketler kalkarken kopardıkları gürültü yaklaşık 25 kilometreden duyulabiliyordu. Bu dev roketler, şaşılacak büyüklükte bir alanı tahrip gücüne sahipti. Şarapnelle tahrip yönteminin kullanıldığı bu örnekler, roketlerde kullanılan ilk yanma odalarını da barındırıyorlardı.</p>
<p>Roket teknolojisi kısa süre sonra, M.S.1241 dolaylarında Avrupa&#8217;ya kadar ulaştı. Moğolların Buda kentini ele geçirdikleri 25 Aralık 1241 tarihli Sejo savaşında Moğollar&#8217;ın Macarlara karşı kullandıkları en önemli silah, Çinliler’den miras aldıkları roketti. Roketlerin Arap literatüründe ortaya çıktığı tarih M.S.1258 yılıdır. Arap metinlerinde 15 Şubat 1258 tarihinde Bağdat kentine saldıran Moğol istilacılarının kullandığı roketlerden söz edilir. Roketlerin sırrını ele geçirmekte gecikmeyen Araplar, roketi 1268 yılında 7. Haçlı Seferi sırasında Fransız Kralı 7.Lui’nin ordusuna karşı kullanırlar. 1300’leri geçmeden roketçilik Avrupa’da da yayılmaya başlar. 1500 yılında İtalya’ya ve kısa sürede Almanya ve İngiltere’ye ulaşır. 1647 yılında İngiltere’de yayınlanan &#8216;Topçuluk Tarihi&#8217; kitabının 43 sayfası roketçiliğe ayrılmıştı. Bu yapıtta, İtalyanlar’ın, askeri amaçlı roketleri sivil kullanıma uyarlayarak havai fişeği keşfettiği yazar. Böylece ilk havai fişekleri bu tarihten 1700 yıl önce bulan Çin uygarlığının başlattığı döngü, bir anlamda Amerika’nın yeniden keşfiyle tamamlanır ve roketler bir kez daha kısa bir süre için sivil amaçlarla kullanılır.</p>
<p>Hollanda, ilk ciddi askeri roketi 1650’de kullanmaya başlar ve 1668’de Almanya da ilk askeri roket deneylerini başlatır. Hindistan’ın zenginliklerine göz koyan Fransa ve İngiltere, bir yandan birbirleriyle, bir yandan da Moğolların 1792 ile 1799 yılları arasında İngilizlere karşı kullandıkları roketlerden biri, bugün Londra yakınlarındaki Woolwich Silahhanesi Müzesi’nde bulunuyor. Bu çatışmalarda dersini alan İngiltere de roketlerin önemini kavramakta gecikmez.</p>
<p>Bu konuda hem insan gücü hem de mali kaynaklar açısından en ciddi ve en kapsamlı çalışmaları yürüten Almanya olmuştur. Almanya, İkinci Dünya Savaşı’nın bitiminden önce roketleri operasyonel olarak konuşlandırıp kullanabilecek bir seviyeye ulaşmıştır. Nazi Almanya’sının 1942’nin sonlarından itibaren hava hakimiyetini kaybetmeye başlamasıyla beraber, Alman toprakları Müttefik hava bombardımanlarının hedefi haline gelmiştir. Buna karşılık Alman Hava Kuvvetlerinin bu saldırılara misilleme yapabilecek imkanlardan yoksun oluşu, Adolf Hitler’in &#8216;İntikam Silahı&#8217; adını verdiği V1 ve V2 roketlerini kullanıma sokulması sonucunu doğurmuştur.</p>
<p>Bir Alman olan Wernher von Braun, roketlerle uğraşmaya 17 yaşında başlamış kısa sürede yükselip Alman askeri roket geliştirme programının başına geçmiş ve ilk uzun menzilli balistik roketleri V1 ve V2 yi geliştirmiştir. &#8216;Uçan Bomba&#8217; adı verilen V1, esasen pilotsuz bir jet uçağıdır ve günümüzdeki &#8216;cruise&#8217; füzelerinin atası olarak değerlendirilebilir. Küçük bir jet motoruyla donatılan yaklaşık 8 metre uzunluğundaki V1, içine yerleştirilen ilkel bir otomatik pilot sistemi yardımıyla 800-1000 metre irtifada, 500 km/saat’lik bir hızla uçabilmekte ve 1 ton patlayıcı maddeyi içeren savaş başlığını 250 km uzaklığa ulaştırabilmekteydi. İlki 13 Haziran 1944’de olmak üzere Belçika, Kuzeybatı Fransa’dan İngiltere’deki yerleşim merkezlerine yaklaşık 9000 adet V1 ateşlenmiştir. Ancak V1’ler kendilerinden beklenileni verememişlerdir. Düz bir hat üzerinde uçtukları ve çok gürültü çıkardıkları için, V1’lerin önemli bir kısmı kolayca tespit edilebilmiş ve zaten çok hızlı yol alamadıkları için İngiliz avcı uçaklarınca hedeflerine varamadan düşürülmüştür.</p>
<p>Askeri teknoloji alanında yeni bir çığır açan ve askeri stratejiyi geri dönülemeyecek şekilde değiştiren gelişme V2 roketlerinin kullanımı olmuştur. V2’lerle katı yakıt kullanımından sıvı yakıt kullanımına geçilmiştir. 15 metre boyunda olan V2’ler fırlatıldıktan sonra yere dikey olarak yükselip 100 km’lik bir irtifaya ulaşınca, bu kez neredeyse 90 derecelik bir açıyla hedefe doğru dalışa geçmekteydi. Başka bir deyişle, V1 gibi yatay olarak birkaç bin metre irtifada uçmak yerine, V2 parabol şeklinde uçuş yolu izleyerek hedefe ulaşmaktaydı. Bu parabole benzeyen uçuş yolu dolayısıyla V2’ler &#8216;balistik füze&#8217; terimini askeri terminolojiye sokmuştur. Uçuşunun ikinci kısmında motorunun itme gücünün yanı sıra, yerçekimi etkisini de kullanarak 2500 km/saat’lik bir dalış hızına ulaşan V2; çok yüksek hız ve neredeyse 90 derecelik bir açıyla hedefine yaklaştığı için, o günün teknolojik imkanlarıyla durdurulması imkansız bir silahtı. Dahası 950 kg’lık savaş başlığını 330 km uzağa taşıyabiliyordu. Almanya 8 Eylül 1944’den başlayarak İngiltere üzerine 4000 ve Belçika’nın Antwerp şehrine karşı 1600 adet V2 roketi fırlatmıştır. Hem V1 hem de V2’ler askeri açıdan kendilerinden beklenilen verimi verememişlerdir. Her iki roketinde isabet oranları düşüktü. Bu roketlerin dairesel yanılgı payı 17.7 km idi. Bu nedenle vurulması zor askeri ve stratejik hedeflere karşı fazla başarılı olamamışlardır. Ancak Almanlar, bu roketleri &#8216;terör silahları&#8217; olarak sivil hedeflere karşı kullanmayı tercih etmişlerdir. Böylece çıkardıkları yüksek ses ve tahrip gücü sayesinde halkın morali üzerinde olumsuz bir etki yaratmaya çalışmışlardır. Ancak 1945 Nisanında Alman orduları bütün cephelerde geri çekilmeye başlar, Hitler, roket bilgisinin Amerikalıların eline geçmesini önlemek üzere Von Braun ve ekibinin ortadan kaldırılmasını emreder. Ancak Von Braun ve 100 meslektaşı Amerikaya kaçmayı başarınca roket teknolojisinde liderlik Amerika’nın eline geçer. Bu liderlik fazla uzun sürmez çünkü Sovyet bilim adamı Korolev, 1961’den itibaren pek çok Sovyet kozmonotunu yörüngeye taşıyacak olan Vostok, Voskhod ve Soyuz uzay araçlarını geliştirecektir.</p>
<p>1957 yılına gelinilene kadar hem Amerika hem de Sovyetler Birliğinde çok ciddi roket projeleri geliştirildi. 4 Ekim 1957’de Sovyetler Birliği ilk uydu Sputnik-1 yörüngeye oturttular. Bu uydu 4 Ocak 1958’de düştü. Daha sonra 3 Kasım 1957’de Sputnik-2 ile ilk canlıyı (Leika adlı bir köpek) uzaya gönderenlerde Sovyetler Birliği oldu. Sputnik-2’de 14 Nisan 1958’de düştü. ABD ise ilk uydusunu 1 Şubat 1958’de fırlattı. Bu portakal büyüklüğünde bir uydu idi.</p>
<p>Astronotik tarihine baktığımızda ilk adım: İlk uydunun atılması (1957), ikinci adım: İlk insanın uzaya çıkışı ve ilk yürüyüş (1965), üçüncü adım: Ay’a gidiş (1969) dir. Bu tarihten sonra astronotik baş döndürücü bir hızla gelişmiş ve bugün astronotiğin nimetlerinden faydalanmayan hiçbir bilim dalı kalmamıştır.</p>
<p><strong>ROKETLERİN YAPISI</strong><br />
Roketler genellikle dış görünüşlerine göre uç kısmı sivri, silindirik bir gövdeye sahip, üçgen şeklinde kanatları olan etki-tepki prensibine göre hareket eden taşıyıcı araçlardır. Bir roket kaba hatlarıyla üç kısımdan oluşur:</p>
<p>1. Roketin genelde ucunda bulunan yük kısmı (Kargo): Yük bazen bir uydu, bazen de bir bomba olabilir. Bazen bu yük roketin uç kısmında olmayıp üzerine yapıştırılmış durumda olabilir. Bir örnek verirsek &#8216;uzay mekiği&#8217;, bir roket değil, roket üzerine yerleştirilmiş bir yüktür.</p>
<p>2. Yakıt kısmı: Roketin toplam ağırlığının çok büyük bir kısmını kapsayan, yanıcı ve yakıcı madde taşıyan tanklardan oluşan kısımdır.</p>
<p>3. Roket motoru ve meme: Yanıcı ve yakıcı maddelerin yanmasını kontrol eden ve oluşan ısı ve gazı dış ortama aktaran mekanizmaların hepsine birden roket motoru denir. Meme ya da eksoz denen kısım roketin en alt kısmında bulunan, ilerlemeyi (itimi) ve yön değiştirmeyi sağlayan hareketli yada hareketsiz bacadır.</p>
<p>Yer atmosferi içersinde roketlerin hız kazanmasını sağlayan olay, kimyasal bir olaydır: Yanma olayı. Dolayısıyla bu tür roketlere Kimyasal Roketler adı verilir. Bütün askeri füzeler, yörüngeye uydu taşıyan roketler, kimyasal roket kapsamına girer. Çünkü sistemi hareket ettiren güç, yanıcı ve yakıcı maddelerin yanması sonucunda elde edilmektedir.</p>
<p>Kaynak: Zamanda Yolculuk</p>
<h6>uzay mekiği, uzay mekiği nedir, uzay mekiği hakkında, uzay mekiği ne demek, uzay mekiğinin tarihi, uzay mekiğinin tarihçesi, uzay mekiğinin yapısı, uzay mekiğinin özellikleri, uzay mekiğinin çalışma sistemi, uzay mekiğinin icadı, uzay mekiğinin buluşu, uzay mekiğini kim ne zaman buldu, kullanılan uzay mekikleri, uzay mekiği adları,</h6>
<p><a href="http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com"><img alt="" src="http://t2.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcR-Xd0twubIISf2Tz6rBi_VC2PwOQWCbuUo8wkfsXJ0vbqwH8DK" class="alignnone" width="311" height="162" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/uzay-mekiginin-tarihi-nedir+uzay-mekiginin-tarihi-hakkinda-bilgi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Balonun İcadı &#8211; Balonun Tarihi</title>
		<link>http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/balonun-icadi-balonun-tarihi-nedir+balonun-icadi-balonun-tarihi-hakkinda-bilgi</link>
		<comments>http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/balonun-icadi-balonun-tarihi-nedir+balonun-icadi-balonun-tarihi-hakkinda-bilgi#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 11 May 2010 21:22:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Hakkında Bilgi Nedir</dc:creator>
				<category><![CDATA[İcatlar - Buluşlar]]></category>
		<category><![CDATA[Balanun Çalışması]]></category>
		<category><![CDATA[Balon]]></category>
		<category><![CDATA[Balon Hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Balon Nasıl Çalışır]]></category>
		<category><![CDATA[Balon Nasıl Uçar]]></category>
		<category><![CDATA[Balon Nasıl Uçuyor]]></category>
		<category><![CDATA[Balona Nasıl Yön Verilir]]></category>
		<category><![CDATA[Balonda Kullanılan Gaz]]></category>
		<category><![CDATA[Balonu Kim Buldu]]></category>
		<category><![CDATA[Balonun Buluşu]]></category>
		<category><![CDATA[Balonun İcadı]]></category>
		<category><![CDATA[Balonun İndirilmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Balonun Kalkışı]]></category>
		<category><![CDATA[Balonun Kullanılması]]></category>
		<category><![CDATA[Balonun Mucidi Kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[Balonun Tarihçesi]]></category>
		<category><![CDATA[Balonun Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Balonun Yapılışı]]></category>
		<category><![CDATA[Balonun Yükselmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Hava Balonu]]></category>
		<category><![CDATA[İcatlar]]></category>
		<category><![CDATA[Sıcak Hava Balonu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/?p=27792</guid>
		<description><![CDATA[Alt Ba&#351;l&#305;klar Uçma prensibi Balonun parçaları İlk Uçuş İlk insanlı uçuş Hidrojen Balonu Balonun İcadı &#8211; Balonun Tarihi Buhar sorununu bilimsel yönden geliştirmesinden ötürü Watt, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="mehmet_genc" style="position: relative; float: right; width: 180px; font-size:11px;"><h3>Alt Ba&#351;l&#305;klar</h3><ul id="yukari"><li> <a href="#ucma-prensibi" title="Uçma prensibi">Uçma prensibi</a> </li><li> <a href="#balonun-parcalari" title="Balonun parçaları">Balonun parçaları</a> </li><li> <a href="#ilk-ucus" title="İlk Uçuş">İlk Uçuş</a> </li><li> <a href="#ilk-insanli-ucus" title="İlk insanlı uçuş">İlk insanlı uçuş</a> </li><li> <a href="#hidrojen-balonu" title="Hidrojen Balonu">Hidrojen Balonu</a> </li></ul></div><p><strong>Balonun İcadı &#8211; Balonun Tarihi</strong><br />
Buhar sorununu bilimsel yönden geliştirmesinden ötürü Watt, bu devrimlerin kaynağı sayılmalıdır. Ondan önce Newcomen’in makinesi ağır ve zor ilerliyor, teknik yerinde sayıyordu. Watt’ın aracılığıyla bilimin işi ele alması üzerine bu yavaş gidişte birden bir canlanma görüldü. Tekniğin ilerleyişi bir devrim niteliğini aldı, olayların akışı büyük bir hız kazandı. Bilim, insanlık tarihinde üçüncü defa müdahalede bulunuyordu, ama bu müdahalesi, toplumda bundan böyle büyük bir rol oynayacağını kanıtlayacak nitelikteydi.</p>
<p>Şimdilik bütün rolü, yalnızca icat edilmiş bir makinenin geliştirilmesi ve mükemmelleştirilmesiydi. Ama bundan sonra tam tersine bir oluşumla karşılaşılacağı anlaşılıyordu. Çünkü bilim bazı dallarda tekniğin kendisinden önce davranmasına meydan vermeyecek kadar ilerlemişti. Artık mucite hangi yönün daha elverişli ve hangi bulguların daha yararlı olacağını bilim gösterecekti. Söz hakkı, usta teknisyenlerin değil, bilimsel düşünce ve deneylerle ilerleyen bilim adamlarınındı. Bu dönemin bilimi en çok gazlar konusunda, ilerlemiş bulunduğuna göre, en göz kamaştırıcı icadını da elbette bu alanda verecekti.</p>
<p>Bu döneme kadar “gaz teorisi”ni kuranlar fizikçiler olmuştu; yani gazların yalnız fiziksel özellikleri üzerinde durulmuştu. XVII. yüzyılın ortalarına doğru kimyacılar da bu konuya ilgi göstermeye başladılar, o güne kadar yalnız bir tür “hava” var sanılıyordu; o da soluk aldığımız hava; Fransa’da Lavoisier ve Berthollet; İngiltere’de Cavendish ve Priestley; İsveç’te Scheele; Rusya’da Lomonosov genel olarak kullanılan “hava” teriminin birçok gazları kapsadığını kanıtladılar; 1772′de Priesley, bu konuda yazdığı bir eserinde gazların bir dökümünü yaptı. Saydığı gazlar şunlardır: “ateş havası” (oksijeni kastediyordu.) “sabit hava” (karbonik gaz), “güherçileli hava” (azot bioksidi), “yanar hava” (hidrojen), “flogistikli hava” (azot) vb. Ayrıca bunların yanarlığı, yoğunluğu gibi özelliklerini de açıklıyor; “sabit hava”nın deney kabının dibinde kalan ağır bir gaz, “yanar hava”nın hafif ve uçucu olduğunu anlatıyordu.</p>
<p>Briestley’in keşiflerinin yarattığı heyecana kapılanlar arasında Etienne Montgolfier (1745 . 1799) adlı Annonayli bir Fransız da vardı. Tanınmış bir kâğıt fabrikatörünün oğlu olan Montgolfier, Soufflot ile birlikte Paris’te mimarlık öğrenimi gördükten sonra babasının fabrikasında çalışmak üzere ülkesine dönmüştü. Fransa’da bilimsel zekâsını kullanmak, yeni yöntemler keşfetmek ve Fransız kâğıtçılığına yenilikler getirmek fırsatını buldu.</p>
<p>Deneylere güvenen, zeki, metotlu ve sakin bir insandı. Bu kişiliğiyle de ağabeyi Joseph’in tam karşıtıydı. Kardeşi kadar yaratıcı ve parlak bir zekâya sahip olan Joseph (1740-1810), hayalci, iradeli ve ateşli bir gençti. Aslında bu iki zıt yaradılış birbirlerini tamamlıyordu. Joseph garip bir fikir ortaya attı mı, Etienne onu hemen dengeler, yoluna koyar ve uygulardı. Vivarais dağının doruğunda uçuşan bulutları kıskanmak, “suni bulut” meydana getirmeyi ve onun asılları gibi uçuştuğunu düşlemek ancak Joseph gibi birinin aklına gelebilirdi. Çevresindekiler varsın kahkahayla gülsünler… Buna bir Etienne gülmemişti; çünkü Priestley’in kitabında “havadan daha hafif ve daha ağır ofan gazlar” olduğunu okumuştu. Bunlardan biri, bir zarfa doldurulabilse havada yükselemez miydi?</p>
<p>Bu zarfın atmosferde, hiç değilse kendi yoğunluğuna eşit bir gaza rastlayıncaya kadar yükselmesi mantık gereğiydi. Hemen deneylere girişerek kağıttan bir kese yaptı, bunu demir parçaları üzerine sülfirik asit dökerek elde ettiği “yanar hava”yla (hidrojen) doldurdu. Kesekâğıdı bir süre uçtuktan sonra düştü. Gaz çok inceydi, kâğıttan geçip havaya karışmıştı. Daha elverişli bir gaz bulmak gerekliydi.</p>
<p>İki kardeş, bu defa nemli samanla yün yaktılar, çıkan gazla doldurulan kese tavana kadar yükseldi. Bu yükselişin nedeni, o günlerde sanıldığı gibi, saman-yün karışımının kimyasal bir özelliğinden ileri gelmiyordu. Isınan havanın daha hafif olduğunu İsviçreli fizikçi Horace de Saussure (1740-1799) o yıllarda kanıtladı.</p>
<p>Bu olaylar sırasında, iki kardeş ipekten paralelyüz biçiminde iki metre küplük bir zarf imal ettiler. Bunu sıcak havayla doldurunca uçtuğunu ve tavana gidip yapıştığını gördüler. Bu deneyden cesaret alarak yirmi metre küplük bir zarf imal etmeye koyuldular. Bu defa, deneylerini açık havada yaptılar. “Balon,” kendisini ateşin üstünde tutan ipleri kopartarak havalandı ve 300 metreye yükseldi. Böylece Montgolfier kardeşler kendilerini var güçleriyle çalışmalarına verdiler. Hemen 11.50 metre çapında, 750 metre küp hacminde yeni bir balon imal ettiler. Bu balon ambalaj bezinden yapılmış ve kâğıtla astarlanmıştı. 215 kilo geliyor, ayrıca 200 kilo da yük alıyordu. Başarılarının daha geniş yankılar yapması ve daha çok kişi tarafından izlenebilmesi için deneylerini Vivarais Meclisinin toplanacağı 5 Haziran 1783′te uygulamaya karar verdiler.</p>
<p>O gün bütün şehir halkı alanda toplanmıştı. Tam ortada içi boş şekilsiz bir balon durmaktaydı. Montgolfier kardeşlerden biri, resmi kişilere doğru ilerledi. “Sayın meclis üyeleri, bu büyük keseyi buharla dolduracağız. Az sonra göklere yükseldiğini göreceksiniz,” dedi. Kesenin altında samanla yün yaktılar. Seyirciler, kesenin kırışıklarının açılıp şiştiğini ve kusursuz bir küre biçimini aldığını gördüler. Bunu sekiz kişi zor zaptediyordu; derken ansızın bıraktılar! Kalabalığın soluğu kesilmişti. Balon yükselmeye başladı; 2.000 metre kadar gittikten sonra birden söndü ve hareket noktasından 4 km. uzakta bir bağa ağır ağır düştü.</p>
<p>Bu olay yalnız bilim dünyasında değil bütün dünyada büyük bir heyecan yarattı. Ezeli düş gerçek olmuş, ağırlık yenilmiş, insan dehası göklerin egemenliğini ele alarak bulutlarla, kuşlarla boy ölçüşür duruma gelmişti. Bilimler Akademisi, böyle olağanüstü bir olaya tanık olmak istedi. Deneyin masraflarını yüklenerek tekrarlanması için Montgolfier kardeşleri Paris’e çağırdı; bir yandan da uzmanları deneyin ayrıntılarını hazırlamakla görevlendirdi.</p>
<p>Jeolog Faujas de Saint-Fond deneye katılma kaydı açtı; yapımcı Anne-Jean Robert (1758-1820) balonun imalini ele aldı; tanınmış Fizikçi Jacques Charles (1746-1823) de girişimin bilimsel yönetimine atandı.</p>
<p>Özellikle gazların genleşmesi konusunda incelemeler yapmış olan Jacques Charles yalnız meslektaşlarının saygıyla eğildikleri bir bilim adamıydı. “Uçan bir makine” meydana getirme işiyle görevlendirildiğinde, bilimsel bir ruhla işe koyuldu ve sıcak hava yerine hidrojeni kullanmaya karar verdi. Ne yazık ki, Robert’in “Mariot Kanunu”ndan haberi olmadığından kusursuz bir küre biçimi vermek için balonu iyice doldurdu. 27 Ağustos 1783′te, Paris halkının yarısının toplandığı Champ-de-Mars’da toplar atılmaya başladı. Bu işaretle havalanan balon, bir anda 1.000 metreye yükselip bulutların arasında kayboldu. İnsan zekâsının bu ‘mucize’si karşısında kalabalık bağırıyor, haykırıyor, kucaklaşıyor, ağlaşıyordu. ne var ki, balon yükseğe çıkınca aşırı gerilmiş, patlamış ve Paris’ ten yirmi kilometre uzağa düşmüştü.</p>
<p>Bu sırada Etienne Montgolfier de, Paris’e gelmiş ve “Montgolfiere” imal etmeye başlamıştı. Bu yine küre biçiminde, altın renkli işlemelerle süslü mavi bir balondu. Altına bir kafes asarak içine bir koyun, bir horoz, bir de kaz koydukları balonu Versay sarayında kral, kraliçe ve saray mensupları önünde salıvermeye karar verdiler. Kararlaştırılan zamandan üç saat önce, sarayın parkları ve civar sokaklar görülmemiş bir kalabalıkla dolmuştu.</p>
<p>Saat ikide halatlar kesildi ve balon ‘yolcularını’ alarak havalanmaya başladı. On dakika sonra da Vaucresson koruluğuna indi. Herkes hayvanların yolculuğu nasıl geçirdiklerini öğrenmek için oraya koşuştu.</p>
<p>Hedefe ilk varan Pilatre de Rozier, kafesi açınca hayvanlar sağ salim dışarıya fırladılar. Böylece atmosferin yüksek tabakalarının canlılar için solunuma elverişsiz olmadığı da kanıtlanmış oldu.. Bu gözlem gözü pek bir insan olan Pilatre’i çok heyecanlandırmıştı. İnsanların önlerinde açılan bu yepyeni egemenlik alanının kâşiflerinden yalnız hayvanlar olmasına gönlü razı gelmiyordu. Bu yeni dünyayı insan keşfe çıkmalı ve bu kişi de kendisi olmalıydı.</p>
<p>Pilatre yalnız gözünü budaktan sakınmaz kişi değil, aynı zamanda bir bilim adamıydı da. Montgolfierler onun verdiği ölçüler üzerine, 20 metre yüksekliğinde 16 metre çapında bir balon imal etmeye koyuldular. Sıcak havanın girdiği alt deliğin ağzına sorgun ağacından küçük bir bölme eklediler. Ocağı meydana getirecek olan saman yığınını buraya doldurdular. Deney günü yaklaştıkça sorumlu kişileri bir korkudur alıyordu. Bir insanın kendisini böyle çılgınca bir tehlikeye atmasına izin verilecek miydi? XVI. Louis, “Kurban olarak insan verilmek isteniyorsa, ölüme mahkum kişileri koşsunlar bu işe!” diye emretti. Pilatre bundan gocundu, “Göklere yükselme onurunu aşağılık canilere mi vereceğiz? Hayır, asla bu olmayacak,” diyerek dostlarından D’Arlandes Marki’si François-Laurent’ı kralı ikna etmeye gönderdi.</p>
<p>Deney günü saat 13′te balon gözü pek yolcusunu ve ona katılan D’Arlandes’i de alarak Muette bahçesinden havalandı. Balon ve yolcular 1.000 metre yükseklikten Paris’in üstünde dolaştılar. Sokaklar, balkonlar, hatta damlar insan almıyordu. Balon Butte-aux-Cailles’a yumuşak bir iniş yaptı. Yolcular, yer çekiminin bin yıllık zincirlerini kıran yiğit şövalyelere yaraşır bir zafer alayını artlarına takıp başkente döndüler.</p>
<p><a name="ucma-prensibi"></a><code><a href="#yukari" title="Basliklara geri don" rel="nofollow"><img src="http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/wp-content/plugins/mehmet-genc/yukari.gif" alt="Basliklara geri don" /></a> Uçma prensibi</code>

<br />
Balonun havada yükselmesi, suya atılan bir cismin yüzmesiyle aynı ilke olan Arşimet&#8217;in kaldırma prensibine dayanır. Bir balon yerini kapladığı havanın ağırlığı kendi ağırlığına eşit oluncaya kadar yükselir. Yükseklik arttığında havanın yoğunluğu azaldığından ağırlık dengelenir ve balon daha yükseğe çıkamaz. Eğer daha yükseğe çıkmak isteniyorsa ağırlığın azaltılması, alçalmak isteniyorsa da balonun içindeki havanın azaltılması gerekmektedir.</p>
<p><strong>Kumanda etme</strong><br />
Balonlar bir yerden bir yere ulaşmak için elverişli araçlar değildirler, sadece dikey hareket kontrolü vardır ve rüzgarla sürüklendiklerinden yatay yönlendirme imkânları yoktur. Ulaşım aracı olarak kullanılan güdümlü balonlar olan zeplinlerin sürüklenerek değil itme kuvvetiyle yol almalarını sağlayan motorları ve havada yönlenmesini sağlayan dümenleri vardır.</p>
<p><a name="balonun-parcalari"></a><code><a href="#yukari" title="Basliklara geri don" rel="nofollow"><img src="http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/wp-content/plugins/mehmet-genc/yukari.gif" alt="Basliklara geri don" /></a> Balonun parçaları</code>

<br />
Bir balon; zarf, gondol (ya da sepet) denilen iki bölümden oluşur. Zarf balonun havayla doldurulan yeri olduğundan yüksek iç basınca dayanıklı, küçük yırtıkların büyümesini önleyecek, gözenekli olmayan esnek ve hafif malzemelerden yapılmaktadır. Bu malzemeler &#8220;peş&#8221; denilen parçalara göre yatay, dikey veya diagonal olarak birbirine eklenmektedir. Sepeti ve yükleri taşıyan bir ağ balonu çevreler. Balonun tepesinde alçalmak veya inişten sonra balonu söndürmek için ayrı bir iple çekilerek açılan hava boşaltma deliği vardır.</p>
<p><a name="ilk-ucus"></a><code><a href="#yukari" title="Basliklara geri don" rel="nofollow"><img src="http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/wp-content/plugins/mehmet-genc/yukari.gif" alt="Basliklara geri don" /></a> İlk Uçuş</code>

<br />
Balon fikri ilk kez 1766 yılında hidrojeni bulan Henry Cavendish’in bu gazın havadan hafif olduğunu görmesi ve 1767’de Joseph Black’ın hafif bir aracın hidrojenle doldurulduğu zaman uçabileceğini öne sürmesiyle doğdu. Ancak ilk balon hidrojenle değil sıcak havayla doldurularak uçtu. İlk uçuş 5 Haziran 1783 tarihinde Fransız Joseph Michel Montgolfier (1740-1810) ve Jacques Etienne Montgolfier (1745-1799) kardeşler tarafından Annonay köyünde çapı 10,5 metre olan ketenden bir torbayı sıcak havayla doldurarak olmuştur. Balon 450 metre kadar yükselerek 10 dakikada 1,5 millik mesafe katetmiştir.</p>
<p><a name="ilk-insanli-ucus"></a><code><a href="#yukari" title="Basliklara geri don" rel="nofollow"><img src="http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/wp-content/plugins/mehmet-genc/yukari.gif" alt="Basliklara geri don" /></a> İlk insanlı uçuş</code>

<br />
Montgolfier Kardeşler sonraki uçuşlarını 19 Eylül 1783 tarihinde, aralarında Benjamin Franklin’in de bulunduğu kalabalık karşısında Paris’te yapmışlardır. 6 millik uçuşta balonun sepetine bir horoz, bir ördek ve bir koyun koymuşlardır.</p>
<p>20 Kasım 1793 yılında sıcak hava balonu Fransız fizikçi Jean François Pilatre de Rozier (1756-1783) ve bir arkadaşını da taşımış tarihte balon kullanan ilk pilotlar olmuşlardır.</p>
<p><a name="hidrojen-balonu"></a><code><a href="#yukari" title="Basliklara geri don" rel="nofollow"><img src="http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/wp-content/plugins/mehmet-genc/yukari.gif" alt="Basliklara geri don" /></a> Hidrojen Balonu</code>

<br />
Fransız Fizikçi Jacques Charles (1746-1823) sıcak havanın kısmen az bir havada yüzme etkisi yarattığını ve soğudukça bu özelliğini yitirdiğini farketti. Sepette yakılan ateş havayı bir müddet daha ısıtmakta idi. Ancak Hidrojen gazı daha hafif ve havada yüzme kabiliyeti kalıcı idi. 27 Ağustos 1783 tarihinde Jacques Cesar Charles ilk hidrojen balonunu yaptı ve uçurmayı başardı.</p>
<p><strong>Bilimsel amaçlı uçuşlar</strong><br />
Fransız fizikçi Jean Baptiste Biot (1774-1862) ve Joseph Louis Gay-Lussac (1778-1850), 1804 yılında 6,5 km yüksekliğe çıkarak bu yükseklikteki havanın bileşimini sınadılar ve dünyanın manyetik alanının doğasını incelediler. Bu bilimsel amaçlı olarak yapılan ilk uçuştu.</p>
<p>1902 yılında Fransız Meteorolog Leon Philippe Teisserenc de Bort (1855-1913) insanların çıkamadığı yükseklikler için ölçüm aletleri yerleştirilmiş insansız balonlar uçurmuştur. Bu yöntemle atmosfer sıcaklığının 11 km yüksekliğe kadar düzenli olarak düştüğünü tespit etmiş ulaşabildiği daha yükseklerde ise sıcaklığın sabit kaldığını tespit etmiştir.</p>
<p>1931 yılında ise İsviçreli fizikçi Auguste Piccard (1884-1962) kapalı bir vagon yaptırarak iyonosfer ve kozmik ışınları inceleyebilmek için 16 km&#8217;ye kadar balonla çıkmayı başarmıştır.</p>
<p><strong>Sıcak Hava Balonu Nasıl Çalışır nasıl Yönlendirilir</strong><br />
Sıcak hava balonlarının çalışması çok basit bir ilkeye dayanıyor: Sıcak hava ısınınca yükselir. Günümüzde ki balonlar bu basit ilkeye göre tasarlanıyor. Balon ana gövdesini oluşturan ve yanmaz kumaşlardan yapılan kısmın içi sıcak havayla dolduruluyor. Balonun ana gövdesinin altında, yolcuların ve havayı ısıtmaya yarayan yakıtın yer aldığı bir sepet bulunuyor. Gövdenin tepesinde yer alan ve paraşüt valfı olarak adlandırılan bir delikle, balonun içindeki hava kontrol edilebiliyor. Yolcu sepetinin üzerinde bulunan havayı ısıtan mekanizmanın ateşleyici bölümü ve deliği açıp kapatmaya yarayan ipler yardımıyla, balonun alçalıp yükselmesi sağlanıyor. Balonun yükselmesi istendiğinde, ateşleyiciyi çalıştıran Nevsehir’de-balon-kazasi -1-t0dip çekiliyor ve ateş balonun gövdesindeki havayı ısıtarak yükselmesine neden oluyor. Eğer balonun alçalması istenirse, tepedeki deliği kontrol eden ip yardımıyla delik açılıyor ve sıcak havanın balonun tepesinden uçup gitmesine izin veriliyor. Gövdesindeki hava soğuyunca balon yeniden alçalmaya başlıyor. Balon yalnızca aşağı ve yukarı doğru hareket edebiliyorsa bir balon nasıl ilerliyor diye sorabilirsiniz. Bu sorunun yanıtı rüzgarda gizli. Balona yön veren şey, rüzgar. Atmosferin farklı yüksekliklerinde rüzgarlar farklı yönlere eserler. Balonu yönlendiren kişi alçalarak ya da yükselerek gitmek istediği yöne doğru esen bir rüzgar yakalamaya çalışır. Çok usta balon pilotları bile sıcak hava balonlarını tam anlamıyla kontrol edemez. Kimi zaman rüzgarlar istenmeyen yönden esebilir. Bu nedenle genelde ekipten birinin balonu yerden bir otomobille izlemesi ve nereye indiğini kontrol etmesi daha güvenli olur. Bunun yanında uçuştan önce hava durumunun kontrol edilerek ve rüzgarların yönlerinin saptanması ve esiş hızlarının ölçülmesi de gerekir.</p>
<h6>balon, balonun icadı, balonun tarihi, balon hakkında, balonun tarihçesi, balon nasıl uçar, balonu kim buldu, balonun yapılışı, balonun buluşu, balonun mucidi kimdir, balon nasıl uçuyor, balonda kullanılan gaz, sıcak hava balonu, hava balonu, balona nasıl yön verilir, balonun kalkışı, balonun yükselmesi, balonun indirilmesi, balonun kullanılması, balanun çalışması, balon nasıl çalışır,</h6>
<p><a href="http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com"><img alt="" src="http://t2.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcQPyIBEzASFzXWSyA5gYBFmbmA0f2-pYo4aViPM954MPORQ2Q6rJw" class="alignnone" width="259" height="194" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/balonun-icadi-balonun-tarihi-nedir+balonun-icadi-balonun-tarihi-hakkinda-bilgi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bilgisayarın tarihi</title>
		<link>http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/bilgisayarin-tarihi-nedir+bilgisayarin-tarihi-hakkinda-bilgi</link>
		<comments>http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/bilgisayarin-tarihi-nedir+bilgisayarin-tarihi-hakkinda-bilgi#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 06 Mar 2010 22:11:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Hakkında Bilgi Nedir</dc:creator>
				<category><![CDATA[İcatlar - Buluşlar]]></category>
		<category><![CDATA[Bilgisayar]]></category>
		<category><![CDATA[bilgisayarı kim buldu]]></category>
		<category><![CDATA[bilgisayarın gelişimi]]></category>
		<category><![CDATA[bilgisayarın gelişimi hakkında bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[bilgisayarın gelişimi ve tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[bilgisayarın icad eden kişi]]></category>
		<category><![CDATA[Bilgisayarın İcadı]]></category>
		<category><![CDATA[bilgisayarın icadı kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[bilgisayarın icadı kısa]]></category>
		<category><![CDATA[bilgisayarın icadı özet]]></category>
		<category><![CDATA[bilgisayarın icadı ve gelişimi]]></category>
		<category><![CDATA[bilgisayarın icadı ve tarihçesi]]></category>
		<category><![CDATA[Bilgisayarın icadı ve tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[bilgisayarın tarihçesi]]></category>
		<category><![CDATA[bilgisayarın tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[bilgisayarın tarihi gelişimi]]></category>
		<category><![CDATA[İcatlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/?p=25266</guid>
		<description><![CDATA[Alt Ba&#351;l&#305;klar Bilgisayarın icadı kısa Bilgisayarın Tarihi Bilgisayarın icadı ve tarihi Bilgisayarın icadı kısa Bilgisayar (1936): Kişisel bilgisayarı kim buldu diye sorarsak tek bir yanıt [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="mehmet_genc" style="position: relative; float: right; width: 180px; font-size:11px;"><h3>Alt Ba&#351;l&#305;klar</h3><ul id="yukari"><li> <a href="#bilgisayarin-icadi-kisa" title="Bilgisayarın icadı kısa">Bilgisayarın icadı kısa</a> </li><li> <a href="#bilgisayarin-tarihi" title="Bilgisayarın Tarihi">Bilgisayarın Tarihi</a> </li></ul></div><p><strong>Bilgisayarın icadı ve tarihi</strong><br />
<a name="bilgisayarin-icadi-kisa"></a><code><a href="#yukari" title="Basliklara geri don" rel="nofollow"><img src="http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/wp-content/plugins/mehmet-genc/yukari.gif" alt="Basliklara geri don" /></a> Bilgisayarın icadı kısa</code>

<br />
Bilgisayar (1936): Kişisel bilgisayarı kim buldu diye sorarsak tek bir yanıt almamız biraz zor.  Bilgisayar tek bir parçadan oluşmayan komplike bir makine ve haliyle üretimine sınırsız sayıda kişi katkıda bulunmuş. Bütün bu parçalar da ayrı birer icat olarak nitelenmeli belki de. Ancak ilk programlanabilir bilgisayar, Konrad Zuse tarafından üretilen Z1′dir.</p>
<p><a name="bilgisayarin-tarihi"></a><code><a href="#yukari" title="Basliklara geri don" rel="nofollow"><img src="http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/wp-content/plugins/mehmet-genc/yukari.gif" alt="Basliklara geri don" /></a> Bilgisayarın Tarihi</code>

<br />
İnsanların hesaplama yöntemi ilk defa Abaküsle düzenlenmiştir. Böylece, Pozisyona bağlı sayı gösterimine başlandı.</p>
<p>İşlemler sembolik gösterimlerle ifade edildikten sonra Papirüs denen kağıtlar ve hayvan derileri depolama aracı olmuştur.</p>
<p>Başta Taşkentli alim Muhammed İbni Musa el Harezmi olmak üzere bazı isimler bilgisayar ve parçalarını bir araya getirmiştir. Günümüzdeki adını El Harezmiden almıştır.</p>
<p>Algoritma bilgisayar programının alt adımlarının gösterimidir.</p>
<p>1642 de Blaise Pascal eldeki toplama yapan oyuklu makine geliştirdi.</p>
<p>1673 de Gattfried Leibniz çarpma yapan makine geliştirdi.</p>
<p>1801 de Jasoph &#8211; Marie Tacguard otomatik dokuma tezgahı icat etti. Bu makine, insan yerine makine kullanımına geçtiği için Fransada isyana neden oldu.</p>
<p>1802 yılında Charles Bobboge çalışmaları yetersiz buldu ve Fark Makinesini icat etti. Bu makine için İngiliz Hükümetinden yardım istediği için tarihe geçti.</p>
<p>1833 te ise Bobbege Analitik makineyi icat etti. Bu yüzden Babbagea Bilgisayarın Babası dendi.</p>
<p>1925 te Vannevar Bush integral ve diferansiyel alabilen bir analiz makinesi icat etti.</p>
<p>1930 da nihayet dünyanın en büyük hesaplama aygıtı yapıldı.</p>
<p>1935 te Alman Konrad Zuse elektrikli ikili tabanda işlem yapan Z-1 adlı bilgisayarı geliştirdi.</p>
<p>1938 de Z2 tasarlandı. Konrod 2. Dünya savaşından sonra Zürih üniversitesinde Z-4 adlı bilgisayarı geliştirdi.</p>
<p>2. Dünya Savaşı boyunca uçaksAvarlar için bilgisayara ihtiyaç duyuldu.</p>
<p>İlk geniş ölçekli otomatik, elektromekanik bilgisayar Howard Aiku ve Messrs tarafından 1944 te gerçekleştirilen MARK Idır.</p>
<p>1943 te başlanan ENIAL bilgisayarı değişik üniteleri bağlayan, programlanabilen, paralel hesaplama yapan dev bilgisayardır.</p>
<p>1947 de transistör icat edildi.</p>
<p>Transistör bilgisayara güvenilirlik ve hız getirdiğinden bir devrim oldu.</p>
<p>1960 da Gene amdahl kesirli sayılarda işlem yapan, ilk TİCARİ BİLGİSAYARI yaptı.</p>
<p>1957 ye kadar bilgisayarda bellekler kısaydı. 1957 de RAMAL hard diske sahip ilk bilgisayarı üretti.</p>
<p>1958 de elektronik dönem tam anlamıyla başladı.</p>
<p>Uzun yıllar süren çalışmalardan sonra General Electric Firması, bankacılık işlemlerini son derce kolaylaştıran 32 ERMA adlı bilgisayarı geliştirdi. İlk defa bir bankacılık otomasyonu gerçekleşmişti. Bu olay, daha sonra bankamatikler ve elektronik kişisel bankacılık gibi modern teknolojiler için ilk adım niteliğindeydi.</p>
<p>Ticaret ve işletme sektörlerinin ihtiyacı olan programların yazılması için FORTRAN gibi matematiksel amaçlı geliştirilmiş bir dilin kullanılamayacağı, bunun yerine doğal dile yakın komut ifadeleri olan programlama dillerinin daha kullanışlı olacağı düşüncesiyle 1952 yılından itibaren çalışan Grace Murray Hopper 1960 yılında iş hayatı için gerekli programların yazımı için kullanılabilecek FLOWMATIC adlı programlama dilini üretti. Aynı yıl IBM firması da COMMERCIAL TRANSLATOR (Ticari Çevirmen) adlı bir programlama dilini satışa sundu.</p>
<p>1950 li yıllarda bilgisayarlar için yazılan işletim sistemleri programların hızlı bir biçimde sonlanmasını temel ilke olarak alıyor, kullanıcı için hiçbir kolaylık öngörmüyordu. 1961 yılında ilk interaktif (etkileşimli) işletim sistemi olan CTSS (Compatible Time Sharing System), Fernando Corbato tarafından IBM 7090/94 serisi bilgisayarlar için geliştirildi. Bu işletim sistemi, Stibitzin geliştirdiği uzaktan kumandalı silahlar sayılmazsa, uzaktan erişimi sağlayan ilk bilgisayarların piyasada boy göstermesini sağlamış oldu.</p>
<p>IBM, 1964 yılında ilk geniş ölçekli ve gerçek zamanlı rezervasyon sistemini, Amerikan Havayolları için gerçekleştirdi. Aynı yılın 7 Nisanında yine IBM, bilgisayar alanında yeni bir dönemin başlamasını sağlayan, IBM uyumlu bilgisayar ailesinin ilk ferdi olan System/360 adlı makineyi piyasaya sundu. Aynı yıl içinde BASIC programlama dili, John Kemeny ve Tom Kurtz tarafından geliştirildi.</p>
<p>Pek çok firma daha büyük ve daha hızlı bilgisayarlar üretmeye çalışırken, Digital Equipment Şirketi, ilk gerçek minibilgisayar olan PDP-8 adlı bilgisayarı geliştirdi. PDP-8 in küçük bir komut seti, ilkel bir mikroprogramlama dili ve harika bir arayüz yeteneği vardı. Bu yüzden, bu bilgisayarlar, telefon hatlarını kullanarak proses kontrol yapabilen çok kullanıcılı sistemler olarak kullanılmıştır. Aynı yıl içinde MIT ile AT&amp;T Bell Laboratuvarlarının ortak çalışması sonucu, genel amaçlı, ortak bellekli ve çok kullanıcılı bilgisayarlar olan GE 600 seris ilk makine üretilmiştir.</p>
<p>Fairchild Firmasının 1961 yılında ilk silikon tabanlı entegre devreleri piyasaya sunmasından yaklaşık 7 yıl sonra, 1967 yılında o teknoloji kullanılarak üretilen üçüncü kuşak bilgisayarlar ortaya çıkmaya başladı.</p>
<p>1969 yılında, internete atalık yapacak olan ARPA net çalışmalarına askeri haber alma amacıyla başlandı. Aynı yıl içinde Rıtchie ve Thompson, günümüzün vazgeçilmez işletim sistemlerinden UNIX üzerine çalışmaya başladı.</p>
<p>1971 yılında ortaya çıkan iki önemli ürün, kişisel bilgisayar döneminin başlamasına öncülük etti. Bu ürünler, ticari olarak piyasaya sürülen mikroişlemciler ile floppy disketlerdi. Intel Firmasının hesap makinelerinde kullanılmak üzere Japon Busicom Firması için ürettiği 4004 mikroişlemcisi ve IBM mühendislerinden Alan Shugartın ürettiği 8 inch floppy disket kişisel bilgisayar çağının başlamasına neden olan gelişmeler olmuştur.</p>
<p>1972 yılında ilk kişisel bilgisayar olan MITS 816 üretilmiştir. Bu bilgisayarın ne ekranı, ne klavyesi vardı. Fakat meraklı amatörler için son derece ilgi çekiciydi. Aynı yıl içinde, NASA bilgisayar kontrolü ilk uzay uçusu gerçekleştirdi.</p>
<p>1974 yılında Intel, trafik ışıklarının kontrolü için 8080 mikroişlemcisini üretti. Bu işlemci daha sonra Altair adlı bilgisayarda kullanıldı. Intele rakip olarak ortaya çıkan Zilog firması Z80 mikroişlemcisini üretti. Gary Kildall, bilgisayar mimarisinden bağımsız olarak her platformda çalışabilen CP/M adlı işletim sistemini yazdı. Aynı yıl içinde, ilk ATM (bankamatik) ler kullanılmaya başlandı.</p>
<p>1975 yılında 375 dolara satılan, klavyesiz ve ekransız ALtair 8800 adlı bilgisayar üretildi. Microsoft firmasının kurucusu Bill Gates ile Paul Allen, bu bilgisayar için bir BASIC derleyicisi yazdılar. Bu yıl içinde, IBM firması 5100 adlı ilk kişisel bilgisayarını üretti. Seymour Cray, Cray I adını verdiği ve bugün de hala vazgeçilmez süper bilgisayarlar olan Craylerin ilkini tasarladı.</p>
<p>1976 yılında, ekran ve klavyeye sahip bilgisayar olan Apple II adlı bilgisayar, Steve Jobs ve Steve Wozniak tarafından üretildi. Apple II, kıa sürede ortaokullara ve liselere girdi ve ilk bilgisayar derslerinde kullanılmaya başlandı.</p>
<p>1978 yılında, Daniel Bricklin ve Bob Fransston tarafından yazılan Visicale, günümüzde kullandığımız Excel gibi gelişmiş yazılımlara öncülük yapacak tablolama programı olarak ortaya çıktı. 1979 yılında is eMicropro International Firması ilk kelime işlem programı olan Wordstarı piyasaya sürdü.</p>
<p>1981 yılında, Microsoft firmasıyla anlaşan IBM önceki makinelerinde kullandığı işletim sistemi olan CP/Min yerine DOS işletim sistemini yazdırarak, bu yeni işletim sistemi kullanan IBM PCyi üretti. Aynı yıl Commodore firması VIC-20 yi üreterek, 1 milyon adet satmayı başardı.</p>
<p>1982 yılından itibarin bilgisayarlar film sektöründe kullanılmaya başlandı. Disney Stüdyolarında yapımı gerçekleştirilen Tron adlı filmin tüm karakterleri bilgisayar tarafından canlandırılmış ve özel efektler bilgisayar aracılığıyla üretilmişti.</p>
<p>1983 yılında Mitch Kapor, Lotus 1-2-3 adlı tablolama programını yazarak Visicalcin elinden liderliği aldı. 1978 yılında, Amerikan Savunma Bakanlığının çalışmalarına başladığı modern yüksek seviyeli bir programlama dili geliştirme çalışmaları bu yıl içinde tamamlandı. Bu yeni dile ADA ismi verildi.</p>
<p>1986 yılında, Intel Firması 1980de ürettiği 80806 işlemciler ve 1994 yılında ürettiği Pentium işlemciler arasında bir geçiş olarak nitelendirebileceğimiz 80386 mikroişlemcisini üretti. Aynı yıl içinde süperbilgisayarlarda da çok önemli gelişmeler yaşandı. CRAY X-MP adlı 4 paralel mikroişlemcili bilgisayar saniyede 713 milyon kesirli sayı işlemi yapabiliyordu. İlk süper bilgisayar olan IBM STRETCH ise saniyede 5 bin kesirli sayı işlemi yapıyordu.</p>
<p>1990 lı yıllara geldiğimizde ise, 10 yıl öncesinin süper bilgisayarlarında kullanılan mikroişlemcilerin gücüne sahip işlemcilerin kişisel bilgisayarlarda kullanılmaya başlandığını görüyoruz. Yaygın olarak genellikle Intelin Pentium serisi mikroişlemcilerini içeren bu bilgisayarlar ile yüksek hız gerektiren grafik programları, gelişmiş görsel programlar ve ses ile görüntü ağırlıklı çokluortam (multimedya) programları oldukça iyi performanslarla çalıştırılabilmektedir. Yaptıkları işleme göre fiyatları oldukça tatminkar olan bu bilgisayarlar, hemen her alanda kullanılmaktadır.</p>
<h6>Bilgisayarın icadı, Bilgisayarın icadı ve tarihi, bilgisayarın icad eden kişi, bilgisayarın icadı kimdir, bilgisayarın icadı kısa, bilgisayarın icad eden kişi, bilgisayarın icadı özet, bilgisayarın icadı ve gelişimi, bilgisayarın icadı ve tarihçesi, bilgisayarın tarihi, bilgisayarın tarihçesi, bilgisayarın gelişimi, bilgisayarın gelişimi ve tarihi, bilgisayarın gelişimi, bilgisayarın gelişimi hakkında bilgi, bilgisayarın tarihi gelişimi, bilgisayarı kim buldu,</h6>
<p><a href="http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com"><img alt="" src="http://t2.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcRcOdmZKx_zZQ8SJztYQn9x8Jp7K36Zpurlu_IYs1MgDdSPb1Za" class="alignnone" width="236" height="213" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/bilgisayarin-tarihi-nedir+bilgisayarin-tarihi-hakkinda-bilgi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

