Kalpte Delik Hakkında Bilgi yazısına puan ver :
1 Puan2 Puan3 Puan4 Puan5 Puan6 Puan7 Puan8 Puan9 Puan10 Puan | 6,20 / 10 | 5 kisi / 31 puan verdi.
Loading ... Loading ...
Bu siteyi beğendinmi?

Kalpte Delik Hakkında Bilgi
Doğumsal kalp hastalıklarının önemli bir bölümünü de kalpteki delikler oluşturuyor. Kalpte oluşan delikler, kalp yetersizliğine yol açarak, çocukların büyümesini olumsuz yönde etkilemesi açısından önem taşıyor. Kalpteki delikler sık geçirilen akciğer enfeksiyonlarına zemin oluşturduğu için, çocukların gelişimi açısından risk oluşturuyor.

ASD (Atrial Septal Defekt)
“Kalpte delik” olarak adlandırılan hastalıklardan biridir. Delik bu kez, kalp kulakçıklarını ayıran duvardadır. (Bkz Kalp anatomisi). Hemen hemen tüm ASD vakaları, tabii eğer zamanında saptanırsa, başarıyla tedavi edilebilmektedir.

ASD nedir?
Atrial septal defekt denen bu durum kalbin atrium denen kulakçıkları arasında bulunan septum adlı bölmede delik olmasıdır. Sol kulakçıktaki oksijence zengin kan delik yoluyla sağ kulakçıktaki oksijence fakir kanla karışır. Böylece sağ kulakçığa hem damarlar yoluyla doğal yoldan kan gelirken hem de sol kulakçıktan delik yoluyla kan dolar. Bu fazla hacimli kan, sağ kulakçıktan da sağ karıncığa; sağ karıncıktan da kalbe pompalanır. Kalbe fazla hacimli kanı pompalamak zamanla hem sağ karıncığın kalınlaşıp büyümesine neden olur hem de akciğer atardamarlarının basıncında artışa sebep olur.

ASD’de delik boyu küçük, orta veya büyük olabildiği gibi, yeri de bu bölmenin değişik bölgelerinde olabilir. ASD’nin belirtileri deliğin yeri, büyüklüğü ve sayısına bağlı olarak değişiklik gösterir. Tedavi de bu faktörlere bağlı olarak değişir.

ASD bazen çok karmaşık kalp anomalilerinin bir parçası olarak da görülebilir. Kızlarda erkeklerden daha fazla görülmesinin nedeniyse bilinmemektedir.

ASD’nin nedeni nedir?
Kesin bir nedeni bilinmemektedir. Emriyonun kalbi gelişirken karşılaştığı bazı ilaç, ışın, alkol vs ile ASD olabileceği düşünülmektedir. ASD ile birlikte seyreden bazı genetik anomalilerin de olduğu bilinmektedir ancak her ASD’de bu genetik anomaliler görülmemektedir.

Belirti ve bulguları nelerdir?
Daha önce de söylediğimiz gibi ASD’nin belirtileri deliğin yeri, büyüklüğü ve sayısına bağlı olarak değişiklik gösterir. Çoğu vakada hastada hiçbir belirti yoktur. Büyümesi, gelişimi normal olup atlar zıplar… Peki bu vakalarda tanı nasıl konur? Rutin muayenelerde kalpte üfürüm duyulması ile ASD’den şüphelenilip yapılan tetkiklerle tanı konabilir.

Ancak ASD daha genişse, kalpta basınç ve hacim yüklenmelerine neden olarak aşağıdaki belirtileri vermeye başlar:
İştahsızlık, kilo alamama,
Sık nefes alma, nefes darlığı,
çabuk yorulma,
Sık akciğer enfeksiyonları (mesela zatüre)

ASD teşhisi nasıl konur?
Hemen her vakada olduğu gibi kalpte üfürüm duyulursa pratisyen hekim veya çocuk doktoru üfürümün yeri, şiddeti vs göz önüne alarak hastayı eko yapılması için kardiyoloğa gönderip göndermeyeceğine karar verir. Kalp hastalığından şüphe edilirse göğüs filmi alınır, EKG çekilir ve ekokardiografi çekilmesi gerekebilir.

ASD tedavisi nasıldır? İlaç mı, ameliyat mı?
Tedavi, ASD tanısı konduğu andaki hastanın yaşı, ASD büyüklüğü ve kalbin durumuna bağlıdır.

Bebekken yakalanan çok küçük ASD’ler kendiliğinden kapanır ve ameliyat gerekmez.

Daha büyük ASD’ler kalp kateterizasyonu ile kapatılabilir. Açık cerrahi gerekmeksizin, kateterle kasık damarlarından girilerek deliğin kapatılması mümkün olabilmektedir.

ASD tedavisinde nadiren açık kalp cerrahisi gerekebilir.

Uzm Dr Erdem UZUNOĞLU
03,03,2010

ÜFÜRÜM NEDİR
Doktor çocuğunuzun kalbini dinlediğinde kapakların kapanma seslerini net olarak duyar. Kalpte bu seslerin dışında üfleme şeklinde farklı bir sesin bulunmasına üfürüm denir. Şiddetli üfürümler bir kalp hastalığının belirtisi olabilir, fakat çocuklarda duyulan bütün üfürümler her zaman kalp hastalığına bağlı değildir. Hafif üfürümlerin çoğu “masum üfürümler” denen ve sağlam kalpte de duyulabilen üfürümlerdir. Bazen üfürümün masum olup olmadığı kulakla dinlenerek ayırt edilemez ve ekokardiyografi gibi başka tetkiklere ihtiyaç duyulabilir.

Masum Üfürüm ne demektir?
‘Masum Üfürüm’ kalpte yapısal bir problem olmadan duyulan üfürümdür. Özellikle 2 ila 8 yaş arasındaki çocuklarda %50–80 oranında duyulabilir. Genellikle hafif şiddette ve müzikal karakterde olup, pozisyonla şiddeti değişen üfürümlerdir. Ayrıca ateşli hastalıklar sırasında ve kansızlıkta da üfürüm duyulabilir. Bunlara ‘fizyolojik üfürüm’ denir. Hastalıkların tedavisi yapıldığında bu üfürümler kaybolurlar.

Kalpteki üfürümleri şiddete göre derecelendirme yapmak mümkün mü?
Kalpteki üfürümleri biz 1 den 6 ya kadar derecelendiririz. İlk 3 derece masum üfürümler olabilir. Çocuğun heyecanlandığında, koşup oynadıktan sonra muayene olduğunda bile üfürüm duyulabilir. Ateşli hastalıklarda üfürümler çok daha belirgin duyulur. Masum üfürümlerin bile çok rahatlıkla bir hastalığa ait olduğu düşünülebilir. Ama ateş düştükten sonra, doktor kontrol ettiğinde üfürümün kaybolduğu ya da hafiflediğini hisseder.

Kalp hastalığı olan bebeklerde niçin sıkça bronşit rahatsızlığına rastlanır?
Kalp rahatsızlığı olan bebeklerde alt solunum yolu enfeksiyonları genellikle kalpte delik olduğu zaman gördüğümüz bir klinik ortaya çıkıştır. Kalpteki delikler temiz kanın kirli kan taşıyan tarafa geçmesine sebep olur. Kirli kan taşıyan kalbin sağ tarafına geçen kan miktarı normalden daha fazla miktardadır. Bu kan akciğere gönderilir. Vücuttan gelen kirli kanla birlikte kalbin sol tarafından kaçan temiz kan hepsi beraber artmış bir kan hacmi olarak akciğere iletilir. Bu dolaşım yükünü taşıyabilmek için akciğerin damarları genişler ve bir süre sonra içindeki hacim fazlalığı akciğer dokusuna bu kanın sıvı kısmının süzülmesine sebep olur. Akciğer dokusu ödemleşir ve solunum işlevi bozulur. Bu da akciğerin çok daha kolay enfekte olmasına sebep olur. Bu nedenle kalp hastalığı bronşitin alt solunum yolu enfeksiyonlarının, pnömoninin ortaya çıkması kalp hastalığının seyrini de ağırlaştırır. Çünkü böyle büyük bir deliği olup kalp yetersizliği yaşayan bir çocuk hastalıklarda zaten sınırlı olan beslenmesi daha da bozulduğu için enfeksiyonla da kolay kolay savaşamaz. Tabi hastalığının da seyri daha ağırlaşır. Kalbin yükü de daha artar ortada bir kısır döngü oluşur. Kalp de büyük bir delik varsa, çocuk daha hastalanmadan bu sıkıntıları yaşamadan tedavisini yaptırmak çok önemlidir. Çünkü bebekler hasta iken ameliyat edilemezler. Bir kere de bu hastalıklar başladıktan sonra tedavileri de normal bir bebekten çok daha zor olduğu için ve çok sık tekrarladıkları için bu durum bitmek tükenmek bilmeyen bir sıkıntılar zincirini oluşturur.

Kalp deliğine ameliyatsız çözüm
Kalp deliklerinin kateterle kapatılması uygulamasının Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesinde de uygulandığı bildirildi.

Akdeniz Üniversitesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hüseyin Yılmaz ve AÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İbrahim Demir düzenledikleri basın toplantısında, kalp deliklerinin ameliyatsız yöntemle kapatılması konusunda bilgi verdi.

Prof. Dr. Hüseyin Yılmaz, doğumsal kalp hastalığı olan kişilerdeki kalp deliğinin normalde çocuk yaşlarda tedavi edilmesi gerektiğini ancak masum seyrettiği için atlanabildiğini anlattı. Tedavinin genellikle cerrahi yöntem uygulanarak yapıldığına işaret eden Yılmaz, yaklaşık bir yıldır hastanede uygulamaya başladıkları yöntemle ameliyata gerek kalmadan kalp deliğini kateterle kapatabildiklerini söyledi.

Toplardamardan girerek kalbin sağından ve solundan deliği kateterle kapattıklarını belirten Yılmaz, yaklaşık yarım saat süren işlem sonunda hastanın bir günde taburcu olabildiğini vurguladı. Bir yıldır hastanede bu yöntemi uyguladıklarını kaydeden Yılmaz, vatandaşların bunu bilmediğini, halkı bilgilendirmek amacıyla bu toplantıyı düzenlediklerini bildirdi. Nefes darlığı, çarpıntı, gibi sorunu olanların kalbinde delik olabileceğine dikkati çeken Yılmaz, bu kişilerin bir kalp uzmanına başvurması önerisinde de bulundu.

Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İbrahim Demir de, kateterle kalp deliğine ameliyatsız uygulamanın ABD gibi gelişmiş ülkelerde beş yıldır uygulandığına işaret etti. Ankara ve İstanbul’da da bazı merkezlerde uygulanan bu yöntemin Akdeniz Üniversitesinde de bir yıl önce uygulanmaya başlandığını anlatan Demir, şunları söyledi: “Ancak Antalya ve çevresindeki hastalar Antalya’da bu yöntemle kalp deliklerinin kapatıldığını bilmiyorlar. Kalp delikleri yeni yöntemle cerrahi yönteme göre çok daha ucuza ve sorunsuz tedavi edilebiliyor. Kalp deliklerinin ameliyatsız tedavi yönteminin masrafı 7-8 bin TL civarında. Sosyal Güvenlik Kurumu da bu yöntemin ücretini ödüyor.”

Kalp Deliği Hakkında Bilgi
Karıncıklar Arası Bağlantı
Bebek anne karnında iken karıncıklar arası bölmenin tam kapanmaması sonucunda, iki karıncık arasında anormal bir kan akımı gerçekleşir.

Karıncıklar arası bağlantı (Roger hastalığı) doğumsal bir kalp hastalığıdır. Normal koşullarda karıncıklar arası bölme, sağ ve sol karıncığı ayırarak, sol karıncıktaki atardamar kanının sağ karıncıktaki toplardamar kanı ile karışmasını önler. Karıncıklar arası bağlantı bulunması bu bölmede bir delik olduğu anlamına gelir. Bu delik nedeniyle iki karıncığın kanı birbirine karışır.

Hastalık aslında kulakçıklar arası bölmenin açıklığına benzer. Bu hastalıkta sağ ve sol kulakçıklar arasındaki bölmede delik vardır. Kulakçıklar arası bağlantıda delik kulakçıklar arasındaki bölmededir; karıncıklar arası bağlantıda ise delik karıncıkları ayıran bölme üzerindedir. Genel kan dolaşımı açısından karıncıkların yaşamsal önemi olduğundan, hastalık, kulakçıklar arası bölme açıklığına göre daha ağır seyreder.

Bölmenin Doğumdan Önceki Gelişimi
Karıncıklar arası bağlantı, doğum sırasında bulunan bir oluşum bozukluğudur; dölütte karıncıklar arası bölmenin oluşumunu etkileyen gelişim kusurlarının sonucu olarak ortaya çıkar. Karıncıklar arası bölmenin gelişimi, alt bölme, orta bölme ve kalp soğanı bölmesinin kaynaşması ile gerçekleşir. Alt bölme, aşağıda, daha sonra sağ ve sol karıncığın gelişmesini sağlayacak kalp bölümlerinin sınırındadır. Bu bölme, aşağıdan yukarıya doğru gelişerek kulakçık-karıncık kanalı ile atardamar köküne doğru, içbükey bir kenar yapar. Dölütsel yaşamın sekizinci haftasında orta bölmeye erişerek ortada bir delik bırakacak şekilde onunla birleşir. Bu deliğe karıncıklar arası delik adı verilir.

Karıncıklar arası deliğin kapanmasını sağlayan uzantılar bir yandan aynı bölmenin kenarından, öbür yandan orta bölme ve soğan bölmesi adı verilen ve sonradan aort ile akciğer atardamarını ayıracak olan bölmeden gelir.

Dölütsel gelişimin sonunda, her iki karıncık boşluğu arasında tam bir bölme oluşur; ama bu bölmede bir açıklık kalırsa, iki karıncık arasında anormal bir bağlantı ortaya çıkar.

Aort Yetmezliğiyle Birlikte Görülen Karıncıklar Arası Bağlantı
Bölmenin alt ve ön bölümünde bulunan deliklerin komplikasyonudur (yüzde 2,5). Bu bölgede aortun sağ kapağı fıtıklaşmış durumdadır. Hastalarda, fiziksel gelişim geriliği, bedensel güç harcandığında gelişen nefes darlığı ve çabuk yorulma gözlenir. Dinlemeyle duyulan sürekli üfürüm bazen karıncık kasılmasında (sistol), bazen de gevşemesinde (diyastol) daha şiddetlidir, ikinci ses normaldir. Basınç farkı artmış ve diyastolik basınç sıfıra inmiştir.

Akciğer filminde, karıncıklar arası bölmenin özgün gölgesi ve aort çapında artış görülür.

Kalp kateterizasyonunda, sağ karıncık kanına sol kulakçıktan gelen kanın karıştığı saptanır. Kateter sağ karıncıktan doğrudan aorta geçebilir. Hastalığın tedavisi cerrahidir, karıncıklar arası bölmedeki delik kapatılır, aort kapağına düzeltme (plasti) ameliyatı uygulanır.

Yeri
Genellikle karıncıklar arası bölmenin zarsız bölümünde olan karıncıklar arası bağlantı, çok seyrek olarak kalbin kas katmanında yer alır. Bölmenin zarsı katmanı mitral ve triküspid kapakların kanatlarıyla birlikte karıncıklar arası bölmenin üst bölümündedir. Deliğin boyutları değişik olabilir (en fazla 2 cm), biçimi yuvarlak ya da ovaldir. Kas tabakasındaki delikler genellikle çok sayıdadır ve cerrahi düzeltme girişimleri açısından önemli sorunlar yaratır.

Sağ karıncık girişinin üstündeki “karıncık üstü ibiğinin” hemen üzerinde yer alan ibik tipi karıncıklar arası bölme deliği çok seyrek görülür. Karıncıklar arası bağlantı tek başına ya da öteki doğumsal kalp hastalıklarıyla birlikte görülür. Karıncıklar arası bağlantıyla birlikte, kulakçıklar arası bağlantı ya da açık kalmış Botallo kanalı (süt çocuklarında en sık görülen doğumsal kalp bozukluğu), aort darlığı, Fallot dörtlemesi, triküspid kapak tıkanıklığı, büyük damarların yerleşim bozukluğu (transpozisyon) gibi bozukluklar görülebilir.

Olguların küçük bir bölümünde karıncıklar arası bölme hiç bulunmayabilir. Sonuçta “üç boşluklu, iki kulakçıklı bir kalp oluşur, yani iki kulakçıkla bir tek karıncık boşluğu vardır. Bu karıncıktan hem aort, hem de akciğer atardamarı çıkar. Kulakçıklar arası bölme de gelişmemişse, iki boşluklu bir kalp söz konusudur.

Belirtileri
Hasta bebeklerde her zaman çok belirgin bir rahatsızlık gözlenmez. Yaşıtlarına göre gelişmeleri aynıdır, benzer oyunlara katılırlar, ama solunum güçlüğü daha erken gözlenir (soluk almada zorlukla birlikte “hava açlığı” duyarlar). Bazen işlevsel belirtiler daha ön plandadır. Bedensel güç harcandığında nefes darlığı ve yorulma belirginleşir. Bazı hastalarda belirtiler süt çocukluğundan başlayarak dikkat çekici olabilir; beslenme güçlüğü ve büyüme duraklaması görülebilir. Gene de bebeklerde hiç morarma (cilt ve mukozaların koyu mavi renk alması; siyanoz) görülmez; karıncıklar arası bağlantı açıklığı kulakçıklar arası bağlantı gibi morarmalı bir doğumsal kalp hastalığı değildir.

Bazen, geçici morarma nöbetleri görülse de, bunlar daha çok enfeksiyona bağlı bronş-akciğer iltihabı gibi sağ karıncık basıncını artıran, kan akımının yönünü sağdan sola çeviren geçici etkenler sırasında ortaya çıkar. Böylece toplardamar kanı, atardamar kanına karışır. Bazı olgularda hafif ama inatçı bir morarma gözlenebilir. Bu durum, sağ karıncıkta kalıcı yüksek basınç oluşturan etkenlere (kronik akciğer hastalıkları) ya da karıncık gevşemesi (diyastol) sırasında kanın sağ karıncıktan sola geçmesine bağlı olabilir.

İşlevsel etkenlerin farklı olmasına karşın, bütün olgularda kalbin dinleme bulguları aynıdır: Soldan dördüncü kaburgalar arası aralıkta, göğüs kemiği ucunda özgün bir sistolik (karıncık kasılmasına bağlı) üfürüm işitilir. Sert, titreşimli, güçlü ve tüm sistol (karıncıkların kasılma devresi) boyunca süren bu üfürüm iki karıncık arasında basınç eşitleninceye değin sürer. Yerleşim ve şiddet açısından, kulakçıklar arası bağlantıdaki üfürümden farklıdır. Üfürüm, sistol boyunca kanın karıncıklar arası bölmeden geçişi sırasında meydana gelir. Morarmasız bir çocukta sistolik üfürüm ve titreşim varsa, karıncıklar arası bağlantı açıklığı düşünülmelidir.

Tanıya Yardımcı İncelemeler
Karıncıklar arası bağlantı tanısı koymak için, yalnız üfürümün duyulması yetmez. Akciğer filmi, elektrokardiyogram ve kalp kateterizasyonu gibi tanıya yardımcı olabilecek incelemeler yapılmalıdır. Akciğer filmi bulguları oldukça azdır. Kalp gölgesinin sınırları bazen normal olabilir; bazı olgularda sol karıncığın büyüdüğü, sol orta yayın belirginleştiği görülebilir. Bu durum, akciğer atardamarının aşın genişlemesine bağlıdır.

Akciğer kan akımının aşırı artması (akciğerlere giden kan miktarının sağlıklı kişilere oranla aşırı miktarda artması), hemen her hastada görülen bir durumdur. Yakınması olmayan hastalarda ise tek bulgu kalpte üfürümdür. Elektrokardiyogramda, sağ karıncığın aşırı yüklenmesine bağlı bulgular gözlenir.

• Kalp kateterizasyonu- Tanıya götürücü kesin bulgular sağlayan en önemli inceleme yöntemi kalp kateterizasyonudur. Kateter incelemesinde, hastanın sağ kolundaki toplardamarlardan birine ya da çok yaşlı hastalarda bacaktaki büyük toplardamar içine özel bir sonda sokulur. Kalbe doğru ilerletilen bu sondanın kalp içinde izlediği yol incelenir ve değişik düzeylerdeki basınç ölçümleri kaydedilir.

Sondanın anormal bir biçimde sağ karıncıktan karıncıklar arası bağlantı yoluyla sol karıncığa geçmesi ve öteki dolaylı bulguların gözlenmesiyle kesin tanıya ulaşılır. Dolaylı bulgular, sağ karıncık ile akciğer atardamarındaki basınç artışıdır. Bu artış ağır olgularda oldukça belirgindir.

Çok ağır gidişli olmayan olgularda, söz konusu basınç artışları normal sınırlarda olduğundan, tanı için tek önemli bulgu sağ karıncıktaki kanın oksijence zengin olmasıdır. Bunun nedeni, sol karıncık içi basıncın yüksekliğinden ötürü buradaki oksijence zengin kanın, sağ karıncık içine geçmesi ve sağ karıncıktaki, normalde oksijence fakir toplardamar kanının oksijen içeriğini yükseltmesidir. Söz edilen bulgulara dayanarak karıncıklar arası bağlantı tanısı kesinliğe kavuşur. Tanı, anjiyografiyle doğrulanabilir. Sol karıncık içine şırınga edilen kontrast madde, delik yoluyla sağ karıncığa geçer. Böylece deliğin yeri ve boyutlarına ilişkin fikir edinilir.

Hastalığın Sonuçları
Karıncıklar arası bağlantı işlevsel bozukluklara yol açmasa da, sağ karıncığın yükünü artırarak akciğerlere fazla kan gelmesine neden olur. Karıncıklar arası bölmedeki delikten ötürü akciğerlere yalnızca sağ karıncıktan değil, kalbin sol yansından da kan gelir. Aşırı kan yüklenmesi, sağ karıncığın aşırı büyümesine, akciğer atardamarının genişlemesine ve burada basıncın önemli ölçüde artmasına yol açar. Yıllar geçtikçe, sağ karıncık aşırı çalışmayı sürdüremez ve genellikle 30 yaşlarında sağ kalp yetmezliği ortaya çıkar.

Akciğer atardamarında ve özellikle akciğer içi damar yatağında basınç yükselmesi, hastalığın en ağır komplikasyonudur. Bu komplikasyon bazı olgularda son derece erken, hatta yaşamın ilk yılında bile gelişebilir. Sağ karıncık içindeki kan sol karıncıktakinden daha yüksek basınçlı olduğunda ise, akış yönü tersine döner ve kan soldan sağa değil, sağdan sola akmaya başlar. Bu durumda hastada Fallot dörtlemesi belirtileri görülmeye başlar ve morarma ortaya çıkar. Bu aşamada karıncıklar arası bağlantıya Eisenmenger sendromu adı verilir. Yakınmalar zamanla azalıp birkaç yıl içinde kaybolur, ama hastanın durumu kötüleşir. Çünkü cerrahi girişim olanağı yitirilmiştir. Çok daha seyrek olarak, bütün olguların yaklaşık yüzde 10′unda, karıncıklar arası delik çok büyük değilse, çocuğun büyüme döneminde delik kapanabilir.

Gidişi
Karıncıklar arası bölmede delik bulunan hasta, bu delik çok küçükse normal bir yaşam sürebilir. Delik büyükse hasta kalp yetmezliğinden ya da daha sonra ortaya çıkan akciğerlerde kan basıncının yükselmesinden ötürü yaşamını yitirir. Olası sonlanma biçimleri şunlardır:

• Delik küçük ya da orta büyüklükteyse, hasta belirti vermeden yaşar.

• Hastaların yaklaşık yüzde 25′inde delik küçülür ya da kapanabilir.

• Çocukluk döneminde, 7-12 yaş arasında akciğer atardamarı kökünde darlık gelişebilir. Böylece klinik tablo Fallot dörtlemesine dönüşür. Bazı araştırmacılara göre, karıncıklar arası deliğin geniş olduğu hastaların yüzde 5′inde bu dönüşüm görülür.

• Deliğin çapı 1,5 cm den büyük ise, konjestif (akciğerde kan göllenmesiyle seyreden) kalp yetmezliği gelişir. Kalp yetmezliği, genellikle çocukluk döneminde ve özellikle ilk iki yıl içinde ortaya çıkar.

• Akciğer atardamarında basınç yükselmesi görülebilir. Deliklerin küçük ya da orta çaplı olduğu olgularda basınç artışı seyrek görülür. Söz konusu olgularda akciğer atardamar sistemindeki basınç yükselmesi çok yavaş ilerler. Bu nedenle, kan basıncı yüksekliğini düzeltmeye yönelik cerrahi girişimde bulunulması tartışmalıdır.

• Hastalığa aort yetmezliği eklenebilir. Karıncıklar arası delik üstte ise, aort kapaklarının kanatlarından birinin, genellikle de sağ kanadın desteğinden yoksun kalındığı için, aort kapağı sarkması ve yetmezliği gelişebilir. Aort yetmezliği yaşamın 2. ile 10. yılları arasında ortaya çıkar. Karıncıklar arası bağlantı olgularının yaklaşık yüzde 5′inde aort yetmezliği görülür. Delik cerrahi girişimle kapatılarak düzeltilmezse, karıncıklar arası delikle birlikte görülen aort yetmezliği ilerleyici nitelik kazanır.

• Kalp iç zarının bakteri kökenli iltihabı (bakteriyel endokardit) gelişebilir. Deliğin orta ya da küçük olduğu, ayrıca akciğer atardamar sisteminde basınç yüksekliği ve kalp yetmezliği tehlikesi az olan hastalarda gelişebilecek en ağır komplikasyondur. Bu olgularda, bakteriyel endokardit tehlikesi, cerrahi girişim karan alınmasına yol açan en önemli nedendir.

Tedavi
Burada, tek başına görülen deliklerin ve komplikasyonların tedavisi söz konusudur. Küçük çocuklarda yakınmalar tıbbi tedaviyle denetlenemiyorsa cerrahi girişim düşünülmelidir.

Vücut ısısının düşürüldüğü, dolaşımın vücut dışından sağlandığı koşullarda uygulanan cerrahi girişimler başarılı sonuçlar verir. Bu nedenle küçük yaşta belirti veren olgularda, cerrahi girişime başvurulması yönünde genel bir eğilim vardır. Hastada yakınma ve kalpte büyüme belirtileri görülmüyorsa, ameliyat beş yaşına değin ertelenebilir.

Akciğer alanında basınç, genel (sistemik) basıncın yüzde 75′inden azsa, ameliyat nedeniyle ölüm oranı yüzde 5′ten azdır. Akciğer alanındaki basınç artışı sonucunda sağdan sola bir kısa devre varsa (Eisenmenger sendromu), cerrahi girişim önerilmez. Çünkü her ne kadar olumlu sonuçlar elde edilse de, basan oram düşüktür. Hastalığın ilerleyici özelliği ve kalp iç zarı iltihabı tehlikesi nedeniyle, aort yetmezliği gelişen hastalarda erken cerrahi girişim önerilir.

Sonuç olarak, aşağıdaki durumlarda cerrahi girişim önerilmez:

• Kalp yetmezliğiyle birlikte kulakçıklar arası bölmede geniş bir deliği olan çocuklarda belirtiler tıbbi tedavi ile denetlenebiliyorsa (bu durumda kapatma işlemi çocuklar 2-5 yaşına geldiğinde uygulanır);

• Akciğer alanında kan basıncı yüksekliği ile birlikte, sağdan sola kan akımı (Eisenmenger sendromu) bulunduğunda ya da akciğer alanındaki basınç genel dolaşımdakine eşit ya da ondan yüksek olduğunda;

• Delik küçükse, kalp büyümesi orta derecede ya da hiç yoksa ve akciğer kan akımı basıncı genel dolaşımın iki katından az ise cerrahi girişim uygulanmaz.

Karıncıklar arası bölmedeki deliğin komplikasyonsuz olduğu erişkinlerde cerrahi girişime çok seyrek başvurulur. Olguların çoğunda delik küçüktür, girişim gerektirmez ya da çok büyüktür ve Eisenmenger sendromuna yol açtığından cerrahi girişim uygulanmaz.

Cerrahi girişime başvurulmaması kararı alınmışsa, kalp iç zarının bakteri kökenli iltihabına karşı önlem alınmalıdır. Diş çekimi ya da diş protezi yapımında, doğum sırasında, idrar yollarına yapılacak girişimlerde ve bakterilerin kana karışma tehlikesi olan başka durumlarda hastaya koruyucu antibiyotik verilmelidir.

Ameliyattan sonra olguların yaklaşık yüzde 10′unda, soldan sağa bir miktar kan kaçışı devam edebilir. Ameliyattan önce akciğer sisteminde aşırı basınç yüksekliği varsa, bunun ameliyattan sonra normal değerlere inmesi beklenmemelidir. Gene de bu sistemdeki basınç, genel kan basıncının yüzde 50′si kadar olsa bile, bir ölçüde düzelme görülebilir. Ameliyattan önce akciğer alanındaki kan basıncının, genel basıncın yüzde 50′sinden az olduğu olguların yaklaşık yansında, ameliyattan sonra akciğer sisteminin basıncı düşer. Ameliyat edilen hastaların yaklaşık yüzde 80′inin elektrokardiyografilerinde kalbin sağ tarafındaki elektriksel iletinin engellendiğini gösteren sağ dal bloğu saptanır; yüzde 7′sinde sol ön yan blok görülür. Olguların yüzde 1′inde tam blok gelişir.

Kalp üfürümleri nedir?
Kanın bir kalp boşluğundan geçerken meydana getirdiği olağandışı seslerdir.

Kalp üfürümü her zaman bir kalp hastalığının belirtisi midir?
Hayır. Üfürüm her zaman bir kalp hastalığına bağlı olmayabilir. Üfürümler, kalpteki bir yapısal bozukluğa bağlı olan organik üfürümler ile kalpte hiçbir bozukluğa bağlı olmadan gelişen işlevsel üfürümler olarak ikiye ayrılır.

Kaç tip ürürüm vardır?
Çeşitli üfürüm tipleri vardır: İşlevsel (iyi huylu ya da masum) üfürümler ve daha önemli olan organik üfürümler gibi. Bunlar ayrıca sistolik (kalp boşluklarının kasılma evresinde ortaya çıkanlar), diyastolik (kalp boşluklarının gevşeme evresinde ortaya çıkanlar) ve sistolodiyastolik (her iki evrede duyulan) üfürümler olmak üzere üç bölümde incelenebilirler.

Doğumsal bir kalp hastalığının tanısında hangi yöntemler kullanılır?
Doğumsal kalp hastalığı tanısında kullanılan inceleme yöntemleri, elektrokardiyogram, göğüs filmi, kalbin stetoskopla dinlenmesi, ekokardiyogram, kalp kateterizasyonu ve kalp anjiyografisidir.

Karıncıklar arası bağlantı çocuklarda nasıl gelişir?
Roger hastalığı ya da karıncıklar arasında alt bağlantı olan bir hastada hem akciğer dolaşımı, hem de genel kan dolaşımı basınç değişimleri orta derecededir. Deliğin çapı 2 cm den büyük ise, sol karıncıktan sağa kan geçişi oldukça fazladır. Sağ karıncık ile akciğer atardamarı içindeki basınçlar önemli ölçüde artmıştır. Zamanla bu bebeklerde ya da çocuklarda akciğer sistemindeki basınç yükselmesine ait belirtiler klinik tabloya egemen olur. Artan nefes darlığı, morarma ve sağ kalp yetmezliği ortaya çıkar.

Kalp, Kalpte Delik, Kalpteki Delik, Çocuklarda Kalpte Delik, Bebeklerde Kalpte Delik, Kalpte Deliği Şikayetleri, Kalpte Delik Kapanırmı, Kalpteki Delik nasıl kapanır, Kalpte Delik Tedavisi, Üfürüm Nedir,

Bu yazıda aradığınız konu yoksa soruyu yazın paylaşılsın ve eklensin

  1. Serpil Demir
    12 Mayıs 2014 | Cevapla

    Kalp deliği kapatılan kişinin dikkat etmesi gereken hususlar nelerdir. Kalp deliği kapatılan kişinin kalbi tekrar delinir mi veya açılma olasılığı varmıdır?