Seçme ve Seçilme Hakkı yazısına puan ver :
1 Puan2 Puan3 Puan4 Puan5 Puan6 Puan7 Puan8 Puan9 Puan10 Puan | 7,56 / 10 | 85 kisi / 643 puan verdi.
Loading ... Loading ...
Bu siteyi beğendinmi?

Seçme ve Seçilme Hakkı
ANAYASA
MADDE 1. – Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.

MADDE 2. – Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.

MADDE 3. – Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçe’dir.
Bayrağı, şekli kanununda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır.

Millî marşı “İstiklal Marşı”dır.

Başkenti Ankara’dır.

SEÇME VE SEÇİLME HAKKI NEDİR?

“Yüce Atatürk’ün önderliğinde kurulan Cumhuriyet, akılcılığı ve bilimselliği temel alarak yurttaşlarımızı çağdaş dünyanın değerleriyle buluşturmuştur. Atatürk ilke ve devrimleri ile toplumsal yaşamın her alanında eşitliği amaçlayan köklü değişiklikler gerçekleştirilmiş, laiklik ilkesi yaşama geçirilerek demokratikleşme sürecine hız kazandırılmıştır. Bu süreçte, Cumhuriyet’in özüyle bağdaşmayan çağdışı kurum ve kurallar kaldırılmış, kadın-erkek ayrımı olmaksızın kişi hak ve özgürlükleri genişletilmiştir. Yüce Atatürk, Türk Ulusu’nun güçlü kılınması için, kadının yüceltilmesi gereğine inanmış, devrimlerle, Türk kadınının toplumsal konumunun yükseltilmesini sağlamıştır. Kadın hakları konusunda temel belge olan Medeni Yasa’nın 1926 yılında kabul edilmesi ile çağdaş toplum düzenine geçilmiş, uzun yıllar boyunca görmezden gelinen kadınlarımız, ekonomik, siyasal ve sosyal haklara kavuşturulmuş, yaşamın çeşitli alanlarında karşılaşılan eşitsizlik ve ayrımcılığın kaldırılması için önemli bir adım atılmıştır.

1934 yılında ise, birçok Batılı ülkeden önce Türk kadınına seçme ve seçilme hakkının tanınması, kadınlarımızın etkin yurttaşlar olarak ülke yönetiminde söz sahibi olmalarını olanaklı kılmıştır. Kadınlara dönemin koşullarına göre çağdaş ve ileri boyutta önemli haklar sağlanmış olması, Cumhuriyet’in en büyük başarılarındandır. Yüce Atatürk’ün eğitimsizliğe, bağnazlığa ve geri kalmışlığa karşı verdiği savaşım, Türkiye’nin evrensel değerleri benimseme ve çağdaş dünyayla bütünleşme kararlılığının da göstergesidir. Atatürk ve O’nun düşünce sistemi ülkemizi yüzlerce yıl ileriye götürmüştür. O, Ulusumuzu karanlıktan aydınlığa çıkarmış, bizlere çağdaş, bağımsız, özgür bir devlet bırakmıştır.

Türkiye Cumhuriyeti’nin bu yapıya ulaşmasında, Türk kadınının siyasal ve sosyal haklarına kavuşmasının önemli rolü bulunmaktadır. Cumhuriyet’in sağladığı hak ve özgürlükleri en iyi biçimde kullanan kadınlarımız, bugüne kadar ülkemizin gelişmesine ve demokratikleşme sürecine büyük katkıda bulunmuşlardır. Bu katkılarını artırarak sürdüren kadınlarımız, kendine güvenen ve üreten bireyler olarak toplumsal yaşamı yönlendirmekte, kimi kararlarda belirleyici olmakta, çeşitli mesleklerde önemli görevler üstlenmekte, yurt içinde ve yurt dışında üstün başarılar kazanmaktadır. Kadınlar, ülkenin geleceğinin belirlenmesinde ve gelişme yolunda atılacak tüm adımlarda görev almalı, yeniliklerin öncüsü olmalı, siyasal yaşamda etkinliğini artırmalı ve ülke yönetiminde daha fazla söz sahibi olmalıdırlar.

Kadınlarımızın siyaset ve yönetim kademelerindeki temsil oranlarının yükselmesi ve siyasal yaşamdaki etkinliklerinin artmasının, ülkemize güç kazandıracağı kuşkusuzdur. Bu doğrultuda atılacak adımlar, Türkiye’nin uluslararası alanda saygınlığını da artıracaktır. Tüm sorunların yalnız yasalarla çözülemeyeceği bilinmekte, uygulama boyutu önem kazanmaktadır. Kadınlarımızın kendi hak ve özgürlükleri için verdiği savaşım tüm yasa ve önlemlerden çok daha önemlidir.

ASKERLİK YAPMAK

Vatandaş olarak devlete karşı birtakım görevlerimiz vardır. Seçimlere katılmak, vergi vermek, askerlik yapmak, yasalara ve kurallara uymak bu görevlerdendir.

Askerlik yapmak, vatandaşlık görevlerinin en önemlisidir. Askerlik yaparak vatanımızı ve bayrağımızı iç ve dış tehlikelerden koruruz.

T.C vatandaşı olan her erkek 20 yaşına gelince askerlik yapmakla zorunludur.askerlik görevini bitirenler 41 yaşına kadar askere çağrılabilir.Yurtta ve Dünyada geleceğimizi güvence altına almak güçlü bir orduyla olur.Ülkemizi korumak için Türk Silahlı Kuvvetleri çalışır.Bunu da hava,kara,denizkuvvetleri ile sağlarlar.

EĞİTİM HAKKI

Devlet,vatandaların eğitim ve öğrenimlerini sağlamak zorundadır.Ülkemizde sekiz yıllık eğitim bütün vatandaşlar için zorunludur. Devlet,vatandaşları arasında hiçbir ayrım gözetmeksizin,herkesin çağdaş eğitim koşulları içinde ve parasız olarak temel eğitim koşulları içinde parasız olarak temel eğitim almasını sağlamakla yükümlüdür.Devlet, ayrıca, maddi olanakları yetmeyen öğrenciler için burslar sağlar ve gerekli yardımları yapar. Özel eğitime ihtiyacı olanlar için gerekli önlemleri alır.

Eğitim hakkı, çocuğun en önemli temel haklarından biridir. UNICEF’in 1999 Raporunda da belirtildiği gibi, okuma yazma bilmeme çok ciddi sorunlara neden olmaktadır. Anne ve çocuk ölümlerinin önde gelen etkenlerinden biri, annenin eğitim düzeyinin düşüklüğü ya da hiç okuma yazma bilmemesidir. Kız çocuklarının okullaşma oranındaki 10 puanlık bir artış sonunda bebek ölüm hızı binde 4.1 azalmaktadır.

Şu halde, çocuğun en temel hakkı olan yaşama hakkı ile eğitim hakkı arasında yakın bir ilişki bulunmaktadır. Yaşam hakkının yanı sıra, çocuğun bedensel, zihinsel, duygusal, sosyal ve ahlâk gelişimi için eğitime gereksinimi vardır. İnsanın doğuştan getirdiği yetenekleri geliştiren en önemli araç eğitimdir. Eğitim olmadan insanlar üretken biçimde çalışamazlar, sağlıklarına özen gösteremezler, kendilerini ve ailelerini gereği gibi koruyamazlar ve kültürel açıdan zengin bir yaşam sürdüremezler.

Okuma yazma bilmemek, insanların yaşadıkları toplumlarda, bütün halklar ve gruplar arasında anlayışı, barışı ve hoşgörüyü, iki cinsiyet grubu arasında eşitliği öngören bir ruhla yer almalarını güçleştirir. Konu toplumun bütünü açısından ele alındığında, eğitim hakkının gerçekleştirilmemesi, demokrasi ve toplumsal ilerleme, böylece de uluslararası barışa ve güvenliğe zarar verecektir. “Özgürlükçü demokratik düzeni benimsemiş ülkelerde eğitim, kişilerde yaratıcı ve eleştirel düşünce yeteneğini geliştirir, çocukların ilgi ve yeteneklerini değerlendirir. Onlara geniş bir dünya görüşü ve hoşgörü kazandırır.

Ülkeler, sağlıklı ve çağdaş bir eğitim aracılığı ile kalkınmanın gerektirdiği sayı ve nitelikte insan gücünü yetiştirirler. Böylece, eğitilmiş insanlar tarafından ülke kaynakları daha etkili ve planlı bir biçimde değerlendirilir, ülke zenginleşir, insanlar daha mutlu ve rahat bir yaşam sürdürürler. Şu halde hem bireyin hem toplumun gelişmesi; herkese yeteneği, kapasitesi ve ilgisi doğrultusunda eğitim görme hakkının sağlanmasına bağlıdır.

Ayrıca, insan hakları ile ilgili uluslararası belgelerin ve anayasaların temel ilkeleri olan hürriyet, eşitlik ve demokrasi, bireyin ve toplumun gelişmesi sağlanmadıkça gerçekleştirilemez. Çünkü, insan hakları ve demokrasi, ancak halkın belli bir eğitim düzeyine ulaştırılmasıyla korunup gerçekleştirilebilir. İşte eğitimin bu önemi nedeniyledir ki, eğitim hakkı 1948 İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi başta olmak üzere, o tarihten bu yana uluslararası pek çok bildirge ve sözleşmede yer almış, Birleşmiş Milletler’in son on yılda yaptığı bütün önemli zirve ve toplantılarda ele alınıp tartışılmıştır.

Eğitim hakkının 1948 yılında İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nde yer alması, Birleşmiş Milletler’in sosyal, ekonomik ve kültürel hakları, medeni ve siyasal haklarla uyumlu olarak geliştirme yönündeki kapsamlı çabalarının başlangıcını oluşturmuştur. Bu hakların bölünmezliği 20 Kasım 1989 tarihli Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’de güvence altına alınmıştır. Sözleşme ile bir zamanlar çocukların gereksinimleri olarak kabul edilen hususlar artık hak sayılarak, devletten ve uluslararası topluluktan istenebilir duruma gelmiştir.

Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 28. maddesi, çocukların eğitim hakkını tanımakta, taraf devletleri, çocuklara ücretsiz zorunlu temel eğitim sağlamak, ortaöğretimi genel ve mesleki olmak üzere çeşitli biçimlerde örgütlemek ve bunları tüm çocuklara açık bulundurmakla yükümlü tutmuştur. Bunların yanında devletlere uygun bütün araçları kullanarak yüksek öğretimin yetenekleri doğrultusunda tüm çocuklara açık duruma getirilmesi, eğitim ve meslek seçimine ilişkin bilgi ve rehberliğin bütün çocuklar tarafından elde edilebilmesi, disiplinle ilgili her konuda, çocuğun insan olarak sahip olduğu saygınlığın korunması görevlerini de vermektedir.

Sözleşme’nin 29. maddesi ise devletlerden, çocuğun kişiliğinin, zihinsel ve bedensel yeteneklerinin mümkün olduğunca geliştirilmesini, insan haklarına ve temel özgürlüklere saygı duyarak anlayış, barış, hoşgörü, cinsler arası eşitlik, tüm insanlar arasında dostluk ruhuyla yetiştirilmesini ve özgür bir toplumda etkin bir yaşantıya sorumluluk üstlenecek biçimde hazırlanmasını istemektedir.

Sözleşme’nin nitelikli eğitime ilişkin yaklaşımı ise, çocukların bilişsel gereksinimlerini gözetmenin yanında fiziksel, toplumsal, duygusal, moral ve manevi gelişimlerini gözetmektir. Eğitim hakkını düzenleyen 28. ve 29. maddeler Sözleşme’deki tüm hakları kapsayan dört temel ilkeyle birlikte uygulanmalıdır. Bu ilkelerin hepsi, bir eğitim sisteminin ya da belirli bir okulun nasıl biçimlendirileceği başta olmak üzere gerek fiziksel çevre, gerekse programlar bakımından kapsamlı bir çerçeveye sahiptir. Bu ilkeleri yukarıda ayrıntılı biçimde inceledik.

Seçme ve Seçilme Hakkı Ne Zaman Verildi, Seçme ve Seçilme Hakkı Nedir, Seçme ve Seçilme Hakkında, Seçme ve Seçilme Hakkı ile İlgili Bilgi, Seçme ve Seçilme Hakkı ne Zaman, Seçme ve Seçilme Hakkıyla İlgili Bilgi, seçme ve seçilme hakkının topluma neler kazandırdı

Bu yazıda aradığınız konu yoksa soruyu yazın paylaşılsın ve eklensin

  1. sude
    24 Aralık 2012 | Cevapla

    seçme ve seçilme hakkı nedir bulamadım soylermisiniz ?

  2. ali
    25 Aralık 2011 | Cevapla

    hagi maddelerle korunduğunu da yazın