Şive Nedir yazısına puan ver :
1 Puan2 Puan3 Puan4 Puan5 Puan6 Puan7 Puan8 Puan9 Puan10 Puan | 8,38 / 10 | 21 kisi / 176 puan verdi.
Loading ... Loading ...
Bu siteyi beğendinmi?

AYRICA BAKINIZ

Şive Nedir
Bazı İllere Ve Yörelere Ait Şiveler..
Çorum Yöresi Şiveleri
Kütahya Yöresi Şiveleri
Denizli Yöresi Şiveleri
Kahramanmaraş Yöresi Şiveleri
Alfabetik Listelenmiş Olarak Şiveler

Şive: Konuşma tarzı. Aksan. Bir dilin bölgesel söyleniş tarzı.

Bir dil veya lehçenin daha az konuşma farkları gösteren ve bölgeden bölgeye veya şehirden şehire değişebilen küçük kollarına denir.

Şivenin sebepleri fonetik ve morfolojik, folklorik farklılıklardır. Bir şivede en eski dil yapılarından, komşu dillerden öğeler bulunabilir. Coğrafik şartlara göre halkın gırtlak yapısı eski dilin seslerine aşina olabilir.

Gitmek örneğinde:
-Karadeniz: cideyrum.
-Ege: gidiyom.
-Trakya: gitcem, örneklerindeki gibi.

Lehçe ile şive karıştırılmamalıdır.
Lehçe, bir anadilin koludur. Türkçenin belli başlı şiveleri Ege, Orta Anadolu, Trakya, Karadeniz, Rumeli, Doğu, Güneydoğu ağızlarındadır.

Şivelerde dilbilgisi kuralları yoktur. Bölge kültürünü, yöre özelliklerini taşır. Dilde, özellikle konuşma dilinde tekdüzeliği kaldıran, empati uyandıran bir yanı vardır. Sakıp Sabancı merhum, şivesini hiç değiştirmemiş, bir şive simgesidir.

Bazı İllere Ve Yörelere Ait Şiveler..

Bu cümlenin anlamı sizce ne olabilir
“Süllümün süyüğündeki püsüğe hapabınan larkadanak goduydüm tuvallandı” Eğer Maraşlı değilseniz, cümleyi anlamanız imkansız gibi. Üstelik Maraşlı olmanız da yetmez!

Kütahya yöresinde mantara ‘domalan’, Maraş yöresinde merdivene ‘süllüm’, Balıkesir yöresinde salona ‘hanit’, Erzurum yöresinde mızıldayan çocuğa ‘dızdız’, İç Anadolu’da damada ‘güvağ’ dendiğini biliyor muydunuz?

Eğer bu yörelerde yaşamamışsanız, bilmeme ihtimaliniz hem yüksek hem de doğal. Ancak halen bu memleketlerde yaşayan; ama yöresinin özgün kelime ve deyişlerini bilenlerin sayısı da giderek azalmakta… Çünkü yöresel şivelerle birlikte mahallî kelimeler de, iletişimin yaygınlaşması ve formel eğitim görenlerin sayısının artması ile giderek dilin içinden çekiliyor. Öyle ki şiveden ve mahallî kelimelerin kullanımından dolayı, büyük şehirde doğup büyüyen torun, memleketteki dedesinin ne dediğini anlamak için cümlelerin yaygın kullanılan İstanbul Türkçesine çevrilmesini istiyor.

ÇORUM YÖRESİ ŞİVELERİ

Yamranmak: Homurdanmak
Acı gêrek olmak: Boğazından acı su gelmek. Aşlak: Yama. Bi dınnak: Azıcık. Bödelek: Böbrek. Cılga: Patika. Çükündürük: Şeker pancarı. Çintermek: Dikkatlice bakmak. Dığdılamak: Bağlamak. Dümükmek: Aralıksız çalışmak. Elgavşur böcüğü: İşe karışmayıp kenarda bekleyen. Gârmuk: Kusmuk. Göbel: Oğlan çocuğu. Hapaz: Avuç. İvitlemek: Ayıklamak. Mêsitmemek: Önemsememek. Mühlüz: Beş parasız. Okkalık: Ekmek. Puyhurmak: Fışkırmak. Soyha: Sevimsiz. Şinnemek: Şımarmak. Temşüt: Sahur vakti. Yamranmak: Homurdanmak.

KÜTAHYA YÖRESİ ŞİVELERİ

Fatılmak: Kanamak
Ciba: Çocuk. Çezgi: İp. Çıkı: Mendile benzer bez parçası. Çeruze: Çile, eziyet. Domalan: Patatese benzeyen bir mantar çeşidi. Dombey, camız: Manda. Deperotu: Havuç. Fatılmak: Kanamak. Kepen: Heybe. Gire: Pazar günü. Dernek: Salı. Haney: Salon. Patet, pate kompür: Patates. Mintan: Gömlek. Çitle, pösteki: Minder. Künge: Toz, pislik. Siyez: Uyuşuk, kendi halinde. Yemeni, lapçın: Ayakkabı. Kupa: Bardak. Turpan: Ekin veya ot biçmeye yarayan bir çeşit orak. Örende :Bir, bir buçuk metreye yakın uzunluktaki sopa.

DENİZLİ YÖRESİ ŞİVELERİ

Çöveçlenmek: Güneşlenmek
Angurya: Salatalık. Ayneşmeg: Karışmak. Alatlamak: Acele etmek. Ard’deş: Arkadaş. Berenarı: İyi kötü. Böngüldek: Köstebek. Coşhaa: Hayret. Culluk: Hindi. Cebil: Köpek. Çöveçlenmek: Güneşlenmek. Debbendübben: Düşe kalka. Ebermeg: Getirmek. Enimek: Eskimeye yüz tutmak. Gubur: Yeni, gömlek. Gopil: Küçük, ufak. Pisgirmek: Çalıştırmak. Sarod: Havuç. Sıtırasız: Yüzsüz. Talator: Cacık. Velesbid: Bisiklet. Üslenkes: Asla. Yılıg: Eğri.Yümseg: Yüksek. Zaddine: Zaten: Zençmek: Hızla asılmak. Tomafil: Otomobil.

KAHRAMANMARAŞ YÖRESİ ŞİVELERİ

Tahıldak: Olgunlaşmamış incir
Arısili: Tertemiz. Böğür: Yan taraf. Cıncık: Cam. Cinatı: Bisiklet. Çitil: Fidan. Çor: Öksürük. Duluk: Avurt. Ecer: Yeni. Gallep: Güvercin. Göde: Şişman. İlende: Reçel. Kahke: Simit. Kürrük: Sıpa, tay. Mucuk: Sivrisinek. Pöhrek: Lağım. Kömbe: Çörek. Püsük: Kedi. Hapap: Takunya. Gavas: Belediye zabıtası. Mırık: Çamur. Mırtık: Güvercin besleyen. Puharı: Baca. Sohum: Lokma. Şeş: Tülbent. Taydaş: Akran. Tahıldak: Olgunlaşmamış incir. Teh: Üzüm kurusu. Tuman: Don. Veleme: Zifaf yemeği. Yörep: Meyilli

ALFABETİK LİSTELENMİŞ OLARAK ŞİVELER

ACAS:Radyo,televizyon haberleri .Ajanstan türemiş olabilir.

AFARLAMAK:Şaşırmak.

AĞ:Ak yerine kullanılır.

AĞARMAK:Yıkanan elbisenin beyazlaması,herhangi bir şeyin aka yakın renk alması.

AĞARTI:Uzakta belirsiz ak görünen cisim.

AĞIL:Koyun barınağı.

AĞIP DÖNMEK:Havanın b***nıklığı,bulutlu olması.

AĞIZ BUĞU:Ağız bunu ,bunalan,sinirlenen kimsenin o andaki sarf ettiği sarf edeceği sözler.

AĞNANMAK:Eşeğin yerde ve külde yuvarlanması.

AĞRIMAK:Kuzu koyunların sıcaktan hastalanması.

AĞRINA GİTMEK:Gücüne gitmek,dokunmak.

AĞRINI ÇEKMEK:Sorumluluğunu almak, eziyetini yükünü çekmek.

AKALGAN:Su akıntısı yada su çıkan çamurlu toprak.

AKLI:Beyaz çamaşır.

AL:Hile.

ALAÇAKIR:Yarı olgun yarı ham domates gibi meyveler için söylenir.

ALAÇIK:Bağ ve bahçelere yapılan çardak.

ALAŞ:Ala köpek için kullanılır.

ALAŞA:Goğ götüren,ispiyoncu.

ALAT SEMET:Bir kattan,işi yukadan,yüzeyden yapmak

ALAYI:Hepsi,bütünü anlamında.

ALAZ:Bölge bölge zayıf bitki görüntüsü

ALGIN:Hastalıklı,hastalık kapan kimse.

ALIKLI:Akılsız sersem kimse.

ALIMINI ALMAK:Herhangi bir şeyin,nesnenin huyunu ,verimli verimsiz öğrenmek

ALLAH HARAZ OLSUN:Allah razı olsun.

ALLAMAK:Şişen bacak yada kolun yonşa ve kına ile duayla boyanması.

AN:Vücuttaki kişiye özgü işaretler,yada ek,eklem damar belirtileri.

ANADUT:Ekin sapı kaldırmaya yarayan alet.

APIŞMAK:Aksilik halinde,tedbirsiz olunca şaşırmak.

ARAÇKIN:Kalın yuvarlak hacı şapkasına benzer takke.

ARAPOCAĞI:Evlerde olan şömine tipi ocak.(-)

ARBILMAK:Birinin üzerine yaslanmak,ağırlığını vererek yüklenmek.(-)

ARGIN:Yorgunluk anındaki sinirlilik hali.(+)

ARIK:Yaşlı ,yenmeyecek durumdaki hayvan eti.(-)

ARKAÇ:Gece koyunların dağda örümde iken yattığı yer.(+)

ARNAÇ:Karşılığı,alternatifi anlamında.(-)

ASTARBig Grinam evlerde tavan için kullanılır.(-,+)

AŞIR AŞIR:Aşure.(-)

AVARA:Zayıf cılız kalmış buğday arpa türü kültür bitkisi.(-,+,İt.)

AVLAĞI:Avlu,ev,ahır kenarını taş duvar örerek çevirme.(-)

AYAK YOLU:Tuvalet.(-)

AYAKÇAK:Tırpanla biçilmiş deste mesafesi.(-)

AYDAŞ:Açlıktan çok zayıflayan,cılız olan kimse.(-)

AYIN BİYİN OLMA:Beklemedik birini karşısında görünce söylenir. Şaşırmak.(-)

AYINĞA:Sigara,sarma tütün.(+,er.)

AZI :Kağnı tekerini eksende tutan ahşap kazık.(+)

AZITMAK:Çocukları arkadan gelmesin diye başka bir şeyle oyalama.(-,+)

BAĞIRBig Grinöş,göğüs.(Bağrı yanık,bağrı açık.)(+)

BAĞIRCAK:Örümde yiğit koyunun beline bağlanan ve çobanın da beline bağlanan ip.(-)

BAĞIRDAK:Beşiği uzaktan sallamak için bağlanan ip.(-,+)

BAĞIRTLAK:Yüksek sesle konuşan için,bir de çok ses çıkaran bir kuş türü.(-,+)

BAŞ DÖNGÜNLÜĞÜ:Acıdan ne yaptığını bilmeyen.(-)

BAŞARATI BAĞLANMAK:Kişide kafa karışıklığı,nasip eksikliği.(-)

BAŞI DAĞDAĞALIBig Grinert ve tasadan hiçbir şeyi umursamayan.(-)

BAŞINI DİRNEMEK:Evlenecek kimsenin bütün ihtiyaçlarını giderek ev yapmak.(-)

BATALGA:Bataklık yada aşırı çamurlu yer.(-)

BECEKCİ:Mal alıp satan kişi.(-)

BEĞLER:Erkek çocuk için söylenir,küçük bey.(-)

BEKETMEK:Herhangi bir şeyi kapatmak.(-)

BELERMEK:Hastalıktan dolayı gözlerin normal dışı görüntüsü.(+)

BERE:Yara anlamında.(-,+)

BEŞERET:Kötü insan anlamında.(-)

BIÇIK:Tepe çukuru,dere.(+)

BILDIR:Bir önceki yıl.(+)

BINGILDAK:Yeni doğan çocukların kafalarındaki yumuşak doku.(+)

BOĞARSAK:İneğin kızgınlık anında tosunlar tarafından kovalanması.(-)

BOLUTongueekmez şırasının aktığı küçük konik oyuk.(-)

BOZ İNMEK:İnsan ve hayvanlarda gözlerin katarak olması.(-)

BOZ:Kırsal alan. Sarımtırak insanlar içinde kullanılır.(-,+)

BOZARTI:Yeşili olmayan sararan kır arazi.(-)

BOZMA:Kırma,dönme yada melezleşmiş anlamında.(-)

BOZ***MAK:İnlemek,açı anında insanın çıkardığı ses.(-)

BÖĞELEK TUTMA:Hayvanların büvelek denen sinek tarafından ısırılınca kaçması.(-)

BÖĞELENMEK:Tosunun böğürerek deşelenmesi.(-)

BÖLENMEK:Üzeri kirli şeylerle kirlenmesi,b***şması.(-)

BÖLMEBig Grinokuz numara saçmadan oluşan tüfek mermisi.(-)

BÖRTLETMEK:Sebze türlerinin hafiften yapısı değişecek şekilde pişmesi.(-)

BÖRTÜ:Böcek anlamında ,yiyici böcek.(-)

BÖTRLEMEK:Aniden yara oluşumu,sulu gıdalarda ani bozulma.(-)

BUCAK:Köşe anlamında.(+)

BUCAKLIK:Sergen,tas tabağın dizildiği tahta raf.(-)

BUDALA MAYMUN ETMEK: İşi eline yüzüne b***ştırmak.(-)

BUĞ:Buhar.(-)

BUĞUNAK:Nemli,çok bulutlu hava.(-)

B***MAÇ:Unla karıştırılarak yapılan çorba.(+)

B***MAK:Kaynamakta olan sıvıyı sürekli karıştırmak.(-,+)

BULGUR PÜSKÜRTMESİ:Vücutta çıkan bulgur büyüklüğündeki şişlikler.(-)

BURC***NMAK:Soğuktan dolayı karın ağrısı.(-)

BURMAK:Buruşturmak,bükmek.(+)

BURUNSALIK:Hayvanları bağlamak için burundan geçirilen ip.(+)

BÜĞEMEK:Suyun önünü kapatmak,kesmek.(+)

BÜĞSÜKMEKBig Grinuyg***nıp ağlamaksı olmak.(-)

BÜK:Böğürtlen.(+)

BÜKLEĞEÇ:Gözleme çevirmeye yarayan düz tahta.(-)

BÜKMEK:Öküz ve koçları kısırlaştırmak.(-,+)

BÜRLEMEK:Bir şeyin üzerini kapatmak,örtmek bezle sarmak.(-)

BÜZMEK:Çuval ağzını bağlayacak şekilde daraltmak,birleştirmek.(+)

BÜZZÜK:Baldır kısımlar,kalçada kaba etler.(-)

CAĞILTI:Akarsuyun akarken çıkardığı ses.(+)

CALLA:Gevşek,kalitesiz et görünümü.(-)

CANAVAR:Kurt için söylenir.(+,far.)

CAZĞIRBig Grinurmadan yüksek sesle kötü söz söylemek.(+)

CAZI:Cadı,kötülük isteyen kadın.(-)

CEBELLEŞMEK:Aslı olmayan bir olayda,konuda hak aramaya kalkmak,uğraş vermek.(-)

CELEP:Hayvan alıp satan.(+)

CEMBER:İnce yemeni,baş örtüsü.(+.Far.)

CENĞİRDEMEK:Büyüğüne karşı gelerek sürekli konuşmak.(-)

CENNET KUŞU:Bay kuş.(-,+)

CEPKİN:Kısa yelek.(-)

CIBA:Kırkılmış sırtında tüyü olmayan keçi.(-)

CIBILDAK:İnsan için çıplaklık.(+)

CIBIR:Kel,sacı tüyü olmayan .(-)

CIFIT:Bas bas bağıran .Yahudi.(+,ar.)

CIĞA:Uzun tavuk tüyleri.(-,+)

CILGA:İnce yol,ayakkabı bağları.(-)

CIMBILDAMAK:Katı maddenin sıvı hale gelmesi.(-)

CINGI:En küçük ateş,ışıltı.(+)

CINIMAK:Mızımak,caymak.(-)

CIRNAK:Kuş tırnağı,pençesi.(+)

CIZI:Tarlayı aletle çizmek,ekilecek tohum için çizgi oluşturmak.(-,+)

CIZLAVIT:Lastik ayakkabı.(-)

CIZZIKLAMAK:Tavşan sesi çıkarmak.(-)

CİDMİKTonguearmak ucuyla bir şeyi yuvarlamak yada sıkmak.(-)

CİNCİK GİBİ:Alınan yada kullanılan eşyanın yeni olması.(+)

CİNGİL:Nezle,burun akıntısı.(-,+)

CİPRE:Üzüm salkımının çiğnendikten sonra kalan küspesi.(-)

CİYNAK:İnce yapraklı tereye benzeyen,yere yapışılı biten ot türü.(-)

COPLAN:Coplan derede;sarp dik büyük dere anlamında.(-)

CÖZ BAĞIRSAK:Hayvanın yağlı kalın bağırsağı.(-)

CULDA:Hastalık anında yüz şekli.(-)

ÇAĞLI:Sararmış buğdayın hafif yeşilli olması.(-)

ÇAĞMAK:Tepelerden kayan gün ışığının oluşturduğu hareketler.(+)

ÇAKAL:Canlıda siyahta beyaz renkli deri,tüy işareti.(-,+,far.)

ÇAKILDAK:Koyun kuyruk yününe b***şan koyun pisliğinin yuvarlak kuru hali.(+)

ÇAKIR:Mavi gözlüler için verilen ad.(+)

ÇAKIRGA:İçli gözleme.(-)

ÇALGI YOĞURT:Kapta mayalanan yoğurt.(-)

ÇALGI:Karamuk çalısından yapılan ahır süpürgesi. Eski plaklar içinde söylenir.(-)

ÇALGIN:Yanık,kalitesi düşük bitki,yada tohumu.(+)

ÇALPIK:Biçimsiz,düzensiz kenar.(-)

ÇAMPALANMAK:Kap içindeki sıvının sallanması ile sağa sola çarpması,çalkalanmak.(-)

ÇAMPAMAK:Kaşıkla sıvıyı düzensiz karıştırmak.(-)

ÇAMPARA:Tef türü zilleri olan çalgı.(-)

ÇAMSIMAK:Yenen herhangi bir şeyin tadının ekşimesi yada değişmesi.(-)

ÇANAK:Çatı kiremidi için kullanılır.(-,+)

ÇANGAL:Çalı ve ağaçların ince dikenli uçları.(+,Far.)

ÇAPAR:Yiğit çoban köpeği.(+)

ÇAR İĞNE:Çatal iğne.(-)

ÇAR:Başörtüsü,kadınların başını örten herhangi bir başörtüsü.(-)

ÇARA:İneklerde buzağlamadan önce gelen akıntısı.(-)

ÇARLANMAK:Çarı,eşarbı kafasına takması.(-)

ÇATLAĞAN:Küçük boylu,her-dem yeşil ağaç.(-)

ÇAVMAK:Aşmak,eksenden sapmak,kaymak.(+)

ÇAVUN:Tosun,koç erkeklik organı.(+)

ÇAYGARA:Su çıkağı önündeki küçük gölet.(-)

ÇEBİŞ:Oğlağın büyüğü.(-)

ÇEĞEL:Elekte üste kalan.(-)

ÇEĞMEL:Oval,çengel,asa.(+)

ÇEKEREK:Benzeyerek,benzerliği anlamında.(-)

ÇEKKELTongueulluk demirinin çamurunu kazımada kullanılan kazıyacak.(-)

ÇENCİRE:Tencere.(-)

ÇENE:Koyunların boynuna takılan çan,zil.(-,+)

ÇENETLERİ AYIRMAK:Bacakları ayırmak.(-)

ÇENTEBig Grinokuma çoban azık çantası.(-)

ÇENTİKBig Grinüzenli yapılan işaret.(+)

ÇEPEL:Ürünün sapı,küspesi.(+)

ÇEPİN:Çapanın küçüğü.(+)

ÇERİK:Yarımlağa yarısı.(-)

ÇETENE:Soy kütüğü yada kayıt tutmak.(-)

ÇETİN:Çok dik tepe sırtları,sarp alan.(-,+)

ÇIĞIR:Yol,yol açmak.(Karlı arazide çığır aç)(+)

ÇIĞIRMAK:Türkü söylemek.(+)

ÇIĞSIMAK:Çiğsime,hafif yaşartı,ıslaklık.(-)

ÇIKI:Küçük bohça.(+)

ÇIKILAMAK:Çıkıyı sarmak düğümlemek.(+)

ÇIKKIN:Boşanmadan kocasından ayrı yaşayan kadın.(-)

ÇILINTI:Ağaç dallarının ince dalları.(-)

ÇIRPI:Kuru yanmaya hazır,yapraklı ince ağaç dalları.(+)

ÇIVDIRMAK:Çıldırmak.(+)

ÇIVGIN:Fırtınalı şiddetli yağış.(+)

ÇİCİKLERİ GEVŞEMEK:İnsanın sinirlerinin gevşemesi.(-)

ÇİÇ:Bakliyat türü sebzenin kuruyan kabukları.(-)

ÇİĞİNDİRİK:Yaşken kesilen bir ağacın,kurumuş yapraklarla beraber dallarına denir.(-,+)

ÇİĞSİME:Çiseleme.(-)

ÇİLE:İp çilesi,ip bağı,demeti.(-,+)

ÇİLELENMEK:Şişmanlamak,etlenmek üzerine gelmek.(-)

ÇİLEMEK:Sermek,serpiştirmek,tuz çilemek.(-)

ÇİLLENMEK:Bekletilen gıdaların küflenmesi,benek benek (çil çil) leke olması.(-)

ÇİLTE:Semere yük sarmaya yarayan uzun çiftli urgan.(-)

ÇİLTİM:Üzüm salkımının küçük demeti.(-)

ÇİNEĞER:Büyük gözlü elek.(-)

ÇİNTİ:Kadınların giydiği,desenli şalvar tipi elbise.(-)

ÇİRK:Hayvan gübresinin yanacak şekilde kuruması.(-)

ÇİRTMEKTonguearmakla hızlı vurmak.(-)

ÇİSENTİ:Hafiften atıştıran yağmur,oluşan nemli hava.(-)

ÇİŞMEK:Ağaç dallarının en ince dal uçları.(-)

ÇİTEN:Çalı tipi bitkilerle ile avlağı çevirmek.(+)

ÇİTİ:Sap kağnısında yanlara sap düşmemesi için ip yada telden yapılan koruma.(-,+)

ÇİTEMEK:Kalın ip,tel gibi malzemelerle,büyük ve geniş dikiş atmak.(-)

ÇİTİLEMEK:İki parmak arasında bez türü şeyleri birbirine sürterek kirini çıkarmak.(+)

ÇİTLEMEK:Kuru gevrek şeylerin çit diye ses çıkararak yarılması.(-,+)

ÇONA:Çoban yardımcısı.(-)

ÇOR:Kepek,tuz ve su karışımı,koyunlara verilen karışım.(-,+)

ÇOR:Olmayan dert tasa,bahane, (çorlu: dertli, çile.)(+)

ÇOT:El yada ayakları tutmayan,sakatlık.(-)

ÇOTUK:Üzüm kütüğü.(+)

ÇOTURUM:Sakata çıkan,sakat olan.(-)

ÇÖÇÜN k****k:Kurutmak,talan etmek.(-)

ÇÖĞELMEK:Yatarken dikilmek,diz üstüne gelmek,dinelmek,karşı gelmek.(-)

ÇÖĞMEK:Yük dengesinin bozulması.(+)

ÇÖĞÜR:Yeni fışkın,yeni çıkan filiz(+)

ÇÖĞÜRTMEKBig Grinikilecek bağ yada diğer meyve ağacı çubuğu parçası.(-)

ÇÖKEK:Çökük çukur arazi.(+)

ÇÖKELGE:Çökük arazi.(+,-)

ÇÖRDÜK:Küçük armut türü , akça armut.(-)

ÇÖRPÜ:Kırıntı odun çöpü.(-)

ÇÖRTEN:Çatıdan akan yağmur suyunun atıldığı oluk.(+)

ÇUL:Çuval.(-,+,ar.)

ÇULLANMAK:Birinin üstüne abanmak,yüklenmek.(+)

DADAK:Tatlı çocuk yiyeceği.(-)

DADANMAK:Alışkanlık yapmak,istenmeyen olay için kullanılır.(+)

DAFAR GELMEK:Karşılık vermek,kişi için üstesinden gelmek.(-)

DAĞLAMAK:Kızgın ateşle ,yarayı yakmak(+,Far.)

DALAP:Eşek için kızgınlık hali.(-)

DALGIÇ KEPÇE:Küplerden pekmez almada kullanılan kepçe kaşık.(-)

DALLAMAK:Sapı samanı biraz öte atmak.(-,+)

DALYABig Grinalye,ondalık,yüzdelik dilim için söylenir.(-)

DANGAZ:Çarpık biçimsiz eşya,malzeme.(-)

DARILTMAK:Başkasını küstürmek.(+)

DAYAKBig Grinestek.(+)

DEFERBig Grinefa,bir sefer anlamında.(+)

DEĞENK:Tevek anlamında,kavun karpuz dalı veya kökü.(-)

DELİKANLIBAŞIBig Grinüğünlerde oynayan halay çeken delikanlıları disiplin eden bir arada tutan kişi.(-)

DEPİNGİ:Bağ kazma aracı belde ayağın bastığı ,tepilen yer.(-)

DESTİMAL:Mendil.(+)

DEVŞİRMEK:Aklını başına almak,zarar verecek hareketlerden kaçınmak.(-,+)

DIKIM:Lokma.(-)

DIKMAK:Kapatmak,hapsetmek.(-)

DILLIŞ:Sevinç anında söylenir.(-)

DIMDIK:Çocuğun şımarması.(-)

DIMIŞKI:İnce uzun,düz teneke yada lama.(-,+)

DİFTMEK:Keçi koyun yününü kabartma,açma.(-)

DİĞDİRMEK:Basınçtan dolayı sıvının ince püskürmesi.(-)

DİĞİR DİĞİR:Vücuttaki ucu sivri şişlikler.(-)

DİLMEK:Bez türü şeyleri dilim dilim yırtmak,kesmek.(-)

DİNEĞRİ:Oyun kağıtında karo için söylenir. Bozuk kare,yada dikdörtgen.(-)

DİNELMEK:Ayakta sabit durmak.(+)

DİNNİMANLIBig Grininli imanlı dan türeme,yapılan işin yada nesnenin işe yarar kullanışlı olması(-)

DİP KADİM:İlk önce,evvela.(-)

DİRECEN:Yük dengesi boz***n tavan,ağaç gibi nesnelere yapılan destek araçları.(-)

DİRİYATBig Grinirayetli,canlı görünen.(-)

DİRLİK:Sağlık,geçim durumu.(+)

DİŞEMEKBig Griniş çıkarmak.(+)

DİŞİRİCİBig Grinilenci,çarpıcı kimse.(-)

DİŞİRMEK:Çalmak çırpmak.(-)

DİVİNMEK:Kendi başına uğraşmak,uğraş vermek.(-)

DOGU K***KLI:Koyun ve keçilerde kısa ve dik k***klılık.(-)

DOLAPLAMAK:Kendiliğinden dolanan ip.(-)

DOMURMABig Grineride yuvarlak şişkinlikler.(-)

DOMURMAK:Ağaçların tomurcuklanması.(-)

DOMUŞMAK:Kızma anındaki sıkkınlık hali.(-)

DONAĞA GİRMEK:İnsanın dış şeklini görüntüsünü değiştirmesi.(-)

DONÇAĞBig Grinonçulunu üstten tutturmaya yarayan uzun ağaç.(-)

DONÇULU:Kağnıda saman çekmede kullanılan keçi kılından yapılan çul.(-)

DÖĞEÇ:Sarımsak dövmede kullanılan ağaç.(-)

DÖĞÜN ETMEK:Sert yağan yağmurun toprağı dövmesi,pekleştirmesi.(-)

DÖĞÜNMEK:Sitem edip,kendi kendine yada etrafa zarar vermek.(-)

DÖKMENLİ:Giyilen elbisenin sallı geniş olması yada göstermesi.(-)

DÖL:Kuzu topluluğu.(+)

DÖLENMEKBig Grinüzelmek,düzelmek,istenilen kişiliğe gelmek.(-)

DÖMBELEK:Tef,davul gibi ses çıkartan çalgılar.(-)

DÖNELEMEK:Şaşkınlık anında kendi etrafında dönmek.(+)

DÖREĞEN:Bahçe fidelerini yiyen çekirgeye benzeyen böcek.(-)

DUHULBig Grinoğumu, doğum tarihi.(-,+,Ar.)

DULDA:Kuytu,tenha yer anlamında.(+)

DULUK:Yüzün nefes tutunca şişen kısmı.(+)

DÜBÜR:Hayvanın anüs organı.(-)

DÜRMEK:Bez türü şeyleri katlamak,düzeltlemek.(+)

DÜRÜ:Nişanlılık dönemde oğlan evinden kız evine götürülen çeyizlik hediyeler.(-)

EBE:Babaanne anneanne için kullanılır.(+)

EBEM BULGURU:Küçük yapılı dolu,kırcı.(-)

EFAN:Hafif.(-)

EFTAL:İlk önce,acil.(-)

EĞİRMEK:Kirmenle yünü çevirerek ip haline getirmek.(+)

EĞİŞMEK:Öküzlerin dönmesi için verilen komut.(-)

EĞLENMEK:Beklemek.(-)

EĞREK:Büyükbaş hayvanların dağda yattığı yer.(-)

EĞSİKLİ:Kadınlar erkeklere göre on gün eksik doğduğu için,kadın anlamında.(-)

EKENEK:Çiftçinin ektiği yada ekeceği tarla veya rençperlik işleri.(+)

EKMEKAŞI:Ekmek üzerine sıcak su dökülüp üzerine baharatlı terbiye dökülmesi.(-)

ELCEK:Tırpan kolunda tutmaya yarayan küçük tahta.(-)

ELEĞİM SAĞMAL:Gökkuşağı.(-)

ELLİKLEME:Orakla biçimde sapı tutmak için ele geçirilen beşli ağaç.(-)

EMECEN:Hayvanların kanını emen kertenkele türü.(-)

EMEĞİ KORUTMAK:Yapılan işin kurtarması,zarar etmemesi.(-)

EMİŞİK:Kardeş olmayıp aynı memeden emenlerde kullanılır.(-)

ENTARİ:Eski tip düğünlerde giyilen yelek.(+,ar.)

ERGİN:Erimiş olan,meyvede fazla olgunlaşma.(-,+)

ERİNMEK:Üşenmek,işini yapmayan,umursamayan kimse.(+)

ERKEÇ:İri erkek keçi.(+)

ERSİN:Küçük kazıyacak.(-)

ERSİRAN:Tekne kazıyacağı.(-)

ESEMESİZ:gereksiz yerde gereksiz hareket yapan kişi.(-)

ESETLEMEK:Başkasını karalamak.(-)

EVERMEK:Evlendirmek.(+)

EVLEK:Ürünün olduğu bölge.(mantar evleği)(+,yun.)

EVRAN:Çok büyük yılan.(-)

FAK:Sapan.(+,ar.)

FAR FAR:Fazla fazla harcamak.(-)

FARÇLANMAK:Çocukların zarar verecek şekilde şımarması.(-)

FEHMETMEK:Anlama,görme,olaya hakim olmak.(+,ar.)

FIŞIKMAK:Aşırı şımarmak,azmak,kafasına göre davranmak.(-)

FIŞKIN:Ağaç kökünden çıkan filizler.(+)

FİNGİRDEMEK:Yavaşça sürekli gülme.(+)

FİREK:Anahtar.(-)

FİRİKTongueiliç.(-,+)

FİYİLSİZ:Edepsiz adapsız davranan,konuşan.(-)

GAĞELLEMEK:Çabuk yanan kuru ot ve çöple tandırı yanacak duruma getirmek.(-)

GAHAM:Akraba,hısım anlamında.(-)

GAMBAK:Yonga yada ağaçtan yontulmuş parçalar.(-)

GARAMET ÇALMAK:İftira atmak(-)

GAREVLEBig Grineriden yapılan altı kösele topuklu ayakkabı.(-)

GARK OLMAK:İki yada daha fazla maddenin eşit şekilde karışması.(-)

GAVURGA:Mısır patlağı.(+)

GAYDALAMAK:Kaymaktan;yılanın çok hızlı otlar arasında gitmesi,kayması.(-)

GAZEKİBig Grinayanıklı yelek.(+)

GELEĞİ:Yer sincabı.(-)

GEN:Uzun süre sürülmeyen arazi.(+)

GERİLİK:Özel günlerde giymek için katlanıp kaldırılan elbiseler.(-,+)

GERMEÇ:Bir şeyin önünü kapatmada kullanılan cisimler.(-)

GERNEŞMEK:Gerilmek,vücudu esnetmek.(-)

GET:Sıkıştırmaya yarayan küçük yassı parça.(-)

GEVER:Ark,küçük su kanalı.(-)

GEZDANBig Grinişi toklunun büyüğü.(-)

GICIK:Melez koyunlarda kullanılır.(-)

GIDAKLAMAK:Tavuğun çıkardığı ses .Gizliyi saklıyı söyleme.(+)

GINDAP:Sicim,yada deriden yapılan ip.(-)

GIRCILLI:Ala bele renkte olan cisim,elbise renklerine denir.Yada açık mavi gözlülerde de kullanılır.(-)

GİDİŞMEK:Kaşınmak.(-)

GOCA:Koca anlamında,ulu,yüce anlamında,evliya,erenler için kullanılır.(+)

GOĞAK:Kavlamış derinin kıl ve tüydeki görüntüsü.(-)

GOĞLAMAK:İspiyon etmek,sırrı başkalarına söylemek.(-)

GOĞZAK:Açıklık olan kapı pencere aralığı.(-)

GÖCEK:Buğdayın yavr***ması.(-)

GÖCEN:Tavşan yavrusu.(+)

GÖĞ KESMEK:Evlenecek çiftler için alınacak çaput,bez ,eşya türü şeylerin anlaşarak alımı.(-)

GÖĞ:Olgunlaşmamış meyve rengi,koyu yeşil,mavi renk içinde kullanılır.(-)

GÖĞEM:Küçük yuvarlak ve ekşi meyvesi olan bitki.(-)

GÖĞERÇİLE:Rutubetten oluşan küfler.(-)

GÖĞERTİ:Tarladaki yeşillik,yeşil alan.(-,+)

GÖĞLÜ:Renkli çamaşırlar.(-)

GÖĞMEN:Mavi gözlü kişi.(-)

GÖLERMEK:Kendini salma,koyuverme,zora girme,iflas etme.(+)

GÖMPÜLTongueatates için söylenir.(-)

GÖPEY:Çok gezen köpek için kullanılır.(-)

GÖTLEK:Karşısındaki ile ala eden ,dalga geçenler için kullanılır.(-)

GÖYNÜMEK:İçten içe koku yaparak yanmak.(-)

GÖZELEME:Tarladaki fideleri seyreltme.(-)

GUBAŞMAK:Birleştirmek,ortak olmak (iki şahsın hayvanlarını karıştırarak gütmesi).(-)

GULOPA:Kütük parçası,gambak.(-)

GURAK GURAK:Küme küme yada art arda giden topluluklar.(-)

GÜBÜR:Kırıntı yada pislik topluluğu.(+)

GÜDEK:Sıra,nöbet.(-)

GÜDÜ:Büyük baş yoz hayvanların,dağda yalnız topluca otlaması.(-)

GÜDÜKLEME:Kısa değnek anlamında.(-)

GÜĞÜRDEMEK:Konuşamayan çocuğun çıkardığı sesler. Yada akan suyun sesi.(-)

GÜLÜ:Hindi.(-)

GÜME:Avcının gece in başında ,bekleyerek avlanması.(+)

GÜNEŞ ARNI:Güneş altı güneş altında sıcak alan.(-)

GÜNÜLEMEK:İkincisi de aynı anda olunca kıskanması,(insan,çocuk için).(-)

GÜRKE YATMAK:Tavuğun kuluçkaya yatması.(-)

GÜŞENE:Bakır tencere.(-)

GÜVEĞİBig Grinamat(-)

HACAT:Hacet,ihtiyaç olunan malzeme,araç gereç.(+,Ar.)

HACIMAĞGÜLBig Grinüğünlerde oğlan evinden kız evine götürülen ayakkabı ayna türü eşyalar.(-)

HAL BERİ:Cümlede;olağan durumu anlatır.(Hal beri derken zaman geçti.).(-)

HAL HALIN:Cümlede;zamanında yetişemeyen kişilerde kullanılır.(Hal halın gelmedi.).(-)

HALİ:Boş ıssız hazine arazisi.(-,+,Ar)

HALK OLMAK:Zararlı haşerelerin türemesi,ortaya çıkması.(-)

HAMPALAMAKTonguearmaklarlı dolduracak şekilde bir şeyi tutmak.(-)

HARPIÇ:Kerpiç çamuru.(-)

HASİDETongueekmez,un,sudan yapılan hamur kıvamı yemek.(-)

HAVRINI ALMAK:Kişinin cinsel arzusunu gidermek.(-)

HAVŞE:İki pilastik boruyu ısıtarak bir biri içine s****k.(-)

HAYAT:Koridor.(-,+)

HEÇİK:Çatıda direk üstü yassı parça.(-)

HEĞ: Eşekle üzüm taşınan büyük sepet.(-)

HEĞBE:Eşekle yük çekmek için bezden yapılan iki gözlü dokuma.(-)

HERENİ:Bir tür kazan.(-)

HINZIR:Muzurluk yapanlar için söylenir .Domuz demek.(+,ar.)

HİĞKİRMEK:Çocukların çıkardığı ince yüksek sesler.(-)

HİLTER:Kayış demiri ve iple açıklığı dikme bağlama anlamında da kullanılır.(-)

HOPA:En iri erkek kömüş.(-)

HORA GEÇMEK:makbule geçmek.(-)

HORANTA:Çalışmadan yiyen takım,yada her türlü yiyecek.(+,Far.)

HORTMAK:Kalın geniş düğüm,çıkıntı.(-)

HOT:Kalça yada kalça bel bağlantısı.(-)

HOZAN:Kırsal otlak alan.(+)

HÖĞKÜRMEK:Haykırmak,zikir yapanların çıkardığı yüksek seler.(-)

HÖRÜKLEMEK:Balık sırtı yüklemek,haddinden fazla yüklemek.(-)

HUMAYIN:Kaput bezi.(-)

IDIDIKÇI:Az bir şeyden huylanıp kabul etmemek için bir sürü laf yapma.(-)

IĞIL IĞIL:Hamur kıvamı.(-)

IĞILDAMAK:Hamur kıvamında akmak.(-)

IHMAK:Kişi için düzelmek,yapılan zor işin rayına oturması.(+)

IHTIRMAK:Eşek deve gibi hayvanları yük yüklenecek şekilde yatırılması.(-)

IKIŞMAK:Verim artışı,aşırı çoğalma ,aşırı dolmak.(-)

ILDIR IŞIK:Apaydınlık.(-)

ILMIK:Çok olgun,yumuşak meyve.(-)

INŞAMAK:Bir şeyin yerinden oynaması.(-)

IRAMAK:Uzaklaşmak.(+)

IRGALANMAK:Sağa sola sallanmak.(+)

ISLI:Islak bekleyen ürün yada su içindeki ürün.(-)

ISMARIŞ:Ismarlanan şey.(-)

IŞMAR:Konuşmadan bir yeri işaret etmek.(+)

IZVANDUT:İri yarı insan için kullanılır.(-)

İBİK:Uç.(İbiğinden tut.)(+)

İCİCİK:Azıcık.(-)

İCİRİNİ KAÇIRMAK:Haddini aşmak,işin ucunu kaçırmak.(-)

İFLAKI SÖKÜLMEK:Bütün gücünü,sağlığını,sermayesini kaybetmek.(-)

İĞ:Uzun ve yuvarlak yün eğirme aracı.(+)

İĞE:Kaburga kemiği.(-)

İĞECEN:Kuru ot başağı.(-)

İHLAK OLMAK:İhya olmak,düzlüğe çıkmak iyi konuma gelmek.(-)

İKRARINI VERMEKTongueazarlıkta karşı tarafın istediği fiyatı vermek yada öğrenmek.(+,Ar.)

İLENMEK:Başkasının kötülüğünü istemek.(+)

İLİĞİ DAĞATİ ÜZMEKBig Grinağati,takati olabilir. Aşırı uzun süre bunalmak.(-)

İLİKBig Grinüğme.(+)

İLİŞMEK:Belaya b***şmak.(-,+)

İMBAL:Çok kısa ve ucu iğneli sopa.(-)

İNCE DALAN:Vücut yapısı ince olan.(+)

İNEMEK:Hayvanların k***klarını işaretlemek için hafiften kesmek,Hayvan ayırma izi.(-)

İNGİN İNMEK:Yüzün suratın hastalanıp şişmesi.(-)

İNGİN:Alçak yer,düşük kotta arazi.(-,+)

İRASET:Olgunluğa erme,vaktinin gelmesi,Ömrünün yetmesi.(-)

İRECEK:Sahur vakti.(-)

İRİŞKİN:Ermiş kimse,eren ,evliya.(-,+)

İRKİLMEK:Korkudan geriye doğru çekilir gibi yapmak.(+)

İRKİNTİ:Biriken.(+)

İRKMEK:Biriktirmek.(+)

İRMİYESİCE :İlenme sözü,eremiyesice,***şamıyasıca gibi anlamda.(-)

İRSEĞİ:Soğuk hissetmek,ayaz,buz kesmek.(elleri irseği gibi).(-)

İSEĞİ: Yanmakta olan odun tezek parçası .Ateşteki yanıcılar.(-)

İSSİK:Yoldaki çukurluk.(-)

İŞLİK:Gömlek.(+)

İTEĞİ:Hamurun üstüne örtülen bez.(+)

İTİŞMEK:Bir kişinin başkasıyla sürekli uğraşması,musallat olması.(-,+)

İTTİRSEĞİ:Vücutta çıkan kızarık ve şişkin yara.(-)

İVECEN:Acele eden kişi.(+)

İVET İVET:Acele acele.(-)

İVGİN:Acele olan iş.(-)

İVMEK:Acele etmek.(+)

KAÇGIN:Kaçak anlamında.(-)

KADAK:Küçük çivi.(-)

KADERLİK OLMA:Birinin hakkının yenmesi.(-)

KAĞŞAK:Malzemenin oynaması.(+)

KAHRINI ÇEKMEK:Başkasının derdini tasasını çekmek,yaşamak.(-)

KAHRİMEN:Kahır çeken.(-)

KAKILI-ÇAKILI:Var olan malın malzemenin çok miktarda olması.(-)

KAKIRDAK:Kuyruk yağının sızdırılıp kalan kuru yağ.(+)

KAKIŞTIRMAK:Emsalinin yanında bir diğerini kötülemek(-,+)

KALEMEK:Odunu yanacak şekilde üst üste k****k.(-)

KALGIMAK:Oynama,zıplama,sürekli sabit yerde hareket etmek.(+)

KANÇIKMAK:Kesilen hayvan etinde kanlı sopa izi.(-)

KANDIRAKÇI:Kandıran kimse.(-)

KANIRTMAÇ:Kanırmaya yarayan uzun ağaç,metal parçası.(-)

KANMAK:Susuzluk anında içilen suya doymak.(+)

KAPAMA:Suyun kaynaktan alınırken taştan yapılan örtü.(-,+)

KAPAŞMAKBig Grineliğin tamamen kapakla kapanması.(-)

KARADİKİ:Hayvan etinin yağsız eti.(-)

KARALTI:İnsan,hayvan sureti,gölgesi.(-)

KARAUYRA:Kara rüya,uykudan uyanamama,kıpırdayamama,nefes alamama.(-)

KARGIN:Tandır ekmeğinin yanık yada yenilmeyecek kadar pişmemiş hali.(-)

KARMA:Kepek,arpa kırması ve suyu karıştırarak yapılan hayvan yemi.(-,+)

KARMAK:Hayvanın yemi fazla yiyip iştahının kesilmesi.(-,+)

KARPİZİYA:Büyük çivi.(-)

KARSANBALIK:Kargaşa,karışıklık.(-)

KARTAĞIMAK:Kartlaşmak.(-)

KASIK DONU:Külot.(-)

KAŞBig Grinam çatı uç tarafı,saçak.(-,+)

KAŞMER:Rezil olan kişi için söylenir.(+)

KATINCI:Kendi hayvanının yanına,başka hayvan katanlar için söylenir.(-)

KAV:Az bir kıvılcımla yanmaya hazır kuru ot yada koyun yünü.(-,+)

KAVİLLEŞME:Sözleşme,anlaşma.(+)

KAVRAMA:Zayıf buğdayı orakla yolmak.(-,+)

KAVRAŞMAK:Ateşle odunun tutuşması,iki kişinin kapışması.(-)

KAVUZ:İri saman.(+)

KAYAĞAN:Yassı düz taş.(+)

KAYGANA:Yumurtalı cıvık hamurdan yapılan kızartma.(-)

KAYIM:Sağlamlık.(-)

KAYITTongueencere kalıbının takıldığı dış kalıp.(-,+)

KAYRAK:Bileğe taşı.(+)

KEHBig Grinoruk.(-)

KEKREMSİ:Tadı buruk,kisli su.(-)

KELEP:Saçların sıkı örülmesi,düğümlü örgü.(+)

KELERMEK:Küçüklerin büyüğüne kafa tutması.(-)

KELLEYİ KERTMEK:Maddi açıdan belirli bir seviyeye gelmek.(-)

KEM:Kötü gözler.(+,Far.)

KEMÇİRMEK:Açı çeken tiki sesi,birine çatan insanın bağırarak konuşması.(-)

KENER:İnce bir başörtüsü.(-)

KEPİLDETMEK:Gözünü açıp kapamak.(-)

KEPİR:Verimsiz kil toprak.(+)

KERME:Kalıpla dökülen tezek.(-)

KES:kuru otun saman hali.(-,+)

KESENE:Karı zararı içinde olan işin sorumluluğunu alma,işi yüklenmek.(+)

KESME:Bostanda karıklar topluluğu.(-)

KIĞ:Koyun keçi gübresinin kuruyup dağılması.(+)

KIĞIŞ:Koyun keçi gübresinin kurumuş hali.(-)

KILAĞI:Bıçak balta gibi aletlerin keskinliği,keskin kısmı.(+)

KINDIRGA:Çayırlarda biten ince,diken yapraklı çayır bitkisi.(-)

KIRAN:Ölümcül salgın hastalık.(+)

KIRKLIK:Koyun kırkmada kullanılan makas.(-)

KIRMA:Melez yada kırılmış arpa.(+)

KIRNA:Kıskanç.(-)

KIRNAV:Kedilerin kızgınlık zamanı.(+)

KIRS:Cimri,kıskanç anlamlarında.(-)

KISIRA ÇALMAK:Sütün yağını almadan yoğurda çalmak.(-)

KISSIK:Uç noktadaki köşe,dar alan.(-)

KITSAK ERMEK:Çok önceden olan olayı zar zor hatırlama.(-)

KIYNAÇ:Tandır pidesi.(-)

KIYNIZ:Hayvan boynuzu.(-)

KIZAN:Köpeklerin çiftleşme dönemi.(-,+)

KIZGAÇ:Tarlada genelde kumlu yerlerin su kaybedip ürünün yanık olması.(-)

KIZMIK:Hayvanların önünden artan iri saman.(-)

KİKİRDEMEK:Alçak sesle gülmek.(-)

KİPİR KİPİR:Gevreklik ölçüsü.(-)

KİRİMEK:Kendi kendine küsmek.(-)

KİRK:Gergin kaslı,sıkı yapılı olan.(-)

KİSBig Grinayanıksız ak kaya,kireç taşı.(-)

KOCACIK:Semerde urgan sarmaya yarayan çengel demir.(-)

KODAK:Büyük çuval.(-)

KODAZ:Çerik yarısı.(-)

KOLAN:Semeri eşeğin beline tutturmak için bağlanan ip.(+)

KOLTUK BAŞI:Buğdayın yavr***ması.(-,+)

KOLTUK:Arazide sırttaki düzlük anlamında.(+)

KOPTURMAK:Eşeği dört nala koşturmak.(-)

KOR:Kuvvetli meyve sebze kokusu,araması.(-)

KOR:Yanan odunun köz hali.(+)

KORU:Kökü çok kalın meşe.(-,+)

KORUK:Üzümün olmamış hali.(+)

KOTARMAK:İşi bitirmek,bir yerden bir yere aktarmak.(+)

KOYAK:Tepe çukuru.(+)

KÖM:Kömce ,bütünü, hepsi,tamamı anlamında.(-)

KÖP:Kağnıda kullanılan kalas.(-)

KÖPLEME:Kalas tipi damda kullanılan ağaç yada kerpiç hatılı.(-)

KÖREM:Oğlağın büyüğü.(-)

KÖRPE:Küçük çok küçük,taze yavru.(+)

KÖRSEĞİMEK:Işığın ferinin normalden az olması,yada azalarak kesilmesi.(-)

KÖS KÖS:Uyuşuk uyuşuk yürümek.(+)

KÖSSEĞİ:Yarı kül yarı ateş .(-)

KÖSÜREBig Grinoğal bileğe taşı.(-)

KÖTE:Ekmeğin yanığı.(-)

KÖTÜRÜM:Kötülemek,zayıflamak.(+)

KÖYGÖÇÜREN:Taban suyu yüksek arazide yetişen uzun ot.(+)

KUBARMAK:Büyük insanlarda,başkasına üstünlük sağlar gibi uzaktan görünmek.(+)

KULLAP:Kapılarda demir kancalı menteşe.(+,ar.)

KULPLAŞMAK:İki şahsın ortaklaşa tutarak,bir şeyi kaldırması.(-)

KURNATongueınar musluğu.(+,ar.)

KURNAMAK:Kedilerin ve köpeklerin yavr***ması .Çoğalmak anlamında da kullanılır.(-)

KURUM:Bacada duman kalıntısı.(+)

KUŞANMAK:Herhangi bir kayış,tüfek,gibi asılacak yada takılacak eşyaları,takınmak.(+)

KUYTU:Rüzgar almayan ,tenha yer.(+)

KUZ:Kuzey kuzeyde kalan,güneş görmeyen soğuk yer.(+)

KÜHÜR KÜHÜR:Sıcak havada esen serin rüzgar.(-)

KÜLLEĞİ:Tandırda alttan hava deliği.(-)

KÜLLÜKLEĞİ:Kül dökülen yer,küllük.(-)

KÜLÜNKBig Grinuvar ustalarının kullandığı küçük tokmak.(+,far.)

KÜLÜSTÜR:İşe yaramaz,eski eşya alet.(+)

KÜMBÜL:Şişman anlamında.(-)

KÜN:İnek koyun gübresinin kurursu,gübre olmuş hali.(-)

KÜPEÇİK:Küpün en küçüğü.(-)

KÜPEÇTETongueencerede,alt kenarı tutturmaya yarayan demir parçaları.(-)

KÜRE:Arı kovanı,arı kovanına benzeyen üstü düz uzanan dağ.(-,+,Ar.)

KÜRNEK:Koyunların sıcakta birbirine sokulması.(+)

KÜSKÜ:Tandır ateşini karıştırmaya yarayan uzun değnek.(+)

KÜT DÜŞMEK:Hasta olup iş görememek.(-)

KÜT:Ayakları tutmayan,yada ateşe düşen ekmek.(-,+)

KÜYDÜRMEK:Yere yakın atmak,fırlatmak.(-)

LAF AVURTLAMAK:Konuyu geçiştirmek için başka kon***ra geçmek.(-)

LIPALIP:Son haddine kadar doldurmak.(-)

MACAR:Yiğit ve genç tosun yada öküz .Macar tipi inekten gelme.(+)

MAÇÇALI:Hafiften kötülemek için söylenir.(-)

MADIRGA:En küçük usta çekici.(-)

MAFİR:Belli bir zaman sonra .Bir mahir sonra.(-,+,ar.)

MAĞALLAK:Ortalıkta,boşlukta kalmak.(-)

MALAMA:Sap samanın dağılması.(+,yun.)

MALİM OLMAK:Uzaktaki yada olacak olayı hissetmek.(+)

MAMİRBig Grinüzgün düzenli.(-)

MANÇBig Griniri pişen yiyecekler için fazla pişip mıcık mıcık olması.(-)

MANTI:Bıcağın sapsız hali.(-)

MAYASIR:Basur hastalığı.(+)

MAYASIZ:Maya katılmadan yapılan sarı ekmek,kete de derler.(-,+)

MAYISLAMAK:Koyu yeşil ot yiyen hayvanların cıvık dışkısı.(+,it.)

MAYLAŞMAK:Mayışmak,kendini koyu vermek.(-)

MAZARAT:Yaramazlık yapan çocuk,zarar veren haşere.(-)

MEĞERSİMEMEKBig Grineğer vermemek . Meğersimedi;beğenmedi,değer vermedi anlamında.(-)

MEHEL ALMAK:Kişiyi dikkate almamak,ilgi göstermemek.(-)

MERES:Köpek yaşı.(-)

MERTEKBig Grinamlarda kullanılan ince yuvarlak uzun ağaç.(+,er.)

MEŞOŞ:Saflaşmak,kafa döngünlüğü.(-)

MEVTAÇ:Muhtaç.(-)

MEZELEMEK:Başkasının söylediklerini alay ederek tekrarlamak.(-)

MINCIMAKBig Grinarbeyle ezilen insan eti.(-)

MİYMANATSIZ:Lüzumsuz,işe yaramaz.(yaptığı hareketle çirkinleşen)(-)

MÖHLÜZTonguearasız züğürt,uyuz anlamında.(-)

MUDARA ETMEK:İşi düşülen kişinin istenmeyen davranışlarına hoş görmek.(+)

MUDARADAN:Yukadan bir kattan ,umursamadan.(-)

MUHANET:Sevilen kişinin yaptığı,istenmeyen hareketlerde kullanılır.(-)

MUKUYAT OLMAK:Mukayet olmak,göz k***k olmak,korumak.(-)

MUSALLAT OLMAK:Hastalık yada tasanın kişiyi bırakmaması.(+,ar.)

MUSKA:Arazi kenarlarının düzgün olmayışı,muska gibi çapsız oluşu.(-,+,Ar.)

MUYLU:Kağnı tekerinde eksen başına çakılan ağaç kama.(+,Ar.)

MÜHİT:Bölge mıntıka.(-)

MÜRDÜK:Bezelyeye benzer yenen yabani bir bitki.(-)

NALINBig Grinüğünlerde geline alınan terlik.(+,Ar.)

NAVRAKSIZ:Yüz şekli çirkin ,kötü görünen.(-)

NAVRUZ:Susam görünümünde kardelen cinsinden nadide çiçek türü.(-)

NEŞAĞI:Nasıl ,nasıl yani.(-)

NODA:Aslı Loda’dır .Samanın savrulmaması için bastırarak toplanması.(+)

O DEĞİLDEN:Bir bahane ile olayın içine girme,yada salıklanmak.(-)

OD:Ateş,kor.(+)

OĞATÇA:Onatça,düzgün anlamında.(-)

OK ATMA:Taş odun ve bunun gibi malzemeler kullanılarak tarla pay etmek.(+)

OKLAVAÇ:Hamur açmaya yarayan yuvarlak tahta,oklava.(-)

OLUK:Çeşmeden akan suyun toplandığı yer.(+)

OMAÇ:Ekmeğin ufalanmış hali yada ufalanmış ekmekle yapılan yemek.(-)

ONDURMAK:İyi yönde herhangi bir alanda gelişme.(+)

ONMAK:İyi duruma gelmek.(+)

ORDAN AĞRI:Oradan aşağısı anlamında.(-)

OSMANLI:Gösterişli,gururlu yürüyen kadınlar için söylenir.(+)

OTURMAKÇI:Misafir.(-)

OYRAK:Koyunların yayıldığı otlak bölgesi.(-)

OYULGAMAK:Yamayı dikmek,bezi büzerek dikmek.(-)

ÖBCELENMEK:İşi doğru yapınca şımarma,cilvelenme(-).

ÖĞEÇ:Şişeğin büyüğü(-)

ÖĞÜMEK:Kusarken gırtlakta oluşan kasılmalar.(-)

ÖĞÜRE GELMEK:İneklerin kızgınlık hali.(-)

ÖKÇE:Saban demiri ile saban kolunu bağlamaya yarayan metal parça.(+)

ÖKÜZ HELVASITongueekmez un karışımı helva.(-)

ÖRME:Elle örülen hayvanlara takılan kalın ip.(-,+)

ÖRTÜ:Yatılacak yatak.(+)

ÖRÜM:Çobanların dağda gece koyunlarla kalması.(+)

ÖTE-BERİTongueazar yada bakkaldan alınan sebze gıda türü yiyecekler.(-)

ÖTÜREK:İnsan ve hayvanlarda ishal olmak,sulu dışkı.(-)

ÖZEK:Kalın pim.(-)

ÖZEMEK:Katı yoğurdu su katıp kaşıkla homojen olacak şekilde karıştırmak.(+)

PALİKE:Fabrika anlamında kullanılır.(-)

PARALAMAKTonguearçalamak yırtmak.(+)

PARPI:Tavan üstüne konan çamurdan yapılan yalıtım.(-)

PATAVATSIZ:Konuşma ve davranışları ile başkalarına zararı dokunması.(+)

PAVKIRMAK:Köpek havlaması.(+)

PEH:Bayır bağlarda su tutması için derin kazılan bağ üstü kanalları.(-)

PINABig Grineri parçası,sapan da taşı tutmaya yarayan deri parçası.(-)

PIT PIT:İnce bulgur.(-)

PİLİT:Meşe palamudu.(-)

PİNEKLEMEK:Tenha bir yerde durmak takılıp kalmak.(+)

PİNNİK:Kuytu,loş,dar mekan.(-)

PİRE ŞUFA:Kıl dokuma pantolon.(-)

PİŞKİR:Havlu.(-)

PİYİKTongueantolonda bacak arası kısım.(-)

PORSUKLAMAK:Su kanalında ağaç kökünün uzun ,ince kökü.(-)

PÖÇÜK:Koyunların kuyruk ucu.(+)

PÖĞREK:Çömlek tipi kısa su borusu.(-)

PÖRTLEMEK:Bir şeyin patlaması,dağılması.(Pörtlüyesice)insan için.(+)

PÖRTLETMEK:Üzümü toprakla karıştırıp kabarması.(-)

PÜR:Her dem yeşil ardıç yapısında küçük bitki.(+,far.)

SABAHIN ZAHRİ:Çok erken sabah vakti.(-)

SAÇAYAĞI:Kazanların altına konan üç ayaklı demir.(-)

SADALAMAK:Aceleci davranarak işi yarım yaylak yapmak.(-)

SAĞANBig Grinar yemek kabı.(-)

SAĞMAL:Sağılan hayvanlar için kullanılır.(-)

SAK:Uykunun sak olması,yani hafif uyku,uyanık,gözü açık olmak.(+)

SALIKLANMAK:Haber almak.(+)

SALIM:Salgın hastalık.(-)

SAPLICAN:Ani başlayan karın ağrısı.(-)

SARGIN:İki kişinin çok iyi anlaşması.(+)

SASI:Buruk tat,acı olmayan acılık.(+)

SATAŞMAKBig Grinalaşmak bela için çatmak.(+)

SAVAK:Oluk ve göl dolunca suyun akması için alttan açılan delik,zırnık.(+)

SAVAKLAMAK:Şaşırma anında şafaklayarak bakmak,şaşırma baş döngünlüğü.(-)

SAVIŞMAK:Sıvışmak,kaçmak,gitmek.(-)

SAVMAK:Meyve ağaçlarının meyve verimini bitirmesi.(-)

SAVUŞMAK:Uzaklaşmak,gitmek.(+)

SAYA:Koyun ağılının ön kısmına yapılan basit duvar yada çalıdan oluşan çiten,çevirme.(+)

SEFİL SERGEN:Ev işlerinin ve mutfak işlerinin hiç yapılmaması,dağınıklık.(-)

SEĞİRTMEK:Koşmak.(+)

SEĞRİMEK:Etin belirli bir bölgesinde titreme.(+)

SEHİMTonguearça,hisse.(+,Ar.)

SEKİ:Oturmak için yapılan yüksekçe toprak sedir.(+)

SELEBig Grinört parmak kalınlığındaki ölçü.(-,+,Ar.)

SEME:Kafası çalışmayan,saf anlamında.(-)

SEPETLEĞİ:Kaburga.(-)

SERPENEKBig Grinam boşluğu,teras kat.(-)

SIDIRMAK:Yarayı patlatıp iltihabını akıtmak.(-)

SIĞIR DİLİ:Tandır ekmeği.(-)

SIKKINCALIK:Kendi kendine sıkkınlık veren.(-)

SINAKLAMAK:Vuracak gibi eli kaldırmak.(-)

SINDIBig Grinişleri sındı gibi de;çok sağlam anlamında.(-,+)

SINMAK:Bozma,bozulma.(+)

SIRIM:Eti közlenecek şekilde enine yarım kesip yüzeyini genişletmek.(+)

SITKIYI SIYIRMAK:İlişkiyi alakayı kesmek.(-)

SIVAZLAMAK:Sırtı el ayası ile sıvamak.(+)

SIYIRGA:Tönğesiz buğday biçmek,ot biçer gibi dağıtarak biçmek.(-)

SIZDIRMAK:Kuyruk yağını eritip yağını çıkarmak.(+)

SİNMEK:Kuytu bir yere,yağmur ve rüzgarda saklanmak veya elbiselerin koku emmesi.(-,+)

SİNSİNBig Grinüğünlerde,gece ateş yakılıp ,davul eşliğinde oynanan oyun.(-)

SİRKE:Bitin yavr***ması,çoğalması.(+)

SİYEK:Erkek hayvanın diğerlerini cinsellikle rahatsız edip akıntısını b***ştırması.(-,+)

SİYEN SİYEN:Yağmurun çiseleyerek yağması.(-)

SİYİS:Büyük erkek oğlak.(-)

SİYMEK:Bir şeyin üzerine idrar yapmak,yada ince akıntı.(+)

SOKRANMAK:Kabullenilmeyen bir şeyi sessizce dile getirmek.(+)

SOKU:Çeşmeden akan suyun toplandığı yer.(+)

SOKUM:Yemek lokması.(+)

SOYA:Sol soğuk davranan,akrabaya uzak duran kimse.(-)

SOYKA:Kötüleme sözü;olayların içinde istenmeyen kişi,hayvanlar için kullanılır.(+,Bul.)

SÖĞENMEKBig Grinökülen toz,sıvı gibi şeylerin döküldüğü yere serpilmesi,kaplaması.(-)

SÖĞKENMEK:Üst üstte yada art arda gelmek,dola kalmak,yük yada ürünlerde kullanılır.(-)

SÖLDÜRTongueasaklı iş yapan kişi.(-)

SÖLPÜK:İş yapmayan yavaş hareket edenler için kullanılır.(+)

SÖVE:Kapı kasası.(+)

SÖVEN:Sepet örerken kenar destek ağacı.(+)

SUÇIKAĞI:Toprak üstündeki yaşartı,nem.(-)

SUMA:Yüzün şekli,çehresi.(-,+,yun.)

SUMSUK:Yumruk.(+)

SUNMAK:Yemeğe başlamak,alınan ilk lokma.(-,+)

SUSA:Asfalt yada anayol.(-)

SUSAKBig Grineğirmen ölçeği,yarımlağa onda biri.(-,+)

SÜNEŞİK:Elinden iş çıkmayan her şeye karışan kimse.(-)

SÜRĞÜÇ:B***şık yıkamada sünger yerine kullanılan bez.(-)

SÜT ÇALMAK:Sütü mayalamak.(-)

SÜYMEK:Çekilen ipin uzaması,sünmesi.(-)

SÜYÜM:İğneden geçirilen küçük boydaki ip.(+)

SÜZGÜ:Bulgurluk buğdayın toplu çadır içinde akar suyla yıkanması.(-,+)

ŞAHSI:İnsanın tipi yüz şekli anlamında.(+,Ar.)

ŞAK ŞAK:Büyük tesbih.(-)

ŞAK:Bölünen eşit parçadan birisi.(+,ar.)

ŞAKLAMAK:Eşit parçaya ayırmak.(-)

ŞAPLAK:Şamar.(-)

ŞARLAK:Şelale.(-)

ŞAŞMAZ:Maşrapa,plastik,su sızdırmayan tas.(-,+)

ŞEMAL:Şekli,görünüşü anlamında.(-)

ŞEMEN:Küçük kokulu kavun.(-)

ŞEMİK:Ayak bileğindeki yuvarlak kemik.(-)

ŞEVENK:Gece ışığın yansıması.(-)

ŞILLIK:açık saçık giyinen,saçı başı açık,süslü boyalı bayan.(+)

ŞİRAZEDEN ÇIKMAK:Kişinin normal davranışların dışında ters davranması.(+,Far.)

ŞİŞEK:Toklunun büyüğü.(+)

ŞİVEMEK:Arsız,kızgın kişileri zarar vermesin diye tavlamak.(-)

TAKAVİT:Tekavüt,emekli demek.(-)

TALAMAK:Tırtıl yeniği.(+)

TALAN OLMAK:Soyulmak,sıfıra çıkmak.(+,far.)

TASVİR:Resim.(+,ar.)

TAVLANDIRMAK:Hayvanı çilelendirmek,kesime gelecek şekilde etlendirmek.(+)

TAVSIMAK:Şiddetin geçmesi zayıflaması.(-)

TEBELLEŞ OLMAK:Olmadık yere başkası ile kötülük için uğraşmak.(+)

TECE MİLLET:Teşkilat,organizasyon,kalabalığı toplama.(-)

TEKE KOÇ KARI:Kasımın ilk haftası yağan ve koç katımı zamanı.(-)

TEMEK:Ahırda hayvan gübresinin atıldığı küçük delik,pencere.(+)

TEPSERMEK:Yaş olan yerin kuruması.(+)

TERMEĞİ:Üstü pullu deri hastalığı.(-)

TESLİK:Hayvan gübresinin toplandığı yer.(-)

TETİRİ:Eser miktarı,olmayan kalmayan miktarı.(-)

TEVEKKELE:Şansa bırakılan iş.(-)

TEVGE:Konuşurken güldürerek konuşmak.(-)

TEZGİRE:Küçük heğler için kullanılır.(-)

TIKIRDAK:Kuz***rın boynuna takılan küçük çan.(-)

TINGIR:Teneke.(-,+)

TIRSMAK:Sinmek,başkasından çekinmek.(+)

TIRTAN:Aşırı titiz,çabuk,her şeye kızan kişi.(-)

TİRİT:Kemikli etin haşlanıp tandır ekmeği üzerine dökülerek yapılan yemek.(-)

TİVTİK:Keçi yünü.(-)

TOKAÇ:Çamaşır yıkamaya yarayan ağaç parçası.(+)

TOKÇALANMAK:Ağlamaklı olmak.(-)

TOKMALAMAK:Hayvanlar için aşırı yiyip karnının şişmesi.(-)

TOKUR:Büyük kafalılık.(-)

TOMBAK:Topak,yuvarlak.(-,+,Fr.)

TOR TOR:Motosiklet.(-)

TORTU:Su dibine çökelen katı maddeler.(+,Far.)

TOVTAŞTIRMAK:İşleri toplamak,yoluna k****k.(-)

TÖHMET:Zan altında bırakmak.(+,Ar.)

TÖHMÜRÜK:Balgamlı öksürük,yada balgam.(-)

TÖKEL:Sökel,hasta anlamında,hasta hayvan.(-)

TÖNĞE:Buğdayı tırpanla biçerken,dayanıklı otlarla deste toplamaya yarar.(-)

TÖRSLEMEK:Sinirli kişiye,büyüklerin kızarak,sinirlenmesini engellemek,yatıştırmak.(-)

TÖZMEK:Zağmak,hızlı gitmek.(-)

TULKUMAK:şişmek,yüzün bir yanının şişmesi.(-)

TULUK:Yüz yapısı şiş olanlara verilen lakap yada ad.(-)

TULUM TALAŞ:Hakkı yenmiş gibi büyüğünün yanında sitem etmek.(-,+)

TUMMANBig Grinon ,pantolon.(-)

TUTACAK:Bezden yapılan,kazan tencere tutmaya yarayan,ikili bez.(-)

TÜNEK:Tavuk kümesi,ahırlarda hayvan gübresinin atıldığı delik.(+)

UÇKURBig Grinon,çinti bağlamada kullanılan ip.(+)

UÇUKBig Grinudakta çıkan şişkin yara.(-,+)

UD:Utanma ,çekinme (Misafire konan yemekte utanmamak için udumuz,ağırlansın denir)(-)

UDLANMAK:Utanmak.(-)

UĞRAĞA TUTULMAK:Cin çarpması,akli dengesini kaybetmesi.(-)

UĞRUN:Gizli .Uğrun uğrun.(+)

UĞRUNU KESMEK:Yürüyüş halinde büyüklerin önünden geçmek .Terbiyeye aykırı sayılır.(-)

UĞUT:Uğut olmakBig Grinağılmak .(çimlenmiş buğday kaynatılarak yapılan yemek).(+)

***K :Ek.(-,+)

***VAÇ:Tandır pidesi.(-)

UMMAK:Beklemek,beklenti.(-)

UNRA:Ekmek yapımında hamurun batırıldığı un.(-)

UYLUK:Yüzülen hayvanın kol ve bacaktan,ayrılan dört parçadan birisi.(+)

ÜĞÜNMEK:Toz toprağın yüksekten dökülmesi.(-)

ÜĞÜTLEMEK:Karışık olan bir şeyi parmaklar yardımı ile ayırmak,temizlemek.(-)

ÜLLÜZ:İnsan için saf,uyuz anlamında.(-)

ÜNNEMEK:Çağırmak,ismiyle seslenmek.(-)

ÜTMEK:Ağacı ateşte ısıtarak kabuğunu soymak.(ütülemek)(+)

ÜVENDERE:Çok uzun ucu iğneli öküz sopası.(-)

VELHASIL:Gayri,öyle anlamında.(-)

VEREV:Yanca,yada köşeden katlanacak şekilde virajlı anlamında.(+)

VETSİZTongueatavatsız acımasız kişi.(-)

VİRİH OĞUL:Kötü haber karşısında şaşırma.(-)

YABALDI:Saman atma aleti, yabanın küçüğü .(-)

YADIRGI:Belli olan bir topluluğa karışan yabancı.(-)

YAĞAZ(YANAZ):Aksi davranan kimse.(-)

YAĞLAÇ:Gözleme yağlamada kullanılan tavşan ayağı.(-)

YAĞLI AVGUNTongueınarlarda su toplama kazanı.(+)

YAĞRIK:Et kıyılan ağaç.(-)

YAL:Kepek su karışımı köpek yemeği.(+)

YALABIK:Çabuk hareket eden için kullanılır.(-,+)

YALAK:Sıvı şeyleri toplamak için yapılan küçük oyuk.(-)

YALBIRDAK:Lüzumsuz yere çok konuşmak.(-)

YALPA:Aksamak,tekerin dengesiz dönmesi.(+)

YALPAN:Tırpanla buğday biçilirken,tırpanın geniş çalınması.(-)

YANGILANMAK:Aşırı susamak.(+)

YANGIN ARDI:Tandır nöbetinde ilk sıra. Kor olur olmaz.(-)

YANGIN:Sevme,vurulma,kara sevda.(+)

YANIRBig Grinerinin kalınlaşması yada kalın kabuklu yara.(-)

YANIRLI:İnsan sırtı,sırtta kaburga kemiği üstü.(-)

YAREDENDEN:Yaradan dan ,anadan doğma,hiç kalmayan olmayan yada oluşmayan anlamında.(-)

YARIMLAĞA:16 Kğ. buğday ölçeği.(-)

YARMA:Buğdaydan yapılan çorba hammaddesi.(-,+)

YARSIMAK:Yapılan işe,yada görünüşüne hayran kalmak.(-)

YAŞAMA:Salon(-,+)

YAŞMAK:Bir tür baş örtüsü.(+)

YAŞMAK:Kağnıda donçağlarını sabitleyen delikli tahta.(+)

YAVAN:Yağı alınmış süt ürünü.(+)

YAVŞAK:Bit .(+)

YAYMAK:Hayvanları otlatmak.(+)

YAYNIKMAK:Av hayvanlarının,yuvasının bilindiğini anladığı an terk etmesi.(-)

YERİNMEK:Ezilmek,içerlemek(+)

YERMEK:Karalamak.(+)

YETİK:Yetkin yetişmiş,çocukluktan çıkmış.(-)

YIĞIN:Sap saman topluluğu.(+)

YILGIN:Bir işten yılmak,yılan kimse.(+)

YİDEK:Büyük koyun çenesi,çan.(-)

YİĞİDİKEN YIKIL:İlenme sözü,yiğitken yıkılmak,gücünü kaybetmek.(-)

YİKİNMEK:Bir hareketi yapacak gibi hareketlenmek,yapacak gibi teşebbüs etmek.(-)

YİLELEK:Aceleci,acele davranan.(-)

YİLGİN:Yelgin,acele eden kimse,hızlı ateşte hızlı pişen yemeğin pişmesi.(-)

YİRİLMEK:Bez türü şeylerin dilinerek yırtılması.(-)

YİTİRMEK:Emaneti yerine vermek,verilen işi layıkı ile yapmak.(-,+)

YİVELMEK:İnsan ve hayvan için zayıfken iyi olmak,üzerine gelmek,kilo almak.(-)

YOK SALIMA:Yoksa.(-)

YOL ÖRTMEK-VERMEK: Nişan ve düğünlerde davetiyesini vermek.(-)

YOLSUZ ÇIKMAKBig Grinüğün dernek gibi toplu ortamlara gitmeyen kişilere verilen ceza.(-)

YONŞA:Kızıl renkli toprak (boya toprağı)(-)

YORAZ:Hovarda,hovardalık yapan.(-)

YOSMA:Süslü kötü kadınlar için kullanılır.(+)

YOYMAK:Bilerek kaybetmek,uzaklaştırmak,sürmek.(-)

YOZ:Sağılmayan hayvanlar.(+)

YUKA:Yüzeye yakın,yüzeysel.(-)

YÜKSÜNMEK:Üşenmek,işi isteksiz yapmak.(+)

ZAĞAR:Zağan ,çok hızlı koşan küçük boylu köpek.(+)

ZAĞMAK:Çok hızlı kaçmak,uzaklaşmak.(-)

ZAHRA:Hayvanlara yedirilen buğday arpa türü yemler.(-)

ZEBELLAH:Çok iri yarı insan cüssesi.(-)

ZEBİLLİK:Etrafın yaş pis olması.(-)

ZEĞ:Limon tuzu.(-)

ZELVE:Boyundurukta bulunan,öküz boynuzunun geçtiği küçük değnek parçası.(+,yun.)

ZILDIRDAMAK:Yoğurt ve benzeri şeylerin köpürerek ekşimesi.(-)

ZINGILDAMAK:Yerin evin oynaması,deprem oynaması.(-,+)

ZIPÇIĞI ÇIKIK:Olaylara doğru yaklaşmayan,hal ve hareketleri normal olmayan.(-)

ZIR:Şımarık,haşarı,gereğinden fazla ses çıkaran insan ve hayvanlarda kullanılır.(+)

ZIRAVIT:İnsan cüssesinin kaba saba,iri yarı olması.(-)

ZIRNAŞIK:Zıtlaşarak şımarmak.(-)

ZIRNIKBig Grinuvar tipi şeylerdeki küçük delik.(-,+,far.)

ZOBU:İri yarı kimse.(-)

ZORLAK:Zorlamadan dolayı vücutta oluşan kızarıklıklar,şişlikler.(-)

ZORP OLUP GİRMEK:Zorla girmek.(-)

şive, şive nedir, şive ne demek, şive hakkında, şive ile ilgili bilgiler, şive bilgi, şive hakkında bilgi, şive ne demektir, şive anlamı, şive ile ilgili bilgi, şiveler, şive örnekleri, şivenin özellikleri, yöresel şiveler, şive türleri, şive çeşitleri, Şive nedir, Yöresel şiveler, yörenin şivesi, bölgesel şiveler, anadolu şivesi, şive nedir

Bu yazıda aradığınız konu yoksa soruyu yazın paylaşılsın ve eklensin