Nasrettin Hocanın Hayatı yazısına puan ver :
1 Puan2 Puan3 Puan4 Puan5 Puan6 Puan7 Puan8 Puan9 Puan10 Puan | 8,04 / 10 | 26 kisi / 209 puan verdi.
Loading ... Loading ...
Bu siteyi beğendinmi?

Nasreddin Hoca, (Nasreddin Hoca Kimdir? – Nasreddin Hoca Hakkında Bilgi)
Nasreddin Hoca (1208-1284)
Türk halk bilgesi. Halk dilinde, duygu ve inceliği içeren, gülmece türünün öncüsü olmuştur.
Sivrihisar’ın Hortu yöresinde doğdu, Akşehir’de öldü. Babası Hortu köyü imamı Abdullah Efendi, annesi aynı köyden Sıdıka Hatun’dur. Önce Sivrihisar’da medrese öğrenimi gördü, babasının ölümü üzerine Hortu’ya dönerek köy imamı oldu. 1237′de Akşehir’e yerleşerek, Seyyid Mahmud Hayrani ve Seyyid Hacı İbrahim’in derslerini dinledi, İslam diniyle ilgili çalışmalarını sürdürdü. Bir söylentiye göre medresede ders okuttu, kadılık görevinde bulundu. Bu görevlerinden dolayı kendisine Nasuriddin Hâce adı verilmiş, sonradan bu ad Nasreddin Hoca biçimini almıştır. Onun yaşamıyla ilgili bilgiler, halkın kendisine olan aşırı sevgisi yüzünden, söylentilerle karışmış, yer yer olağanüstü nitelikler kazanmıştır. Bu söylentiler arasında, onun Selçuklu sultanlarıyla tanıştığı, Mevlânâ Celâleddin ile yakınlık kurduğu, kendisinden en az yetmiş yıl sonra yaşayan Timur’la konuştuğu, birkaç yerde birden göründüğü bile vardır.

Nasreddin Hoca’nın değeri, yaşadığı olaylarla değil, gerek kendisinin, gerek halkın onun ağzından söylediği gülmecelerdeki anlam, yergi ve alay öğelerinin inceliğiyle ölçülür. Onun olduğu ileri sürülen gülmecelerin incelenmesinden, bunlarda geçen sözcüklerin açıklanışından anlaşıldığına göre o, belli bir dönemin değil Anadolu halkının yaşama biçimini, güldürü öğesini, alay ve eğlenme türünü, övgü ve yergi becerisini dile getirmiştir. Onunla ilgili gülmeceleri oluşturan öğelerin odağı sevgi, yergi, övgü, alaya alma. Gülünç duruma düşürme, kendi kendiyle çelişkiye sürükleme, Katı kurallar karşısında çok ince ve iğneli bir söyleyişle yumuşaklığı yeğlemedir. O, bunları söylerken bilgin, bilgisiz, açıkgöz, uysal, vurdumduymaz, utangaç, atak, şaşkın, kurnaz, korkak, atılgan gibi çelişik niteliklere bürünür. Özellikle karşısındakinin durumuyla çelişki içinde bulunma, gülmecelerinin egemen öğesidir. Bu öğeler Anadolu insanının, belli olaylar karşısındaki tutumun yansıtan, düşünce ürünlerini oluşturur. Nasreddin Hoca, halkın duygularını yansıtan, bir gülmece odağı olarak ortaya çıkarılır.

Nasreddin Hocanın Kişisel Özellikleri
Nasreddin Hoca , insanlara doğru yolu gösteren, iyilikleri bildiren, doğruya sevk eden ve kötülüklerden sakındıran bir veli idi. Bu işi yaparken tabiatı icabı kendisine has bir yol tutmuştur. Böylece hakkın anlatılması ve cemiyetteki bozuk yönlerin düzeltilmesi için, meseleyi halkın anlayacağı bir dil ve üslub ile, gayet manidar latifeler halinde kısa ve öz olarak dile getirmiştir. Fıkraları hikmet ve ibret dolu birer darb-ı mesel(atasözü) gibidir. Bu bakımdan adına uydurulan edep dışı ve nükteden uzak bir takım fıkraların onunla bir ilgisi yoktur. Manidar latifeleri önce yakın çevresinde şifahi olarak dilden dile dolaşmış, sonraları gitgide yayılmış ve zamanla bir takım değişikliklere uğramıştır.devamı Bu sebeple onun olmayan bir takım bayağı fıkralar da ona mal edilerek anlatılmıştır. Yapılan ilmi çalışmalar, onun ilim ve edep sahibi bir veliefsanevi bir kişi değil, on üçüncü asırda Anadolu Selçukluları zamanında yaşamış salih bir müslüman olduğunu ortaya koymuştur. Çünkü nükteleri, bir insanın başından geçen gülünç hadiselerin ifadesi değil, görünüşte gülünç aslında ince hikmetleri dile getiren, düşündürücü latifelerdir. Ayrıca Türk milletinin zeka inceliğini, nükte gücünü en iyi şekilde yansıtan bu nüktelerin belirli vasfı; Allahü tealanın emir ve yasaklarını latif bir üslup ile bildirilmesidir. olduğunu, söz konusu sıradan basit fıkraları söylemediğini açıkça göstermektedir. Ayrıca, Nasrettin Hoca´nın

Bu latifelerin toplandığı eserlerden biri, Londra´da British Museum´da. Haza Terceme-iNasreddin Efendi Rahme başlıklı yazma eserdir. Ancak bu eserdeki latifelerin bir kısmı, onun üslubuna ve nükte tekniğine uymamaktadır. Nitekim eserin sonunda bu durum: “İşte Nasreddin Efendinin kibar-ı evliyadan (Evliyanın Büyüklerinden) olduğuna şek ve şüphe yoktur. Merhumun bu kıssalardan haberi var, yok böyle yazmışlar. Her kim okuyup tamamında bu merhumun ruhu için bir Fatiha bağışlarsa, Hak sübhane ve teala ol kimsenin ahir ve akıbetini hayr eyleye” şeklinde belirtilmiştir. Ayrıca, Nasreddin Hoca adlı eserde başka nüktelerine yer verilmiştir.

Nasreddin Hoca, fert ve toplumu her yönüyle çok iyi tanımış, insanların aile, komşuluk, dostluk, ticari münasebetlerine ait cemiyette gördüğü aksaklıkları düzeltmek ve onlara nasihat etmek maksadıyla nüktelerle dile getirmiş, onları düşünmeye ve doğruya sevk etmiştir. Sosyologlar ve psikologlar, insanı ve cemiyeti tanıyıp, onların çeşitli yönlerini incelemek için latifelerinden çok istifade etmişlerdir.

Nasreddin hoca fıkralarının ortak özelliği nedir?
Nasreddin Hoca’nın fıkralarına birisi dış birisi de iç yapı olarak iki açıdan yaklaşmak gerekiyor. Dış yapı olarak fıkralarda konu, önce küçük bir olay öykü biçiminde anlatılır. Bu olay içerisinde kişiler ve çevre hakkında da bilgi verilir. Sonunda da Hoca’nın o konu ve olayla ilgili nüktesi bulunur.

İç yapı olarak baktığımızda ise; bunların nüktedanca ve anlaşılır bir dille söylendiği görülür. Asıl konu insandır. Onun gülünç tarafları, yanlışları, nefsanî tutumları, zaafları, hataları, sakarlıkları ve çaresizliği ele alınır. Yoksulluğundan söz edilir. İnsan ilişkilerindeki kimi sorunlar üzerinde durulur.

Bütün bunlar yapılırken, insana, topluma, çevreye ve diğer varlıklara karşı saygı ve sevgi esastır. Asla alaycı, küçük düşürücü bir tutum izlenmez. Eleştiri varsa bu kişilerin yanlış davranışlarınıdır ki buradaki temel amaç da yol göstermek, yanlışı kişinin kendisinin bulmasını ustalıkla sağlamaktır.

Fıkraların büyük çoğu sadece Türk insanın değil bütün dünya insanların ortak özellikleriyle ilgilidir. Zaten, Hoca’nın bütün bir dünyada benimsenmesinin önemli bir sebebi de budur.

Toplum, sorunlarının ustaca çözümünü bu fıkralarda bulur. Neredeyse ele alınmayan bir tip, üzerinde durulmayan sosyal bir mesele yok gibidir. Cahillik, bencillik, hırsızlık, menfaatçilik, dünyaya aşırı bağlılık gibi sorunların yanı sıra, yöneticilerin baskıcı ve adaletsiz yönetimleri, görevlilerin rüşvet, yolsuzluk gibi tutumları, âlimlerin halktan kopukluğu, bazı din adamlarının bağnazlığı ve gerçek din adamlarının niteliği, Allah’la olan ilişkiler, iman ve ibadet esasları, ahlaki kurallar… fıkraların asıl konularıdır.

Fıkraların bu anlamda başka bir özelliği ise, sırf güldürme amaçlı olmamasıdır. Gülerken düşündürmek temel niteliktir. Çünkü Hoca, bir yol göstericidir. Yanlışlarla mücadele etmektedir. Kendi yöntemi olan nükte ile bunların anlaşılmasını istemektedir. Bu bakımdan eleştirilerde bir zümreyi veya bir kimseyi karalamak, kötülemek, aşağılamak söz konusu değildir.

Fıkralarda ahlaki kurallara da sıkı sıkıya bağlılık görülür. Bayağılık, müstehcenlik, ayıp ve küfür laf söz konusu değildir.

Fıkralarda kısa anlatım tercih edilmiştir. Süslü söze ve fazla tasvire yer verilmez. Halkın anlayacağı bir dil kullanılır. Zaman zaman konu gereği Arapça, Farsça kelimelere de yer verildiği görülür.

Fıkralar o yılların Anadolu gerçekliğini tam olarak yansıtırlar. Fıkralardaki olayın özü, kişileri ve diğer kahramanları verilmek istenen mesaj o çağ Anadolu’sunun gerçekleriyle örtüşür…

NASRETİN HOCANIN GÜNÜMÜZE OLAN ETKİNLİKLERİ NELERDİR?
Nasreddin Hoca fıkraları günümüzde hemen hemen belli başlı bütün dillere çevrilmiştir. UNESCO , 1996 yılını “Dünya Nasreddin Hoca Kahkaha Yılı” olarak kabul etmiştir. Bu nedenle , Türkiye’de ve Türkiye dışında birçok etkinlikle Nasreddin Hoca anılmıştır. Her yıl Akşehir’de, 5-10 Temmuz tarihleri arasında, “Uluslararası Nasreddin Hoca Şenlikleri“ düzenlenmektedir. Ayrıca her yıl “Uluslararası Nasreddin Hoca Karikatür Yarışması” yapılmaktadır. 2008 yılı ise Nasreddin Hoca’nın 800. doğum yıldönümü olarak kabul edilmiş ve bu bağlamda çeşitli etkinlikler düzenlenmiştir. Ayrıca bu yıl, Türkiye’nin misafir ülke olduğu Frankfurt Kitap Fuarı’nda, Nasreddin Hoca kitap kapaklarının posterlerinden oluşan bir sergi açılacaktır. Nasreddin Hoca, fıkralarıyla olduğu gibi, çeşitli kültürel ve geleneksel etkinliklerle de aramızda yaşamaktadır.

Nasreddin Hoca’nın tarihsel kişiliği, Türk zekâsının ve espri gücünün eşşiz bir örneği olan fıkraları, daha doğrusu fıkra kahramanı – tipi kişiliği yanında ikinci plânda kalır. O, çok tanınmış bir fıkra kahramanı olarak Anadolu’da ve Batı Ülkeleri’nde “Nasreddin Hoca”, Azerbaycan ve İran’da “Molla Nasreddin,” Ortaasya ve Çin’de “Nasreddin Efendi” ya da “Efendi” veya “Ependi”, Balkanlar’da ise “Nastratin Hoca” olarak anılmaktadır. Geçmişte ve günümüzde başka fıkra tiplerinin fıkralarından da ona bağlı olarak anlatılanlar olduğu için Nasreddin Hoca fıkralarının sayısı artmıştır. Günümüzde yüzlerce fıkradan oluşan bir Nasreddin Hoca fıkraları külliyatı meydana gelmiştir. Bu fıkralardan 1555 tanesini, Nasreddin Hoca ve 1555 Fıkrası adlı kitabımızda bir araya getirerek yayınladık.

NASREDDIN HOCA’NIN FIKRALARI

Marifet
Bir adam, elinde çok karisik elyazmasi farsça yazilmis bir mektup
- “Hocam, su mektubu bana bir okusana.”der. Hoca bakmis elyazisi çok karisik evirmis çevirmis okuyamamis adama geri vermis. Adam sasirip, Hocanin okumasi yok zannederek:
- “Ayip Hoca, ayip! Benden utanmiyorsan basindaki koca kavugundan utan!.” demis. Bunun üzerine Hoca kavugu çikarip adamin kafasina geçirerek:
- “Madem ki is kavuktadir; Haydi giy de sunu, kendin oku bakalim mektubunu.”

Bilenler
Hoca kürsüye çikar çikmaz:
- “Ey cemaat ne anlatacagimi biliyor musunuz?” der fakat cemaatin ancak küçük bir kismi “bilmiyoruz” der. Hoca:
- “O zaman bilenler bilmeyenlere anlatsin” der ve vaaz etmeden kürsüden hemen iner.

Kasatura
Hoca henüz talebe iken bir kasatura tasidigini gören subasi durdurunca. Efendim ben ögrenciyim bunu kitaplardaki yanlislari kazimak için kullaniyorum der. Iyi ama der subasi bu fazla büyük degil mi? Hocada :
- “Bazen yanlislar o kadar büyük oluyor ki bu bile yetmiyor efendim?”

Sunu bastan söylesene
Nasreddin Hoca tarlasinda çalisirken oradan geçmekte olan birisi sormus:
- “Bey Amca! Falan köye kaç saatte gidebilirim?” Hoca, bu soruya hele biraz yol al bakalim demis. Adam ayni soruyu üç kere tekrarlamis; ama farkli bir cevap alamayinca yoluna devam etmis. Biraz yürüdükten sonra arkadan Hocanin:
- “Evlat, gel!” dedigini isitmis. Adam gelince de Hoca soruyu su sekilde cevaplandirmis:
- “Sen tam üç saatte oraya varirsin,” demis. Adam sinirli bir sekilde
- “Be bey amca! Madem biliyordun, sunu bastan söylesene,” deyince, Nasreddin Hoca söyle savunmus kendisini:
- “Iyi de, ben senin nasil yürüdügünü nereden bilebilirim ki.”

Adam Olmak
Bir gün Hoca’nin bulundugu bir sohbette sormuslar:
- “Hocam, adam olmanin yolu nedir?” Hoca düsünceli düsünceli, basini bir o yana bir bu yana sallayarak
- “Söyleyen olursa dinlemeli, dinleyen olursa söylemeli”

Parayi Veren Düdügü Çalar
Hoca bir gün pazara gitmek için yola koyulmus. Az sonra çocuklar önünü kesmis. Hoca, bize pazardan düdük al diye bagrismislar. Içlerinden biri çikip, parasini uzatmis. Pazar dönüsü ayni çocuklar yine hocayi çevirmisler. Hoca, para veren çocuga düdügü uzatmis, tam ayriliyormus ki! Bütün çocuklar bagirmis;
- “Hani bana, hani bana”. Hoca çocuklara dönüp:
- “Parayi veren düdügü çalar”

nasreddin hoca, nasreddin hoca hayatı, nasreddin hocanın hayatı, nasreddin hocanın özellikleri, nasreddin hoca kimdir, nasreddin hoca nerede yaşamıştır, nasreddin hoca hakkında bilgi, nasreddin hoca ile ilgili bilgi, nasreddin hocayla ilgili bilgiler, nasreddin hoca fıkraları, nasreddin hocanın fıkraları, nasreddin hocanın kişisel özellikleri, nasreddin hocanın hayatı hakkında bilgiler, nasrettin hoca

Bu yazıda aradığınız konu yoksa soruyu yazın paylaşılsın ve eklensin

  1. DİYARNEHİR SAVUNMAZ
    18 Mayıs 2014 | Cevapla

    EVET GÜZEL AMA O KADAR DEĞİL

  2. samet
    19 Aralık 2012 | Cevapla

    nasrettin hocanın çoculuğu hakkında bilgi yok