Tanzimat fermanı nedir yazısına puan ver :
1 Puan2 Puan3 Puan4 Puan5 Puan6 Puan7 Puan8 Puan9 Puan10 Puan | 8,54 / 10 | 26 kisi / 222 puan verdi.
Loading ... Loading ...
Bu siteyi beğendinmi?

Tanzimat fermanı nedir
Sultan Abdülmecit zamanında, 1839′da Gülhane Hattıhümayunu adıyla anılan bir fermanla ilan edilen, yönetimi iyileştirme tasarısı ve bu iyileştirmenin yapıldığı dönem.

Tanzimat Fermanının İlan Sebepleri:
1)-Avrupalı Devletlerin iç işlerimize karışmasına engel olmak.
2)-Mısır ve Boğazlar konusunda Avrupalı Devletlerin desteğini kazanmak.
3)-Devleti ve toplumu demokratik bir yapıya kavuşturma isteği.

Tanzimat XIX. y.y.da Osmanlı Devleti’nde yapılan ıslahat için kullanılan bir tâbir olup, aynı zamanda bu ıslahatın yapıldığı devri ifade eder. Tanzimat Fermanı, Topkapı Sarayı’nın Gülhane bahçesinde okunup ilân edilmesinden dolayı diğer bir adı da Gülhane Hatt-ı Hümâyunu’dur.

Tanzimat Fermanı Nedir
Tanzimât, Osmanlı İmparatorluğu’nda 1839 yılında Tanzimât Fermânı olarak bilinen Gülhane Hatt-ı Şerif-î’nin okunmasıyla başlayan modernleşme ve yenileşme döneminin adıdır Sözcük anlamı “düzenlemeler, reformlar” demektir Batı dillerinde genellikle Osmanlı Reformu (İng: the Ottoman Reform) deyimi kullanılmaktadır[1]

Tanzimât Dönemi 1876′da II Abdülhamit’in tahta çıkması ve Meşrutiyet’in ilânıyla sona ermiş kabul edilir Ancak genel anlamda Osmanlı Reformunun 1922′de Osmanlı Devletinin sona ermesine dek sürdüğü de söylenebilir

Tanzimât çağının önde gelen siyasi liderleri 1839-1855 döneminde Mustafa Reşit Paşa, 1850′lerin başından 1871′e kadar da Mehmed Emin Âli Paşa ve Keçecizade Fuat Paşa’dırFuat Paşa’nın 1868′de, Âli Paşa’nın 1871′de ölümünden sonra reform süreci krize girmiş ve uzun süren bir siyasi istikrarsızlık dönemi yaşanmıştır

Tanzimât’ın başlangıcı III Selim (1789-1807) veya II Mahmut (1808-1839) dönemine indirilebilir Birçok tarihçiye göre Yeniçeri Ocağı’nın 1826′da lağvı (Vaka-i Hayriye) reform hamlesinin asıl başlangıç noktasıdır

Tanzimat Fermanı Özellikleri
•En önemli özelliği padişahın yetkilerini sınırlandırması ve kanunların her gücün üstünde
olduğunun ifade edilmesidir
•Tanzimat FermanıAnayasacılığıa Ve Demokrasiye (hukuk devletine, yani hukukun üstünlüğü esasına
dayanan devlet anlayışına)geçişin (Batılaşmanın) ilk aşamasıdır
•Bu fermanın hazırlanmasında halkın bir rolü ve baskısı yoktur Padişah Abdülmecit,

Mustafa Reşid
Paşanın telkiniyle Mısır meselesinde Avrupa devletlerinin desteğini kazanmak için bu fermanı ilan etmiştir.

Tanzimat Fermanı
Tanzimat devrini başlatan ferman (03 KASIM 1839) Abdülmecid çok genc yaşta Osmanlı tahtına geçtiği vakit (1832-1861), kendisini iki güç iş bekliyordu: Mehmet Ali Paşa meselesi Osmanlı devlet yönetimine yeni bir düzen veme ihtiyacı.

Abdülmecid’in salatanatının ilk günlerinde Osmanlı Ordusu Nizip’te Mısır kuvvetlerine yenildi. Bunun hemen ardından Firari Ahmed Paşa bütün Osmanlı Donanmasını Mehmet Ali Paşa’ya teslim etti. Böylelikle Osmanlı devleti bir anda ordusuz ve donanmasız kaldı. Yeni padişah devletin kilit noktalarına güvendiği adamları getirdi.Ancak bunların arasında en çok güvendiği hariciye nazırı Mustafa Reşit paşa idi. Reşit Paşa Londra ve Paris büyük elçilikleri yapmıştı. Avrupa devletlerinin Osmanlılara karşı güttükleri siyaset hakkında geniş ve gerceklere dayanan bilgileri vardı. Avrupa’da bulunduğu sıralarda Fransa’da ve İngiltere’de meşrutiyet rejimini yakından görmüştü. Bu iki devlet Avrupa’daki liberal ülkeler blokunu meydana getiriyordu. Avusturya, Rusya ve Prusya ise tanrı hakları sistemine bağlıydı. Bu devletler öteden beri Osmanlıların düşmanıydı. Liberal bloktaki İngiltere ve Fransa ise Osmanlı ülkesinin toprak bütünlüğüne taraftar görünüyordu. Bu yüzden bu iki ülkeyle anlaşmak ve böylece Osmanlı devletini güçlendirmek fikri Mustafa Reşit Paşaya yatkın geldi. Reşid Paşa, bu fikrinin Tanzimatı Hayriye ile gercekleşeceğine inanıyordu. Xvııı. yüzyılın ilk yarılarında başlatılmış olan yenilik ve ıslahat hareketi tamamlanmış olacaktı
Tanzimatı Hayriye bir hattı hümayun şeklinde ilan olundu. Topkapı sarayının Marmara tarafındaki bahçede, Gülhane meydanında Mustafa Reşit Paşa yüksekça bir kürsüye çıkarak hattı hümayunu bizzat okudu (3 kasım 1839) . Bu münasebetle yapılan törende Sultan Abdülmecid, bütün vezirler, ulema, devletin ileri gelen memurları, ermeni ve rum patrikleri, yahudi hahamı, esnaf teşkilatı temsilcileri, elçiler ve kalabalık bir halk topluluğu hazır bulundu. Gülhane Hattı Hümayunu adı ile tarihegeçen bu fermanın met ni şöyle özetlene bilir:

Osmanlı devleti, kuruluşundan beri şeriata bağlı ve kudretli bir devletti. Fakat yüz elli yıldan beri, eski kudret ve zenginliğin yerin güçsüzlük veyoksulluk aldı. Şer’I kanunlarla yönetilmeyen ülkelerin kalamayacağı açık bir gerçek olduğundan tahta çıktığımız günden beri bütün düşüncemiz sırf memleketi kalkındırmak noktasında toplamıştır. Oysa devletimizin coğrafi yeri, verimli toprakları ve halkın kabiliyeti dikkate alınırsa Tanrı’nın yardımı ile dilediğimiz şeylerin gerçekleşeceği ortadadır.bu sebeple bundan böyle:

1) Devletin ve ülkenin yönetimi için bazı yeni kanunlar konulması gerekli görülmüştür. Bu kanunların esasları , can güvenliği , ırz , namus ve mülkiyetin korunması verginin tayini vegereken askerin toplanması ve hizmet süresi gibi hususlarda toplanır. Şöyle ki:

a)Dünyada can , ırz ve namustan daha aziz bir şey yoktur. Kişi , onları tehlikede görürse yaradılışı nasıl olursa olsun onları korumak için mutlaka harekete geçer. Bunun ise devlet ve memlekete ne kadar zararlı olacağı açıkça bellidir. Buna karşı şu da bir gerçektir ki , insan canından ve namusundan emin olursa doğruluktan ayrılmaz , işi gücü ile uğraşarak sadece devlete , millete yararlı olur;

b)Mal güvenliği olmaz ise hiç kimse devletine , milletine ısınamaz , ülkenin kalkınmasına ilgi duymaz ve sürekli bir kaygı içinde yaşar.Oysa şu bir gerçektir ki , malını güvenlik altına alan bir kimse , kendi işiyle uğraşır , işini genişletmeye çalışır , kendisinde devlet ve millet için çaba harcama gücü çoğalır vevatan sevgisi artar;

c)Vergilerin belirli olmasına gelince, bir devlet ülkesini korumak için asker bulumdurmak, bunun içinde gerekli masrafı yapmak zorundadır. Bu maraf ise tebanın verdiği vergiler ile sağlanır. Vergilerin adilane ve iyi tespit edilmesi gerektir. […] Bundan sonra herkesin emlakine ve kudretine uygun bir vergi tayin olunacak , kimseden gücün den fazla vergi alınmayacak, devletin kara , hava ve deniz askeri masrafları ve dğer bütün masraflar kanunla belirlenmiş sınırlar içinde yapılıcaktır;

ç)Asker meselesi de önemli meselelerdendir. Meleketi korumak için asker vermek halkın borcudur. Ancak şimdiye kadar bölgelerin nüfus çoğunluğu göz önüne alınmayarak kiminden çok kiminden az asker istenmekte , bu durum zıraat ve ticareti aksatmaktaydı. Öte yandan asker olanların ömürlerinin sonuna kadar bu görevde kalmaları kendilerini ümitsizliğe düşmelerine , soy soptan yoksun kalmalarına sebebiyet vermekteydi. Bundan dolayı şimdiden sonra bölgeden usulü dairesindeve makul bir oranda asker alınacak, askerlik süresi dört-beş yıl ile sınırlandırılacaktır.

2) Bu nizami kanunlar yapılmadıkça, kuvvetlenme, huzur ve kalkınma mümkün olamaz. Bundan sonra suçluların davalarına herkes açık olarak bakılacak, kimse hüküm verilmeyecek kimse hakkında gizli veya açık idam ve zehirlenme cezası uygulanmayacaktır. Hiç kimse başkasının ırz ve namusuna el uzatmayacak ve herkes mal ve mülkünne tam bir serbestlik ile malik ve mutasarrıf olacaktır.Kimse kimsenin işine karışmayacaktır.Bir suçlunun mirasçıları onnu adına cezalandırılamayacak, suçlunun malı devlet tarafından müsadere edilerek mirasçılar haklarından mahrum bırakılmayacaklardır;

3) Tebamız müslümanların ve diğer milletlerin (dini cemaat) bu müsadelerden istinasız yaralanmaları için can, ırz, namus ve mülkiyet maddelerinde, şeriat hükümleri uyarınca bütün yurt halkına tarafımızdan tam garanti verilmiştir;

4) Başka konularda da oy birliği ile karar verilmesi gerektiğinden Meclis-ı Ahkam-ı Adliye üyeleri luzümu kadar çoğaltılacak, vükelâ, devlet ricali belirli günlerde burada toplanacak, herkes düşüncelerini hiç çekinmeden serbestçe söyleyecek, can ve mal emniyeti ile vergi konusunda gerekli kararlar alınacaktır. Öte yandan askeri tazminat (tazminat-ı askeriye) de Bab-ı Seraskeri Dar-ı Şûrasında görüşülüp gerekli kanunlar çıkarılacaktır. Her kanun karara bağlandığında, hattı hûmayunumuzla onaylanmak üzere tarafımızdan arz olunacaktır;

5) Şeriata uygun olan bu kanunlar, anacak din, devlet, mülk ve milleti kalkındırmak için korunacaktır. Bu prensibe aykırı hareket edilmeyeceği yolunda tarafımızdan and ve misak olunacak ve ayrıca Hırka-ı Şerif odasında bütün ûlema ve vûkelâ tanrı adına yemin edeceklerdir. Bu sebeple ûlema ve vûzerandan kim olursa olsun şer’i kanunlara uymayanlar, hatır- gönül ve rütbeye bakılmaksızın ceza göreceklerdir. Bunun için özel bir ceza kanunamesi düzenlenecektir. Şimdiki durumda bütün memurların maaşlaı yeterlidir, olmayanlarınki de ayarlanacaktır. Rüşvetin önüne geçilebilmesi için gerekli bütün tedbirler alınacaktır;

6) Açıklana husular, eski usulünü tamamen değiştirip yenileştirme demek olacağından, bu irade-ı şahnemiz İstanbul halkına ve bütün imparatorluk halkına ilân edilerek duyurulacağı gibi, dost devletlerin İstanbul’daki elçilerinede resmen bildirilecektir.
Huk. Gülhane hattı , hukuki yönden büyük önem taşır. Bir “otolimitasyon” (kendi kendini sınırlama) olan bu fermanla, padişah kendi yetkilerini sınırlamakta ve bundan sonra hareketlerinin takdir değil önceden konulan hukuk kuralları ile bağlı olacağını taahüd etmektedir. Fermanın muhtevası tetkik edilince güvenlik ve haklara ait garantilerle bunların gerçekleşebilmesi gayesini güden ceza ve usul prensiplerine ve idari ıslahatlarla ilgili birtakım tedbirlere rastlanır. Her derecedeki memurlar için, bu taahüdün müeyyidesi olarak ceza-ı müeyyideler vardır; padişah ise dini ve ahlaki bir müeyyide olan bir yeminle bağlıdır.

Tanzimat fermanı, Tanzimat fermanı nedir, Tanzimat fermani nedir, Tanzimat fermanı hakkında bilgiler, Tanzimat fermanı ile ilgili bilgi, Tanzimat nedir

Bu yazıda aradığınız konu yoksa soruyu yazın paylaşılsın ve eklensin