KUR-AN’da Akıl ve Bilgi yazısına puan ver :
1 Puan2 Puan3 Puan4 Puan5 Puan6 Puan7 Puan8 Puan9 Puan10 Puan | 8,67 / 10 | 21 kisi / 182 puan verdi.
Loading ... Loading ...
Bu siteyi beğendinmi?

KUR-AN’da Akıl ve Bilgi
Kur-an’dan bilgi edinebilmemiz için aklımızı kullanmamız gerek. Bunu içinde sorumluluklarımızı yerine getirmeliyiz. Allah’ın, bütün varlıklar içinde insanı sorumlu tutmasının sebebi, onun akıl ve irade sahibi olmasıdır. Bu yüzden aklî dengesi olmayan kimselerle, henüz aklı ermeyen çocuklar dinî sorumluluğun dışında tutulmuşlardır.

İslam dini, yapılan işlerin düşünülerek, bilinçli bir şekilde yapılmasını istediği için, aklın normal işleyişini bozan, onu devreden çıkaran bazı fiilleri yasaklamıştır. Örneğin alkollü içecekler ve uyuşturucu kullanma gibi. Haram olmasına rağmen birisi alkollü içki içmişse, içkinin tesiri ondan geçinceye kadar namaz kılamaz. Çünkü aklı başında değilken kıldığı namazın ona bir faydası olmaz.

Dinimiz cana kastedilmesi gibi bir zorlama altında günah işlemek zorunda kalan kimseyi, yaptığı işten dolayı sorumlu tutmamıştır. Çünkü böyle bir kimse, aklı başında olmakla beraber, iradesi ortadan kalkmış olduğu için bu süreç içinde yaptıklarından dolayı sorumlu görülmemiştir.

Beşerî zaaf sebebiyle unutarak bir hata işleyen kimse de birçok konuda sorumlu tutulmamıştır. Örneğin, oruçlu olduğunu unutarak bir şey yiyip içmek gibi. Ergenlik çağına henüz ulaşmamış çocuklar, akıl yönünden herhangi bir özürleri olmasa da biyolojik olarak henüz olgunlaşmadıklarından doğru ile yanlışı birbirinden ayıramayabilirler. Allah’ın insan üzerindeki haklarını, insanın kendi haklarını ve birbirlerine karşı olan hakları henüz kavrayabilecek yaşa gelmemişlerdir. Bunu göz önüne alan dinimiz erginlik çağına ulaşmamış olan çocukları, yaptıkları işlerden dolayı sorumlu tutmamış, ancak insanların haklarıyla ilgili bir suç işlemişlerse bundan dolayı onların ailesini sorumlu tutmuştur. Sevgili Peygamberimiz şöyle buyurur:

“Üç kişiden sorumluluk kaldırılmıştır: Aklı olmayan deliden, uyanıncaya kadar uyuyan kimseden ve ergenlik çağına ulaşıncaya kadar çocuktan.”

Yukarıda anlatılanların tümünden dinî sorumluluk için aklın ön şart olarak sunulduğunu, inançlarımız ve ibadetlerimiz konusunda bilgili ve bilinçli olmamızın dinî bir gereklilik olduğunu öğreniyoruz.

KUR-AN DOĞRU BİLGİYE ÖNEM VERİR
İslam dini, temel olarak doğru bilginin peşindedir. Çünkü doğru olan her bilgi, Hakk’ı gösteren bir ışıktır. Bu nedenle Kur’an, doğru bilgileri araştırıp öğrenmemizi ister. Bu konuda bazı ayetler şöyledir:
“Gökyüzünde kanat çırpan kuşları görmüyorlar mı? Onları Rahman’dan başkası orada tutmuyor” ( Mülk, 19.)
“Göklerin ve yerin yaratılışında geceyle gündüzün peş peşe gelişinde düşünen kimseler için gerçekten işaretler vardır.” (Al-i İmran 190)

İnsanlar merak ettikleri, çözmek zorunda kaldıkları şeyleri araştırmış, gerekiyorsa bunun için gruplar, üniteler kurmuş, üniversiteler inşa etmiştir. Bazı konuları bilim adamları yıllar, yüzyıllar boyu araştırmalar yaparak ancak aşabilmişlerdir. Çağımızda kullandığımız çoğu araç-gereç bilimsel bilgiyle üretilmiş ürünlerdir.

Allah’ın güzel isimlerinden biri de âlim’dir. Âlim, her şeyi bilen, sonsuz bilgiye sahip olan demektir. Allah, yarattığı her şeyi bilgiyle yaratır. Bu demektir ki, evrende bulunan şeyler bilgiyle var olmuş ve varlıklarını bilgiyle devam ettirmektedirler. Biz araştırmalarımızla evrendeki sırların bir bölümünü elde edebiliriz.
Tek başına bilimsel bilgi insanların ve dünyanın mutluluğu ve selameti için yeterli değildir. Çünkü bilgi ancak erdemli insanların elinde değer kazanır. İnsana erdem kazandıran şeyler ise ilâhi öğretilerdir. Bilim, erdemsiz, ihtiraslı, kendinden başka kimseyi düşünmeyen kötü amaçlı kimselerin elinde korkunç bir silaha dönüşür ve bundan hava, toprak, deniz, insanlar ve diğer canlılar… Kısaca bütün tabiat zarar görür.

KUR-AN’DA BİLGİ EDİNME YOLLARI
Dini bilgi, Allah’ın gönderdiği kutsal kitaplara ve peygamberlerin sözlerine dayanır.
Dini bilgiler, yönlendirici bilgilerdir. İnsan inançlarını ve davranışlarını arıtmayı ve yüceltmeyi amaçlar. Ahlaki kuralların ve değerlerin kaynağıdır.

Dini bilgi daha çok “neden” sorusunu sorar. Örneğin bilimsel bilgi insanların nasıl oluştuğunu, nasıl doğup büyüdüğünü araştırırken, dini bilgiler insanın hangi amaçla var olduğunu, nasıl yaşaması gerektiğini, davranışlarının nasıl olması gerektiğini açıklar.

İslam dini, bilimsel bilgiyi, kendi doğrularına kanıt olarak Kuranıkerim’de kullanmış ve onların araştırılmasını emretmiştir. Çünkü bilimsel bilgi ne kadar genişlerse, Allah’ın gücü kudreti ve bilgisinin yüceliği o kadar daha güzel anlaşılır.

Bilimsel bilgi çok önemlidir. Onun sayesinde düşünce gelişir; karanlıkta kalan konular aydınlanır; teknoloji gelişir; problemlere çözümler bulunur.

Bununla birlikte bilimsel bilgi tek başına yeterli değildir. Çünkü o, manevi değer üretmez; iyilik, kötülük, sevap günah, inanç, güven, salih amel gibi konular, alanının dışındadır. Hiçbir bilim kitabında, gönülden okunacak ve okuyanı rahatlatacak bir dua yer almaz.

Kuranı kerim, her iki bilgiyi de önemli görmüş, bir yandan Allah’a inanmayı ve güvenmeyi öğretirken, diğer yandan düşünmeyi emrederek, büyük bir kitaba benzettiği evreni iyi okumayı öğütlemiştir.

KUR’AN DA BİLGİ EDİNME YOLLARI VE AYETLER
Bilginin kaynaklarının başında madde âleminin incelenmesine yarayan sağlam duyular gelir. Kur’an’da birçok ayette doğru bilgiye ulaşılabilmesi için Allah’ın insanlara lütfettiği işitme, görme ve dokunma duyuları vasıtasıyla hareket edilmesi ve bunların aracılığı ile birçok mükemmelliğin ve gerçeğin farkına varılması söylenmektedir. İslam düşüncesi ve bilimi tarihi boyunca teşekkül eden terminoloji içinde duyu his ve hâsse kelimeleri ile ifade edilmiştir.

Bilgi problemi ile ilgili olarak duyu ve algı konuları his, havâs, havâss-ı hams, havâss-ı zâhire, havâss-ı bâtıne, havâss-ı selîme, el-kuvvetü’l-müdrike, en-nefsü’l-hassâse, en-nefsü’l-hayvâniyye ve esbâbü’l-ilm gibi başlıklar altında incelenmiştir. Bir duyu gücünün herhangi bir etkenle uyarılmasına ihsâs, buna bağlı olarak nesnenin zihindeki kavramına mairifet ve fehim, bağımsız bilgi haline gelmesine idrak denir.

Kelamcılara göre duyular ile elde edilen bilgiler zaruri bilgilerdir. Apaçık olan ve inkârı mümkün olmayan bilgiler duyular yolluyla elde edilir. Bu açıdan Kur’an’da duyuların bilgi vermesini öne çıkarmış görünmektedir. İnsan duyuları vasıtası ile birçok maddi unsurun özelliklerine vakıf olup bunlar ile ilgili tecrübe sahibi olur.

Tatma ve koklama duyuları da tecrübe ve bilgi edinmemizi sağlayan diğer duyularımızdır. Bu tecrübeler zihinde bir takım kabuller oluşmasını sağlar. Örneğin ateş yakıcı bir özelliğe sahiptir bunu bir kere tecrübe eden birisi duyuları vasıtası ile onun bu bilgisine ulaşır ve her seferinde, Allah’ın doğa kanunlarına koyduğu özellikler gereği normal şartlarda o ateşin yakıcılığını bilir.

Kâinattaki birçok oluşum da gözlem ve deneyler ile ispatlanmış bilimsel gerçekleri de bazen çeşitli araçlar vasıtası ile olsa da yine bu duyularımız ile inceler ve gözlemleriz. Bu duyulardan birinin dahi eksik veya kusurlu olması halinde fiziki ve manevi hareket kabiliyetlerimiz azalmaktadır. Bu beş dış duyuyu karşılayan, duyusal imgeleri ve onların manalarını içte algılayan, bunları birbirine bağlayan veya ayıran, onların mefhumlarını kavrayan, kavradığı haliyle kavramları koruyan ve onlardan düşünce üreten beş de iç duyunun varlığı kabul edilmektedir. Bunlar ise, sağduyu, tasavvur, vehm, hafıza ve hayaldir.

KULAK İLE İLGİLİ AYETLER
2:7 – Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözlerinin üzerinde bir de perde vardır. Ve büyük azab onlaradır. —–Yahut onların durumu, gökten boşanan, içinde karanlıklar, gök gürlemesi ve şimşekler bulunan bir yağmura tutulmuşun hali gibidir. Yıldırımlardan ölmek korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Oysa Allah, inkârcıları tamamen kuşatmıştır.

5:42 – Onlar, yalana çok kulak verirler ve çok haram yerler. Eğer sana gelirlerse, ister aralarında hükmet, ister onlardan yüz çevir. Eğer onlardan yüz çevirirsen, sana hiçbir zarar veremezler. Eğer aralarında hükmedersen adaletle hükmet. Şüphesiz Allah, adaletli davrananları sever.

DERİ İLE İLGİLİ AYETLER
4:56 – Şüphesiz ki âyetlerimizi inkâr eden kâfirleri biz yarın bir ateşe atacağız. Derileri piştikçe azabı duysunlar diye, kendilerine başka deriler vereceğiz. Çünkü, Allah gerçekten çok güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.

16:80 – Allah size evlerinizden bir huzur ve dinlenme yeri yaptı. Hayvanların derilerinden gerek yolculuğunuzda ve gerekse konaklama zamanlarınızda kolayca taşıyacağınız hafif evler (çadırlar v.s.) ve yünlerinden, yapağılarından ve kıllarından bir süreye kadar (giyinecek, kuşanacak, serilecek ve döşenecek) bir eşya ve ticaret malı yaptı.

22:20 – Bununla karınlarındaki ve derileri eritilir.

GÖZ İLE İLGİLİ AYETLER
15:88 – Sakın o kâfirlerden birtakımlarına verip de kendilerini zevklendirdiğimiz şeye (mal ve servete) heveslenip göz dikeyim deme. Onlardan dolayı üzülme. Müminlere merhamet kanatlarını indir.
20:131 – Kâfirlerden bir kısmına, onları sınamak için dünya hayatının zineti olarak verdiğimiz ve onunla kendilerini geçindirdiğimiz şeye (mal ve saltanata) sakın rağbetle bakma. Rabbinin (ahiretteki) rızkı daha hayırlı ve daha devamlıdır.

Kuran’da bilgi edinme yolları ile ilgili ayetlerden örnekler veriniz, Kuranda bilgi edinme yolları, Kuran’da bilgi edinme yolları ile ilgili bilgi,

Bu yazıda aradığınız konu yoksa soruyu yazın paylaşılsın ve eklensin

  1. Ayberk Akcan
    11 Mart 2013 | Cevapla

    zenginler fakiri hor ggörmesinler.Müslüman olana o yakışır.