Şark Meselesi yazısına puan ver :
1 Puan2 Puan3 Puan4 Puan5 Puan6 Puan7 Puan8 Puan9 Puan10 Puan | 10,00 / 10 | 1 kisi / 10 puan verdi.
Loading ... Loading ...
Bu siteyi beğendinmi?

Şark Meselesi
Bu deyim, ilk kez Viyana Kongresinde (1815) Çar I. Aleksander tarafından Osmanlı topraklarında yaşayan Rumlar için kullanıldı. Esas anlamını, Osmanlı Devleti’nin 1838 Balta Limanı Antlaşması ile iktisadi ve 1839′da Mehmet Ali Paşa karşısında alınan yenilgi ile de asker” iflası üzerine bir çeşit gölge devlet durumuna düşmesi ile kazandı. Avrupa’nın herhangi bir büyük devleti, istediği zaman Osmanlı topraklarını istila edip sömürge haline getirebilecek güce sahipti. Eğer, Osmanlı Devleti dünyanın başka bir köşesinde bulunsaydı bunun kısa zamanda gerçekleşmesi beklenebilirdi. Ne var ki, Osmanlı Devleti Avrupa’nın içinde ve dışında öyle hassas bir konuma, yani jeopolitiğe sahipti ki, hiçbir büyük devlet tek başına Türk ve Müslümanları bu topraklardan atıp bölgenin tek hakimi olmaya cesaret edemiyordu. Batılı devletler için Osmanlı topraklarını herkesi tatmin edebilecek bir biçimde paylaşmak da mümkün görünmüyordu. Öte yandan Osmanlı Devleti, durduğu yerde milliyetçilik hareketinden dolayı bir parçalanma sürecini yaşamaktaydı. Bu süreç bile Avrupa Devletlerini birbirine düşürmeye yetiyordu.

Batılı Devletler, Doğu ya da Türkiye sorununa iki açıdan bakıyorlardı. Bu bakış açılarından birisini açıkça ifade etmelerine karşın ikincisini hiç gündeme getirmemeye gayret ediyorlardı. Doğu Sorunu’nun açıkça ifade edilen yanı aslında Rusların Osmanlı topraklarına doğru yayılma tehlikesiydi. Sorunun gündeme getirilmeyen, ya da Rus tehlikesi gibi açıklıkla ifade edilmeyen yani Batı Devletleri’nin hepsinin Osmanlı Devleti’nin yıkılacağına kesinlikle inanmış olmalarıdır. Ancak, çok geniş bir alana yayılmış olan bu devlet istenmeyen bir zamanda yıkılırsa; aralarında büyük çekişmeler, hatta savaşların çıkacağına inanıldığından, Osmanlı Devleti’nin yönetimi altındaki yerlerin bütünlüğünün Avrupa Devletleri’nin barışı için bir süre daha korunması lazımdı.

Tanzimat döneminde, Osmanlı Devleti’nin en ateşli savunucusu hiç şüphesiz Stratford Canning idi. Fakat Canning, aynı zamanda Osmanlı Devleti’nin Müslüman devlet oluşu itibarıyla Osmanlı’nın en sert düşmanıydı. Ona göre, Osmanlı Devleti’ndeki baş sorun Türkler’in müslüman oluşuydu. Bu yüzden İngiltere, Halife-Sultan’dan “Müslümanların dinden çıkmakta ve Hıristiyanlığı kabul etmekte serbest olduklarını ilan edici bir emirname yayınlamasını” istedi. Ancak, İngiltere’nin bu isteğine 1854′te cevap veren Ali Paşa “padişah böyle bir teklife boyun eğecek olursa milletin ruhani başkanı olmaktan çıkar ve hükümdarlığı da uzun sürmez. Size ancak diplomatik yolla, müslümanlıktan çıkanlara karşı idam cezası verileceğini vaad edebiliriz; fakat bunu bir hukuk”, yazılı kural şekline dökersek halkı ayaklanmaya sevk eder ve Ulema arasında zaptedemeyeceğimiz bir patlamaya sebebiyet veririz”der. Bu durumda Hıristiyan devletlere düşen iki şey vardır. Bunlardan birincisi; Osmanlı Hıristiyan haklarının eşitliğini sağlayarak, onların batıdaki “uygar Hıristiyanlara benimsetilmesini temin etmek. Bu yol, bir çeşit barışçı metot ile Osmanlı Devleti’nin içine sızmak diplomasisidir.

İkinci yol, Çar I. Petro’nun bıraktığı ve Petersburg arşivinde saklı vasiyetnamesinde “İstanbul’a ve Hindistan’a olabildiğince yaklaşın. Buralarda hüküm süren kişi dünyanın gerçek hükümdarı olacaktır. Suriye üzerinde eski doğu ticaretini yeniden kurun ve dünyanın ambarı olan Hindistan’a kadar ilerleyin… Avusturya Sarayına çıkar sağlayarak onu Türkler’in Avrupa’dan kovulması işine çekin, ister Avrupa’nın eski devletleriyle savaşa tutuşmasına neden olarak, ister fetihten, ona da, sonradan geri alınacak bir pay vererek olsun İstanbul’un fethi sırasında Avusturya’nın kıskançlığını etkisiz kılın. Türkiye’de yayılmış durumdaki Rumları kendi çevrenizde birleştirmeye büyük çaba gösterin; onların merkezi, onların desteği olun, ve bir çeşit egemenlik yahut ruhani bir üstünlükle peşinen bir evrensel hakimiyet kurun; düşmanlarınızın evinde bir o kadar dostunuz olacaktır.” şeklinde ifade edilmiştir.

Bu ifadelerden de anlaşılacağı üzere; Doğu Sorunu’nun diğer iki önemli noktası da Türkler’in Hristiyanlığa kazanılması, eğer bu başarılamazsa Türkler’ in Anadolu’dan kovulmasıdır.

Şark Meselesi, Şark Meselesi nedir, Şark Meselesi hakkında bilgi, Şark Meselesi ile ilgili bilgi, Şark Meselesi Kısaca, Şark Meselesi Kısa, Şark Meselesi Özeti, Şark Meselesi Ödev,

Bu yazıda aradığınız konu yoksa soruyu yazın paylaşılsın ve eklensin