Çocuk Oyunları yazısına puan ver :
1 Puan2 Puan3 Puan4 Puan5 Puan6 Puan7 Puan8 Puan9 Puan10 Puan | 8,50 / 10 | 6 kisi / 51 puan verdi.
Loading ... Loading ...
Bu siteyi beğendinmi?

Çocuk Oyunları
Seksek, yere tebeşirle birbirini izleyen kareler ya da daireler çizilmesi ve numaralanmasıyla oynanan bir oyundur.

Pekçok çeşidi bulunan bu oyunun bir türünde oyuncular, çizili alanların içine sırayla yassı bir taşı ya da kiremit parçası atarlar. Eğer taş çizili alanların dışına düşer ya da çizgiye denk gelirse, taş atma sırası öbür oyuncuya geçer. Atış başarılıysa oyuncu tek ayağı üzerinde sekerken, taşı bu ayağıyla iterek bütün boşluklardan geçirmesi gerekir. Eğer öbür ayağı yere değer ya da boşlukların arasındaki çizgilere basarsa yanar ve sırasını kaybeder.Oyun aslında iki tur halinde oynanır başlarken 1-8 doğru atarak ilerleyip ikinci turda ise 8-1 doğru geri gidilir.

Başka bir seksek türünde ise taş veya kiremit atıldıktan sonra karelere isabet ederse,oyuncu taşın bulunduğu karenin üstünden atlar, dönüşte çizgilere değmeden de taşı geri alır.4. 5.ve 7.8.kareler yan yana oldukları için bu karelere taş gelince, yandaki kareye tek ayakla basılır. cuslek denir

Uzun eşek
İki takımın oynadığı hakemli bir oyundur.
Hakem genellikle grup içindeki en kilolu kişi veya o an oyunu oynamaya fiziksel bir engeli olan kişi olarak belirlenir. Hakem “Yastık” olarak adlandırılır. Uzun eşek hakem olmadan oynanamaz.

Oyuncular eşit sayıda iki gruba ayrılır. İlk “yatacak” takım kura ile belirlenir. Yastık sırtını bir duvar veya ağaç gibi saglam bir yüzeye dayar. Yatacak takımın ilk oyuncusu kafasını yastığın bacakları arasına sokarak omuzlarını yastığın bacaklarına dayar, takımın diğer üyeleri de kafalarını sırayla öndeki arkadaşlarının bacakları arasına koyarak, öndeki arkadaşların bacaklarına sarılırlar. İkinci takım mensupları koşarak sırayla diğer takımın sırtına atlar ve bir eşeğe biner gibi otururlar.

Atladıktan sonra yukarıdakilerin hareket etmeleri yasaktır. Birinci amaç yatan takımı atlamanın şiddetiyle devirmektir. Devrilen takım tekrar yatar. Atlayanlar yere değerse kaybetmiş olup yatarlar.
Eğer yatan takım devrilmemişse ve atlayan takım oyuncularından hiç biri yere değmemişse şu şarkı söylenir.
Bizim köyün imamı,
Alttan verir samanı,
Üstten çıkar dumanı.
Çattı da pattı kaç attı?

Bu şarkı bittiğinde atlayan takımın ilk atlayan mensubu yastığa parmaklarıyla 1 veya 2 işareti yapar. Yatan takımın ilk mensubu da “çift” ya da “tek” diye bağırır ve eğer atlayanların gösterdiğinin tek mi çift mi olduğunu bilirse, atlayan takım yatar. Yoksa yatanlar tekrar yatar.

Belinden, boynundan, dizlerinden rahatsızlığı olanların kesinlikle oynamaması gerekir. Çok kilolu kişiler diğer takımda sakatlık yaratacağından oynatılmamalıdırlar.

Misket, (bilye, cicoz, mile), çocukların oyuncak olarak kullandığı, genellikle kemik, cam veya demirden yapılan küçük, sert, küre biçimindeki toplara denir. Bursa’da cilli olarak adlandırılır. Bilye (İtalyanca: (biglia)“bilya” okunur), misket dışında Ege yöresinde meşe olarakta adlandırılmaktadır.

Eskiden yuvarlak çakıllar ya da meyve çekirdekleri bilye olarak kullanılırken, 18. yüzyılda mermer bilyeler yapıldı. Bilye oyunlarının adı ve kuralları oynandığı ülkeye göre değişiklik gösterir. Türkiye’de renkli cam bilyelere “misket” denir. En çok oynanan bilye oyunları ise “tumba”, “kuyu” ve “Üçgen”dir.

Bilye oyunlarında ortak nokta, bilyeyi yuvarlayarak başka bir bilyeye çarptırmak ve onu kazanmaktır. Bilye, kıvrılan işaret parmağının içine oturtulur ve başparmakla itilerek atılır. “Kaptan Oyunu”nda, bilyeler yerde açılan belirli sayıda çukura önceden saptanmış bir sıraya göre sokulmaya çalışılır. Bunu başaran oyuncu, rakibinin bilyesine atış yapma hakkı kazanır.

Genellikle cam veya demir bilyelerle oynanan oyunlardır. Çok değişik kurallarla oynanan çeşitleri vardır. Başlıcaları:

Dakka (kondik, ellik, gaflik, başlık, Eneke): Atış yapılan misket.
Kemik: Kemik misket mermerimsi yapıda beyaz ve üzerinde desenler olan miskete denir.
Baş: Sağ veya solda bulunan en kenardaki miskettir. Vurunca bütün misketler alınır.
Baş altı: Başın hemen yanındaki miskettir.
Baş altının altı: Baş altının yanındaki miskettir.
Öbür: Başın olmadığı diğer kenardaki miskettir.

Baş/Başaltı
Misketler sırayla dizilir. Kaçarına oynanıyorsa her oyuncu o sayıda misket koyar sıraya. Daha sonra (tercihen) çocuk argosunda moloz adı verilen büyük misketlerle oyuncular misket sırası hizasından atış yapar ve en uzağa atan oyuncu ilk olmak üzere misket sırasına doğru atış hakkı kazanılır. Atışı son yapacak olan başı belirler, dizinin sağı veya solu. Eğer baş olarak sağ belirlenmişse atışı yapan vurduğu misketin solundaki bütün misketleri alır. Başaltı vurulursa baş hariç geri kalan… Ve bu şekilde herkes sırayla atış yapar. Eğer ‘kalan’, yani atışlar sonrasında yerde kalacak misketlere razı olan biri çıkmamışsa, yerde kalan misketleri almak üzere öte yandan da aynı kurallar çerçevesinde atışlar tekrarlanır. Misket oyunlarından en yaygınıdır.

Şap
Şap oyunu istediğiniz kadar kişi ile oynanabilir bunu oyunu kuran oyuncu yapabilir.misketler şap denen yuvarlağın içine kaça oynanıyorsa dizilir ve birincilik için duvar kenarına misketleri atarlar kimin misketi daha öndeyse o kişi birinci olur ve sonuncu olan oyuncu şapın kaç olduğunu ve yemenin ne zaman olduğunu belirler.yani şapın kaç olduğu şu demektir: yuvarlağın içine 1 kez girersen oyunu kaybedersin tabiki şap 1 ise bunu az önce dediğim gibi sonuncu olan oyuncu belirler.ve yeme sonlu başlı derse oyundaki oyuncu yerden misket çıkarırsa diğer oyuncuyu vurur ve yerdekiler o oyuncunun olur yeme son derse oyunun içinde misket çıkarsa bile oyunun sonunu beklemelidir ve o zaman yerden misketi son çıkaran oyuncu rakibini vurmaya çalışır vurursa rakibinin yerden çıkardığı misketi alır.birde en başta hiç kimse yerden misket çıkartmadan birbirini vurursa kaynaşma olur yani ebeden yeni baştan atılır miskete.oyunun kuralı budur.

Çukur
Çukur üçgenin 3 boyutlu şekli olarak düşünülebilir. Zor oyundur. Bir yumruk girebilecek büyüklükte bir çukur kazılır (ne fazla ne eksik). Her oyuncu çukura birer misket bırakır. Amaç misket atışlarıyla çukurdan→ misket çıkarmaktır. Misket çıkarabilen oyuncu çukurdan çıkardığı misketi ve çukurdan misket çıkarabilmişse atış yaptığı misketi alabilir. Çıkaramayanınki çukura düşmüşse oraya ait olur. Onu ordan çıkarabilen alır.

Zehir
Bir tür bilye oyunudur. Oyuncu sınırı yoktur fakat genelde 4 kişi oynanır. Yaklaşık 3 cm yarı çapta, 5 adet kuyu kazılır. Ortadakinin ismi genelde zehirdir. Zehire o el için gereken bahis konur. (Örneğin 5 kemik) 6 – 8 metre ileriye bir çizgi çizilir. Bu çizgiye zehir hizasından oyuncular birer bilye atar, çizgiye en yakın oyuncu birinci olur ve ilk kuyudan itibaren zehir etrafındaki 4 kuyuyu dolaşır ve zehire ulaşmaya çalışır.Eğer birinci oyuncu kuyuya giremezse, bu sefer sıra diğer oyunculara geçer. Şayet diğer oyuncu da bir kuyuya girmişse, başka bir oyuncuyu vurma hakkına sahip olur ve vurduğu oyuncu oyundan çıkar, koyduğu bahsi alır. Zehire ilk ulaşan tüm bahisleri toplar.

Karış
Genişçe ve düz bir alanda 2 ya da daha fazla oyuncu ile oynanır. İlk oyuncu misketini genellikle çok uzak veya çok yakın olmayacak şekilde ileriye doğru atar. Onu takip eden oyuncu, diğer oyuncunun attığı miskete vurmaya veya en azından 1 karış mesafesi kadar yaklaşmaya çalışır. Genelde vurmak amaçtır çünkü eğer vurulamazsa yahut karış mesafesine gelinemezse bir sonraki elde diğer oyuncu yakında bulunan oyuncunun misketini kolaylıkla vurur. Oyun bu şekilde sırayla belirlenen alan içinde misketlerle gezilerek oynanır. Oyun başlamadan ödül miktarı kararlaştırılır. Örneğin vuruş 2 karış 1 misket gibi. Bu durumda bir oyuncu diğer oyuncunun misketini vurduğunda, vurduğu kişiden 2 misket alır. Şayet karış açmışsa (kendi karışıyla bir karış mesafeye yaklaşmışsa) 1 misket alır. Vurma ya da karış açma eyleminden sonra o anda bulunulan noktadan oyun tekrar açılır. Genelde vurulan kişi son açılır. Oyun karışsız da oynanabilir.

ÇELİK ÇOMAK

Daha çok açık alanlarda oynanan bir oyundur. Oyuna bazen büyüklerin de katıldığı olur. Bu oyunda iki ucu yontulmuş kısa bir tahta yani çelik ile 50 – 60 cm uzunluğunda bir sopa yani çomak kullanılır. Oyun oynayacak olanlar iki gruba ayrılırlar. Bir tarafın oyuncusu eksik olursa bir kişi iki kişi yerine oynar ve bu kişiye “Eşi karnında” denir. Her iki taraftan birer kişi seçilir ve bu seçilen kişiler çeliklerini uzağa fırlatırlar. Hangi oyuncu çeliği daha fazla uzağa atabilmişe o taraf oyuna başlar (A takımı diyelim) Oyun başlarken yere küçük bir çukur açılır veya iki taş çeliğin boyu kadar aralıklı olarak yan yana konur. B takımı oyuncuları karşı tarafa geçer. Böylece oyun başlamış olur.

Oyuncu elindeki sopayla çukurun üzerine yerleştirdiği çeliği karşı B taraf oyuncularına doğru hızla atar ve sopayı yere bırakır. Eğer B taraf oyuncuları atılan çeliği havada yakalarsa hem sayı kazanırlar hem de çeliği kaptıran A takımı oyuncusu oyundan çıkmış olur. B takımı çeliği yakalayamadıysa, çeliği düştüğü yerden tekrar yerdeki sopaya doğru atarlar. Sopayı vurabilirlerse karşı A takımının oyuncusu yine oyundan çıkar.

Vuramazlarsa A takımı çelikle sopanın arasındaki mesafeye bakarak B takımının bu mesafeyi kendi belirledikleri bir adımda almasını ister. Örneğin “3 adımda al, 5 adımda al” gibi. B takımında adımını büyük atabilen ve kendine güvenen bir oyuncu bulunmazsa, ya da bu adım sayısında çomaktan çeliğe ulaşamazsa A takımı adım sayısı kadar sayı alır. Eğer bu adımda yetişebilirlerse sayıyı B takımı alır. Oyunun başında kararlaştırılan sayıya ilk ulaşan takım oyunu kazanır. Bir sonraki oyuna kazanan taraf başlar. hangi tarafın oyuncularının tamamı ölürse bu defa diğer taraf oyuna başlar. Bir takım kararlaştırılan sayıya hiç puan kaybetmeden ulaşırsa oyundan çıkmış bir arkadaşlarını tekrar oyuna sokarlar.

Saklambaç (ya da saklanbaç), bütün dünyada yaygın bir biçimde oynanan bir çocuk oyunudur.
Saklambaç oynarken oyuncu sayısına bir kısıtlama getirilmez. Oyunculardan biri ebe olarak seçilir. Ebe bir duvara, ağaca ya da başka bir nesneye kafasını yaslar ve gözünü -genellikle kolu yardımıyla- kapatarak oyuncular tarafından kararlaştırılmış bir sayıya kadar birer birer sayar. Ebenin yaslandığı bu yere sobeleme yeri denir. Bu sırada diğer oyuncular ebenin onları göremeyeceği yerlere saklanırlar. Oyuncuların amacı, “Önüm arkam sağım solum sobe” diyerek saymayı bitiren ebenin onları aramak için sobeleme noktasından ayrıldığında gelip ellerini sobeleme noktasına dokundurarak sobe yapmaktır. Ebeden önce sobe yapabilen oyuncular kendilerini bir sonraki turda ebe olmaktan kurtarırlar ancak ebenin saklandığı yeri bulup kendisinden önce sobelediği oyuncu ise bir sonraki turda ebe olur ve oyun bu şekilde oyuncular oynamaktan sıkılıncaya kadar devam eder.

Yaygın oynanan saklambaç türlerinde ebenin sobelediği oyuncunun adını herkesin duyacağı şekilde bağırması gerekir. Ebenin, gördüğü oyuncunun adını herhangi bir nedenle yanlış söylemesi oyunun ebe tarafından kaybedilmesine yol açar ve buna ‘kazan çömlek patladı’ denir. Oyuncular bir ağızdan ‘kazan çömlek patladı’ diye bağırarak saklanmakta olan arkadaşlarını uyarırlar. Sonrasında ebe tekrar gözlerini kapatıp sayma işlemine başlar ve oyuncular saklanırlar.
Çeşitli yörelerde farkı adlarla saklambaç benzeri oyunlar oynanmaktadır.

BALIK BATTI OYUNU
Televizyonun yaygınlaşmasından önce akşam misafirliklerinde kadınlı erkekli gruplar tarafından oynanan bir oyundur. Grup halka olur, bağdaş kurup oturur, herkes ellerini bacaklarının altına sokar. Bir kişi ise halkanın ortasında oturur. Halkada oturanlar ellerindeki kıvrılmış bir mendili birbirlerine ebeye yakalanmadan verirler. Ebe ise mendilin kimde olduğunu anlamaya çalışır. Herkes ebe baktığında sanki mendil kendisindeymiş gibi paniğe kapılmış görünmeye çalışarak ebeyi yanıltır, bu esnada mendil elden ele dolaşır. Arada bir mendille ebeye vurulup tekrar saklanır. Ebe mendili kimin elinde yakalarsa yeni ebe o olur.

DİKİLİ TAŞ OYUNU
Oyuncu grubu ikiye ayrılır, her grupta 4-5 kişi olmalıdır. Her iki grup yüzleri birbirine bakacak biçimde 8-10 metre kadar aralıklı durur. Herkes birer metre aralıklarla önlerine birer sivrice taş ya da sopa dikerler. Daha sonra her grup bir taraftan kendi taşlarını korumaya çalışırken diğer taraftan karşı tarafın taşlarını devirmeye çalışır. Bütün taşları ilk devrilen taraf mağlup olur.

ELİM SENDE
Çocuklar bir tekerleme söyleyerek aralarında bir ebe seçtikten sonra ebeden kaçarlar. Ebe ise onlara eli ile dokunmaya çalışır. Ebe kime dokunursa bu defa o çocuk ebe olur.

ABA ALMASI
Onbeş yirmi kişi katılabildiği için daha çok kalabalık gruplarla gidilen pikniklerde oynanan eğlenceli bir oyundur. Grubun yarısı birer ikişer metre ara ile halka olur, diğer yarısı ise bu gruptakilerin sırtına biner. Bir çift ise ebe olur. Sırttakiler başörtüsü ya da mendil gibi bir kumaşı ebe çifte kaptırmadan birbirine atmaya çalışır. Eğer ebe kaparsa ya da mendil yere düşerse bu defa omuzdakiler aşağıya iner, alttakiler omuza alınır.

YÜZÜK
Kış geceleri kadınlı erkekli erişkin grupları tarafından oynanan bir oyundur. Oyuna katılanlar iki gruba ayrılırlar, her gruptan bir kişi seçilir. Bir tepsiye iki fincan ters konulup birisinin altına yüzük saklanır. Hangi oyuncu yüzüğün hangi fincanın altında olduğunu bilirse oyuna onun ekibi başlar. Tepsiye birisinin altında yüzük saklanacak biçimde 12 fincan kapatılır. Oyuna başlayan gruptan birisinin önüne tepsi getirilir ve yüzüğü tek defada bulması istenir. Bulamazsa sıra aynı gruptan bir sonraki oyuncuya geçer. Yüzük bulunduğunda tepside kaç fincan varsa o grubun hesabına o kadar puan yazılır. İlk açan kişi yüzüğü bulursa 20 puan alır. Ancak ilk oyuncu bulamaz da ikinci oyuncu bulursa 10 puanı karşı ekip alır. Yani ikinci hamlede yüzüğü bulmamaya gayret etmek gerekir. Önceden belirlenen 200-300 gibi bir puana ilk erişen grup oyunu kazanır. Kaybeden ekip diğer ekibe ziyafet vermek ya da başka bir isteklerini yerine getirmek durumundadır.

KEMİK
Özellikle mehtaplı gecelerde oynana bu oyunda çocuklar iki gruba bölünürler. Gruplardan birisi “ak koç”, diğeri “kara koç” adını alır. Bir merkez belirlenir ve bir taş dikilir. Küçük beyaz bir kemik bulunur. Oyunculardan bir grup bu kemiği bir yere atar, ay ışığında her iki grup da bu kemiği aramaya koyulur. Kemiği önce bulan gruptan , örneğin akkoç grubu bulduysa, “ak koç, kara koça bindiii” diye bağırır. Ak koç grubuna dahil olanlar, kara koç grubundan kimi yakalarlarsa sırtına binerek kendilerini merkez taşa taşıtırlar. Yakalanmadan merkeze kadar koşanlar ise rakiplerini taşımaktan kurtulurlar. Oyun böylece sürüp gider.

KOZA OYUNU
Oyunculardan bir tanesi eline bir taş parçası veya benzeri bir şey saklar. Bu taşı bulan ebelikten kurtulmuş olur. En sonunda taşı bulamayan son oyuncu ebe olur. Bu oyun genişçe bir alanda istenildiği kadar oyuncu ile oynanır.
Adına “Koza” denilen düz, hafif sivri ve normal irilikteki taş iyi bir yere dikilir. Dikilen bu “Koza” dan 5-6 metre uzağa uzun bir çizgi çizilir. Her oyuncu önceden seçmiş olduğu atış taşını 5-6 metre uzaklıktaki bu çizgiye doğru düzgün bir biçimde fırlatır. Çizgiye yakınlık durumuna göre oyuncular başlama sırası alırlar. Ebe olan oyuncu kozanın yanında bekler. Diğer oyuncular sırasıyla bir ayaklarını çizgiye koyarak atış taşlarını kozaya doğru fırlatırlar. Kozayı yıkan oyuncu gidip tekrar taşını alır ve oyuna devam hakkına sahip olur. Yaptığı atışta kozayı vuramayan yani “Fırt eden” oyuncunun atış taşı olduğu yerde kalır. Taşı yerde kalan oyuncu ebeye görünmeden koşup ayağını kendi taşına basabilirse taşını alıp oyuna devam eder. Ayağını taşa basmadan ebe tarafından yakalanan oyuncu ebe olur. Koza yıkıldığı zaman ebe kimseyi kovalayıp yakalayamaz, önce kozayı yerine dikmesi gerekir. O kozayı dikmeyle uğraşırken diğer oyuncular taşlarını almaya çalışırlar. Oyun bu şekilde sürüp gider.

ÇINDIR PIR
Bu oyunda yuvarlak ve normal genişlikteki bir alan seçilir, çocuklar bu alana toplanırlar. İki takıma bölünen çocukların her birisi arşı takımdan yaşı ve boyu kendisine yakın başka bir çocukla eşleşir. Eşleşen iki rakip oyuncu alanın kenarında bir noktada el ele tutuşurlar ve oyun için hazır duruma geldikten ve diğer oyuncular meydanı boşalttıktan sonra oyuncular “çındır pır” derler ve her biri birbirine zıt yönlere doğru koşmaya başlarlar. Oyuna ilk başlanılan noktaya ilk gelen oyuncu çındır pır oyununu kazanarak ekibine bir puan kazandırmış olur. Özellikle tüm sınıfın ya da kalabalık çocuk gruplarının oynayabileceği eğlenceli , çocukların fiziksel özelliklerini geliştiren, takım ruhu yaratan bir oyundur.

AÇIL KİLİDİM AÇIL
Kış geceleri küçük yaştaki çocukların evde oynayabilecekleri bir oyundur. Tüm çocuklar çember oluşturup yere otururlar ve ellerini yumruk yaparak üst üste kule gibi dizerler. Biri işaret parmağı yapmağı ile yumrukların üst tarafına dokunarak “Açıl kilidim açıl” diyerek teker teker elleri açar. En alttaki el açılmayınca açılmadığını görünce, elin sahibine soruları sorar cevapları alır.
Hani bunun kilidi?
Kuyuya düştü.
Kuyu ne oldu?
İnek içti.
İnek ne oldu?
Dağa kaçtı.
Dağ ne oldu?
Yandı bitti kül oldu
Külü nereye savruldu?
Havaya.
Soru-cevap bitince bütün çocuklar iki ellerini, parmakları açık olarak çenelerinin altında sakal gibi tutarak “Vay köse sakalım… Vay köse sakalım” sözlerini tekrarlayarak gülüşürler. Sonra en alta başka çocuk elini koyar, kilidi daha başka bir çocuk açar ve oyun sürüp gider.

çocuk oyunu, çocuk oyunları, çocukların oynadığı oyunlar, çocuklar için oyun, çocuklukta oynanan oyunlar, çocuk oyun çeşitleri, çocuk oyunları hakkında bilgi, çocuk oyunları ile ilgili bilgi, çocuk oyunlarıyla ilgili bilgi, çocukların oynadığı oyunlar,

Bu yazıda aradığınız konu yoksa soruyu yazın paylaşılsın ve eklensin