İdrar nasıl oluşur yazısına puan ver :
1 Puan2 Puan3 Puan4 Puan5 Puan6 Puan7 Puan8 Puan9 Puan10 Puan | 8,45 / 10 | 22 kisi / 186 puan verdi.
Loading ... Loading ...
Bu siteyi beğendinmi?

Soru: İdrar nasıl oluşur
Cevap: İdrar oluşumunda üç önemli olay yer alır.

1- Glomerüler filtrasyon
2- Tübüler reabsorpsiyon (geri emilim)
3- Tübüler sekresyon (salgılama)

Glomerüler filtrasyon idrar oluşturmada ilk basamaktır. Filtrasyon, hidrostatik ve onkotik basınçların bir sonucu olarak gerçekleşir. Oluşan ultrafiltrat nefronların tübüllerinde hacim ve kompozisyon olarak önemli değişikliklere uğrar. Bazı maddeler tamamen yada kısmen reabsorbe (geri emilim) edilirken, bazı maddeler de filtrasyona ilaveten peritübüler hücreler tarafından tüp lümenine salgılanır.

Tübüler reabsorpsiyon ve sekresyon olayları aktif ve pasif olarak gerçekleştirilir. Maddelerin tüp lümeni ile peritübüler bölme arasındaki değişimi transsellüler ve parasellüler yolla gerçekleşir.

Her iki böbrekteki nefronlardan bir dakikada meydana gelen filtrata glomerüler filtrasyon hızı denir ve bu yaklaşık 125 ml/dk.dır. Bu miktarın sade 1 ml/dk.si idrar olarak mesaneye ulaşır.

İdrarın Özellikleri
İdrar, metabolizma sonucu üretilen artık maddelerin taşındığı % 95 oranında sudan oluşan sarı renkli bir sıvıdır. Normal bir insan günde 1200-1700 ml kadar idrar çıkarır. Bu miktar bazı durumlara bağlı olarak değişir.
İçilen su miktarı, beslenme tarzı, diüretik kullanımı, kullanılan ilaçlar, ortamın sıcaklığı, kan basıncına bağlı olarak idrar miktarı ve niteliği değişir.

İdrar Oluşumu

Kanın kimyasal bileşimini böbrekler düzenlediğine göre, vücutta dolaşan kanın tamamının böbreklerden geçmesi gerekmektedir. Dinlenme halinde kalbin pompaladığı kanın her 4 litresinden 3′lt si vücuda, 1 lt si ise böbreklere gider. Böbreklere bu kanı getiren böbrek atardamarları karın aortundan ayrılır. Hücreler ile doku sıvısı; kılcal damarlar ile doku sıvısı arasında sürekli madde alışverişi vardır. Bu madde alışverişinde etkili olan faktörler:

• Kanın damar duvarına yaptığı hidrostatik basınç,
• Kan plazmasının ve doku sıvısının osmotik basıncıdır.

İdrar oluşumunda sıvı akımının yönünü bu iki faktör belirlemektedir. Hidrostatik basınç kılcallar içinden doku sıvısına doğru, osmotik basınç ise doku sıvısından kılcallara doğru sıvı akışını sağlayan kuvvetlerdir. Atardamar ucundaki kılcallarda hidrostatik basıncın osmotik basınçtan fazla olmasınedeniyle, kılcallardan doku sıvısına doğru; toplardamar ucundaki kılcallarda osmotik basıncın hidrostatik basınçtan fazla olmasınedeniyle de doku sıvısından kılcallara doğru sıvı akımı olmaktadır.

İdrar oluşumu süzülme (filtrasyon), geri emilme (rezorpsiyon) ve salgılama (sekresyon) olmak üzere üç ayrı olayla gerçekleşir:

Süzülme
Vücut hücrelerinde meydana gelen metabolizma artıkları önce doku sıvısına, oradan da kılcal damarlara geçerek dolaşım sistemiyle böbreklere taşınmaktadır. Süzülme böbreklerde malpigi cisimciklerinde olmaktadır. Malpigi cisimciklerinde glomerulusa kadar gelen kandan kan hücreleri, plazma proteinleri ve yağ gibi büyük molekülün dışındaki tüm küçük moleküller bowman kapsülünden tüp içine geçerler. Bu geçen maddelerin içinde su, glikoz, tuzlar, üre, ürik asit, potasyum, fosfatlar ve sülfatlar gibi maddeler bulunur (Şekil 9.6). Bunun yanında demir, eser mineraller ve bazı vitaminler gibi bazı küçük moleküller kandaki büyük moleküllere bağlanarak kanda kalırlar.

Süzülmenin meydana geldiği glomerulus kılcalları vücut kılcalları ile aynı özelliklere mi sahiptir?
Glomerulus kılcallarını diğer vüut kılcallarından ayıran bazı özellikleri vardır. Bu farklı özellikler glomerulusu ideal bir süzgeç haline getirmiştir. Bu özelliklerden birisi, glomerulus kılcallarının iki arter arasında bulunmasıdır. Halbuki diğer vücut kılcallarının bir ucunda arteriol, diğer ucunda ise venul (küçük toplardamar) bulunur. Glomerulusun bu özelliği kapillerin iki ucu arasındaki kan basıncının aynı olmasını sağlar. Bir diğer ayırıcı özellik, glomerulus kıcallarındaki kan basıncının diğer kılcaldamarlardakinden iki misli olmasıdır. Bu basınç ile süzülme sağlanmaktadır. Üçüncüsü, glomerulus kılcallarının kapiller ve kapsüler endotelyum olmak üzere iki tabaka ile örtülü olmasıdır. Bu durum kan hücrelerinin ve proteinlerinin kapsüle verilmesini engeller. Dördüncü farklıözellik ise, bunların su ve erimişmaddeleri sadece dışarı doğru geçirmesidir. Yani sıvı hareketi (Süzülme) bir yönde olmakta, geri emilme söz konusu olmamaktadır. Ayrıca glomerulus kılcalları çok sayıda gözenek (por) taşırlar ve diğer kılcallardan 100 kat daha geçirgendirler. Kapsüle geçen sıvı (süzüntü) idrar değildir. İdrarın oluşması proksimal ve distal tüpleri çevreleyen kılcallarda olmaktadır. Glomerulustan süzülme olayı çeşitli mekanizmalar sayesinde sabit tutulur. İnsanda dışarıya atılan idrar glomerulustan süzülen maddenin ancak % 1′i kadardır. Süzülen maddelerin çoğu örneğin suyun % 99′u, sodyumun % 95′i, glikozun % 100′ü, ürenin % 56 sı geri emilerek tekrar kana verilir.

Geri Emilme
Proksimal Tüpte Geri Emilme

Geri emilme böbrek fonksiyonunda en önemli basamaktır. Eğer bu olay gerçekleşmeseydi vücudumuz kısa sürede kan için gerekli olan su, mineral maddeler, çeşitli iyonlar, glikoz ve diğer organik molekülleri idrarla dışarıatar ve kanın kimyasal bileşimi bozulurdu. Proksimal ve distal tüplerin çevresindeki kılcal damar ağı, böbreğin kanın bileşimini denetleme yeteneğini ortaya çıkarır. Burada geri emilme osmotik kurallara göre pasif; ya da ATP kullanımı ile aktif taşıma şeklinde olmaktadır. Çeşitli maddelerin tüplerden geri emilmesi böbrek eşik değerine bağlıdır.

Eşik değeri, çeşitli maddelerin kanda bulunması gereken normal konsantrasyonlarına denir.
Örneğin bu değer glikoz için 100 ml toplardamar kanında 180 mg. kadardır. Kanda glikoz miktarıbu değeri aşarsa glikoz tübüllerden geri emilmez, idrarla dışarıatılır. Proksimal tüplerde geri emilimi olan maddelerden birisi glikozdur. Bu maddenin geri emilimi bağırsaklardaki gibi sodyum eşliğinde olmaktadır. Glikoz ve sodyum tübül hücresi zarında bulunan özel bir taşıyıcımoleküle bağlanarak hücre içine taşınırlar. Glikoz buradan difüzyonla hücrelerarasısıvıya, buradan da kana geçer. Burada geri emilimi yapılan bir diğer maddesodyumdur. Tübüllerde bu maddenin geri emilimi aktif taşınma ile gerçekleşir. Süzüntüde bulunan sodyumun 7/8′i proksimal tüplerde geri emilerek kana geçer. Tübüllerin gerçekleştirdiği en önemli iş, çok miktardaki suyun süzüntüden geri emilerek tekrar kana verilmesidir. Suyun geri emilişi osmotik kurallara göre pasif bir şekilde olur.
Proksimal tüpte geri emilimi olan diğer önemli maddeler bikarbonat iyonları, fosfat ve potasyumdur.
Proksimal tüplerde sekretorik olaylar da gerçekleşmektedir. Yani vücuda dışardan girmişbazıyabancımaddeler ve ilaçlar sekresyonla kandan alınıp tübül sıvısına verilir.

Henle Kollarında Geri Emilme
Henle kolları nefronda oluşan idrarın yoğunlaştırıldığı yerlerdir. Henle inen kolu suya çok geçirgen, katımaddelere ise az geçirgendir. Bu nedenle inen koldan hücreler arası doku sıvısına sürekli su geçişi olur ve süzüntü hipertonik duruma gelir. Henle çıkıcı kolu ise suya geçirgen değildir. Buna karşılık sodyum iyonlarına çok, üreye karşı ise az geçirgendir. Yoğunluk farkı nedeniyle Na+ iyonları pasif olarak doku sıvısına geçer. Bunun sonucu çıkan kolda ilerleyen süzüntü hipotonik duruma gelir. Henle kolunun inen ve çıkan kollarındaki ters akım sistemi nedeniyle tüp hücreleri ve kılcal damar kanı ile doku sıvısı arasında osmolarite farkı oluşturmakta, bunun sonucu olarak da su idrar toplama kanallarından doku sıvısına geçmektedir. Böylece idrarın yoğunlaşması sağlanmaktadır.

Suyun idrar toplama kanallarındaki geçişi hipofizin antidiüretik (vasopressin) hormonunun kontrolü altında olmaktadır.

Vücudun suya gereksinimi olmadığı zaman hipofiz bezinden vazopressin hormonu salınmakta, bunun sonucu da su geri emilmeyerek idrarla dışarı atılmaktadır.

Distal Tüpte Geri Emilme
Distal tüplerden geçen süzüntünün 15 ml. si dakikada geri emilmektedir. Bu bölgede suyun geri emilişi de vazopressin hormonunun kontrolünde gerçekleşir. Tüplerden suyun bol miktarda geri emilimi ile idrar iyice yoğunlaşır. Proksimal tüplerde emilmeyen sodyumun 1/8 i distal tüplerde geri emilmektedir. Bu da aldosteron hormonun etkisiyle olmaktadır. Vücuda yeteri kadar sodyum alınmazsa vücutta su tutulamaz, bunun sonucu hücrelerarasısıvının hacmi azalır. Bowman kapsülüne geçen süzüntüdeki potasyumun proksimal tüplerde geri emildiği söylenmişti. Fakat idrarda potasyum bulunduğu da bilinmektedir. Bu durumda bir yerde potasyum salgılaması söz konusudur. Gerçekten de bir miktar potasyumun distal tüp hücreleri tarafından kandan idrara verildiği bilinmektedir.

Geri emilim toplama kanallarında suyun geri emilimi ile sonlanır, böylece idrar oluşumu tamamlanmaktadır. Oluşan idrar böbreğin pelvis bölgesinde toplanarak üreterle idrar kesesine taşınır. İdrar kesesi dolunca uretra kanalı ile dışgenital organlardan idrar halinde dışarı verilir. Uretranın idrar kesesine bağlandığı yerde bulunan kapakçıklar idrarın geri dönmesini engeller. İdrar kesesi duvarı kasılabilir kaslarla çevrilmiştir. Kese idrarla dolduğu zaman gerilen duvarın içinde bulunan serbest sinir uçları beyine uyartı göndererek kesenin kasılmasını ve uretranın başlangıç kısmında bulunan kapakçıkların gevşemesine neden olur.

İdrar, İdrar nasıl oluşur, İdrar oluşumu, İdrar nasıl olur, İdrar nasıl olmaktadır, İdrarın oluşumu, İdrarın oluşumu hakkında, İdrar oluşumu ile ilgili bilgi, İdrarımız nasıl olur, İdrarımız nasıl oluşur, İdrar hakkında, İdrarın Özellikleri, İdrarın oluşması,

Bu yazıda aradığınız konu yoksa soruyu yazın paylaşılsın ve eklensin

  1. sezer
    03 Şubat 2013 | Cevapla

    3 nerde bunun salgılanım evresi yani(tubuler ekstraksiyon)cevap bekliyorum dönem ödevi için