Kan hastalıkları nelerdir yazısına puan ver :
1 Puan2 Puan3 Puan4 Puan5 Puan6 Puan7 Puan8 Puan9 Puan10 Puan | 7,67 / 10 | 9 kisi / 69 puan verdi.
Loading ... Loading ...
Bu siteyi beğendinmi?

Kan hastalıkları nelerdir ?
Bu sorunun yanıtını anlayabilmek için öncelikle kanın işlevlerini ve yapısını kabaca kavramak gereklidir. Bir erişkinin vücudunda bulunan kanın hacmi yaklaşık 4-5 litre civarındadır. Kan organlara beslenmeleri ve kendi kendilerini yenilemeleri için gerekli olan maddeleri taşıyan, organların hormon denilen maddeler yardımıyla iletişim kurmalarını mümkün kılan, vücuda giren yabancı madde ve mikropları temizleyen, vücutta oluşan zararlı maddeleri atılmak üzere akciğer ve böbrek gibi organlara ulaştıran bir sıvıdır.

Kan mineraller, besin faktörleri, hormonlar, organlardaki hücrelerin çoğalmaları ve kendilerini yenilemeleri için gerekli olan proteinler, normal şartlar altında sıvı halde kalmasını, yaralanma halinde ise pıhtı oluşmasını sağlayan proteinler, organların çalışmaları neticesinde oluşan toksik maddeler ve hücreler içerir. Kanın içinde bulunan hücreler kırmızı hücre (eritrosit), beyaz küre (beyaz kan hücresi, lökosit) ve kan pulcuğu (trombosit) olmak üzere 3 çeşittir. Bu hücrelerin sırasıyla oksijen ve karbon dioksid transferi, vücudu mikroplar ve zararlı etkenlere karşı savunma ve kanama halinde pıhtılaşmayı sağlama işlevleri vardır. Kırmızı kan hücresinin içinde bulunan ve oksijen-karbon dioksid taşınmasını sağlayan moleküllere hemoglobin denilir. Kan hücreleri kemik iliğindeki kök hücreler tarafından üretilirler ve belli bir sürenin sonunda parçalanıp yıkılırlar. İlik sürekli olarak üretim yaptığı için kan hücrelerinin sayıları belli sınırlar içerisinde sabit kalır.

Lenf bezleri, timus bezi ve dalak vücudun mikroplara ve zararlı etkenlere karşı korunmasında kanın beyaz hücreleri ile birlikte işbirliği halinde çalışırlar (bağışıklık sistemi). Lenf bezleri lenfosit adı verilen bir çeşit beyaz kan hücrelerinin mikroplarla savaşı öğrenmek üzere yetiştirildikleri küçük organlardır. Timus bezinin de benzer bir görevi vardır.

Hematoloji biliminin ilgilendiği başlıca hastalık gurupları aşağıda özetlenmiştir:
1. Kan hücrelerinin veya hemoglobin’in ilikteki üretimlerinde bozulma (değişik anemi -kansızlık-, lökopeni ve trombositopeniler)
2. Kan hücrelerinin yıkımlarının hızlanması (hemolitik anemiler, İTP, vb)
3. Kan hücrelerinin işlevlerinin bozulması (orak hücreli anemi, değişik trombosit ve lökosit işlev bozuklukları, vb)
4. Kanın pıhtılaşmasının bozulması (hemofililer, von Willebrand hastalığı, vb)
5. Kanın damar sistemi içinde gereksiz yere pıhtılaşması (tromboz, akciğer tromboembolisi, tromboflebit, vb)
6. Kanı üreten ilik hücrelerinin ve lenf bezi hücrelerinin kanserleşmeleri (lösemiler, lenfomalar,

Kan Hastalıklarının Teşhisinde Kullanılan Başlıca Yöntemler Nelerdir ?
Kan hastalıklarının teşhisi için çok değişik testlere baş vurmak gerekebilmektedir: Kan hücrelerinin ve hemoglobin miktarının ölçülmesi (tam kan sayımı), hemoglobin alt tiplerinin elektroforez ile analizi, kanın mikroskop altında incelenmesi (periferik yayma), kemik iliğinin incelenmesi (kemik iliği aspirasyonu ve biyopsisi), kan yapımı için gerekli olan demir, vitamin B12 ve folik asit düzeylerinin incelenmesi, kan pıhtılaşmasının tetkik edilmesi, kan hücrelerinin işlevleri ve yaşam süreleri ile ilişkili testler, bağışıklık sistemi hücrelerinin ürettikleri proteinlerin tetkik edilmesi, kan hücrelerinin ya da onları üreten kemik iliği hücrelerinin kromozomlarının ve diğer yapı taşlarının tahlil edilmesi ve radyolojik incelemeler en sık ihtiyaç duyulan testlerdir.

ANEMİ
Anemiler, hemoglobini azaldığı bir durumdur. Buna ilaveten, genellikle alyuvarların sayısı azalmıştır. Çeşitli sebepleri olan bir çok anemi vardır. Grup olarak anemiler kan bozuklarının en yaygın olanıdır.

Anemi başladığı zaman belirti ve semptomları o kadar hafiftir ki çoğu zaman fark edilemez, fakat durum ilerledikçe bunların şiddeti artar. Başlangıçta normalden daha solgun ve yorgun olabilirsiniz. Solgunluğu kontrol etmek için en uygun yer tırnaklarınızın altı, yani tırnak yatağı, göz kapaklarınızın ve dudaklarınızın alt tarafları ve avuçlarınızdır. önemli sıklıkla avuçlarınızın içindeki kırışıkların çerçevesindeki deri kadar solgun olmasına yol açar. Fiziki çalışma yaptığınızda normalden kısa sürede nefesiniz kesilir. Aynı zamanda kalp atışlarınızın normalden süratli olduğunu fark edersiniz

Demir Eksikliği Anemisi:
Demir eksikliği anemisi, vücuttaki demir miktarı gereken ölçüde hemoglobin yapılmasına imkan vermeyecek kadar yetersiz olduğu zaman meydana gelir

Demir eksikliği anemisinin semptomları öylesine tedricen meydana gelme eğilimindedir ki sıklıkla, bunları fark etmek zordur. Diğer anemilerde olduğu gibi kendiniz yordun hissedebilirsiniz ve harekete dayanıklılığınız azalabilir. cildiniz, diş etleriniz , tırnak yataklarınız ve göz kapağı civarlarınız solgunlaşır. sonunda kalp atışlarınız daha süratli ve fark edilebilir gibi hissedeceğiniz kadar şiddetli olabilir

Ender olarak, bu durumdaki kişilerin yiyecek olmayan şeylere karı şiddetli bir yeme istekleri belirir. Bu kişiler toprak, kil veya buz yiyebilirler. Bu maddelerin bazıları bağırsak sisteminde demir emilmesini olumsuz etkileyeceği için demir eksikliğini daha da kötüye götürebilir

Doktorunuz demir eksikliği anemisini teşhis etmek için çeşitli kan tahlilleri yapabilir. Tek tek alyuvarların boyutu küçülmüştür, fakat sayıları normale yakın olabilir hücrelerdeki hemoglobin miktarı düşüktür ve mikroskop altında alyuvarlar soluk görünecektir.

Sindirim yolundan kan kaybı söz konusu olduğu zaman özel testler dışkıdaki kan miktarını tam olarak ölçebilir.

Pernisiyöz Anemi:
Belirtiler:
-Fiziki çalışmaya dayanıklılığın azalması ve fark edilebilen süratli kalp atışları.
-Dilde yara ve acıma durumu.
-İştah azalması ve dengenin bozulması.
-Hafıza kaybı, depresyon ve bunama dahil olmaz üzere zihinsel değişiklikler.
-Elde ve ayaklarda duyu azlığı.

Pernisiyöz anemi kırmızı kan hücrelerini normal yapımı için gerekli olan B12 vitaminin eksikliyle meydana gelir. Sıklıkla kalıtsaldır. Pernisiyöz terimi etkili bir tedavini bilinmediği ve bu hastalığın kesinlikle öldürücü olduğu zaman benimsenmiştir.

B12 ihtiva eden yiyecekler et ve süt ürünleridir. Fakat , katı vejetaryenler hariç, bu hastalık bu yiyeceklerden yeteri kadar yenmemenin sonucu değildir. Daha ziyade, pernisiyöz anemi sindirim yolunun B12 vitaminini emmeyi başaramamasından kaynaklanır. Emme işleminin böyle bozulmasının karmaşık bir proses olduğu düşünülmektedir.

Folik Asit Anemisi:
Belirtileri:
-Hastalığın başlangıç safhasında genellikle görünümde bir belirti yoktur.
– Fiziki çalışmaya dayanıklılığın azalması ve fark edilebilen süratli kalp atışları.
-Kilo kaybı.
-Diyare(İshal)

Pernisiyöz anemide olduğu gibi folik asit eskilklği alyuvarlaın yapısın olumsuz yönde etkiler. Folat olarak da bilinen folik asit, B vitamini grubunun bir üyesidir. Bunun yokluğu alyuvarların boyları büyümüş fakat sayıları azalmış olma özelliği gösteren bir anemiye sebep olur. Eksiklikler, eğer gıdanızda vücudunuzun ihtiyaçlarını karşılayacak kadar folik asit almazsanız ve bağırsaklarınız bunu emmezse meydana gelir.

Orak Hücre Hastalığı
Belirtiler
-Yorgunluk, nefessiz kalma ve süratli kalp atışları.
-Büyüme ve gelişmenin geri kalması.
-Bacakların aşağı kısımlarında cilt ülseri.
-Retina etkilendiği zaman görme problemleri

Orak hücre hastalığında, kırmız kan hücreleri esnek ve yuvarlak olmak yerine sertleşir ve yarım veya orak şeklini alır. Alyuvarlarda meydana gelen bu değişiklikler ağrı krizlerini hızlandırır. Bu rahatsızlık adını , hemoglobin S olarak bilinen, anormal bir çeşit hemoglobinin varlığından doğan bu biçim değişikliğinden alır. Bu hücreler kolayca hasar görebilir ve hemoliz eğilimi gösterirler, yani alyuvar parçalanır ve hemoglobini plazmanın içine boşaltır, buda kansızlık sonucu doğurur. Bu hastalık kalıtsaldı

LÖSEMİ
Lösemiler, vücudun, kemik iliği ve lenf sistemi dahil olmak üzerekan yapan dokuların kanseridir. Bu kanserler büyük miktarlarda anormal akyuvarların meydana gelmesine yol açar. Bu anormal akyuvarlar kemik iliğinde, lenf sisteminde ve kanda yüksek konsantrasyona ulaşır ve bunların birikime hayati organların fonksiyonunu bozabilir. Sonunda bunlar sağlıklı kan hücrelerinin;akyuvarlar alyuvarlar ve trombositler dahil olmak üzere yapımın engeller.

Anormal Akyuvarların aşırı bolluğuna ek olarak sağlıklı olanlarında sayısı yetersizdir. Dolayısıyla vücudun enfeksiyonlar mücadele kapasitesi azdır. Anormal akyuvalr kemik iliğinde alyuvar ve trombositlerin yapılmasını engeller. Alyuvarların eksikliği vücudun organlarının yeterli oksijen almadıkları anlamına gelir, trombositlerin yetersizliği kanın pıhtılaşma yeteneğini azaltır, bu şekilde kanamaya ve yaralanmaya daha yatkın hale gelir. Bütün bu etkilerinde dolayı tedavi edilmezse öldürücüdür. . . .

Löseminin nedenleri bilinememektedir. Araştırmacılar, belirli kimyasal maddelerin ve virüslerin bunda rolü olabileceği görüşünü ortaya atmışlardır. Lösemiye yatkınlık kalıtımsal olabilir. Hastalık bazı ailelerde nesiller boyu görülebilir.

Lösemiler lenfositik, miyelojen ve monositik olarak sınıflandırılır. bu sınıflandırma hangi tip akyuvarların etkilendiğine dayalı olarak yapılır.

Miyelojen lösemi, granülositlerin bir tür kanseridir ve granülosit ise kemik iliğinde yapılan bir tür akyuvardır. lenfositik lösemi lenfositlerin bir hastalığıdır;lenfositler lenf sisteminde veilikte üretilen bir tip akyuvardır. Monositik lösemikemik iliğini akyuvarları olan monositlerle ilğilidir

Lösemi tipleri, ne kadar süratli ilerledikleri ve etkilenen hücrelerin olgunluk durumuna göre daha başka bölümlere ayrılır. Akut lösemi, olgunlaşmamış olan hücrelerin çogalmasıyla, süratle ilerler. Blast adı verilen bu hücreler daha olgun akyuvarların habercisidir. Kronik lösemi ağır ağır ilerler ve özelliği hem blastların hem de daha olgun akyuvarların aşırı derecede üretilmesidir. Hem akut hem de kronik şekilleri erkeklerde kadınlara nazaran daha sık görülmektedir.

LENFOMALAR
Lenfomalar, lenf sistemin kanserleridir. Lenf sistemi bütün vücuda yayılmış ve birbirine lenfatik denilen küçük damarlarla bağlı olan lenf düğümlerinde ve lenf guddelerinden meydana gelmesidir. Dalak da lenf sisteminin bir parçasıdır. Sıklıkla lenfomanın ilk belirtisi başka bariz belirti olmaksızın lenf düğümlerini büyümesidir. Normal olarak fasülye boyunda olan lenf düğümlerini şişmesi her zaman lenfoma belirtisi olmayabilir, diğer bir çok durum düğümlerin büyümesine yol açabilir. Fakat eğer guddeler 3 haftadan fazla bir süre şiş kalırsa doktorunuza danışınız. Lenfomalar çok geniş alana yayılan bir tür hastalıktır.

KEMİK İLİĞİNİ BÜYÜME BOZUKLUKLARI
Polycythemia Vera:
Belirtiler
-Güçsüzlük.
-Kaşıntı, özellikle sıcak banyoda.
-Baş dönmesi.
-Başta bir doluluk hissi ve yüzün ve ellerin kızarması.
-Karnın sol üst kısmında doluluk hissi.

Polycythemia Vera , kemik iliği fazla sayıda kan hücresi ürettiği zaman meydana gelir. Polycythemia kanda çok hücre olduğu anlamına gelir.

Bu rahatsızlıkta, dolaşan kanda çok yüksek bir konsantrasyonda alyuvar vardır, fakat akyuvarların ve trombositlerinde sayısı atmıştır. Bu durum normal dışıdır ve sebebi bilinmemektedir. Polycythmeia vera genellikle orta yaş sonlarında meydana çıkar, çocuklarda son derece nadirdir.

Multipl Myelom:
Belirtiler
-Aneminin sonucu olarak yorgunluk.
-Sinsice ilerleyen sırt ağrısı.
-Özellikle omurgada veya kaburga kemiklerinde olmak zere açıklanamayan kemik kırılmaları.
-Burun kanamaları ve kanayan diş etleri gibi kanama problemleri.
-kemik kırılması.

Multipl myelom, ilikte plazma hücresi dene tipteki akyuvarların kontrolsüz olarak çoğalmasına yol açan bir hastalıktır.

Bu hücreler büyüyüp ilikte daha fazla yer kapladıkça kemikler zayıflayabilir, bu ağrıya sebep olur, özellikle de sırtta ve kaburgalarda kemikler daha hassas hale geldikçe daha kolay kırılır.

KANAMA BOZUKLUKLARI
Hemofili
Belirtileri:
-Bir çok derin veya büyük çürükler.
-Mafsallarda iç kanama nedeniyle ağrı ve şişme
-İdrarda veya dışkıda kan
-Kesik veya yaralardan veya ameliyat, diş çektirmeden sonra uzun süreli kanama.

Hemofili kan seven anlamına gelen yunanca kelimelerden adını almış olarak belirli pıhtılaşma faktörlerinin bir çok kalıtımsal bozukluğunu içine alır. Bunların en yaygını “Hemofili A” dır. Buna klasik hemofili de denir. Pıhtılaşma faktörü VII yetersizdir. Hemofili B olan ve Faktör IX in yokluğu olan diğer çeşit geri kalan vakaların çoğunu meydana getirir.

Hemofili A’ya ve Hemofili B’ye çekinik olan ve cinsiyete bağlı olan genler sebep olur. Dolayısıyla bu rahatsızlık hemen her zaman erkeklerde olur, kızlarda değil. Bir hemofili genin aileden alan kızlar genellikle belirti göstertmeyen taşıyıcılardır. Bunlarda hemofili özelliği bulunduğu söylenir, çünkü onlar diğer X: kromozomlarındaki normal gen tarafından korunurlar. Büyük sıklıkla hemofili portör olan anne yoluyla dededen erkek toruna geçen bir geçmişe sahip ailelerde görülür. Yine de hiçbir geçmişi olmayan ailelerde de yeni vakalara rastlanmaktadır.

Von Willebrand Hastalığı:
Belirtileri:
-Burun kanamaları ve aşırı ay hali kanamaları.
-Kolayca çürük oluşması
-Dışkıdan kan, özelliği siyah ve katransı görünüm

Bu kronik kanama bozukluğuna von willebrand faktörü denen pıhtılaşma faktöründeki bir bozukluk yol açmaktadır. Bir çok vakada aynı zamanda Faktör VIII inde yetersizliği vardır. Normal olarak, bu iki faktör trombositlerin kan damarı yaralanma yerine toplanmalarını sağlamak için ihtiyaç duyulan aktif kompleksi meydana getirmek üzere birleşirler. Von willebrand hastalığında trombosit toplanması ve pıhtı formasyonu bozulmuştur.

Kan, Kan hastalıkları, Kan hastalıkları nelerdir, Kan hastalıkları nedir, Kan hastalıkları hakkında bilgi, Kan hastalıkları ile ilgili bilgi, Von Willebrand Hastalığı, Hemofili, Multipl Myelom, Polycythemia Vera, Lenfomalar, Lösemi, Orak Hücre Hastalığı, Folik Asit Anemisi, Pernisiyöz Anemi, Demir Eksikliği Anemisi, Anemi

Bu yazıda aradığınız konu yoksa soruyu yazın paylaşılsın ve eklensin

  1. hikmet gölge
    24 Nisan 2012 | Cevapla

    lenfositer lösemi nedir tedavi şekli,