Yol ile ilgili deyimler yazısına puan ver :
1 Puan2 Puan3 Puan4 Puan5 Puan6 Puan7 Puan8 Puan9 Puan10 Puan | 6,40 / 10 | 5 kisi / 32 puan verdi.
Loading ... Loading ...
Bu siteyi beğendinmi?

Yol ile ilgili deyimler
Yol almak :
1. Çıkılan yolda ilerlemek.”Bir saatte epey yol alırız.”
2. Mesleğinde ilerlemek.”Kaynakçılığa başlayalı çok olmadı ama oldukça yol aldı.”

Yol açmak :
1. Yeni bir yol yapmak.
2. Herhangi bir sebepten ötürü kapanmış yolu açmak, geçilir duruma getirmek.
3. Birinin geçmesi için kenara çekilip geçme önceliği tanımak.
4. Bir olayın başlamasına sebep olmak, öncülük etmek.”Onun bu çıkışı özgürlük hareketinin başlamasına yol açtı.”

Yoldan çıkmak :
1. Bir taşıt bir sebeple yolundan ayrılmak, gitmez olmak.
2. Kötü yola sapmak, doğru yoldan ayrılmak, azgınlığa düşmek.”Komşunun çocuğu iyice yoldan çıkmış, ne yaptığını bilmiyor.”

Yol göstermek :
1. Rehberlik etmek, yolu bilmeyene tarif etmek, nasıl gidileceğini anlatmak.
2. Nasıl davranılacağını, ne yapılacağını öğretmek.”Benim elimden bir şey gelmez, patrona git, o bir yol gösterir sana.”

Yol kesmek :
1. Birinin geçmesine engel olmak.
2. Issız yerlerde, yollarda soygunculuk yapmak.”Düğün alayının yolunu kesmiş eşkıyalar.”

Yol iz bilmemek :
1. Bulunduğu yerde yabancı olup gideceği yolu ve yeri bilmemek.
2. Görgüsüz davranmak.

Yoluna çıkmak :
1. Karşılamaya gitmek.
2. Yolda karşısına çıkmak.”Bütün kasaba halkı yeni gelen kaymakamın yoluna çıkmıştı.”

Yolunu bulmak :
1. Kanunî olmayan yollardan kazanç sağlamak.
2. Çözüme ulaşmak, gereken çareyi bulmak.”Onu razı etmenin yolunu buldum, çabuk benimle gel.”

Yola çıkmak: Bir yere gitmek üzere bulunduğu yerden ayrılmak.”Sabah erkenden yola çıkacaklarmış.”

Yola düşmek: Bir zorunluluk sebebiyle yola çıkmak, yol almaya başlamak.”Çabuk olun, onlar yola düşmüşlerdir bile.”

Yola gelmek: Ters tutumunu düzeltmek, uslanmak, istenilen biçimdeki davranışı kabul etmek.”Kaygılanma, eninde sonunda yola gelecektir.”

Yola getirmek: Birinin bir konudaki ters tutumunu düzeltmek.

Yol aramak: Bir meseleye çare bulmaya çalışmak, imkân aramak.”Bu çıkmazdan kurtulmak için bir yol arıyoruz fakat bulamıyoruz.”

Yol bulmak: Bir çözüm, bir çare bulmak.”İnşallah bir yolunu bulur, öderiz borcumuzu.”

Yoldan kalmak: Gitmek istediği yere gidememek, alıkonmak, bir engel dolayısıyla gecikmek.”Çekilin önümüzden, bizi biraz daha oyalarsanız yoldan kalacağız.”

Yol geçen hanı: Hemen herkesin girip çıktığı, uğradığı yer.”Sanki bu ev yol geçen hanı, hiç mi rahat etmeyeceğiz kendi evimizde!”

Yol tutmak: Yaşayışını inandığı, doğru bildiği bir düzende sürdürmek.”Sen de kendine özgü bir yol tuttun demek!”

Yolu (ayağı) düşmek: Yolu üzerinde bulunan o yerden geçmesi gerekmek; o yer, yolu üzerinde bulunmak.”Sizin köye de yolum düştü, babanı gördüm, sana selâm söyledi.”

Yoluna (rayına) girmek: İstenilen biçimi almak, gerekli olan şekilde gelişmek.

Yoluna koymak: Bir işi olumlu bir duruma sokmak, istenilen şekle getirmek.”İşlerini kısa zamanda yoluna koymayı başardı.”

Yolunu beklemek: Gelmesini beklemek.”Az yolunu beklemedi oğlunun.”

Yolunu kaybetmek: Hangi yoldan gideceğini bilememek, şaşırmak.”Çocuklar yollarını kaybetmişler, tam aksi yönde ilerliyorlardı.”

Yolunu sapıtmak: Kötü yola düşmek, doğru yoldan ayrılmak.”Yolunu sapıtmış şu adamı Allah` tan başka kim doğru yola getirebilir?”

Yolunu yapmak: Bir işi olumlu sonuca ulaştıracak ya da mümkün kılacak girişimde bulunup hazırlık yapmak veya tedbir almak.

Yolu tutmak: Bir yoldan kimseyi geçirmeyecek biçimde düzen kurmak.”Askerler tam teçhizatlı yolu tutmuşlar, bekliyorlardı.”

Yol yordam: Bir şey, davranış ya da yapışın usul ve kuralları.”Madem yol yordam bilmezsin neden kalkışırsın böyle bir işe.”

Yol, Yol ile ilgili deyim, Yol ilgili deyimler, Yol hakkında deyimler, Yol hakkında deyim, Yol hakkında sözler, Yol ile ilgili sözler,

Bu yazıda aradığınız konu yoksa soruyu yazın paylaşılsın ve eklensin