Mektup Nedir yazısına puan ver :
1 Puan2 Puan3 Puan4 Puan5 Puan6 Puan7 Puan8 Puan9 Puan10 Puan | 7,60 / 10 | 5 kisi / 38 puan verdi.
Loading ... Loading ...
Bu siteyi beğendinmi?

Mektup Nedir
“Mektup, “Bir şey haber vermek, bir şey sormak veya istemek için, birine çoğunlukla posta yoluyla gönderilen, zarfa konulmuş yazılı kâğıt, nâme” demektir. Bir başka tarifle,”Yazılı nesne, yazılmış şey” demektir. Farsçası nâme, Türkçesi betik, bitigdir. Birbirinden uzakta bulunan kişi ve kurumlar arasında haberleşmeyi sağlayan bir yazı türü. Mektuplar, insanların bilgi, görüş ve düşüncelerini birbirine bildirmek, istek ve dileklerini iletmek için sık sık kullandıkları bir araçtır.

Mektubun Türk dünyasındaki yeri henüz açıklığa kavuşmamakla beraber, “MS.580 yılında İstanbul’a gönderilen diplomatik bir mektup ve daha sonraki yüzyıllarda Uygur prenslerinin yazdıkları mektuplar ele geçmiştir. Bunların dışında diğer Türk hükümdarlarının da komşularına veya devlet adamlarına siyasî nitelikte mektuplar gönderdikleri şüphesizdir. Türk edebiyatında mektup türünü Anadolu’ya yerleştikten sonraki tarih içinde takip edebiliyoruz. ”

17. Yüzyıldan sonra edebiyat türü olarak gelişen mektup, 19. yüzyılda büyük bir önem kazanır. Bunda okur yazar oranın artmasının, 1820 yılından sonra mektup zarfının ve posta pulunun kullanılmaya başlanmasıyla, posta hizmetlerinin düzenli hale gelmesinin büyük rolü olmuştur.

Günümüzde en çok kullanılan nev’ilerden biri olan mektup, “temelde bir haberleşme aracı” olmasıyla beraber kompozisyon ve taşıdığı üslup nitelikleri bakımından edebî bir değer ihtiva eder. Bunun yanında mektuplar, edebiyat tarihçisi için olduğu kadar bir tarihçi içinde belge niteliği taşımaktadır.

Mektuplar, her milletin edebiyatında önemli bir yere sahip olan edebi bir türdür. Klasik edebiyatımızda “bir şeyi meydana getiren, bina eden mânâsına umumiyetle nesir karşılığı inşa, nâsir yerine münşî sıfatı” kullanılırdı. Münşî “edebî ilimlere vâkıf, bir maddeyi neşren ve mükemmel surette kaleme alabilen, kâtip demektir.”

Bu münşilerin çoğu “Mektupçuluk, Vaka-nüvislik, Reis’ülküttaplık, Sadr-ı azamlık v.b.yüksek me’muriyetler işgal eden kimseler, şairler, müdürrisler, ilim adamlarıdır. Feridun Bey, Abd’ül Celil Bin Yusuf, Celalzâde Salih, Lâmiî, Kınalızade Ali Çelebi XVI. asrın; Okçuzâde Mehemmed Şâhî, Yenicevardan’ndan Şeyhzâde Mehemmed, Bosnalı Abd’ül-Kerim, Dukabinzâde Osman, Vânî Mehemmed, Âlî, Nabî, Veysî ve Nergisî XVII. yüzyılın; İshak Hocası, Ahmet Efendi, Bursalı Buhaeddin, Nazmîzâde Hüseyin Murteza, Kânî, Ragıp Paşa XVIII. asır Türk edebiyatının meşhur münşileridir ve münşeat mecmuaları vardır”(5). Bunun yanında 19. yüzyılın başlarında ve Tanzimat’tan sonra da birçok münşinin yetiştiği görülür.”Antebli Mehmed Münib, Diyarbakırlı Şa’ban Kâmî v.b.”

Klasik edebiyat döneminde mektup kavramını karşılayan kelimeler oldukça çeşitlidir: “Tabiî bu değişik adlar, mektubu yazanla yazılanın çeşitli durumları gözönüne alınarak verilmiştir. Dostluk, kardeşlik, sevgi belirten mektuplara muhabbetnâme, meveddetnâme, uhuvvetnâme, rütbece alt durumda olanın üste yazdığı mektuplara ariza, şukka; alçak gönüllülük göstermek için bazen varakpâre denildiği de olmuştur. Bunlara ek olarak halk dilinde (âşık edebiyatında) mektuba kâğıt, gam yükü, gönül dili, çile bohçası, nâme gibi isimler verilmesi yanında, sevgiliden âşığa -sözlü olarak- gelen haberin yazılmamış ferman, bu haberin sevindirici olması halinde de şekerli hurma adını aldığı belirtilmelidir.

Düzyazı, mektup yazanlar münşî, devletin ve sarayın resmi yazıcılığını yapanlar da nişancı, tevkiî gibi adlar almışladır. Münşilerin yazdığı özel veya resmî mektuplarla başka nesirlerin toplandığı kitaba münşeat (Feridun Beyin Müşeâtu’s-selâtin’i gibi), yalnızca mektupların toplandığı esere mektûbât (Mektûbât-ı Şeyh Aziz Hüdâî) denildiği gibi çeşitli adlar taşıyanlar da vardır: Nüzhet Mehmet Efendi’nin Muaddilü’l-imlâ ve Mükemmelü’l-inşa(1885)’sı Hayret Efendi’nin Riyâzu’l-kütebâ ve hıyâzu’l-üdeba(1826)’ı böyle eserlerdir”

Münşilerin işledikleri konular sosyal hayattan pek ayrı olmasa da, kullandıkları dil tabilikten uzak, mutantan, türlü edebî sanatları içeren ağdalı bir dildir. “Münşeatların bir kısmı didaktik nitelik taşır. Ümera, hükemâ, sâdât, şuara, ulema, guzât, kudât, meşayih, vüzera için yazılacak mektup ve yazıların başlıkları, hatimeleri, yazılana uygun düşecek cümleler, ibareler beyitler, örnekler verirler ”

Tanzimat’dan sonra bir çok tanınmış şahsiyet Garp edebiyatından roman, tiyatro gibi nev’ilerden tercüme yaptığı gibi, mektup türünde de tercüme yapılmıştır: “Jean-Jacques Rousseau’nun Novvelle Heloise’inden iki mektubu Münif Paşa, aynı eserde bir başka mektubu Pertev Paşa; Recaizade Ekrem ve Ahmet Mithat, Alexandre Dumas Fils’in La Dame Aux Camelias’ından birer mektubu Türkçe’ye tercüme ettiler”.

Bir mektup genellikle giriş, gelişme, sonuç gibi bölümlerden ve tarih, hitap ve imzadan müteşekkildir. Mektuplar genellikle nesir olarak yazılsa da, edebiyatımızda manzum olarak yazılmış edebî mektuplar da mevcuttur. Hususî mektupların yanında edebiyatımızda, tenkit ve münakaşa, roman, hikâye, seyahat; makale, röportaj, sohbet gibi nev’ilerde yazılan mektuplar da vardır.

Tanzimat’tan sonra, “Fransız mefkûresinden mülhem olarak” memleketimizin içinde siyasî, edebî ve birçok sahada meydana gelen değişiklikler neticesinde bazı simaların firar etmeleri ve sürgüne gönderilmeleri sonucunda bir tenkit ve münakaşa ortamı doğmuştur. Bu konuda yazılmış mektuplara şunları örnek gösterebiliriz: “Namık Kemal’in, Ziya Paşa tarafından hazırlanan bir şiir antolojisi (Harabat) için yazdığı Tahrib-i Harabat (1885) ve Takib-i Harabat (1885) ile Mecmua-i İrfan Paşa da yeni bir şiir anlayışına karşı çıkılması üzerine kaleme aldığı Îrfan Paşa’ya Mektub’u (1885), Recaizade’nin Mes Prisons (1869) adlı çevirisiyle ilgili olarak yazdığı Mes Prisons Muahazenâmesi (1885), Muallim Naci ile Şeyh Vasfi’nin o dönem şiirimizle ilgili görüş alışverişlerini ortaya koyan on iki mektupluk Şöyle Böyle adlı eser (1886), yine Muallim Naci’nin Beşir Fuad’a yazdığı Victore Hugo monografisi dolayısıyla başlattığı ve yedi mektup süren münakaşalarını içine alan İntikad (1888), Corneille’nin Cid’ini tenkitli özet şeklinde yayımlayan Ahmet Mithat’ın Sait Bey ile olan münakaşa mektuplarını bir araya getiren Sait Beyefendi Hazretlerine Cevap (1898), Ali Canip’in Cenap Şahabeddin ile dilde sadelik, Türkçülük konularındaki münakaşalarından meydana gelen altı mektubunu topladığı Milli Edebiyat Meselesi ve Cenap Bey’le Münakaşalarım (1918), Cenap Şahabettin’in alaylı bir dille “Oğluma Mektup” başlığı altındaki didaktik hüviyetli pek çok mektubunun toplandığı Evrâk-ı Eyyam (1915), Nurullah Ataç’ın çeşitli sanat konularındaki görüşlerini belirttiği mektuplarından oluşan Okuruma Mektuplar (1958)”

Edebiyatımızda mektup tarzında ilk romanı, “Hüseyin Rahmi Gürpınar denemiş ve karı koca geçimsizliğini ele aldığı Mutallaka’yı yazmıştır. Daha sonra yazdığı Sevda Peşinde’nin ikinci bölümü, Ömer Seyfettin’in Bahar ve Kelebekler, Tarih Ezeli Bir Tekerrürdür, Aşk ve Ayak Parmaklan, Sivrisinek, Lokantanın Esrarı, Memlekete Mektup hikâyeleri; Halide Edip Adıvar’ın Handan romanı, Harap Mabetler’deki imzasız mektuplar hikâyesi; Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun Kadınlık ve Kadınlarımız, Bir Serencam, Milli Savaş Hikâyeleri, Okun Ucundan’daki hikâyeleri; Reşat Nuri Güntekin’in Sönmüş Yaldızlar, Bir Damla Gözyaşı, Bir Hazin Hakikat, Yalan, Bir Hayal Kırıklığı, Kumandanın Şoförü hikâyeleri mektup tarzındadır. Bunlardan başka Halit Ziya, Mehmet Rauf, Ahmet Hikmet Müftüoğlu ve Sait Faik’in bir kısım hikâyeleri de mektup şeklinde yazılmışlardır”

Bazı yerlere yapılan seyahatler de bazen mektup türünde yazılmıştır “Cenap Şahabeddin’in Hac Yolunda (1909) ve Avrupa Mektupları (1931), Ahmet Rasim’in Romanya Mektupları (1916), Falih Rıfkı’nın Londra Konferansı Mektupları (1931) ve gazete sütunlarında kalarak kitap haline henüz getirilmeyen Danimarka Mektupları, anılan yerlere yapılan seyahat sonucunda yazılmışlardır”

Makale, röportaj ve sohbet türünde yazılan mektuplarda şunlardır: “Ahmed Mithat’ın iktisat, siyaset, kozmografya, matematik ile ilgili bilgiler verdiği Hallu’l-ukd (1892) ile Schopenhauer’in Hikmet-i Cedîdesi (1888), Ahbâr-ı Asara, Tamim-i enzâr (1892) adlı eserleri (makalelerden); Ahmet Rasim’in Şehir Mektupları (1912, fikra ve sohbetlerden); Mahmut Yesarî’nin Yakacık Mektupları (1938, röportajlardan) meydana gelmiştir”

Edebiyatımızda az da olsa bulunan manzum mektuplarda, mektupların temel taşı olan tabilik, içtenlik oldukça zorlanır: “Şeyhî’nin Hüsrev ü Şirin’inde, Hüsrev’in Şirin’e ve Fuzûli’nin Leylâ ile Mecnûn’unda, Mecnûn’un Leylâ’ya yazdığı mektubu; Şehzade Beyazıd’ın Kanunî’ye, Kanunînin Beyazıd’a yazdıkları mektuplar; Bağdatlı Ruhî’nin devrinin bütün şairleri ile dostluk münasebeti için yazdığı kırk bir beyitlik kasidesi; Bayburtlu Zihnî’nin sevgilisine yazdığı üçer dörtlüklü iki ayrı mektubu; Ali Paşa’nın Mahmut Paşa’ya, Hafız Ahmed Paşa’nın Bağdat kuşatması sırasında IV.Murad’a, IV.Murad’ın Hafız Ahmed Paşa’ya verdiği cevabî mektupları; Edhem Pertev Paşa’nın Nefise Hanım’a annesi tarafından yazılan manzum mektubu (22 mısra); İsmail Safa’nın kardeşi Vefa’ya (üç) ve memleketi olan Trabzon’a yaptığı ziyaret dolayısıyla yazdığı mektupları, (Mevlid-i Pederi Ziyaret, 1894, yüz seksen dokuz beyit); Ziya Gökalp’in Atatürk’e hitap ettiği İstida (elli dört mısra) ve İkinci İstida (otuz iki mısra) başlıklı mektupları manzum mektuplara örnek gösterilebilir. Aka Gündüz’ün Balkan Savaşı sırasında İki Bayram’ı, Ana Mektupları (Bozgun, 1334), Halit Fahri’nin Bayram Mektubu(Cenk Duyguları, 1933), Kemalettin Kamu’nun İzmir Yollarında Son Mektup’u (N.R Evrimer, Kemaleddin Kamu, 1949), Orhan Seyfî’nin Sevgili’ye Mektup’u (Gönülden Sesler, 1928), Necip Fazıl Kısakürek’in Anneme Mektup’u (Ben ve Ötesi, 1932), Zindandan Mehmed’e Mektup’u (Çile, 1962), Bedri Rahmi’nin Birinci Mektup, İkinci Mektup (ve diğerleri, üçü birden 1953), Orhan Veli’nin Oktay’a Mektuplar’ı (Bütün Şiirleri 1960) edebiyatımızda belli başlı manzum mektuplardır”

Türk Edebiyatında, isim yapmış şair, yazar ve sanatkârların yalnız mektuplarının toplandığı müstakil eserler de vardır: Ali Şir Nevaî, Lâmiî Çelebi, Nâbi, Ragıp Paşa, Tokatlı Ebubekir Kânî, Nev’izâde, Azmîzâde, Ganîzâde, Akhisarlı Abdulkerim, Zaifi Pir Mehmet ve benzerlerinin münşeatları ile, Akif Paşa’nın Münşeât-ı Elhac Akif Efendi (1843) ve Muharrerat-ı Hususuye-i Akif Paşa (1883) adlı eserleri; Namık Kemal’in hususî mektupları (C.I, II, III, Haz.F.A.Tansel, 1967, 1969, 1973), Abdühlak Hamid Tarhan’ın Mektuplar’ı (2 C. 1918), Muallim Naci’nin Mektuplarım’ı (1886), Ziya Gökalp’in Limni ve Malta Mektupları (Haz: F.A.Tansel, 1965), Cahit Sıtkı Tarancı’nın Ziya’ya Mektupları (1957), Yaşar Nabi’nin Dost Mektupları (1972), Ahmet Hamdi Tanpınar’ın mektupları (Haz:Zeynep Kerman, 1974), Nazım Hikmet’in Kemal Tahir’e Mapushaneden Mektupları (1968) bunlardan bazılarıdır.

Mektup Nedir
Kişilerin ayrılık dönemlerinde birbirleriyle belirli duygu ve düşünceleri paylaştıkları, yaşamlarındaki olayları dile getirdikleri yazılardır. Konuşma ya da yazılış amaçlarına göre; iş mektupları, özel mektuplar gibi türleri vardır. Sanatsal açıdan önem taşıyan, edebi yazınsal mektuplardır. Yazar, ozan ve eleştirmen ya da diğer sanatçılar birbirlerine yazdıkları mektuplarda sanat-edebiyat tartışmalarına girişirler. Bunlar da sanat-edebiyat dünyası için önemli birer belge niteliği taşır.

Mektup, kimi öykü ve romanlarda bir anlatım bi­çimi olarak da kullanılmıştır.

Mektup Nedir – Mektup Çeşitleri
Mektup, Birbirinden farklı yerlerde bulunan kişi veya kurumlar arasında özel ya da resmi iletişimi sağlayan yazı türüdür.

Özel Mektup
Birbirini çok yakından tanıyan kişilerin, birbirlerine yazdığı mektuplardır. Özel mektuplarda gönderici ile alıcının bir­birine karşı özel durumu yanında, ele alınan konu da metnin üslubunu belirler. Özel mektuplar ikiye ayrılır:

Edebi Nitelik Taşıyan Özel Mektup
Belli bir konuya bağlı kalmadan bütün hayatı içine alabilen bir anlatım aracıdır. Gönderenin iç dünyasından veya çevresinden seçilen haberler, çeşitli gözlemler, bir toplumun ve çevrenin özellikleri mektubun konusu olabilir. Mek­tubu yazan kişi yaşadığı çevreyi ve hayatı da anlatır. Bu bakımdan mektuplarda devirlerin, çevrelerin düşünce tarz­larını, âdetlerini, kısacası yaşayış şekillerini bulmak mümkündür. Böyle mektuplar, tarih araştırmacıları için belge ni­teliği taşır.

Bazı Avrupalıların eski Türk yaşamı ile ilgili mektupları bugün tarihi belge olarak kabul edilir. Lady Montegu’nun Şark Mektupları bu türe örnektir.

Edebi Nitelik Taşımayan Özel Mektup
Birbirini çok yakından tanıyan kişilerin karşılıklı yazdıkları mektuplardır.
Bunların belirleyici özelliği kişiden kişiye yazılmış olması, içten ve senli benli bir dille oluşturulmalarıdır. Böyle mek­tuplarda bir alana sıkı sıkıya bağlanmak gerekmez.

Özel mektuplar hitap, gövde, sonuç bölümlerinden oluşur. Tebrikler, telgraf, davetiyeler, tebrik mektupları, taziye­ler özel mektup çeşitlerinden bazılarıdır.

Resmi Mektuplar (Dilekçe)
Devlet dairelerinin kendi aralarında veya kişilerle devlet daireleri arasında yazılan mektuplardır. Bu tür mektuplar­da çizgisiz beyaz kâğıt kullanılır. Anlatım ciddi olmalı, konu dışında ayrıntılara ve özel isteklere yer verilmemelidir.

Dilekçe yazarken şu kurallara dikkat edilir:

Gereksiz ayrıntılara yer verilmez, yalın ve anlaşılır bir dil kullanılır.
Çizgisiz beyaz kâğıda yazılır.
Dilekçe hangi kuruma veriliyorsa, bu makamın adı başa yazılır. Kurum adının sağ altına kurumun bulunduğu şehrin adı yazılır.

Konu kısaca anlatılır.
İlgili makamın bilgisine sunulduğu ve gereğinin yapılması ifade edilir. (Bu bölüm kişinin dileğine ilişkin sonuç bölümüdür. Alt makama yazılırsa “rica ederim” üst makama yazılırsa “arz ederim” şeklinde yazılır.)
Dilekçenin sağ alt köşesine sırasıyla tarih, imza yer alır; ad, soyad yazılır.
Sol alt köşeye ise adres ve varsa ekler yazılır.

İş Mektupları
Ticaret ve endüstri kurumlarının birbirlerine ya da kişilere, kişilerin bu kurumlara gönderdikleri mektuplara denir. İş mektuplarının en çok kullanılan çeşidi dilekçedir.

Bir talebi ya da siparişi bildirmek, bir soruna açıklık getirmek, iş başvurusunda bulunmak, bir üst makama belirli bir durumla ilgili bilgi iletmek vb. amaçlarla kişiler ile kişiler, kişiler ile kurumlar ya da kurumlar ile kurumlar arasın­da yapılan yazışmalardır.

Mektubun Özellikleri
Kuruma ya da kişiye yönelik hitapla başlanmalıdır.
Ad, adres, tarih belirtilmelidir.
Açık, duru, yalın, düzgün bir Türkçeyle kaleme alınmalıdır.
Amaç açıkça belirtilmelidir.
Birden fazla sorun söz konusuysa, bunlar maddeler ya da paragraflar hâlinde belirtilmelidir.
Saygılı, ciddi bir dil ve üslup kullanılmalıdır.
Mektup bir kurum tarafından yazılıyorsa, kurumun antetli kâğıdı ve zarfı kullanılmalıdır.
Daha önce yazılmış bir mektuba karşılık olarak yazılıyorsa, “ilgi” başlığı altında hangi tarih ve hangi sayılı, han­gi konuyla ilgili yazıya karşılık olduğu belirtilmelidir.
Sorun, durum ya da dilek açıkça ve kısa cümlelerle belirtilmelidir.
Sonuç cümlesinde makamlar arasındaki hiyerarşik düzene dikkat edilmelidir. Üst makam alt makama yazıyor­sa ya da makamlar arasında denklik varsa “rica ederim”, alt makam üst makama yazıyorsa “saygılarımla arz ederim” ifadesiyle cümle tamamlanmalıdır.

Kurumdan kişiye ya da kuruma yazılıyorsa kurumun en üst makamı tarafından, kişiden kişiye yazılıyorsa yazan tarafından imzalanmalıdır.

Ek belgeler mektubun sonunda “Ekler” başlığı altında ve maddeler hâlinde belirtilmelidir.
Bilgisayarla ya da daktiloyla yazılmalıdır.
Çizgisiz beyaz kâğıt kullanılmalıdır.
Yazım ve noktalama kurallarına uyulmalıdır.

DÜNYA EDEBİYATINDA MEKTUP
Mektubun edebi tür olarak gelişimi, Latin edebiyatına dayanmaktadır. Mektup türünün ustaları ancak 18. yy’da ye­tişmiştir. Özellikle Fransa’da Voltaire, Rousseau bu türü çok kullanan sanatçıların başında gelir.

Mektup türü hikâye ve romanların yazımında da kullanılmıştır. Bazı sanatçılar daha etkili olur düşüncesiyle eserle­rini mektup tarzında kaleme almışlardır. Örneğin J. J. Rousseau’nun Nouvelle Helsise, Goethe’nin Genç Werther’in Istırapları, Balzac’ın Vadideki Zambak adlı eseri buna örnektir.

TÜRK EDEBİYATINDA MEKTUP
Türk edebiyatında mektup türü, Tanzimat’tan sonra önem kazanmaya başlamıştır. Daha öncesinde münşeatlarda özel ve resmi mektuplara yer verilirdi. Yalnız bu eserlerin dili süslü ve sanatlıydı. Bu yüzden bu mektuplardan eski yaşayışımız hakkında bilgiler edinmek mümkün değildir. Ancak bu dönemde mektup tarzında yazılan edebi metin­lere rastlanır. Fuzuli’nin Şikâyetname’si bu türün ilk örneğidir. Leyla ve Mecnun, Şah u Geda, Hüsn ü Aşk gibi ün­lü mesneviler de manzum aşk ve sitem mektuplarıdır.

Ayrıca tarihi şahsiyetler arasında da manzum mektuplar yazma geleneği vardır. Kanuni ile oğlu Beyazıd, II. Beya-zıd ile Cem Sultan arasındaki mektuplaşmalar buna örnektir.

Tanzimat’tan sonra ilk ilgi çekici mektuplar Akif Paşa’ya aittir. Bunlar 1885′de basılmıştır. Sonraki dönemlerde Na­mık Kemal’in Hususi Mektupları, Abdülhak Hâmid Tarhan’ın, Mektuplar; Muallim Naci’nin Muhaberat ve Muhaverat adlı eserleri basılmıştır.

Bazı sanatçılar ise mektuplardan oluşan romanlar, hikâyeler, anılar, gezi yazıları kaleme almıştır. Halide Edip’in Handan; Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın Mutallaka, Sevda Peşinde; Reşat Nuri Güntekin’in Bir Kadın Düşmanı adlı ro­manları bunlar arasında sayılabilir.

Ömer Seyfettin’in bazı hikâyeleri, mektup biçiminde kaleme alınmıştır.

Mektup türünde yazılan gezi yazıları da vardır. Cenap Şahabettin’in Hac Yolunda, Avrupa Mektupları; Ahmet Rasim’in Romanya Mektupları buna örnektir.

Nurullah Ataç’ın Okura Mektuplar isimle eseri mektuplardan oluşan bir deneme kitabıdır. Cumhuriyet döneminde bazı sanatçıların mektupları kitap hâline getirilmiştir. Cahit Sıtkı Tarancı Ziya’ya Mektuplar, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Mektuplar, Nazım Hikmet’in Kemal Tahir’e Hapishaneden Mektuplar adlı eserleri buna örnektir.

Mektup Nedir
Tanım: Mektup, başka bir yerde bulunan bir kişiye, bir topluluğa ya da bir kuruma bir maksadı bildirmek için yazılan yazıdır.

Mektubun Tarihi
Mektup, yazının bulunduğu tarihe kadar ortaya çıkmış eski edebiyat türlerinden biridir. Eldeki en eski örnekler; Mısır firavunlarının diplomatik mektupları (MÖ 15. – 14. yüz yılları) ile Hitit krallarının Hattuşa (Boğazköy) arşivinde bulunan mektuplarıdır. Batı edebiyatında mektup türünün ilk örneklerini, Yunan edebiyatında görürüz. Mektup, bir edebiyat türü olarak, özellikle Latin edebiyatında gelişip yaygınlaşmıştır. Bu alanda yazanların başında Cicero (MÖ 106 – 43) gelir. Rönesans’tan bu yana Avrupa’da çeşitli ülkelerde bu türün yaygınlaştığı görülür. Özellikle Fransa’da mektup türü büyük gelişme göstermiştir. Mektup türünün Türk edebiyatında epey uzun bir geçmişi vardır. Münşeatlarda (Nesir halindeki yazıları bir araya toplanmasından meydana gelen eserlere denir.) resmi ve özel mektuplara geniş yer verilirdi. Şinasi’ nin öncülüğünde başlayan düz anlatım akımı, mektuplarda da etkisini göstermiş; Tanzimat’tan bu yana yazılan özel mektuplarda yapmacıksız, doğal bir anlatım kullanılmıştır.

Mektupta Amaç
-Bir haberi almak ya da vermek.
-Bir konuyu yazılı olarak tartışmak.
-Herhangi bir konuda sevincimizi ya da üzüntümüzü bildirmek.
-Birinden yardım dilemek ya da ona yardım etme isteğinde bulunmak.
-Bir işi sonuçlandırmak.

Mektupta Biçim
1. Hitap: Mektup yazılan kişiye olan ilgi ve yakınlığımıza bağlıdır. Samimi olduğumuz kişilere “Canım, Dostum”, yeni tanıştığımız ya da resmi olduğumuz kişilere “Bay, Bayan, Sayın” şeklinden hitap edebiliriz.www.edubilim.com
2. Giriş ve Gelişme: Mektubun amacını belirten bölümdür. Amaca doğrudan doğruya girilir. Bir haber öğrenmek için mi, bir sorunu tartışmak için mi, bir mektuba cevap olarak mı yazıldığı bu bölümde ortaya konur.
3. Sonuç: Bu bölümde klişeleşmiş cümleler, selam ve iyi dilekler yer almalıdır.

Mektup Yazılırken Uyulması Gereken İlkeler
-Mektup çizgisiz ve beyaz bir kağıda yazılmalıdır.
-Kağıdın sadece bir yüzü kullanılmalıdır.
-Mektup, kurşun kalemle yazılmamalıdır.
-Mektup kağıdının sağ üst kısmına yazıldığı yer ve tarih konulmalıdır.
-Mektup bitince imzalanmalı, sol üst köşesine de adres yazılmalıdır.

Mektup Zarfı
-İçindeki yazılar okunmayacak kalınlıkta olmalıdır.
-Gönderenin adresi zarfın ön yüzünün sol üst köşesine yazılmalıdır.
-Gideceği yerin adresi orta sağ kısma yazılmalıdır.
-Gideceği kentin adı, en alt sağ köşeye büyük harflerle yazılmalıdır.
-Pul sağ üst köşeye yapıştırılmalıdır.

Mektup Çeşitleri
-Özel Mektuplar
-İş Mektupları
-Resmi Mektuplar
-Edebi ve Felsefi Mektuplar
-Açık Mektuplar
-Özel Mektuplar

Özel Mektuplar
Tanışan ve aralarında bir yakınlık olan kişilerin birlerine yazdıkları mektuplardır.

Özel Mektup Çeşitleri
*Teşekkür mektubu
*Baş sağlığı ve teselli mektubu
*Özür dileme mektubu
*Davetiye mektup ve kartları
*Tebrik mektubu

Mektup Nedir, Mektup Nasıl Yazılır, Mektup Hakkında Bilgiler, Mektup Yazarken Nelere Dikkat Edilmeli, Mektubun Tarihi, Mektup Ne Demek, Mektup ile ilgili bilgi, Mektup yazmanın özellikleri, Mektup yazarken nelere dikkat edilmeli, Mektup tarihçesi,

Bu yazıda aradığınız konu yoksa soruyu yazın paylaşılsın ve eklensin