İman Nedir yazısına puan ver :
1 Puan2 Puan3 Puan4 Puan5 Puan6 Puan7 Puan8 Puan9 Puan10 Puan | 2,00 / 10 | 1 kisi / 2 puan verdi.
Loading ... Loading ...
Bu siteyi beğendinmi?

İman nedir?
İman, lügatte, bir şey’e tereddütsüz inanmak ve kesin olarak, içten ve yürekten bağlanmak demektir. Dinî mânâsı ise, Allah’ın varlığına, birliğine, tereddütsüz inanmak ve Hz. Muhammed’in (asm) peygamber olduğunu ve bize bildirdiği şeylerin hepsinin hak ve doğru bulunduğunu, hiçbir şübhe duymadan kabûl ve tasdik etmektir.

Allah'a İman
Allah Teâlâ’nın varlığına ve birliğine inanmak ve O’nu sıfat ve isimleriyle güzelce tanımaktır. Allah’a îman, bütün dinlerin temelidir. Allah’a inanma, O’na dayanma ve ibâdette bulunma ihtiyacı, insanda yaratılıştan vardır. Bu duygu, insanla beraber doğmuş ve her devirde de olagelmiştir. Allah’ın varlığının delillerinden biri de budur. Çünkü fıtrat yalan söylemez. İnsan fıtratında, madem, bir yüce Yaratıcıya inanıp dayanma, O’na ibâdet etme, yalvarıp dileklerine karşılık bulma ihtiyacı vardır; öyleyse o yüce Yaradanın vâr olmaması mümkün değildir. Bu, fıtratın inkârı demek olur. Başka hiçbir delil olmasa bile, bu fıtrat ve vicdan delili, Allah’ın varlığını anlamamız için kâfi bir ışıktır. Aslında, Allah’ı inkâra yeltenenler bile, başları dara geldiği zaman yine Allah’a yönelmek, O’ndan yardım dilemek zorunda kalırlar. Fakat darlıktan kurtulur kurtulmaz yine eski hallerine dönerler. Bunun misallerini pek çok görmüş ve duymuşuzdur. Bu hususa Kur’ân-ı Kerîm şu şekilde işâret buyurmaktadır:
“İnsana bir zarar dokunduğu zaman, yan üstü yatarak, yahut oturarak veya ayakta iken bize yalvarır. Fakat ondan (ilticâsına sebeb olan o) zararı kaldırdığımız zaman, sanki kendine dokunan bir zarardan dolayı bize yalvaran o değilmiş gibi hareket eder. (Eski sapıklığına devam eder.)” (Yûnus, 12)

“Gemiye bindikleri zaman (batma korkusundan) ihlâs ile Allah’a yalvarırlar, fakat kendilerini karaya çıkarıp kurtardığımızda, hemen şirk koşarlar.” (el-Ankebût, 65).

Meleklerin Vâr Olduğuna Neye İstinâden İnanıyoruz?
Meleklerin varlığını, başta İslâm, bütün semavî dinler haber vermiş, Peygamberler onları hakikî hüviyetleriyle görüp kendilerinden vahiy almışlardır. Kur’an ve diğer mukaddes kitablar da meleklerin varlığından bahsetmişlerdir. Bütün bunlar, meleklerin varlığına, gözle görmek gibi kesin bir delil teşkil ederler. Bütün Hak dinlerin ve Peygamberlerin varlığında ittifak ettiği; Peygamberimizin ve Kur’an’ın varlığını haber verdiği meleklere “gözümle göremiyorum” diye inanmamak, büyük bir cehalet ve inkârdır. Allah’a inanan bir kimse için, Meleklere inanmamak söz konusu olamaz.

Meleklere İman
Meleklere îman, îman esasları içinde mühim bir yer işgal eder. Çünkü melekler, Allah’tan aldıkları İlâhî vahyi peygamberlere ulaştıran birer elçi durumundadırlar. Bu bakımdan vahye ve peygamberlere inanmak, önce onlara vahyi ve peygamberliği getiren meleklerin varlığına inanmayı gerektirmektedir. Meleklere inanmamak, peygamberlere de inanmamayı netice verecektir. Meleklere îmanın Allah’a îmandan hemen sonra zikredilmesinin sebebi de budur.

Peygamberlere İman
Allah Teâlâ’nın, emirlerini ve yasaklarını kullarına bildirmek üzere elçi seçtiği büyük insanlara Peygamber denir.

Peygamberlere îman, Allah’ın insanları doğru yola iletmek, emir ve yasaklarını onlara duyurmak için Peygamber denilen elçiler gönderdiğine inanmak, Peygamberlik müessesesinin varlığını kabûl etmek, Kur’an’da Peygamber olduğu zikredilen şahısların Peygamber olduklarını tasdik etmek demektir.

Peygamberler de bizim gibi insan olmakla beraber, onlar Allah’ın seçkin kullarıdır. İnsan çalışıp çabalamakla, istemekle Peygamber olamaz. Peygamberlik, Allah vergisidir.

Kitablara İman
Allah Teâlâ insanlara gönderdiği Peygamberlerin bir kısmına, birer de kitab indirmiştir. Bu kitablarda Allah, insanlara emir ve yasaklarını bildirmiş; onlara iyiyi, güzeli öğretmiş, doğru yolu göstermiştir. İşte bu kitablara, Allah’ın kitabları mânasına İlâhî Kitablar denir. Ayrıca semâvî kitablar, mukaddes kitablar adı da verilir. İslâm dîni Allah’ın indirdiği bütün İlâhî Kitablara inanmayı emreder. Bu îmanın özü şudur: Her Peygambere vahiy gelmiştir. Bâzı Peygamberlere gelen vahiyler, bir araya getirilerek müstakil birer kitab halini almıştır. Kendilerine kitab verilmeyen peygamberler ise, daha önce indirilmiş olan İlâhî bir kitaba tâbi olmuş, onun hükümlerini, gönderildikleri insanlara anlatmışlardır. Kur’an, en son İlâhî Kitabdır. Son Peygamber Hz. Muhammed’e (asm) indirilmiştir. Kur’an’da çeşitli peygamberlerden bahsedilmekte ve bu peygamberlerden bâzılarına kitablar verildiği anlatılmaktadır. Her Müslüman, Kur’an’a inandığı gibi, Kur’an’ın haber verdiği bu İlâhî kitablara da inanmalıdır. Bu îman, İslâm’ın inanç esasları arasında mühim bir yer tutar. Çünkü Kur’an da, daha önce indirilmiş İlâhî kitablar gibi bir İlâhî kitabdır. Geçmişteki İlâhî kitablara inanmak Kur’an’a inanmayı gerektirdiği gibi, Kur’an’a inanmak da geçmişteki İlâhî kitabların varlığını kabûl etmeyi icab ettirir.

İlâhî Kitablar Kaça Ayrılır, İsimleri Nelerdir?
Kur’an’dan önce indirilmiş olan İlâhî Kitablar ikiye ayrılır: 1. Küçük kitablar, 2. Büyük kitablar. – Kur’an’dan önce indirilmiş olan küçük kitablara, sahifeler mânasına “Suhuf” denir. Bunlar, kitab denemeyecek hacimde birkaç formalık kitabcık veya risaleciklerdir. Hepsi 100 sahifedir. Kendilerine suhuf verilen peygamberler: ådem, Şît, İdris ve İbrahim Peygamberlerdir. Bunlardan ådem Peygambere 10 sahife, Şît Peygambere 50 sahife, İdris Peygambere 30 sahife ve İbrahim Peygambere 10 sahife verilmiştir. Kur’an’ın dışındaki büyük kitablar üç tanedir. İsimleri: Tevrât, Zebûr ve İncil’dir. Böylece Kur’an’la birlikte 4 büyük kitab olmuş olur. Bunlardan Tevrat, Mûsâ Peygambere, Zebûr Dâvud Peygambere, İncil de İsâ Peygambere indirilmiştir. Kur’an ise, hepimizin bildiği gibi Peygamberimiz Hz. Muhammed’e (asm) indirilmiştir.

İman Nedir Kısaca
İman sözlükte, “bir kişiyi söylediği sözde tasdik etmek, doğrulamak, söylediğini kabullenmek, gönül huzuru ile benimsemek, karşısındakine güven vermek, güvenlikte olmak, şüpheye yer vermeyecek biçimde içten ve yürekten inanmak” anlamlarına gelir.
Terim olarak ise, Hz. Peygamber’i, Allah Teâlâ’dan getirdiği kesin olarak bilinen hükümlerde (zarûrât-ı dîniyye) tasdik etmek, onun haber verdiği şeyleri tereddütsüz kabul edip bunların gerçek ve doğru olduğuna gönülden inanmak demektir.

Buna göre; imanın hakikati ve özü kalbin tasdikidir. Kalbin tasdiki imanın değişmeyen aslî unsurudur. İmanla bilgi arasında çok yakın bir ilişki söz konusudur. Her inanan kişi, neye inandığını bilir, fakat her bilme inanmayı gerektirmez. İnanılacak esaslarla ilgili bilgiye iman denilebilmesi için, kişinin gönlünde ve kalbinde hür iradeye dayalı bir boyun eğişin, teslimiyetin ve tasdikin bulunması gerekir. İman edene sevap, etmeyene ceza verilmesinin dayanağı, kişinin gönülden bağlılığının ve tasdikinin bulunup bulunmamasıdır.

İman, İman nedir, İman ne demek, İman Hakkında Bilgi, Allaha İman, Kitablara İman, Peygamberlere İman, Meleklere İman, İman Anlamı, İman Nedir Kısaca

Bu yazıda aradığınız konu yoksa soruyu yazın paylaşılsın ve eklensin